iktibasÖzgür Gürbüzİklim finansmanı bir başka bahara kaldı - Özgür Gürbüz

İklim finansmanı bir başka bahara kaldı – Özgür Gürbüz

Orjinal yazının kaynağıbirgun.net

İklim finansmanı bir başka bahara kaldı

Azerbaycan’ın başkenti Bakü’deki Birleşmiş Milletler İklim Konferansı (COP 29), ‘güzel haber’ bekleyenleri hayal kırıklığına uğrattı. Pazar gününe kadar uzayan ve iklim krizini durdurmak için gereken finansmana odaklanan bu yılki müzakereler, gereksinimi karşılamayan bir finansman paketiyle noktalandı.

Toplantının odak noktası, iklim krizinin bir numaralı sorumlusu zengin ülkelerin, yol açtıkları hasarı karşılamak ve gelişen ülkelerin iklim krizini durdurmak, etkileriyle mücadele etmek için gereksinim duydukları teknik ve mali yardımı yapma sözünü verip vermeyecekleriydi.

∗∗

Yapılan hesapların ışığında gelişen ülkeler masaya, 2035 yılına kadar yılda en az 1,3 trilyon dolarlık bir mali destek talebiyle oturdu. Bu finansmanın büyük bölümünün de kredilerden çok hibe şeklinde verilmesini istiyorlardı. Gelişmiş ya da zengin ülkeler ise iki haftayı aşan müzakerelerden sonra yılda 300 milyar dolar vermeyi taahhüt eden bir sözle masadan kalktılar. Hibe vurgusu da yoktu. 1,3 trilyon dolara ise Yeni Toplu Sayısallaştırılmış Hedef metninde sadece işaret ettiler. Gerekenin dört katından az bir miktarla, bir anlamda küresel güneye “başınızın çaresine bakın” dediler.

Deniz seviyesindeki yükselmeyle her geçen gün yaşadıkları toprakları kaybetme tehlikesi artan ada devletleri toplantıdan kızgın ve üzgün ayrıldı. Seller ve fırtınalarla yurttaşlarını yitiren az gelişmiş ülkeler, iklim krizini durdurma umudunu bir başka toplantıya erteleyerek evlerine döndü. Kömür, petrol ve gaz gibi fosil yakıtlar yerine yenilenebilir enerjiye, enerji verimliliğine yatırım yapmak isteyen gelişen ülkeler, gereken parayı bulamadan ülkelerinin yolunu tuttu.

2024 gezegenin gördüğü en sıcak yıl ilan edilirken, seller, orman yangınları, sıcak hava dalgaları ve fırtınalar ülkeleri kasıp kavururken dünya liderleri bir kez daha insanlığa sırtını döndü ve kendilerini kukla gibi oynatan dev şirketlerin, fosil ve nükleer enerji lobilerinin emirlerini yerine getirdi.

∗∗

Gelişen ülkeler para dilenmiyordu, atmosfere tarih boyunca kim daha çok seragazı bıraktıysa onlar bedelini ödesin istiyordu. İklim mücadelesi artık gözle görülür bir adalet, gezegenin eşitlik mücadelesinin bir parçası oluyor. Küresel güneyin kuzeye isyanı.

1,3 trilyon dolar da çokmuş demeyin. Para var. IMF bile 2022 yılında fosil yakıtlara verilen sübvansiyonların 7 trilyon doları aştığını söylemişti. Kömürü, petrolü sübvansiyonlarla destekleyenler, bunu enerji tasarrufu ya da yenilenebilir enerji için yapmıyor. Bütün mesele bu. Geçen yıl silahlanmaya harcanan para 2,4 trilyon dolar. Öldürmeye para harcamakta sorun görmeyenler, yaşamı kurtarmaya gelince yok diyor. Bütün mesele bu…

300 milyar doların yetersizliği ortada. Brezilya İklim Gözlemevi, Rio Grande do Sul eyaletinde bu yıl meydana gelen tarihi sel felaketinin maliyetinin 17 milyar doları bulabileceğini söylüyor. 300 milyar dolarla hangi selin, hangi kasırganın hasarını durduracaksınız? Hangi Afrika ülkesinde deniz seviyesinin yükselmesine karşı setler yapacaksınız? Asya ülkelerini kömürden güneşe geçirecek, enerji tasarrufu yaptıracak altyapıyı nasıl kuracaksınız?

Mesele sadece para da değil. Zengin ülkeler, 1994’te hayata geçen Çerçeve Sözleşmesi kapsamında tanımlanan sorumlu ülkelerin kapsamını da genişletmek, Çin, Güney Afrika gibi gelişen ülkelerin de finansmana katkıda bulunmasını istiyorlar. Bakü’de ilk adımı da attılar. Buna, gecikmelerinin bedelini de gelişen ülkelere ödetme çabası desek yeridir. Hesaplar değişiyor, sadece Çin değil Türkiye de güncel ve kişi başına düşen emisyonlarla başka bir klasmana doğru ilerliyor ancak önce ilk yemeğin hesabının kapatılması sonra ikincinin konuşulması daha doğru olur.

Bakü’de seragazı emisyonlarının azaltımı için kesin çizgiler çizen bir karar çıkmadı. Fosil yakıtları kullanmayı bırakmak için küresel bir hedef hâlâ ortada yok. Başını Avrupa Birliği’nin çektiği yeni kömür santralı yapmayacağım taahhüdüne Birleşik Krallık, Yeni Zelanda ve Kolombiya gibi birkaç ülke daha katıldı ama bu konuda da daha geniş bir koalisyona henüz ulaşılamadı. Türkiye’nin 2026 yılındaki konferansa ev sahipliği yapma isteği de Haziran ayında karara bağlanacak gibi gözüküyor. Rakip Avustralya.

∗∗

Şimdi gözler bir yıl sonra Brezilya’da yapılacak toplantıya çevrildi. Amazon bölgesindeki Belem kentinde hem ev sahibi ülkenin hem de sivil toplumun baskısı daha güçlü olacak. Bakalım iklim krizini körükleyen dev şirketler, oradan da arkalarına saklandıkları hükümetlerin marifetleriyle kurtulabilecek mi?


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Özgür Gürbüz yazdı: Enerjide güneşin önemi

Türkiye’nin elektrik talebinin en yüksek olduğu an 28 Temmuz 2025, saat...

Özgür Gürbüz yazdı: Teşviklerle nükleere göz kırpıyorlar

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen kanun teklifi,...

Özgür Gürbüz yazdı: Az kalsın fidan dikeceklerdi

Ankara’daki NATO zirvesi öncesi onlarca kişi gözaltına alındı, 103...

Özgür Gürbüz yazdı: Rüzgâr, güneş artıyor ama emisyonlar düşmüyor

Enerji Bakanlığı bir süredir Türkiye’nin yenilenebilir enerji santrallarının kurulu gücünün...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
930AboneAbone Ol

Son eklenenler

Hediye Levent yazdı: Şam ile Kürtler anlaştı, bölgeyi ne bekliyor?

Suriye Demokratik Güçlerinin (SDG) Komutanı Mazlum Abdi, SDG’nin, kuzey...

Metin Yeğin yazdı: Sosyal ekonomi

Kapitalizm bize ekonominin yalnızca kâr etmek için var olduğunu...

Özkan Yıkıcı yazdı: SDG kendini feshederken

Belli ki daha Suriye’yi çok ele almaya devam edeceğiz....

Ela Ava yazdı: ABD ‘ekonomik savaş’ı başlattı: İran’a karşı benzersiz baskı operasyonu

İran’a karşı başlattığı savaşta Hürmüz Boğazı’na sıkışan Donald Trump...

Şener Elcil yazdı: Değişim Zamanı

Küresel güçlerin, dünyadaki paylaşım kavgalarının en yoğun yaşandığı, medeniyetlerin...

Erkan Çavuş yazdı: Yurtsever kime denir?

Yurdunu sevmek, onu savunmak demektir. Yurt savunması, gerek ona yönelen...

Çağla Elektrikçi yazdı: İlhan Erbil’in vefatı, Kıbrıs’ın sessizliğinde yankılanan bir boşluk gibi

İlhan Erbil'in vefatı, Kıbrıs'ın sessizliğinde yankılanan bir boşluk gibi....

Özkan Yıkıcı yazdı: Nem kapmadan dokunmak

Kıbrıs penceresinden, gün gecikmeye kavuşurken, şöylesine bir Kıbrıs-Türkiye gelişmelerine...

Canlı yayın