yaklaşımlarÖzkan YıkıcıMayıs Havamız Limoni - Özkan Yıkıcı

Mayıs Havamız Limoni – Özkan Yıkıcı

Tıpkı Mayıs ayı gelişmeleri gibi havamız da uyumlaştı. Sıcak dalga gibi geldi. Fakat gündüz sıcak, gece soğuk derecesine yaklaşıyordu. Ama yine hava berrak değildi. Tozlar ikide bir adamızı ziyaret ediyor. Özellikle sağlık sorunu olanlara “Aman dikkat!” dedirtiyordu. Hem sıcak hem güneşli hem de tozlu havanın aynı andaki yaşanırlığını da geçirdik. Derken yükselen sıcaklık geriye doğru saymaya başladı. Ama rüzgâr adeta mahsul idi. Ansızın çıkıyor, tozlar veya fırtınamsı şekliyle Kıbrıs’ı kuşatıp geçip yeniden geliyoruma dönüşüyordu. Tam da lafı var ya: “Limoni” koşullar üreticisi bir havada debelenip uyum sağlamaya çalışıyoruz.

Tabii ki tam bunlar yaşanırken gelen gaz gibi anormal zamlar veya zam olmadan alışverişe gittiğinizdeki fiyat uçurumu artık duygularınızı tepkiye çevirmeye yetmiyor. Çünkü anormal denilen ne varsa bizde normal. Üstelik dileyen dilediği yalanı atıp tutmakta serbest. Yeter ki sistemin çemberi dışına çıkılmasın. Tam bir çalkalanma ve duru kirlilik havalı bir politik iklimde yaşamaya çalışıyoruz. Bu yetmezmiş gibi sanki pratikte yokmuşçasına, sırf talimatla geldi diye yasaları bir o denli daha karartıcı baskıcı yüze döndürmeye devam deniliyor. Üstelik artık nemalanma kesiminin de desteği ile olmadık övgüleri de almakta gecikilmiyor. Adı kurumsal olarak uysa da sırf çıkar ve koltuk aşkına susan veya destekleyenler de limoni havanın sıkılan limonu gibidir.

Son günlere bakıyorum. Hem tozlu hem sıcak hem de ılık havalar arasında dalgalanırken, tatil günlerini de şöylece dışlayıp aradakilerle yetinildiği anda bile fırtına şeklinde esip geçen yasalarla adeta dün ile bugün daha bir teslimiyet senfonisi arasında sıkışıp kaldım.

Artık olmazlar veya olanlar için de şarkı söylenme zamanıdır. Şimdi konu müzeler. Hem de öyle bir itirafla: Onca koltuk, makama ve çalıştırılana karşın özelleştirileceklermiş. Akla elbet müze olunca kültür dendi. Hani ezberde çokça kullanılan ama her olanakta satmaktan utanılmayan kültürel miras. Müzeler özelleştirilecekmiş. Çünkü idare edemiyorlarmış. Bahane bol da hiçbiri tutmuyor. Hani bir yere su koyup yapışkanmış gibi yapıştırdım deyip yapışmaması gibisini yaşadık. Tabii kültürel miras masalımız da iyi. Sanki bugüne dek kültürel mirası koruduk. Sanırım çalınanlar geri getirilse, Türkiye’ye gidenler verilse o denilene biraz yaklaşırız. Ama eldeki tarihî eserlerin nasıl satıldığı da akıldadır. Bereket versin ki hafıza kaybımız yaygın, yeni yerleşen nüfus da oldukça fazladır da olanlarla bugüne gelinmiyor.

Aynı anda tartışması olan ve Barolar Birliğini dahi sorgulatan Ceza Muhakeme Yasası, Tufan tarafından Meclise gönderildi. Teknik yönden eleştiriler, eksiklikler konuldu. Dikkat: Siyasal yönüne dokunulmadı… Hatırlarız herhâlde: Komisyonda oy birliği, kurulda çoğunlukla geçen şu yasayı. Kimlerin tutum, kimlerin kaypak zeminde kaydığı da akıldadır. Hele en utancı, komisyonda “evet” diyen bir vekilin, kendileri koltuğa geldiğinde bu maddeyi yasaya ekleyeceklerini söylemesi daha bir ironik yalancılık oldu.

Hamleler mühim. Kimisi seçim, kimisi de seçime gelinceye dek ulufe dağıtarak ganimet paylaşımına devam diyorken ansızın daha dün sonlanan bir kural da gündeme geldi. Muhaceret Yasası’yla yine af var. Hiç ilgilenmeseniz dahi çevrenizdeki olaylarla bunun ne demek olduğunu anlarsınız. Birçok kişi kaçak şekilde geliyor ve bekliyor. Tabii işin tatlandırıcı yönü de var: Sınır dışı edilenler de yararlanacak. Vekil Ürün Solyalı’ya göre iki yüz bin kişi bundan yararlanabilir durumda. Bu arada birçok insan da ailelerini veya çevrelerini değişik kılıflarla adaya sokuyor. Hele çalışma alanı ile öğrenci boyutu artık inkâr edilemeyeceğin çok üstüne geçti. Akla hayale gelmeyen aradaki boşlukları değerlendirmeler de işin gırlasıdır. Ama Kuzey Kıbrıs’ın kaçak ifadesinde bolca insanın olması, bunların emek sömürüsünden ticari sektöre, eğitimden başka alanlara dek kullanılmasına yol açmaktadır. Hele nüfus artırma ile yatırım siyasal kuralda önemleri tartışılmadan geçip gidiyor.

Tabii salt bir nokta ile yetinilmez: Bir de hem de yoktur denilmesine karşın yine yurt dışı paraların adaya getirilmesi yasası da geçiyor. Adı net şu: Yurt dışına giden ve belirli kaçak ibaresi olan paralar geri gelecek. Bir anlamda kabul edilmese de kara paranın ikili aklanmasıdır. Kara para sahipleri parayı piyasaya sokarken, koltukçu maliye de kasasına vergi koyup kaynak elde edecek. Daha önceleri de oldu. Net bilgilere karşın itiraf edilmedi. Ama dedik ya; K. Kıbrıs yasa dışı bir topraktır. Kural da kaçakçılık ve yasa dışılıktır. Sistem kendini yeniden üretmek için de kaçakçılıkla yasallık ikilemindeki düzenlemelerle normal şekliyle devam edecektir.

Tabii ki sistemin ikili yüzü de var. Anlamak isterseniz şu meşhur konuştukça konuşulan Türki zirvelerine bakın, Tatar’dan Tufan’a gelin. Konuşulanların içeriğine bakın. Bazı kelimeler dışında söylenen başarı hikâyeleri aynı. Ama övülme bolca var. Hep söylenir; yurt dışına çıkıldıkça muhalif-iktidarcı bakılmaz, resmî ideolojide buluşulur. Avrupa’dan Asya’ya bu kural değişmez. Sonrası mı? Benim gibi birileri de bekler ki burada muhalif gibi kalanlar, orada biraz daha gerçekleri anlatsın. Boşuna bekleriz. Onca yaşanan zaten yanıtı verir.

Sonuçta: K. Kıbrıs’ta yaşıyorum. Buranın havası da beni de kucaklar. Etkisi de kaçınılmaz. Olaylar da tam da konulan ifade gibi: “Yasa dışı toprak…” Ne beklersin; gülistan bahçesinin bataklık içinde oluşmasını mı?

Diğer yazıları

Çin-Amerikan Zirvesinden Görülen Bazı Durumlar – Özkan Yıkıcı

Dünya bir haftadır Ping ve Trump’ın zirvesini konuşuyor. Tabii...

İngiltere emperyalizminin yarattığı çocuk, hafta sonu Londra sokaklarında gezdi! – Özkan Yıkıcı

İngiltere, asırlara varan önemli bir kapitalist ülkedir. Tarihsel sömürgecilikle...

Çin Düşünce Gerçeklerinden Bir Kesit – Özkan Yıkıcı

Sonuçta insanız. İstemesek de inkâr etsek de fark etmez:...

Çin Denilirken Düşülen Temel Bir Yanılsama – Özkan Yıkıcı

Son dönemde dünya düzeyinde çıkan sorunlarda Çin devletinin de...

Büyük Felaket’in yıl dönümünden – Özkan Yıkıcı

Bugün 15 Mayıs. Çoğumuzun bilip de unutturulan önemli yakın...
4,446BeğenenlerBeğen
1,531TakipçilerTakip Et
3,955TakipçilerTakip Et
836AboneAbone Ol

Son eklenenler

Türkiye’ye gitmek ya da gidememek: 82 kodlu Kıbrıslı Türkler üzerine – Yonca Özdemir

Geçen haftanın gündemini meşgul eden konulardan biri Cumhurbaşkanı Erhürman’ın...

Seleflerinden Çok Farklı Bir Post-Faşizm – Enzo Traverso

2026 yılında artık hiç kimse faşizmi yalnızca tarihyazımına ait...

Trump Xi’nin Rahle-i Tedrisatından Geçiyor — Cevdet Kadri Kırımlı

Ne nadir toprak elementleri konusunda ne de Trump’ın damardan...

Borcu Borçla Kapatma Ekonomisi – Şener Elcil

İngiltere, Amerika ve Kore’de çalışmış dünyaca ünlü Kıbrıslı ekonomi profesörü arkadaşım George Theoharidis, Türkiye...

Kolombiya’da seçimler – Ertan Erol

Kolombiya 31 Mayıs’ta başkanlık seçimlerinin ilk turuna hazırlanırken adayların...

Çin-Amerikan Zirvesinden Görülen Bazı Durumlar – Özkan Yıkıcı

Dünya bir haftadır Ping ve Trump’ın zirvesini konuşuyor. Tabii...

Mustafa Akıncı Gara Lisdadadır? – Halil Karapaşaoğlu

Gıprızlıların Türkiya’ya girişinin Türkiya tarafından yasaglanmasına, onnarın “terörisd” ilan...

1912 Mayısında Limasol’da Etnik Çatışma ve İlk Ölümler – Niyazi Kızılyürek

1912 yılının Mayıs ayında Limasol’da yaşanan olaylar Kıbrıs tarihinde...

Canlı yayın