yazılariktibasEnerji üretelim, toprağı öldürmeyelim — Enver Şat

Enerji üretelim, toprağı öldürmeyelim — Enver Şat

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net
Kategori:

Türkiye’de birçok rüzgar enerji santrali (RES) ve güneş enerji santrali (GES) uygulamasında arazi kullanımı yanlış planlanıyor. Yüzlerce dönüm arazi çitlerle çevriliyor. O alan artık ne tarım alanı oluyor, ne mera, ne de köylünün ortak yaşam alanı. Sanki enerji üretmek için toprağı hayattan koparmak zorundaymışız gibi davranılıyor.

Oysa böyle olmak zorunda değil. Dünyada bunun daha akıllı ve doğayla uyumlu örnekleri var. Güneş panellerinin altında ve rüzgar türbinlerinin bulunduğu alanlarda tarım ve hayvancılık devam edebiliyor. Aynı arazi hem elektrik üretebiliyor hem ürün verebiliyor, hem de kırsal yaşamı destekleyebiliyor. Buna güneş tarafında genel olarak agrivoltaik ya da Agri-PV deniliyor. Yani bu uygulama; tarım ile güneş enerjisinin aynı arazide birlikte planlanmasıdır.

Agri-PV uygulama şu şekilde oluyor. Güneş panelleri zeminden 4.5-5 metre yüksekte metal aksam üzerine uygun pozisyonda konumlandırılıyor. Altında traktör iş görebiliyor. Alanın her yanı bu panellerle kaplanmıyor. Birer sıra atlanarak monte ediliyor. Böylece bitkiler gün boyunca hem güneş alıyor hem de aşırı sıcaktan korunuyor. Bu gölge-güneş dengesi bazı ürünlerde verimi artırabiliyor. Aynı alanda hem tarım ürünü alınıyor, hem de elektrik üretiliyor. İspanya’da bunu zeytinliklerde bile yapmışlar. Yüz elli MW gücünde GES kurmuşlar. Üstte elektrik üretilirken altta zeytin yetiştiriliyor. Ülkemizde ise “Enerji için araziyi kapat, çitle çevir ve işgal et” anlayışı devam ediyor.

Rüzgar enerji santrallerinde sorun daha da çarpıcı. Bir rüzgar türbininin doğrudan kapladığı alan sınırlıdır. Türbin temeli, servis yolu, trafo alanı, bakım sahası… Bunlar elbette gereklidir. Ama türbinler arasındaki geniş alanların tamamen kullanım dışı bırakılması teknik bir zorunluluk değildir.

Peki, neden koca araziler çitle çevriliyor? Çünkü planlama çoğu zaman kamusal yarar üzerinden değil, yatırım kolaylığı üzerinden yapılıyor. Yatırımları da kamu değil, özel sektör yapıyor. Çünkü devlet enerji üretimini özel sektörün inisiyatifine terk etmiş durumda. Yatırımcı açısından araziyi bütünüyle kapatmak, güvenlik ve işletme açısından kolay olabilir. Ama köylü açısından bu, meranın kaybı ve tarımsal üretimin zayıflaması demektir.

GES için öncelik sıralaması şarttır. Önce çatılar. Sonra sanayi tesisleri. Sonra otoparklar, lojistik alanlar, kamu binaları. Sonra bozulmuş, taşlık, tarımsal niteliği düşük alanlar.
En son, gerçekten zorunlu ise ve tarımsal üretimi sürdürecek agrivoltaik modelle tarım arazileri üzerine kurulmalıdır. Tarım arazileri ve meralar kesinlikle kullanım dışı bırakılmamalıdır.

Enerji yatırımları köylü kooperatifleri, belediyeler, sulama birlikleri, tarımsal kalkınma kooperatifleri ve kamu kuruluşları tarafından yapılmalıdır. Gelirin bir bölümü doğrudan yerel üreticiye dönmelidir. Enerji sahası köylünün merasını alıp şirkete gelir yazıyorsa bu doğru bir uygulama değildir. Ama aynı saha köylünün hayvanına otlak, kooperatifine gelir, ülkeye elektrik sağlıyorsa işte o zaman kamu yararı gerçek anlamına kavuşur.

ÇED tek başına yeterli değildir. RES ve GES projelerinde ayrıca “tarım, mera ve kırsal ekonomi etki raporu” zorunlu olmalıdır. Bu raporda şu sorular yanıtlanmalıdır:

Bu arazi daha önce nasıl kullanılıyordu?
Kaç çiftçi ya da hayvan üreticisi etkileniyor?
Ürün kaybı olacak mı?
Mera kaybı olacak mı?
Tarım veya otlatma devam edecek mi?
Devam edecekse nasıl denetlenecek?

Güneş panelinin altında zeytin de yetişebilir.
Rüzgar türbininin yanında koyun da otlayabilir.
Çatı elektrik üretebilir.
Kooperatif gelir sağlayabilir.
Kamu planlama yapabilir.
Toprak yaşamaya devam edebilir.

Mesele teknolojide değil, tercihtedir.

Ya güneşi ve rüzgarı şirketlerin çitle çevirdiği yeni rant alanlarına dönüştüreceğiz ya da toprağı, köylüyü ve kamuyu birlikte yaşatan bir enerji düzeni kuracağız.

Bizim tercihimiz açık olmalıdır:
Enerji üretelim, ama toprağı öldürmeyelim. Elektrik üretelim, ama köylüyü dışlamayalım. Yenilenebilir enerji kurarken, yaşamı yenilemeyen hiçbir modeli “temiz” saymayalım


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Ertan Erol yazdı: Brezilya’da ‘beklenmedik’ sonuç

Brezilya’da genel seçimler ve başkanlık seçimlerinin ilk turu tamamlandı....

Önder İşleyen yazdı: Sokakların çağrısı

Büyük kriz sonrası uzun bir çalkantı döneminden geçiyoruz. Eski...

Dr. Cengiz Başkaya yazdı: Çağımızın insanı; homo plasticus

İnsan soyu tarih boyunca birçok aşamadan geçti. İlk aşama...

Ümit Akçay yazdı: COP31’e doğru: Antroposen, kapitalosen ve ekolojik emperyalizm

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 Küresel Riskler Raporu, çarpıcı bir çelişkiye...

Emre Demir yazdı: Farklılıklar içinde birlik arayışı: 18. BRICS Zirvesi

Yeni Delhi’de 18. BRICS Zirvesi, 12-13 Eylül 2026 tarihlerinde...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,897TakipçilerTakip Et
970AboneAbone Ol

Son eklenenler

Ecehan Balta yazdı: Halkların İklim Zirvesi

COP31’e bir ay kaldı. Antalya, hükümetlerin, diplomatların, uluslararası kuruluşların...

Özkan Yıkıcı yazdı: Halk TV üzerindeki kayyım ataması

Her zamanki gibi Çarşamba sabahı da gözlerimi açtım. Klasik...

Ceren Ergenç yazdı: Çin ve AB barıştı mı?

Coen kardeşlerin Okuduktan Sonra Yak filminin ünlü kapanış repliği “Sorunu...

Fikret Başkaya yazdı: Teknik bilim kapitalizmi neden kurtaramaz?

Gezegenlerin birinden bir seyyahın yolu Dünya’ya çıksaydı, her halde...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamam Böcekleri sokaklarda dolaşıyor!

Dünya neoliberal krizle tükenmişliklerde debelenip duruyor. Yerine geçecek yapı...

Volkan Yaraşır yazdı: Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

Marx kapitalizmi “yaşayan metafizik” olarak tanımlar. Faşizm bu metafiziğin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gariplik vardır!

Son günlerde Suudi merkezli çelişkili algı yaratacak haberler dünyada...

Canlı yayın