iktibasVolkan YaraşırKapitalist ‘yaratıcı yıkım’ ve İran savaşı - Volkan Yaraşır

Kapitalist ‘yaratıcı yıkım’ ve İran savaşı – Volkan Yaraşır

Orjinal yazının kaynağıyeniyasamgazetesi9.com

Savaşlarla kapitalist krizler arasında diyalektik bir ilişki vardır. Bu ilişki bir dolayımı ifade eder ve savaşlar kapitalist krizlerin bir sendromu olarak kendini dışavurur. Yani savaş krizlerin nedeni değil, krizin çözüm yöntemlerinden biridir. Savaş kapitalizmin aşırı birikim sorununa bir yanıttır ve kapitalist işleyişin “doğal” sonucudur. Kapitalizminde savaş bir anomali durumunu ifade etmez, tam tersine kapitalist normalin ve kapitalist kuralın bir parçasıdır.

Savaşların ikili yönelimi vardır: Yıkmak ve yeniden inşa etmek. Yıkmak esastır ve yıkma eylemi, yeniden inşayı ya da birikimin olanaklarını koşullar. Savaşlar sermaye birikiminin önündeki engelleri aşmak, sermayenin değersizleşmesini gerçekleştirmek, imha edilmesini sağlamak, yeni ve karlı pazarlar yaratmak için devreye sokulur. Bu sürecin bütünü yaratıcı yıkım diye tanımlanır. Kapitalist sistemde krizlerin esas kaynağı olan kâr oranlarında düşme eğilimi/yasası iki yöntemle aşılabilir; ya üretim tekniklerinde olağanüstü gelişmelerle sorun aşılır ya da savaşlarla, yani sabit sermayenin yok edilmesiyle, başka bir tanımla yaratıcı yıkımla… Ancak bu süreçlerle kapitalist sistem kendini yeniden üretebilir. Aynı zamanda savaşlar sermayenin tahakküm ve iktidarının restorasyonunu ve yaşamın sermaye tarafından yeniden yönetilmesini sağlar.  I. ve II. Paylaşım Savaşları milyonlarca insanın ölümü yanında bu çıplak gerçekliği ortaya koymuştur. Aktüel olarak bölgesel düzeyde Libya, Irak, Suriye, İran ve Ukrayna’da yaşananlar benzer yönelimleri (yıkım ve yeniden inşa süreçlerini) taşır. Özellikle İran ve Ukrayna Savaşının bir dünya savaşının ön cephesi olarak şekillenmesi önemlidir.  Olası, büyük “yaratıcı yıkımın” ilk provaları bu cephelerde gerçekleşiyor diyebiliriz. 

İran savaşı ve savaşın ekonomi politiği

Küresel düzeyde askeri harcamaların hızla artışı bu yorumumuzu güçlendiriyor. İran Savaşı bu noktada farklı dinamikleri ve küresel düzeyde  yarattığı etkilerle son derece kritik bir momentumun önünü açtı. En başta giderek sarsıcı hale gelmeye başlayan enerji krizini ve gıda krizini tetiklemesi küresel ve bölgesel dengeleri sarsıyor. IMF’nin son raporunda 2010 yılından sonra bölgesel çatışmaların arttığı  vurgulanıyor. Özellikle 2020 ve 2024 arasında çok sayıda ülkenin hızla silahlandığı ve bütçelerinin yüzde 2’sini silahlanmaya ayırdığı belirtiliyor. Ayrıca İsveç merkezli bağımsız kuruluş olan SIPRI’nin araştırmasına göre dünyadaki toplam askeri harcamalar 2026 yılında 2,7 trilyon dolar gibi muazzam bir rakama ulaşmış. Savaş ve çatışma atmosferinin sürmesiyle bu rakamın 2035 yılında 4,7 ile 6,6 trilyon dolara yükseleceği tahmin ediliyor.

Bu verilerin yanında küresel düzeyde yükselen faşist dalga  dikkat çekiyor. Bir nevi yeni savaş rejimleri inşa oluyor. Öte taraftan emperyalist özneler arası hegemonya krizi/savaşları şiddetleniyor. İran Savaşı bu manada örtük biçimde ABD, Çin ve Rusya savaşına dönüşmüş durumda. Çin ve Rusya’nın İran’a teknik, lojistik, askeri, istihbarat desteği verdiği ve savaşın bir düzeyde içinde oldukları biliniyor.

Kapitalizmin çoklu ve çok yönlü krizi

İran Savaşı’nın tetiklediği enerji krizi, gıda krizi, küresel lojistik zincirlerinin kırılması gibi yeni kriz dinamikleri kapitalist krizin yeni bir faza girmesine yol açıyor. Başta petrol fiyatlarında artış, gübre hammadde üretiminde (petrol türevli ürünler olduğundan) ciddi problemlerin yaşanması, gıda fiyatlarında kontrolsüz yükseliş, tarımsal üretimde düşüş küresel enflasyonu artırdığı gibi, bu enflasyonun yaşanan resesyonla birleşmesine yani küresel stagflasyona yol açabilir. Özellikle Hürmüz Boğazı’nın uzun süreli kapalı kalması stagflasyonun derinleşmesi anlamına gelecektir.

Bu noktada İran Savaşı’nın seyri krizin şiddetini belirleyecektir. Ama daha şimdiden yaşanan enerji krizinin tarihin en büyük enerji krizine dönüştüğü ve zincirleme reaksiyonların kaçınılmazlığına yönelik vurgular yapılıyor.

Ayrıca aktüel olarak spekülatif sermayenin olağanüstü boyuta yükselmesi, üretim ve finans arasında ayrışmanın ekstrem noktaya gelmesi kapitalist krizin farklı bir dinamiğini ortaya koymaktadır.

IMF’nin son verilerine göre dünyanın bir yıllık toplam gayri safi hasılası 115 trilyon dolardır. Küresel finansal balon ise 5.3 katrilyon dolara yükselmiştir. Bu veriye kripto para dahil değildir. Ayrıca küresel borç toplamı 2026 verilerine göre 315 trilyon dolara ulaştı. 2008 krizinin dünya toplam gayri safi hasılası 70 trilyon dolar iken finansal balon 1 katrilyon dolara ulaşmasıyla patlaması, yaşanan konjonktürün ne derece kritik olduğunu göstermektedir.

Bütün bu gelişmelerin yanında ABD  ve Çin arasında şiddetlenen rekabet ve ekonomilerin aktüel durumu çarpıcıdır. Savaş dinamikleri besleyici faktör olarak dikkat çekmektedir. Kısacası kapitalist kriz ve savaş diyalektiği yeni ve daha yıkıcı sonuçlar yaratacak merhaleye ulaşmış durumdadır. İran Savaşı bu manada bir nevi sıçrama noktasıdır. 1914- 1918 ve 1939- 1945 konjonktüre benzeyen çok boyutlu, çok vektörlü kriz dalgaları içine giriyoruz.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Volkan Yaraşır yazdı: 14 maddede faşizm: Umberto Eco

Yıl 1933, Mayıs ayının 10’u, Berlin opera alanına kamyonlarla...

Volkan Yaraşır yazdı: Faşizm ve kadınlar

Faşizm, olağanüstü devlet biçimi olması yanında arzuyu, duyguyu örgütlemesi;...

Volkan Yaraşır yazdı: Mikro faşizm ve içimizdeki faşist ruh

Modern kapitalizmin yarattığı yıkıcılığa  ve reel sosyalizmin özgürlüğü yok...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Bolu Dağı’ndaki imgeye ulaşmak’ ve umudun inşası

Kapitalizm gücünü insanı çok boyutlu kuşatması, ruhunu kötürümleştirmesi ve...

Volkan Yaraşır yazdı: Neoliberal bireyin anlam kaybı ve varoluşsal boşluğu

Neoliberalizm sürekli karşı devrimci politikaları içeren bir süreçtir. Küresel...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,898TakipçilerTakip Et
964AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Hafta sonu esintilerinden pazartesiye düşenler

Yeni bir haftaya doğru yaklaşmaktayız. Artık ekim ayında bulunuyoruz....

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Gıbrız Cumhuriyeti Bayra’ı Asmag Yasagdır?

Koray Başdoğrultmacı ve Çinem Sonel’e… 2011 yılında Koray Başdoğrultmacı Birleşik...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Siyasi Eşitlik Nemize Yetmez? Unutmamalıdır ki İfrat İfret Doğurur!

Kıbrıslı Türkler 1882 yılından, Kıbrıs Cumhuriyeti kurulana kadar (1960)...

Fehim Taştekin yazdı: Amerikan çekilmesi ve ulusal egemenlik: Hoş ama içi boş bir seda!

Irak 2003’teki işgalle birlikte kaybettiği egemenliğini, Amerikan güçlerinin çekilmesine...

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Minab’da kıyamet yaşandı

Geçtiğimiz hafta, ABD’de bağımsız gazetecilik adına ciddi işler yapan...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Sansürün kamusal bedeli

Türkiye’de hak ve özgürlüklerin alanı daraltılırken uygulanan yöntem hiç...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bosna Hersek makalesi kararına gelirken

Cumartesi yine Lefkoşa'dan uzaklara doğru yolculuk yaptım. Bu defa...

Canlı yayın