Kıbrıs iktibasNiyazi KızılyürekSahi, Erenköy’ü neden yerleşime açmıyorsunuz? 2025 Dillirgası 1964 Dillirgası değil ki! -...

Sahi, Erenköy’ü neden yerleşime açmıyorsunuz? 2025 Dillirgası 1964 Dillirgası değil ki! – Niyazi Kızılyürek

alıntı yapılan kaynakyeniduzen.com

Erenköy’ün yerleşime açılabileceği fikrini ilk defa Meta Hatay’dan duydum. Bir sohbet esansında Mete, Erenköylü Kıbrıslı Türklerin topraklarına sahip çıkmaları, köylerine yerleşmeleri veya topraklarını işletmeleri fikrini ortaya attı ve böyle bir adım atılırsa, bölgenin trafiğe de açılabileceğini söyledi.

Doğrusu, ben yaratıcı fikrin güven yaratıcı bir önlem olabileceğini düşündüm. Konu üzerinde kafa yormaya karar verdim ve bölgeye bir ziyaret düzenledim. Tabii, Erenköy’e girilemeyeceği için Pirgo köyünde konakladım ve aşağıdaki yazıyı yazdım.

Dillirga’nın Kıbrıslı Türklerin Kolektif Hafızasındaki Yeri Üzerine

Dillirga bölgesinin, özellikle Erenköy’ün yakın Kıbrıs tarihinde hem Kıbrıslı Türkler için, hem de Kıbrıslı Rumlar için apayrı bir yeri vardır.

Kıbrıslı Türkler, Türkiye’den silah getirmeye Erenköylü balıkçılarla başladılar. Adanın kuzey-doğu sahillerinde yer alan köyden kayıklarıyla Türkiye’ye ulaşan Kıbrıslı Türklerin 1956/57 yılında amatörce başlattığı silah sevkiyatı daha sonra profesyonel bir askeri örgütlenmeyle devam etti.

1964 yılında devam eden toplumlararası çatışmalar esansında yurt dışından gelip Erenköy ve Dillirga bölgesinde toplanan öğrencilerle diğer Kıbrıslı Türkler, Kıbrıslı Rumların saldırılarına karşı direndiler ve bölgede birkaç yıl mahsur kaldılar.

Bu, aynı zamanda Kıbrıs Sorunu, “anavatandan beklentiler” ve savaş ve barış konularında tam bir sorgulama dönemi oldu.

Bu deneyimin 1960 sonrası Kıbrıs Türk Solunun oluşumunda önemli bir yeri vardır. Başta Naci Talat, Alpay Durduran, Özker Özgür gibi 1960 sonrası Solun kurucu isimleri  ve daha birçok kişi için, Erenköy ve civarında yaşadıkları savaş deneyimi bir dönüm noktası oldu.

Solun, anti-militarizmin ve savaş karşıtlığının yolunu bu deneyimin ışığı/karanlığı altında buldular.

Erenköy savunması, Kıbrıslı Türklerin başka bölgelerde ortaya koydukları direnişe benzemez.

Baf, Limasol ve Larnaka gibi bölgelerde yerel direniş söz konusu iken, Erenköy ve civarında Kıbrıslı Türkler yerel-ötesi geniş bir katılımla kolektif bir direniş sergilediler.  

Dillirga’nın Kıbrıslı Rumların Kolektif Hafızasındaki Yeri Üzerine

Dillirga ve Erenköy’ün Kıbrıslı Rumların kolektif hafızasında da ayrı bir yeri vardır. Türkiye’nin 1964 Ağustos’unda bölgede yaptığı yoğun bombardımanda napalım bombalarının hedefi oldular. Bu zor günlerinde Yunanistan’dan bekledikleri desteği görmediler ve “anavatan” konusunu tartışmaya açtılar.

Fakat, 5 Ağustos 1964 tarihinde Makarios’un emri ile bölgeye saldıran Kıbrıslı Rumlar gerçekte o bölgeye neden gönderildiklerini hiçbir zaman tam olarak öğrenemediler. Onlara söylenen, o bölgeden Türklerin adaya silah taşıdığıydı ve “bütün mevzilerin temizlenmesi gerektiğiydi.” Makarios’un emri böyleydi.

Oysa saldırının gerçek amacı, Cenevre’de Türkiye, Yunanistan ve ABD arasında yapılan görüşmeleri berhava etmekti. Bu müzakerelerde Amerikalıların ortaya koyduğu Acheson Planı görüşülüyordu.

Türkiye’ye Karpaz bölgesinde % 4.5 oranında toprak verilerek adanın geri kalan büyük kısmının Yunanistan ile birleşmesini öngören Acheson Planı, Yunan hükümeti ile Makarios arasında derin görüş ayrılığı yaşanmasına yol açmıştı.

Yunanistan başbakanı Yorgos Papandreu “size bir apartman bağışlarlarsa, bir dairesini verebilirsiniz” diyordu ve Acheson Planının kabul edilmesini istiyordu.

Türkiye de öneriye sıcak bakıyordu. Kendisine verilecek toprağın kira değil, egemenlik esasına dayanması koşuluyla planı kabul etmeye hazırdı.

Fakat, Başpiskopos Makarios “Atofia-Enosis”, yani “Pür, Sulandırılmamış Enosis” diyordu ve Türkiye’ye toprak verilmesine karşı çıkıyordu.

Ve Kıbrıslı Rumları o Ağustos günü Dillirga bölgesinde ölmeye ve öldürmeye gönderirken aklında Acheson Planını öldürmek vardı.

Öyle de oldu ve Dillirga saldırısıyla Acheson Planı tarihe karıştı.

2025 Dillirga’sı 1964 Dillirga’sı Değil!

Yukarıda özetle anlattıklarımızdan da anlaşılacağı gibi, bugün askerlerin kontrolünde kapalı bir bölge olan Erenköy Kıbrıslı Türkler açısından bir hafız mekanıdır.

Fakat, 2025 Dillirgası 1964 Dillirgası değil!

Erenköy, 1964’te Kıbrıslı Türklerin denize açılan nadir kapılarından biri idi. Oysa, bugün Türk tarafı adanın neredeyse bütün kuzey sahillerine hükmediyor.

Yunan Cuntasının 15 Temmuz 1974 tarihinde Makarios’a karşı yaptığı darbeden sonra başbakan Bülent Ecevit’in savaştan kaçınılması için ortaya koyduğu öneriler arasında, adanın kuzeyinde denize açılan bir bölgenin Kıbrıslı Türklerin kontrolüne verilmesi de yer alıyordu.

Yunan Cuntası bu öneriyi kabul etseydi, 74 Savaşı belki de olmayacaktı.

Bugün, sadece adanın kuzeyinde denize açılan bir bölge değil, kuzeyin bütün bölgeleri denize açılıyor.

Bu koşullarda Erenköy’ü, içinde yaşam olmayan bir hafız mekanı olarak elde tutmak ne kadar anlamlıdır?

İki toplum arasında güven artırıcı önlemlerin konuşulduğu, bundan da büyük oranda geçit kapılarının açılmasının anlaşıldığı bir dönemde Erenköy’ü Kıbrıslı Türklerin yerleşimine ve trafiğe açmak neden düşünülmesin?

Köyün yanı başındaki Pirgo köyü giderek yerli ve yabancı turistler için bir cazibe merkezine dönüşüyor. Yoğun bir yeşil içinde küçük hoteller, nadide barlar ve restoranlar, doğa içinde sakin bir tatil geçirmek isteyenler için çok güzel bir ortama sunuyor.

Erenköylü Kıbrıslı Türkler bu nimetlerden neden yararlanmasın?

İsteyen Kıbrıslı Türklerin köye yerleşmesiyle hem kendi topraklarına kavuşacaklar, hem de bölgenin trafiğe ve ekonomiye açılması sağlanacak.

Erenköy bir hafıza mekanı olmaya zaten devam edecek. Orasının toplumun kolektif hafızasındaki yerinin silinmesi mümkün değildir.

Fakat, bunun için toprağı bir müzeye çevirmek gerekmez. Dünyanın pek çok yerinde insanların cıvıl cıvıl toplandıkları, tatil yaptıkları hafız mekanları vardır. Başta Normandiya olmak üzere,   Avrupa bu tür mekanlarla doludur. 

Toprağı insanın hizmetine sunmaktan daha “kutsal” ne olabilir ki?

Hem, Erenköy’ün yerleşime açılması BM Genel Sekreteri nezdinde de takdire şayan bir adım olur. Maria Angela Holguin haklı olarak “Kıbrıslılar geçmişte yaşıyor” diyor.

Bir defa olsun ileriye baksak olmaz mı?


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Niyazi Kızılyürek yazdı: Etnik Nefret Çok, Uzlaşma Kültürü Yok!

Adanın iki yakasında da etnik nefret ve öfkeyle “tanışan”...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Savaşın Elli İkinci Yılında Barış Hala Yok!

Adanın çanak gibi ikiye bölündüğü 1974 Yazının üstünden elli...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Ayırımcılığa Son Vermek İyi Bir Güven Artırıcı Önlemdir!

Kıbrıs Rum makamları ve kurumları tarafından ayırımcılığa uğrayan Kıbrıslı...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Guterres Ziyaretinin Düşündürdükleri

Geçen Pazar Yenidüzen’de kimsenin Guterres’ten mucize beklememesini yazmıştım. Guterres...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Kimse Guterres’ten Mucize Beklemesin!

Kıbrıs’ın hem uzun müzakere tarihinde hem de BM’den beklentiler...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
930AboneAbone Ol

Son eklenenler

Murat Çakır yazdı: Söylenebilirliğin ve yapılabilirliğin sınırları

Eylül ayında yapılacak üç eyalet parlamentosu seçimleriyle Almanya’nın “süper...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hey gidi Almanya hey!

Bana birisi, onca gündemi varken, dünyada konuşulur, bizde algılarla...

Hediye Levent yazdı: Şam ile Kürtler anlaştı, bölgeyi ne bekliyor?

Suriye Demokratik Güçlerinin (SDG) Komutanı Mazlum Abdi, SDG’nin, kuzey...

Metin Yeğin yazdı: Sosyal ekonomi

Kapitalizm bize ekonominin yalnızca kâr etmek için var olduğunu...

Özkan Yıkıcı yazdı: SDG kendini feshederken

Belli ki daha Suriye’yi çok ele almaya devam edeceğiz....

Ela Ava yazdı: ABD ‘ekonomik savaş’ı başlattı: İran’a karşı benzersiz baskı operasyonu

İran’a karşı başlattığı savaşta Hürmüz Boğazı’na sıkışan Donald Trump...

Şener Elcil yazdı: Değişim Zamanı

Küresel güçlerin, dünyadaki paylaşım kavgalarının en yoğun yaşandığı, medeniyetlerin...

Erkan Çavuş yazdı: Yurtsever kime denir?

Yurdunu sevmek, onu savunmak demektir. Yurt savunması, gerek ona yönelen...

Canlı yayın