Ne nadir toprak elementleri konusunda ne de Trump’ın damardan destekçisi Orta Batı eyaletlerindeki seçmenlerinin belini büken soya alımına kısıtlamalar konusunda Çin pek bir adım atmadı. Ama bütün bunlara bakıp Çin’in, kendisini iş bitirici ve sıkı pazarlıkçı iş adamı olarak konumlandıran Trump’a hiçbir şey vermedi demek doğru olmaz. 200 Boeing uçağı alacağını açıkladı!

Trump’ın Çin ziyaretini bir diplomasi başyapıtı olarak nitelemek yanlış olmaz. Çin’in uzun vadeli hedeflerine yönelik mesajları muhataplarına iletmeye yönelik, baştan sona en ince ayrıntısına kadar planlanmış ve icra edilmiş bir başyapıt…
Çin kültüründe biçim (形式) ve içerik (内容) ilişkisi, Batı düşüncesindeki “ayrı şeyler” anlayışından farklıdır. Bütüncül ve karşılıklı şekillenen (interdependent), etkileşimli (interactive) bir yapı söz konusudur. Bir başka ifadeyle gerçek anlam görünüşün içinde mündemiçtir (içkin).
Xi Jinping, Trump’ı ilk gün resmî toplantının ardından Pekin’deki Cennet Tapınağı (天坛)’na götürdü. Ziyaret edenler bilirler, muhteşem bir yapıdır; etkilenmemek imkânsızdır. Sadece 250 yıllık bir mazisi olan Amerika Birleşik Devletleri kurulmadan, hatta daha Kolomb o kıtaya ayak basmadan önce inşa edilmiştir.
Xi, muhatabına dönüp şunları söyledi: “Bu tapınak, ‘cennet yuvarlak, dünya dörtgendir’[1] anlayışını sembolize eder. Yasak Şehir ile aynı dönemde yapılmıştır. Eski Çin mimarisinde her bir tuğla ve taşın inşa mantığında, Çin halkının binlerce yıldır devam edegelen evren anlayışı ve yaşam felsefesi yoğunlaşmıştır.
Son 50 yılı aşkın Çin–ABD temasları tarihinde, birçok Amerikalı dost Cennet Tapınağı’nda durup derin düşüncelere dalmıştır. Cennet Tapınağı’nı ondan fazla kez ziyaret eden eski ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, burada şu düşüncesini ifade etmiştir: “Büyük bir tarihe sahip olan bir ülke, daha da parlak bir geleceğe sahip olacaktır.” [2]
Trump cevaben “Muhteşem! Çin çok güzel!” der.

Xi devam eder: “Eski Çin yöneticileri Cennet Tapınağı’nda büyük kurban törenleri düzenleyerek ülkenin refahı, halkın huzuru, uygun iklim ve bereketli hasat için dua ederdi. Bu, ‘halk devletin temelidir, temel sağlam olursa devlet de huzurlu olur’ şeklindeki geleneksel Çin düşüncesini yansıtır.” Sonra da konuyu günümüze bağlar: “Çin Komünist Partisi (ÇKP), Çin medeniyetinin halk merkezli düşüncesini miras alıp geliştirmiştir; her zaman halkına tüm kalbiyle hizmet etmeyi temel amaç olarak benimsemiş ve halkın güçlü desteğini ve içten onayını kazanmıştır.”
Tapınak ziyareti haberine Xinhua editörünün lafız olarak eklediği, ama özünde Xi’nin Trump’a vermek istediği mesaj şudur: Uygarlığın gücü, derin ve durgun bir akarsu gibidir, yüzeyin altında sessizce akar (文明的力量,如静水深流).
Kadim zamanlardan beri sessizce akıp dünyayı zaman içinde yavaşça şekillendiren bir uygarlık gibi, mesela…
***
Xi Jinping ertesi gün de Trump’la küçük bir grubu çok daha özel bir yerde ağırlar: Zhongnanhai (中南海). Burası Yasak Şehir’in yanındaki eski İmparatorluk Bahçesi’dir. Etrafı ateş kırmızısı renkte duvarlarla çevrili, 1949’dan beri ÇKP elitinin merkez yerleşkesi durumundadır. Pek az kişinin girebildiği bu yerleşke on yıllardır Çin’in en gizemli noktalarından biri olmuş ve Çin siyaseti hakkındaki kamuoyu algısında neredeyse efsanevi bir rol oynamıştır.
“Orta ve Güney Denizleri” anlamına gelen Zhongnanhai, yerleşke içindeki birbirine bağlı iki büyük gölden adını almıştır.
Bundan sonrasını Çin basınından magazinleştirerek devam edelim… Trump ile Xi oturmadan önce yerleşkenin bahçelerinde yürüyüşe çıkarlar; Xi bahçe ve tarihi hakkında açıklamalar yapar. İki lider Yundou Kapısı’nın altından geçerek yerleşkenin en güzel yerlerinden biri olarak kabul edilen Jinggu (Sessiz Vadi) bahçesine girdiklerinde, birbirine kenetlenmiş iki selvi ağacı görürler. Xi, bunların köklerinin tamamen ayrı olduğunu ancak gövdelerinin yükseldikçe yavaş yavaş birbirine geçtiğini vurgular. Sonra da bu ağaçların yaşının bir asırdan fazla olduğuna, hatta bazılarının yaşının 200 ila 300 yılı bulduğuna ekler.
Trump, “O kadar uzun yaşıyorlar mı?” diye sorar.
Xi gülümser ve başını sallayarak, “Burada bin yıllık ağaçlar bile var” der.
Hiç kuşkusuz ki bu yürüyüş ve kısa açıklamalar tesadüfi değildi. Zhongnanhai ziyareti sonrasında Xi’nin yaptığı şu açıklamanın görsel ve işitsel girizgâhı niteliğindedir:
“Başkan Trump Amerika’yı yeniden büyük yapmayı umuyor ve ben de Çin ulusunun büyük yeniden canlanışı için Çin halkına öncülük etmeye kararlıyım. Çin ve Amerika Birleşik Devletleri, güçlendirilmiş iş birliği yoluyla kendi kalkınma ve canlanma süreçlerini ilerletebilirler. Her iki taraf, ulaştığımız önemli mutabakatı uygulamalı, zorluklarla elde edilen olumlu ivmeyi korumalı, doğru yolu hep akılda tutmalı, müdahaleleri ortadan kaldırmalı ve ikili ilişkilerin istikrarlı gelişimini teşvik etmelidir.”
Bahçe yürüyüşü sırasında Trump’ın merak ettiği konu ise burada başka yabancı liderlerin de ağırlanıp ağırlanmadığı olur. Xi’nin cevabı “çok nadiren”dir. Sonra da kısa bir duraklamanın ardından ekler: “Örneğin Putin buradaydı.”
Xi’nin, Trump’ın gururunu en fazla okşayacak cevabı seçtiğini söylemek yanlış olmasa gerek.
İki lider arasındaki sıklet farkını açıklamak konusunda bir fikir vermesi açısından Xi’nin daha 7 yaşındayken bu yerleşkede bulunduğunu belirtelim. Partinin üst düzey yöneticilerinden biri olan babası nedeniyle ailecek Zhongnanhai’da yaşıyorlardı; küçük Xi de akranlarıyla vakit geçirip general amcalar tarafından dağıtılan dondurmaları yiyip film seyrediyordu…

Zirve tamamen asimetrik bir Çin zaferidir.
Evet, lafı hiç uzatmadan yapılabilecek özet bu.
Her düzeyde bunu görmek mümkün zaten. Örneğin liderlerle yakın kişisel ilişkiler kurmayı tercih eden Trump, Xi’yi “sen harika bir lidersin ve bunu söylediğimde insanlar hoşlanmıyor ama yine de söyleyeceğim” gibi iltifatlara boğarken, Çin tarafından buna verilen karşılık akşam yemeğinde orkestranın çaldığı parçalar arasına Trump’ın favorisi Y.M.C.A.’yi eklemek olur…

Zaten Trump bir anlamda masaya oturmadan elini gösteren poker oyuncusundan farksız olduğunu söylemek yanlış olmaz. Önemli jeopolitik pazarlıklar yapmaya gittiğiniz bir zirve söz konusu. Muhatabınız tamamen tekel konumunda olduğu nadir toprak elementleri kozunu kullanarak sizin yüksek teknoloji ürünleri ihracatındaki sınırlamalarınızı kaldırmanızı istiyor. Ve siz bu zirveye ülkenizin en büyük yüksek teknoloji şirketlerinin CEO’larını götürüyorsunuz!
Ne nadir toprak elementleri konusunda ne de Trump’ın damardan destekçisi Orta Batı eyaletlerindeki seçmenlerinin belini büken soya alımına kısıtlamalar konusunda Çin pek bir adım atmadı.
Ama buna karşılık kendisi için en öncelikli olan Tayvan konusunda el yükseltti. Tayvan meselesinin Çin–ABD ilişkilerinde en önemli konu olduğunu defalarca vurguladı:
“Eğer bu mesele iyi yönetilirse, iki ülke ilişkileri genel olarak istikrarlı kalabilir. Eğer iyi yönetilmezse, iki ülke karşı karşıya gelir, hatta çatışmaya girebilir ve bu durum tüm Çin–ABD ilişkilerini son derece tehlikeli bir noktaya sürükleyebilir. ‘Tayvan bağımsızlığı’ ile Tayvan Boğazı’nda barış birbiriyle bağdaşamaz iki zıt kavramdır. Tayvan Boğazı’nda barış ve istikrarın korunması, Çin ve ABD arasında en büyük ortak paydadır ve ABD tarafı Tayvan meselesini son derece dikkatli ve ihtiyatlı bir şekilde ele almak zorundadır.”
Bir başka deyişle Tayvan’ı Çin-ABD ilişkilerinin normalleşmesinin ön şartı olarak ortaya koydu. Trump ise bu konuya pek girmemeyi tercih etti.
Ama bütün bunlara bakıp Çin’in, kendisini iş bitirici ve sıkı pazarlıkçı iş adamı olarak konumlandıran Trump’a hiçbir şey vermedi demek doğru olmaz. 200 Boeing uçağı alacağını açıkladı!
[1] “Cennet yuvarlak, dünya dörtgendir” Çin düşüncesinde Kozmik düzeni simgeler. Zaten evren de, gökyüzü (cennet) ve yeryüzünün farklı ama dengeli olduğu uyumlu bir sistemdir.
[2] 习近平同美国总统特朗普参观天坛, https://www.news.cn/politics/leaders/20260514/8167bf5b6c4a48d09cc905ccdf8d7b32/c.html?utm



