Kıbrıs iktibasNiyazi KızılyürekStatüko İçinde Yozlaşma ve Erhürman’ın Gözlemleri - Niyazi Kızılyürek

Statüko İçinde Yozlaşma ve Erhürman’ın Gözlemleri – Niyazi Kızılyürek

Orjinal yazının kaynağıyeniduzen.com

Ünlü Fransız düşünür Alain Badiou “yozlaşmaya” dair şöyle der: “Yozlaşma derken, her türlü ilkeden yoksun olduğu halde, kendini olabilecek en iyi dünya olarak sunan ve kendisinden nemalananların çoğu tarafından gerçekten öyle olduğu varsayılan bir dünyayı ayakta tutan düşünsel yozlaşmadan bahsediyorum.”

Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumların çakıldıkları statüko içindeki ahvaline baktığımızda, “nemalandıkları” ve “olabilecek en iyi dünya olarak sundukları” statükoyu ayakta tutmak için bütün ilkeleri ayaklar altına almaya hazır olduklarını görürüz.

Ne adalet ne haysiyet ne erdem ne empati ne barış, hatta ne de gerçek anlamda özgürlük…

Varsa yoksa, yozlaşmış çarkın dönmeye devam etmesine hizmet eden yozlaşmış statükocu düşünceler ve şahsi çıkarlar…

Evet, düşünsel yozlaşmanın doruklarında dolaşıyoruz ve bu yozlaşmış idealar hayatın bütün alanlarına yansıyorlar.

Kıbrıs Rum Toplumunda Yolsuzluk

Kıbrıs Rum toplumu uzun yıllardan beri yolsuzluk skandallarıyla sarsılıyor.

Birkaç yıl önce içişleri eski bakanlarından Dinos Mihailidis ve oğlu kara para aklamaktan yargılanıp suçlu bulundular. Merkez Bankası eski başkanı Hristodulos Hristodulu vergi kaçakçılığından hapis yattı. İlginçtir, ikisi de 1960’lı yılların başında AKRİTAS örgütünün mensubuydu. Hristodulu örgütün propaganda faaliyetlerini yürütenlerden biriydi. 2004 referandumlarında da Annan Planının ekonomiyi batıracağına dair iddialar içeren broşürler dağıtmıştı. Yargılandığı gün, “ben bu memlekete çok hizmet ettim, beni affetmeliydiniz” demeye utanmadı.

Tam da “milliyetçilik üçkağıtçının son sığınağıdır” deyişini haklı çıkaran bir durum…

Baf eski belediye başkanı Vergas milyonları kaldırdı ve “dama” düştü. Yine Baf belediye başkanlarından Sarikas yolsuzluktan yargılandı ve hapis cezasına çarptırıldı. Merkez Bankası eski başkanı Bayan Yorgacis’in eşinin ve çocuklarının avukatlık bürosu Laiki Bankasını batıran Evgenopullos’un savunmasını üstlendi. Oysa Merkez Bankasının görevi Evgenopullos’un yargılanmasını sağlamaktı. “Çıkar çatışması” apaçık ortadayken Bayan Yorgacis istifa etmeyi reddediyordu. Bu arada, Kıbrıs Rum milletvekillerinin bankalardan aldığı büyük miktardaki borç paraları ödemedikleri ortaya çıktı. Kooperatif bankası batırıldı, kooperatifler kapatıldı.

Son günlerde de peşi sıra skandallar ortaya çıkıyor. Tecavüze uğrayan ve Aleksiou kod adıyla bilinen bir kadın, tehditler karşısında sığındığı Rusya’dan tecavüz ve çocuk istismarlarını ifşa ediyor.

Baf Belediye Başkanı Fevonas, tecavüz suçlamasıyla yargılanıyor. Gazeteci Makarios Drousiotis’in Yüksek Mahkeme hakimlerini de töhmet altında bırakan “Sandy Skandalını” kamuoyunun dikkatine getirmesi tam bir deprem yarattı. Cumhurbaşkanı Hristodoulidis konuyu araştırmak için FBI’yı Kıbrıs’a davet etti ve Europol’a baş vurdu.

Öte yandan, bizzat cumhurbaşkanının ofisini yolsuzlukla itham eden görsel malzemeler gün yüzüne çıktı. Soruşturmalar devam ediyor. Eski Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis döneminde ortaya çıkan yolsuzluklar ise saymakla bitmez. Şimdilerde Avrupa Birliği savcılığı dosyaları inceliyor.

Ve daha neler…    

Bu durumun statükoyla bağlantılı olduğu açıktır. Kontrol-Denge mekanizmalarıyla kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti Kıbrıs Rum toplumunun eline geçtiği günden beri Kontrol-Denge mekanizmaları ortadan kalktı. Cumhurbaşkanını dengeleyen Cumhurbaşkanı Muavini, Baş Savcıyı dengeleyen Baş Savcı Yardımcısı, Yüksek Mahkemede Kıbrıslı Rum hakimleri dengeleyen Kıbrıslı Türk hakimler artık yoktur. Denetimsiz kurumlar feodal beylikleri andırıyor.  

Buna rağmen, “olabilecek en iyi dünya olarak sunulan” bu ortamı değiştirmek üzere ne zaman “müzakere” sözcüğü duyulsa veya “yeni bir çözüm inisiyatifinden” söz edilse, tam tamlar çalmaya başlıyor. Bin bir kusur bulunuyor. BM düşman ilan ediliyor, büyük heyecanla girilen AB’den şikayet ediliyor, vs.

Böyle giderse ülkenin temelli olarak bölüneceği söylendiğinde, büyük bir vurdumduymazlıkla  “onlar o tarafa, biz bu tarafa” denilebiliyor.

Ülkenin bölünmesini bir felaket olarak görüp bundan rahatsızlık duyanlar vardır elbette. Fakat, statükoyu değiştirmek için gayret sarf eden bu kesimlerin sesi bir yere kadar duyuluyor. Sinikler ve Retçilerin sesi daha gür çıkıyor.

Kıbrıs Türk Toplumunun Ahvali ve Erhürman’ın Anlamlı Gözlemleri

Kıbrıslı Türklerin ahvaline gelince. Radyo Sim’in sloganı her şeyi özetliyor: “Fazla söze gerek yok!” İnsan nereden başlayacağını şaşırıyor. Yolsuzluk her yerde. Yozlaşma toplumun bütün hücrelerine sızmış.

Deve gibi, her yanı eğri, ayrıca, eğreti…

Hukuk-dışı, ekonomi-dışı, dünya-dışı bir yerde yaşayan Kıbrıslı Türkler özne olarak tarih-dışına itilmek üzeredirler. Şahsi çıkarlar uğruna haysiyet ve erdemden vaz geçildiği, iradenin tekerlek lastiği gibi söndüğü, öznelerin pasif nesneye dönüştüğü bu nevi şahsına münhasır dünyayı sırf şahsi çıkarlar yüzünden “olabilecek en iyi dünya” olarak görmek, çok vahim bir durumdur.

Tufan Erhürman’ın bir yazısında belirttiği gibi, “en dar kişisel çıkarlardan başka hiçbir değerin tanınmamasını şiar edinen Kıbrıslı Türkler, dayanışmacılık gibi olumlu sayılabilecek bazı özellikleri işaret eden ‘cemaatten’ hızla uzaklaşırken, sanıldığının aksine, modern bireylere evrilmemekte, kendi iradeleri ve seçimleri kaale alınmaksızın hazırlanmış bir kullanma kılavuzuna göre ‘yaşayan’ bir kitleye dönüşmektedir.”

Ve yine Erhürman’ın vurguladığı gibi, “Kıbrıslı Türkler, yok olmanın eşiğine geldikleri bir dönemde, yaklaşan tehlikenden bihaber, en dar kişisel çıkarların peşinde muhteris yarış atları gibi koşmaya devam etmektedirler”.  

Evet, maalesef durum budur!

Ve bu statüko içinde hayatı “yaşanılası” ilan edip bekçiliğini yapan yozlaşmış düşünceler baskın olduğu sürece, farklı bir gelecek yaratmak kolay olmayacaktır…   


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Niyazi Kızılyürek yazdı: Kimse Guterres’ten Mucize Beklemesin!

Kıbrıs’ın hem uzun müzakere tarihinde hem de BM’den beklentiler...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Aşırı Milliyetçi ve Anti-Komünist Yunan Ordusu ve 15 Temmuz 1974 Darbesi

Yunan Cuntasının yakın Kıbrıs tarihinin seyrini değiştiren 15 Temmuz...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Savaş ve Kadın

Geçtiğimiz günlerde Avrupa Parlamentosu’nda Kıbrıslı Rum ve Yunanlı milletvekillerinin...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Çizenel “Tartışması”, “Zor Geçmiş” ve “Yarının Tarihi” Üstüne

Son günlerde Kıbrıs Rum basınında güney Lefkoşa’da düzenlen bir...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Kayıplar Koruyucu Meleğini, Kıbrıs da Bir Hafıza İşçisini Kaybetti

Sevgül Uludağ’ı kaybettik! Ölüm haberi benim için sürpriz olmadı. Cenk’in...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,917TakipçilerTakip Et
912AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Tetiklenen savaş alanı ve Mısır oyuna doğru

Belli ki genel Amerikan Ortadoğu projesi sıkıştı. Üstelik Trump...

Mustafa Çıraklı yazdı: Guterres’in Ardından: Çözüm diplomasisi de değişmeli mi?

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs ziyareti, büyük ölçüde...

Hediye Levent yazdı: Boğaz savaşları ve uçurumun eşiğinde bir kıta!

Hürmüz Boğazı’ndaki öngörülemez gidişata ek olarak yenilerde Bab El...

Kavel Alpaslan yazdı: ABD’liler emekli olmak için Vietnam’a gidiyor: Gerekçe ucuz sağlık

Vietnam, ABD’liler için uzun yıllar ‘savaş hezimetiyle’ anıldı. Şimdiyse...

Metin Yeğin yazdı: Bir komün belediye

İspanya’nın komün belediyesi Marinaleda’daydım. Zeytin ağaçlarının arasından zeytinyağı fabrikasına...

Özkan Yıkıcı yazdı: Şifrelenen Kıbrıs gerçekleri

Basit bir kuraldır: siz bir sorunu çözmek veya nedenini...

Kıvanç Eliaçık yazdı: ILO 193 ve algoritmanın zincirleri

Sağanak yağışta veya kavurucu sıcakta kapı kapı dolaşan kuryeler, ev temizliği...

Özgür Gürbüz yazdı: Enerjide güneşin önemi

Türkiye’nin elektrik talebinin en yüksek olduğu an 28 Temmuz 2025, saat...

Canlı yayın