iktibasVolkan YaraşırDünyada sürekli savaş hali ve yeniden sömürgeleştirme — Volkan Yaraşır

Dünyada sürekli savaş hali ve yeniden sömürgeleştirme — Volkan Yaraşır

Orjinal yazının kaynağıyeniyasamgazetesi9.com

İkinci Paylaşım Savaşı iki kutuplu dünyayla sonuçlandı. Ekonomik bölgeler ve nüfuz alanları yeniden düzenlendi. Emperyalizm klasik sömürü yöntemlerini terk ederek post kolonyalist yöntemler diye tanımlanan pratikleri gündeme getirdi. Bir nevi efendi köle ilişkisinin yeniden  ve yeni biçimde üretilmesini ifade eden yöntemler devreye sokuldu. Kültürel, ekonomik, politik ve askeri bağımlılık ilişkileri derinleştirildi. Aynı zamanda dili, zihinleri ve kimlikleri sömürgeleştiren politikalar devreye sokuldu. Bu adımlarla köle bir ruhun inşa edilmesi ve itaatin sürekli kılınması amaçlandı. Ruhun ve başkaldırının ölümü arzulandı. Fanon bu olguları psikolojik tahribat mekanizmaları olarak değerlendirir.  Zihinsel sömürgeleştirme ve varoluşun yıkımı olarak görür. Yeni sömürge halklarının, yerli işbirlikçi sınıfın yaratılarak sürekli kontrol ve denetim altında tutulması arzulandı. İnşa edilen oligarşiler yeni egemenlik ilişkilerini ifade etti.

K. Nkrumah, A. Cabral, İ. Kaypakkaya, M. Çayan sömürgeciliğin yeni biçim alışı ve sömürge devrimciliği üzerine muazzam teorik açılımlar yaptılar. Örgütsel ve pratik müdahalelerde bulundular. Mahir’in emperyalizmin içsel olguya dönüşme tespiti bu süreci

izah eden son derece iyi bir sofistikasyondur. A. Cabral ise yeni sömürgeciliğe karşı kültürel direnişin ve gündelik hayatın örgütlenmesinin önemi üzerinde durur, komisyonlara dayanan demokrasiyi ve halkın öz gücünü esas alır, aydın ve küçük burjuva önderliğin “sınıf intiharı” yapmasını savunur.

Yeni sömürgecilik stratejik olarak halkları çok boyutlu kuşatma ve  köleleştirme anlamı taşıyordu. Ho Şi Minh, Vietnam’da örgütlediği direniş savaşını zafere taşıyarak, bu sömürge denklemini kırdı. Ho amca, “Emperyalizmin kâğıttan kaplan” olduğunu pratik olarak gösterdi. Aslında yeni sömürgecilik politikalarının tıkandığı ve gerçek manada krize girdiği moment ABD’nin Vietnam Savaşı yenilgisidir.

Yeni tarihsel momemtum

2008’de kapitalizmin yapısal krizi, çoklu ve girift krizlerin önünü açtı. Aynı süreç emperyalist özneler arası hegemonya krizini/ savaşlarını tetikledi. Özellikle 7 Ekim ve Filistin jenosidi ve 3 Ocak Venezuela saldırısı yeni bir tarihsel momente geçişi simgeledi. ABD bir savaş imparatorluğu olarak yeni dünya nizamının inşasına girişiyor. ABD, yeni jeopolitiğe uygun stratejik hamleler yapıyor. Süreç hızla bir dünya savaşının nesnel koşullarını yaratıyor. Aynı sürecin bir başka boyutu yeniden sömürgeleştirme politikalarıdır. İki pratik önümüzdeki sürecin eksenini oluşturuyor. Filistin sömürgeleştirilirken, Filistin halkının soykırıma uğratılması artık yeni normaldir. Ayrıca tüm burjuva hukukun devre dışı bırakılıp, sömürge hukukunun dayatılmasını Venezuela’da protektora rejiminin inşasında görebiliriz.

Yeniden sömürgeleştirme politikaları sürekli savaş süreciyle birlikte hayata geçiriliyor. Savaş bir yandan kapitalizmin yaratıcı yıkıcılığına yol açarken, diğer yandan tahakküm ve iktidar ilişkileri derinleştirme anlamına geliyor. Savaş artık bir yönetme ve hükmetme tekniği olarak devreye sokuluyor. Kapitalist makina savaşla işliyor.

Yeni sürecin teorik analizi ve karşı politikalar

Yeniden sömürgeleştirme ve sürekli savaş süreci emperyalizmin yeni biçimlenişini ifade ettiği gibi, sömürgecilik politikalarında çok boyutlu bir değişimi de işaretlemektedir. Emeğin ve doğanın en yıkıcı şekilde sömürgeleştirilerek küresel değer transferinin yapılması, halkların atık nüfus haline getirilmesi, bio ırkçılık, kadının sistematik sömürgeleştirilmesi, yeniden sömürgeleştirmenin aktüel dışavurumudur. Bu süreç aynı zamanda yeni iktidar ve çoklu tahakküm yapılarını koşulluyor. Ve uluslararası disiplin rejimlerinin önünü açıyor. Dünyada 0,1 oranındaki nüfusun 4 milyar insanın gelirinden fazla gelirin sahibi olması boşuna değil. Yeni disiplin rejimleri küresel faşist dalganın bir yansıması olarak biçimleniyor. Bu yeni ve geç faşist rejimler aynı zamanda bir savaş hükümeti olarak inşa oluyor.

Yeni sömürgeleştirme süreci yeni egemenlik ilişkileri, devletin yeniden yapılanması, faşizmin yeni biçimlenişi, devlet toplum birey ilişkilerinin farklılaşması ve emperyalist hiyerarşide değişimler anlamına geliyor. Ancak böylesi çok kapsamlı bir çözümlemeyle ve çok yönlü mücadele biçimleriyle yeni sürece müdahale edilebilir ve devrimci çıkışların önü açılabilir.

Yani özellikle 1960 sonları ve 1970’li yılların başlarında Nkrumah, Cabral, Çayan, Kaypakkaya ve Fanon’un yaptığına benzer üstün bir teorik faaliyete ihtiyaç var. Ve ancak militan örgütsel ve pratik konumlanışla yeniden sömürgeleştirme stratejileri boşa çıkarılabilir. Bunun aktüel ifadesi artık iç içe geçmiş anti kapitalist, anti emperyalist, anti faşist mücadeleyi kapsayan bir enternasyonalin oluşturulmasıdır. Ve her yerel çabanın bu perspektifle inşası önem taşımaktadır.

Küresel düzeyde sınıfsal antagonizmanın şiddetlenmesi ve çelişkilerin düğümlenmesi hem yerelden küresele, hem de küreselden yerele yayılan dalga senkronlarının önünü açmıştır. Yakın süreçte yaşanan Rojava için küresel Kürt serhildanları ve Filistin için küresel intifada pratikleri böylesi dalgaların dışavurumlarıdır… Halklar reddin gücüyle varolurlar ve reddin gücü yıkıcı bir güçtür.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Volkan Yaraşır yazdı: Neoliberal bireyin anlam kaybı ve varoluşsal boşluğu

Neoliberalizm sürekli karşı devrimci politikaları içeren bir süreçtir. Küresel...

Volkan Yaraşır yazdı: Modern çitleme: İlk ve son sömürge kadınlar

Kapitalizm sınıflı toplumların en yıkıcısı ve son derece yok...

Volkan Yaraşır yazdı: Hakikat arayışı ve John Berger

John Berger’le, 1985 yılında romanı “G.” romanını okuduğumda tanıştım....

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Volkan Yaraşır yazdı: Faşizmin normalleşmesi: Geç faşizm ve geç emperyalizm ilişkisi

Liberal devlet teorisine göre faşizm, kötülüklerin simgesidir ve tarihi...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
930AboneAbone Ol

Son eklenenler

Murat Çakır yazdı: Söylenebilirliğin ve yapılabilirliğin sınırları

Eylül ayında yapılacak üç eyalet parlamentosu seçimleriyle Almanya’nın “süper...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hey gidi Almanya hey!

Bana birisi, onca gündemi varken, dünyada konuşulur, bizde algılarla...

Hediye Levent yazdı: Şam ile Kürtler anlaştı, bölgeyi ne bekliyor?

Suriye Demokratik Güçlerinin (SDG) Komutanı Mazlum Abdi, SDG’nin, kuzey...

Metin Yeğin yazdı: Sosyal ekonomi

Kapitalizm bize ekonominin yalnızca kâr etmek için var olduğunu...

Özkan Yıkıcı yazdı: SDG kendini feshederken

Belli ki daha Suriye’yi çok ele almaya devam edeceğiz....

Ela Ava yazdı: ABD ‘ekonomik savaş’ı başlattı: İran’a karşı benzersiz baskı operasyonu

İran’a karşı başlattığı savaşta Hürmüz Boğazı’na sıkışan Donald Trump...

Şener Elcil yazdı: Değişim Zamanı

Küresel güçlerin, dünyadaki paylaşım kavgalarının en yoğun yaşandığı, medeniyetlerin...

Erkan Çavuş yazdı: Yurtsever kime denir?

Yurdunu sevmek, onu savunmak demektir. Yurt savunması, gerek ona yönelen...

Canlı yayın