yaklaşımlarÖzkan YıkıcıGelgit gerilim semptomlarında Pazartesi günü - Özkan Yıkıcı

Gelgit gerilim semptomlarında Pazartesi günü – Özkan Yıkıcı

Bugün 15 eylül pazartesi. Gözlerimi Lefkoşada açtım. Tam da küliye dibindeki sosyal konut evindeydim. Klasik yılık gelişme gerçekleşiyordu. Trafik bir başkaydı. Okular açılınca yollar birokadar daha yoğun trafiğe takıldı. Basit medya izlenimleriyle basın özetlerine daldım. K. Kıbrıs basını bildik havadaydı. Fakat Türkiye medyaları endişeliydi. Çıkacak CHP kurultayı kararından endişeler yükseliyordu. Tabi ki tersinden, kayim atamasıyla da Özgürün susturlma beklenti “zaferi” de vardı. Ama bunlar onca Türkiyeleşme karşısında K. Kıbrısta fazla yer almıyordu. Üstelik önemli TC kökenlilere rağmen.

Daha paradoksal olanı, K. Kıbrıs seçim havasında. Üstelik de Türkiye rejmine kendini kanıtlayarak destek yarışı da gırla sürüyordu. Ekonomide bağımlı ve TL eleştirileri de arada duyuluyordu. Ama pazartesi mahkeme kararıyla ekonomideki fırtına gerçeği, K. Kıbrısta pek konuşturulmuyor. Sadece “Türkiyenin sayesinde, Türkiyenin katgılarıyla, Türkiyue ile birlikte” tekerlemeleri bolca harcanıyordu. Halbuki Pazartesi kararıyla döviz patlama, borsa fiyasgoları gibi sonuçlar muhtemeldi. Hukuktaki öngörmeme gelinen noktası da tedirginlikleri hep artırıyordu. Ama burda hesapta olan Merkez bankası veya maliye makamı doğrudürüs bir karar açıklayıp “tetbir veya endişe etmeğin” lafını dahi kulanmadılar. Zaten çoğu umursamıuor bile. Çünkü makamı işbirlikçi olmakla aldılar ve bu rejim sayesinde koltuğu koruma şansları vardı.*****

Bugün 15 eylül. Türkiyede endişeler artıyor. Oluşan sonuçlar nedeniyle öngörü yapmak dahi zor. Yazılı metinler veya işleyen hukuk kriterleri dahi öngörmeğe yaramıyordu. Öyle ya: eğer yazılı snayasaya göre YSK kararı kesindi. Onun üstünde karar yoktu. oysa kısa zaman önce kkurumsal bu gerçek hukuka rağmen YSK kararına rağmen hem de bir alt mahkeme tetbir kararlı İstanbul il başkanlığına kayim ilan ettiydi. Bu da resmen yazılı metne veya bağımsız yargı kurumu kurumsalığı ile terslik içermekteydi. Net olan son Türkiye gelişmelerinin ayni zamanda bir altüs biçimde gelişip ayni zamanda rejim değişimine de hedeflendiği gerçeğidir.

Bir düşünün: YSK tarafından onaylanıp kesinleşen kurultay sonucu vardır. Bunu sulh mahkemesi yok sayamaz. Ama buna dayanarak da kurultayın iptali talebiyle başka mahkemeye ba vurulur. Normal hukuk işleyişte,, mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerekiyordu. Ama hep ertelenme üzerinde oynandı. Son olarak yetkisi olmayan, yasal özünden çok uzak bir kararla alt mahkemesinin İstanbul il örgütü kararıyla hem de tetbir amaçlı kayim ilanı, işleri karıştırdı. Öngörme değil siyasal kararın tartışıldığı zemini güçlendirdi.

Beklenti aslında net idi. Yol buna göre dölşendi.ekonomik uyarılar dahi yapıldı. Ama önceki birçok kararda da görüldüğü gibi ekonomik tehlikelere önem verilmedi. Biriktirilen dövizler krizi hafifletme amaçlı kulandılar. Konuyu bilen kesimler de servet birikimi yaptılar. Tabi bu konuda K. Kıbrıs da kararı bilmese de konuşmasa da direk etkilendi. Enazından TL düşüşü ile döviz krizi burayı da vurdu..

Hamleler karşılıklıydı. CHP muhalefeti geliştiriyordu. Enson mahkeme öncesi Pazar günü Tandoğanda büyük bir mitink yaptı. Sayısal olarak oldukça kalabalıktı. Mesajlar sert olup, direnileceği mesajı verildi. Yönetim ise korku yayma ve zemini güçlendirme amaçlı sabah baskınlı belediye operasyonlarına devam edip, hafta sonu Bayrampaşa belediyesinde epey insan gözaltına alıhndı. Sonradan çıkan idiyalara göre, Bayrampaşa belediye başkanına üç defa AKP geçmesi aksi taktirde tutuklanacağı haberinin gönderildiği idi.

Birikim yoğundu. İktidar korkutuyor muhalefet sokakta direniyordu. Tam da bu kısgaç derinleşirken, Pazartesi 15 eylüle geldik. Mahkeme kararı merakla bekleniyordu. Tüm hukuki bilgisi olanlkar, açıkça görev alanı dışında olup YSK kararlarının kesin hükmüyle, mahkemenin davayı ret etmesi gerektiğini belirtiler. Ama devamında da “hukuk konuşulmuyor ki” denilmesine de dikat ediliyordu. Kriz beklentisi ile borsa düşüşü tetikte bekliyordu.

Bu defa da mahkeme yine erteleme kararı verdi. Zamana oynama denilen kuralı öne çıkardı. Kayin ilan etmeyerek adeta gündeme devam denildi. Tabi ki her partideki fırsatçılar gibi CHP fırsatçıları da elerini ovuştururken, birden yeniden hayal kırıklığına doğru evrildiler. Kılıçtaroğlu kaybettiği seçimi kayimle dönme rüyası başka bir uykuya kalmış gibidir.

Bu arada karşı hamleler de gerçekleşecek. Alınan kurultay kararı ile il kongresi gerçekleştirilmesi de eylülün ilerisinde yapılacak. Bunların da olmasıyla iyice iş arap saçına dönecek. Aslında yasalar belli. Ama zaten yasalara göre davranılsa, bu davaların açılması da mümkün değildi. Demek ki orası Türkiyedir.

Sıralanan birkaç özellik, direk bizi de etkiler. Hat da aramızdaki nifusun yarıdan çok fazlası da Türkiyede oy kulanmaktadır. Fakat K. Kıbrıs ile Türkiye arasında öylesi bir tabusal hamasi köprü kuruldu ki gerçekler denizde fırtına gibi gelip vurup orda kalmaktadır. Halbuki mahkemeden kayim çıksa, cebimizdeki döviz dengesi bozulup hayat bir okadar daha kzamlanacaktı. Ama dedik ya bizdeki tekerlemeler tamadır. Hele de sırada bekleyip, beni de koltuğa oturt düşüncesi oldukça tatlıdır. Ama farkında olmasalar da bir Pazartesi sendromu şimdilik ertlenerek başka Pazartesine gönderildi.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Kaygan Zeminde Kayganlaşırken, Yaprak Misali Savrulmalar

Senelerdir Ortadoğu başlığında durmadan yazıp çizdik. Bazen ülkeler düzeyinde,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sızdırtmalardan Öngörülere Kıbrıs

Adamızda yine diplomatlar gezileri başladı. Amaç malum: Kıbrıs sorunu....

Özkan Yıkıcı yazdı: Kolombiya’da kırılma sürecine girildi

Özellikle bu yıl direkt Kolombiya ile alakalı makaleler yazdım....

Özkan Yıkıcı yazdı: İki garantörümüzdeki gelişmeler

Bizde sık sık kullanılan, her olguda zehirli olup olmadığına...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kıbrıs müziğinden bir kesit

Kuzey Kıbrıs'ın sosyolojik yapısı darmadağın oldu. Karmakarışık bir hâle...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,940TakipçilerTakip Et
880AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Kaygan Zeminde Kayganlaşırken, Yaprak Misali Savrulmalar

Senelerdir Ortadoğu başlığında durmadan yazıp çizdik. Bazen ülkeler düzeyinde,...

Mihalis Stavru yazdı: Bu adada sadece biz yaşamıyoruz

“Politis” gazetesinin birkaç gün önceki manşeti, bazılarının yaşadığı yanılsamayı...

Özge Güneş yazdı: Kolombiya’dan kıtaya neofaşist kuşatma

Kolombiya tarihinin en kritik siyasi süreçlerinden birini geride bıraktı. Ülkenin...

Şener Elcil yazdı: Muhalif Olmak

Bir ülkede hükümetlerin görev yapma süresi, muhalefet edenlerin başarısı ile ters...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sızdırtmalardan Öngörülere Kıbrıs

Adamızda yine diplomatlar gezileri başladı. Amaç malum: Kıbrıs sorunu....

Hayri Kozanoğlu yazdı: Trump devrinde merkez bankacılığı

Küreselleşmiş kapitalizm kurgusu içerisinde, özellikle de sermaye akışlarının serbestliği...

Zafer Taşkın yazdı: Alman jeopolitiğinden NATO’ya: Türkeş, Türk Sağı ve antikomünizm

19.yüzyılın sonlarında Almanya, İngiltere ve Fransa gibi geniş sömürge imparatorluklarına...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: “Online” doktor randevusu için bu rezil “site”yi, devlete kim kakaladı?

Dünya; 1980’lerden beridir, “çevrimiçi devlet hizmeti”nin keyfini sürmektedir. Neredeyse yarım...

Canlı yayın