yazılariktibasHegemonya inşasının yapı taşı: Barış Kurulu - Fethiye Çetin

Hegemonya inşasının yapı taşı: Barış Kurulu – Fethiye Çetin

Orjinal yazının kaynağıagos.com.tr
Kategori:

Bir süredir bölgesel olmaktan ziyade küresel bir hegemonya savaşının içindeyiz. İran’a saldırı, gerçekte Ortadoğu’nun sınırlarını aşan daha geniş bir güç mücadelesinin parçası.

Ve biliyoruz ki bu savaşın önce kurumsal alt yapısı oluşturuldu ve adına da utanıp sıkılmadan, “Gazze Barış Kurulu” denildi.

Tüzüğünde Gazze isminin hiçbir yerde geçmediği, yetki alanının da “çatışma tehdidi altındaki tüm bölgeler” olarak tanımlandığı bu kurulun, esasında dünyanın her bir noktasını Trump’ın takdirine bağlı bir etki alanı olarak gördüğü de ortaya çıktı.

Yıldız Önen, Guardian’da yayınlanan yazıya referansla İran’a saldırının Kurul’un ilk savaşı olarak yorumlandığını aktarıyor.

“Donald Trump’ın Barış Kurulu döneminin ilk savaşı başladı: İsrail ile iş birliği içinde, hiçbir yasal dayanağı olmayan, çatışmayı önlemeye yönelik diplomatik çabaların ortasında başlayan bir savaş” diyor Guardian.

Trump yönetiminin oluşturduğu ve “Gazze Barış Kurulu” olarak sunulan yapı bu planın en dikkat çekici hamlesi. BM Güvenlik Konseyi’ni devre dışı bırakan, seçilmiş müttefik ülkeleri tek bir lider komutasında bir araya getiren bu platform, klasik çok taraflı diplomasi anlayışının yerine tek ülke (Trump) denetiminde yeni bir hegemonya inşasını hedefliyor” diye devam ediyor Yıldız Önen İlke tv yazısında.

“Barış” adıyla kurulan bir platformun ilk büyük icraatının savaş olması ne trajik değil mi? Üstelik onu bizim açımızdan daha da trajik kılan Türkiye’nin bu kurulun toplantısına katılması.

BM kararı yok. ABD Kongresi’nin onayı yok. Diplomatik temaslar sürerken, arabulucu ülke Umman ve İran “görüşmeler iyi gidiyor” derken uluslararası hukuka, kurumlarına, teamüllere tamamen aykırı başlatılmış bir savaşın ortasındayız artık.

Sebastian Haffner Hitler Üzerine Notlar (İletişim) kitabında;

“Hitler’le ciddi şekilde ilgilendiğinizde onun başka bir özelliğini keşfedersiniz:

Bağlayıcı kararlardan hiç hazzetmezdi” diye yazıyor.

Son zamanlarda sık sık Hitler’in aklıma gelmesi nedensiz mi? Bu hatırlama sadece bana ait de değil mesela Time dergisi, Trump’ın Davos konuşmasındaki tonun ve tarihsel göndermelerin, 1930’ların yayılmacı söylemlerini rahatsız edici biçimde hatırlattığını yazmıştı.

Hitler ve benzerlerinin önlerine evrensel hukuk kuralları ve anayasalarla belirlenen sorumluluk ve yetki alanları bariyerlerinin çıkmasından hiç hoşlanmadıklarını biliyoruz.

Onlar mutlak efendi olmak peşindedirler.

Yine aynı kitapta Haffner, Hitler’in şu tespitine de vurgu yapmaktadır: “Mutlak iktidar sağlam ve işleyen bir devlet yapılanmasında değil sadece dizginlenmiş bir kaos ortamında mümkündür.”

İşte bu nedenle saldırganlar uluslararası hukuku, çoğulcu sistemi kaosla ikame ediyorlar sanırım. Zira mutlak iktidarın, mutlak hegemonyanın bu yolla mümkün olacağını düşünüyorlar.

Aynı kitapta Haffner, Hitler’in başarı eğrisi sırrının yaşadığı birtakım dönüşümlerle alakalı olmadığını, muhatap olduğu rakiplerinin değişmesi ve dönüşmesiyle ilgili olduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor:

“Bakışlarınızı Hitler’den onun dönem dönem karşısında olan rakiplerine çevirdiğiniz anda, Hitler’in başarı ve başarısızlıkları hemen açıklanabilir hale gelir.”

Hitler’in hem iç politikada hem de dış politikadaki başarılarının kendi gücünden çok hasımlarının zafiyetine borçlu olduğunu anlatan Haffner, dış politikayla ilgili olarak Fransa örneğini şu sözlerle anlatır:

“Alman birliklerini, tekrar eski saldırı pozisyonlarında konuşlandırdığından beri Fransa, Hitler Almanya’sına gözlerini karşısındaki yılandan ayıramayan bir tavşan gibi bakıyordu; mukadder korkunç sonun bir an evvel gelmesini bilinç altında adeta ister hale gelmişti.”

Kuşkusuz Trump henüz Hitler değil. ABD’de faşizm kurumsallaşmış veya toplum henüz teslim olmuş durumda değil. Sokak gösterileri, göçmen politikalarına karşı yükselen itirazlar güçlü bir iç direncin olduğunu gösteriyor.

Ancak son zamanlarda yaşananlar, -soykırım destekçiliği, devlet başkanlarının kaçırılması, dini liderlerin öldürülmesi gibi saldırı ve savaşlara bakıldığında Trump’ın Hitler olma yolunda yürümediği iddia edilebilir mi?

Üstelik dış politikada Trump ABD politikası karşısında ciddi bir fren mekanizmasının olmaması, savaş karşıtı kurumların ortadan kaldırılması bu riski büyütmüyor mu?

Jane Fonda’nın hafta sonu gösterilerde söyledikleri bu noktada önem taşıyor: “Bu yine yanlış bilgilere dayalı bir savaş ve ister istemez Vietnam Savaşı’nı hatırlıyorum. Tarih kitaplarında yazılı olmasa da Amerikan savaş karşıtı hareketinin o savaşın sona ermesinde büyük payı vardı.”

Jane Fonda çok haklı. Bugün bu aşamada savaşa ve silahlanmaya karşı gerçek anlamda mücadele edebilecek güç, başta ABD olmak üzere her yerde yaşayan halklardır.

Zira hegemonya savaşının ve yıkımın yükü ve bedeli yoksullara, savunmasızlara, halklara ödetilecek. Bu gidişata dur diyecek direnişi örgütleyebilir, savaşı durdurabiliriz.

Hatırlayalım ve unutmayalım ki daha önce yaptık yine yaparız.

Ve yine biliyor, inanıyoruz ve hatırlatıyoruz ki;

“Sadece güçle sahibi olduğunuz hiçbir şeyin gerçekten sahibi olamazsınız” (Cromwell)


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

Federico Pita yazdı: Latin Amerika tekno-faşizmin yeni laboratuvarı

Latin Amerika, teknoloji-üstüncülüğünün siyasi ve ideolojik laboratuvarına dönüşüyor. Silicon Valley milyarderi...

Ertan Erol yazdı: Trump’ın kayığında Kolombiya sağı

Kolombiya’da Seçilmiş Başkan Abelardo de la Espriella kuracağı hükümeti...

Shamim Chaudhry yazdı: Güney Asya’nın genç kuşağı yeni bir sosyal devrime doğru mu ilerliyor?

Güney Asya, şu anda dünyadaki genç nüfus oranının en...

Hazal Yalın yazdı: Nikaragua, 7 Ders

Ben Latin Amerika uzmanı değilim; kuşkusuz Nikaragua’yı benden çok daha...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,908TakipçilerTakip Et
921AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Kıyas yapma örneği: Kolombiya

Kolombiya, son yıllarda değişik yönleriyle gündemde oluyordu. Özellikle solcu...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gelişmelerde gündem oluşturma sırrı

Bir ufak soru sorsam: Türkiye'deki gelişmeleri buradaki medya kaçı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hızla çerçeve yasası geçerken

İki yıldır konuşturuldu. Algılarla epey propaganda yaptırıldı. Algılar diyorum:...

Özkan Yıkıcı yazdı: Çerçeve yasası meclise gelirken

Sonuçta bilinmeyen ama üzerinden bol bol yorumlar yapılan yasa,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Canlı yayın