yaklaşımlarÖzkan YıkıcıJaponya’dan uyarıların gölgesinde – Özkan Yıkıcı

Japonya’dan uyarıların gölgesinde – Özkan Yıkıcı

Zaman zaman ben de şu yanılgıya düşerim: yazdığım konuda sanki karşımdaki gereken bazı önemli bilgileri bilir gibi davranıuyorum. Uzaktan yapılan bir açıkılamayı bilip, buradaki mesajı da alabilecek düşünceye sahip kılındığına inanç getiriyorum. Genellikle karşımızdakini hem iyi analiz edip, hem de görüşünü doğru yakalarken, onun ters düzeyde gelişmelerin farkında olduğu yanılgısına da düşme paradoksunu da yaşadığım oluyor. Böylelikle, bazen karşımızdaki bilmediği halde bilir gibi davranışına, biliyor kanatkarlığı ile tartışmaya yoğunlaşırız. Şu tehlikeyi bilip de pratikte düştüğümüz oluyor: karşımızdakinin farkında olmadığı halde farkındaymış gibi davranıp onun cihaletle davranıp, gerçeklerden uzak bilinçlenme yanılsamasını göz ardı ederiz. Nitekim, birçok konuda klişeler veya yerel hamasetle oluşan düşünce sonucu karşıtın ne derse desin, “düşmanca” denilip ret edilen içteki faşizmin ve cihaletin dışa vuruşunu, çoğukez, anlamadan kısır döngü tartışmasına gireriz. Uzaktan yapılan ve direk bizimle de alakalı konuları “bize ne” deme ötelenmesi veya hiç bilmeme tutumları hep bizi sıkıştırılp, gerçeklerin aktarılmasında oldukça tehlikeli duruma düşürmektedir.

Konuyu son günlerin dünyaca önemli açıklamaları ve direk bize dokunan konuyla geliştirelim: Japonya denilince akla çok önemli kültürel nedenlerle oluşan siyasal tutumlar akla gelir. Hele de hatalar karşısında imtihar olayı veya disiplin deyerleri dünyada istenmese de konuşulur. Fukuşuma nükler santral felaketi ise ülkenin düşünce kültürüne oldukça deprem denecek etkiyi yaptı. Depremler karşısında zarar görmeyen, Tusunamide debelirli derecenin üstüne gitmeyen doğa afetleri sonrası, Nükler santraldaki Fukuyomadaki arızayla oluşan tahribat ve yıkımın oldukça ağır olması, ülkede birçok deyerin yerlebir olmasını getirdi. Fukuyoma Nükler santrali onca yeni teknolojiye ve korumaya karşın, Deprem ve Tusunamide yediği darbeyle oluştuğu yıkım, Japonyada epey etki yaratı. Doğal Afet övgülü Japonya gidip, yerine yeniden sorgulayan Japonya esmeye başladı.

Son haftalarda, Japonyanın eski başbakanları, peşpeşe özürlerle uyarıların dolu dolu olduğu açıklamalar yapmaya başladı. Deprem dönemindeki başbakan dahi eski beş başbakan dünyaya mesaj verecek açıklamalar yaptılar. Nükler santralerin tehlikeli olduğu, oldukça felaket getirdikleri, söylenen övgülerin aslında zararlarının çok daha fazla etki yaptığı açıklamalarını ardarda sıraladılar. Dünyaya, Nükler santrallerden vazgeçmelerini istedi. Elbet, Japonyanın Türkiyedeki Sinop nükler santralini de yapacağı düşünülürse, bunun da yapılmamasını söylemeleri tuhaf gelmeyecekti. Öyle de oldu.

Japonya, direk gelişmiş teknolojisiyle, yapındaki disiplinli denetimine karşın, yaşadığı Fukuyşumo santral felaketiyle oluşturulan en tehlikesiz santral enerjili kuramı birden parçalanıp yerlere savruldu. Japonların atom bonbası deneyimi ile Hiroşima ve Nagazaki faciyası sonrası anti Nükler silah konusundaki tutumları da malumumuzdur. Japonlar, aslında enerji krekabetindeki önemli bir bölümün “nükler enerji” alanındaki yaşanan zararlarıyla alınan acı ders sonrası, politikacıların itirafıyla gündeme geliyor. Doğal ve yeşil enerji yönelişinin de savunucuları durumuna geliyorlar. Enerji tekelerinin dünya politikasındaki yeri, son dönemdeki kendi araralarındaki rebaketle artan olumsuzlukların görmezden gelişi, Japonyanın Nükler enerji zararıyla, asavunulan en temiz ve telikesiz enerji masalını gerçekler bozuyordu. Birden, süsle cam darmadağın olup yerlere dağıldı. Sağllam olmadığı anlaşıldı.

Sadece olay anında deyil, nükler sızıntıyla uzun vadeli doğal katliyamdan tutun insanların sağlık bozulmalarına varan zararlar oluşturuluyor. Sadece anlık deyil, zamana yayılan tehlikeri de nükler güç sağlamaktadır. Japonya bunun müzeleşmiş bazı kanıtlarıyla hayat ta ayaktadır.

Peki biz neden mi ilgilendiriyor: Tam da Japonyadan başbakanlardan gelen özeleştiriler ve uyarılar dünyaya yayılırken, tam dibimizde Türkiyede, denizin karşı tarafında Mersinin Akkuyu nükler santralinin üçüncü ünitesi töreni yapılıyordu. Erdoğan ve Putinin şov politik yayılımı sanal medya birlikteliğinde gerçekleşiyordu. Oysa, Mersindeki Akkuyu santralinin deprem fay hattı civarında olduğu, deprem olasılığının gerçek halinin de düşünüldüğünde, daha ilk baştan, burada böylesi santralin tehlikeli olduğunun temel işaretidir. Hem NÜkler santrral tehlikelerinin şideti hem de deprem bölgesindeki fay hat gerçeği, olayın burada olmasının tehlikelelrini kanıtlamaktadır. Mersinin, karşı tarafta olması. Adamıza yakın oluşu, aradaki deniz mesafesinin de az durumda gerçeği, en ufak nükler santral sızıntısının adamızı  vuracağı kesin. Bir anlamda, Kıbrıs halkının Mersin santral tehlikesini görüp tavır koyması bölge halklarının birlikte buna karşı direnç göstermesi şartın da ötesinde olduğu kesindir. Üstelik, kısa zaman önce kimine göre deney, kimine göre de arıza sonucu oluşan patlamanın, bölge halkındaki sarsıntısı da yaşannan ilk mesaj gibi geldi.****

Ne diyordu beş Japon başbakanı: “Nükler santrraler denildiği gibi temiz enerji ve güvence dyeildir* en ufak arızada zamana yayılacak uzun zararlar oluşturur. Biz yanıldık ve bedelini ödüyoruz. Bunu dikate alın. Vaz geçin. Üstelik, nükler santralin bir de kirli enerji artıklarının koruması var ki buda temiz oluşunu örtmeye yetiyor” diye özetlenecek açıklamaları peşpeşe yaptılar. Ayni anda, Mersinin Akkuyu santralinin üçüncü ünitesi de temeli atılıordu. Büyük şovla gerçekleştirildi. Bu ikili tutum elbet düşündürücüdür. Japonya tarihe nükler denilen silah ve enerji konusunda bedel ödeyen ülkedir. Birincisi, dünyaya mesaj verilmek için atılan atom bonbaları, ötekisi sağlam enerjidir dneilip kurulan nükler santraldır. Her ikisinin de kalıntıları epey zamana yaılacak gibidir. Japon başbakanları kendi günahlarını da ekleyip, hata yapıklarını kabullenip bunu itiraf ediyor. Dünya mesajı alır mı: bilmem. Çünkü, gerçekten güçlü nükler enerjili sermaye vardır. Ayni şekilde devletler de bunu destekliyor. Nükler santraldan nükler silaha hayal edip fırsat kulanmayı da beyinlerinde olanlar da mevcut. Net olan, Nükler santral arızalarının inanılmaz yıkımları oldu. Ratyoaktif yayılmaları ve çevrelerdeki hasarla yıllarca insanlığı kırıp geçirmektedir. Ukrayna, Japonya bunun en net örneklridir.

Japonya başbakanları, başka ülke liderlerinin pek yapmadığı hem de tarihi günlerin içinde itirafla dünyaya uyarılarını yaptılar. Kendi kabahatlerini de ekleyerek Nüklerin nedenli tehlikeli ve yanıltıcı olduğunu ünvanlarını kulanıp açıkladılar. Belli ki birçok kesim bunu duymak istemedi. Seçenekleri de olan enerjide ısrarla tehlikeli mayınlı alanlarda dolaşmanın hırsının da gerekçesi kar ve güçtü. Bunu da bilelim. Tüm yanlışlarına karşın, Japonya başbakanlarının itirafları dahi bence önemlidir. Yeter ki bu gerçeklerle insanlık yüzleşip gerekeni yapmaya karar versin. Yarın gerçekten çok geç kalınacaktır. Mersinde resmen deprem fay hat üzerinde nükler santral kelimeleri de oldukça korkutucu olmaya yetiyor Bakalım Kıkbrısta karşılık ne zaman bulacak?


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: İzlanda halkı AB ile görüşmelere hayır dedi

Bizde pek konuşulmadı. Zaten çoğu konu resmi duruştan toplumsal...

Özkan Yıkıcı yazdı: Geliyorken gelen: ancak hâlâ kabullenmeyen gerçek

Şu anda Karpaz’dayım. Yağmur sıkça yağıyor. Dün geceye doğru...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hey gidi Almanya hey!

Bana birisi, onca gündemi varken, dünyada konuşulur, bizde algılarla...

Özkan Yıkıcı yazdı: Nem kapmadan dokunmak

Kıbrıs penceresinden, gün gecikmeye kavuşurken, şöylesine bir Kıbrıs-Türkiye gelişmelerine...

Özkan Yıkıcı yazdı: İngiliz’de oyun bitmez!

Kıbrıs deneyimlerimiz bize öğretti ki gerçekten İngiltere'nin siyasi oyunları...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
930AboneAbone Ol

Son eklenenler

George Koumoullis yazdı: Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kronik ikiyüzlülüğü: Doros Loizou, Tasos Isaak ve Solomos Solomu cinayetleri

Üç cinayetin özeti, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yüzleşmekten kaçındığı bir gerçeğin...

Marios Epaminondas yazdı: Şehir Surlardan Çıkıyor

Bir asır önce yaratılmasından bu yana Lefkoşa'nın canlı bir...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Türg Hegemonya İnşasında; Türkiya’nın Paralı Ordusu SADAT

Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. (SADAT)...

Özkan Yıkıcı yazdı: İzlanda halkı AB ile görüşmelere hayır dedi

Bizde pek konuşulmadı. Zaten çoğu konu resmi duruştan toplumsal...

Taner Akçam yazdı: Wo warst du? Sen neredeydin?

‘Wo warst Du?’ – ‘Sen Neredeydin’ 1968 Alman gençlik...

Ecehan Balta yazdı: Nepal felaketi bize ne anlatıyor?

Nepal ile Tibet sınırında yaşanan son sel felaketi, ekolojik...

Neşe Yaşın yazdı: Ver elini Eylül

Bazen insan öylesine yoğun bir iletişim ve duygu skalası...

Niyazi Kızılyürek yazdı: “Hafıza savaşı” ve geçmişin çarmıhına çakılmak!

Bir “Hafıza Savaşının” içindeyiz. Savaşçı neferler her gün her...

Canlı yayın