Kıbrıs iktibasNeşe Yaşınİnsanlık devrimi - Neşe Yaşın

İnsanlık devrimi – Neşe Yaşın

Orjinal yazının kaynağıyeniduzen.com
Kategori:

Öylesi bir döneme tanık oluyoruz ki kötü, yalan, sahte, zulüm ve şu an aklıma gelmeyen bazı başka olumsuzluklar adeta norm haline gelmiş. Bir yanda Filistin dehşetini yaratan Netenyahu vahşeti, Amerika’da Trump farsı, Putin ve Erdoğan’ın sınır tanımaz pervasızlıkları diğer yanda. Ne yapsan fayda etmiyor duygusu güçlü bir biçimde hissediliyor. İyilik cephesi her yolu denese de çözüm yok hissi egemen. Sokaklar dolup taşıyor, uluslararası hukukun kapısı çalınıyor, imzalar toplanıyor, yetmedi gemilere binilip kapıya dayanılıyor, yollara düşülüyor, sınırlar zorlanıyor. Olmuyor, olmuyor. Kötülük ne kadar çirkinleşirsem o kadar kazanırım mantığı içinde adeta. Bu Kıbrıs’a da sirayet etmiş durumda. Büyük bir aymazlıkla tutuklanıyor insanlar. Öylesi büyük bir adaletsizlik ki nutku tutuluyor insanın.

İnsan yalnızca insana karşı yapmıyor bunu. Kendisini egemen kıldığı yerkürede bitkiyi, ağacı, denizi, nehri, börtü böceği mahvetmek için elinden geleni yapıyor. Bir yıkım, obez bir aymazlık, hodkamlık çağı bu.

Gözle görülü bu kötülük neden geriletemiyor. Bu liderlerin tümü seçimle iş başına gelmişler sonuç olarak. Sorgulanması gereken seçim sistemlerinin garabeti, seçim kampanyalarındaki manipülatif kötülük ve göz boyamalar belki de. Belki de kirlenmiş, kirletilmiş, ideolojik aygıtlar tarafında manifaktüre edilmiş insanlık esas sorun. Yapay zekâ alametine binmiş son sürat kıyamete giden bir dünya mı yoksa şahit olduğumuz?

Enseyi karartmamak gerek elbette. Eylem içinde olmak iyimser yapar insanı. Direnmek, daha çok direnmek, sahtenin ipliğini pazara çıkarmak önemli. Hayatın her alanına sirayet etmiş şiddet, inkâr ve sevgisizliği küçük birimlerimizden, mikro kozmoslarımızdan başlayarak alt etmeliyiz belki de. Global ya da ülkesel meseleleri eleştirirken bazı adaletsizlik modellerini kendi küçük dünyalarımız içinde kopyaladığımızın farkına varmıyoruz kimi zaman. Özlediğimiz dünya uzak belki ama ütopyamız durduğu yerden ışığını saçar bize, bazı ilkeler ve değerler önerir. Arkadaşlarımıza, çevremize, komşularımıza, hemşerilerimize, ağaca, hayvana, çiçeğe nasıl davranıyoruz örneğin. Küçük birimlerimiz içinde adil miyiz, başkalarının esenliğini düşünüyor muyuz? Bütün bunlar çok önemli. Adalet duygusu bireyde başlıyor. Kolektif için talep edilen adalette bireysel bir değer ve davranış biçimi de olabilmeli.

Bunca umursamazlık içinde karbon ayak izini küçültme meselesini çok abartan bir genç kadının hikayesine şahit olmuştum yıllar önce Berlin’de. Bir çeşit eksantriklik, meczupluk, obsesyon gibi gelmişti ilk bakışta, biraz öyleydi belki de… Mesele bütün bunların kitlesel pratikler haline gelebilmesi, bir seferberlik halinde dünyanın gidişatına sahip çıkabilmek. Eskiden kendi evinin önünü süpürmek klişesi vardı çünkü insanlar önü süpürülebilecek evlerde yaşıyorlardı; bir süredir işitilmiyor bu çünkü artık başka bir yer dünya. İnsan kendi içini temizleyebilir, kötülükten, adaletsizlikten arındırabilir ama. Bunun bazı yöntemleri var.

Kendi evimizle, bahçemizle, içimizle ilgilensek ne olacak diyebilirsiniz. Her an tepemize bombalar yağabilir ya da bir yangında, insan eliyle getirilmiş felakette her şeyimizi kaybedebiliriz. Her an bireysel özgürlüğümüz elimizden alınabilir. Bir kolektif içinde mücadele etmekten başka çare yok. İşte zurnanın zırt dediği yer burası. Kolektifler içinde var olmayı becermiyoruz. Kavga ediyoruz oralarda, hırslarımız, hınçlarımız, bireysel hesaplarımız galip geliyor. Çatışma kültürü iliklerimize kadar sirayet etmiş durumda. Küresel adaletsizliklerin bir bölümü kendi içimizde de var. Hiyerarşik algılar, gizli ırkçılık ve ayrımcılıklar, ötekileştirmeler, adaletsizlikler kendi içimizde öncelikle. Hepimiz örselenmişiz, insan olabilmenin doğal zaafları içindeyiz belki ama bunları sorgulayıp değiştirecek zekâ ve birikime de sahibiz.

İşte hendek işte deve zamanları değil artık bu. Hendekleri nasıl aşabileceğimizi çoktan keşfetmişiz. Bilimsel bulguların hızı baş döndürücü. Sorun şu ki tarih boyunca her bilimsel buluş hem iyilik hem de kötülük için kullanılagelmiş. O zaman esas sorun insanın içini düzeltmede. Bunun için yola çıkan dinler kötülük ve sahteliğin örgütleyicisi olabilmişler. Kurtarıcı ne derken yine aynı şey geliyor aklıma. Entelektüel düşüncenin en üst sınırından hareket edebilen sanat. Bizi iliklerimize kadar titretebilecek, içimizdeki güzeli ve adaleti tetikleyebilecek sanatın gücü. Esir düşmüş, yenilmiş, pazara entegre olmuş sanatçı değil sözünü ettiğim; yeni bir insanlık devrimini gerçekleştirebilecek olan.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Neşe Yaşın yazdı: Barışın Vakanüvistine Veda

İstanbul’da acı içinde Sevgül’ün cenazesini izlerken bunu bir kez...

Neşe Yaşın yazdı: Bir gün iyilik kazanacak

Hayretler içinde kalıp müdahale edemediğimiz pek çok baskıcı durumla...

Esas galip – Neşe Yaşın

Her günün bir iç müziği var. Bazen sabitleyemezsin bu...

İsyancıların yenilgiler tarihi – Neşe Yaşın

Bizim adımıza karar veren eril figürler; sert bakışlarla bizi...

Kıbrıs’ın bütün umutsuzları birleşiniz! – Neşe Yaşın

Biz ve onlar ikilemi sonsuza kadar sürecek bir çözümsüzlük...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,929TakipçilerTakip Et
891AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Son gündemleşmelerle birlikte Kıbrıs ve NATO güncelliği

Sabahleyin yerel gazetelere bakınca iki konu ağırlıktaydı. NATO zirvesi...

Yusuf Karadaş yazdı: NATO zirvesi ve gözleri bağlı vatan!

Toplumcu edebiyatımızın önemli isimlerinden Adnan Özyalçıner, bir öykü kitabına...

Ahmet Cavit An yazdı: Kıbrıs ve NATO

300 yıldan fazla Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetiminde kalan Kıbrıs adası,...

Şener Elcil yazdı: Çamaşır Makinesi Sendikacıları

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, ABD Başkanı Donald Trump ile Beyaz Saray’da yaptığı son toplantıda “Siz,...

Umut Can Fırtına yazdı: Trump istedi, Infantino kırmızı kartı kaldırdı: Sana iltimas bitmez bende

Uluslararası kurumların bağımsızlığı ve tarafsızlığı her geçen gün daha...

Aykut Çoban yazdı: Antalya COP31’de ne mavi ne yeşil, kızıl bölge

İklim Değişikliği Sözleşmesi’ne taraf ülkeleri, kararlar almak için her yıl...

Özge Güneş yazdı: Güvensizlik, kâr ve refah talebi arasında

NATO Liderler Zirvesi uluslararası basında transatlantik ittifakın modern tarihindeki en...

Volkan Yaraşır yazdı: Küba Devrimi ve Barbudos’lar

20. yüzyılın en sarsıcı ve en özgün devrimlerinden biri...

Canlı yayın