iktibasHediye LeventGazze ateşi Ankara’ya sıçrar mı? - Hediye Levent

Gazze ateşi Ankara’ya sıçrar mı? – Hediye Levent

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net
Kategori:

İsrail, Katar’ın başkenti Doha’da, HAMAS’ın üst düzey isimlerinin yaşadığı ve toplantılarını yaptığı güvenli bölgeyi vurdu. Örgütün üst düzey isimlerinden ölen olmadı. Toplantılar için kullanılan iki ev de vuruldu ancak üst düzey isimlerin toplantı halinde olduğu eve yönelik saldırı yoğun değildi. Bildiklerimizden yola çıkarak İsrail’in saldırıyı neden yaptığına dair birkaç çıkarım yapmak mümkün;

-Saldırı şimdilik taciz ya da uyarı ateşi olarak görülebilir. Bir bölge ülkesinin topraklarındaki noktaları vuracak kadar ileri giden İsrail’in, örgütün liderlerinin hangi evde toplantıda olduğunu bilmemesi olası görünmüyor.

-İsrail’in Gazze’de ateşkes müzakerelerinin yapıldığı süreçlere dönmek istemediği açık. Öne sürdüğü gerekçe ise bu süreçlere HAMAS’ın dahil olması.

-İsrail bir süredir Katar’ı, HAMAS’a ev sahipliği yapması ve müzakere süreçlerinde HAMAS’ın da dolaylı taraf olmasını sağladığı için terörü desteklemek gibi suçlamalarla hedef alıyordu. Artık HAMAS’ın dahil olduğu süreçleri sona erdirmiş oldu. Katar’ı da masa dışına atmış oldu.

-Saldırı ile birlikte müzakerelerin çöktüğü açık.

Vurulan HAMAS yönetiminin, Gazze’de ateşkes sağlanmasına dair Amerika tarafından hazırlanan planı görüştüğü biliniyor. Yine Amerikalılar saldırıyı Katar’a bildirdiklerini söyleseler de, Katar tarafı saldırı başladıktan 10 dakika sonra arandıklarını duyurdular. Netanyahu’nun saldırı emrini kendisinin verdiğini ve ‘Teröristlerin hiçbir yerde güvende olmayacağına’ dair açıklamayı da ABD’nin Kudüs Büyükelçiliğindeki bir etkinlikte yaptığını göz önünde bulundurmak gerek. Amerikalılar açıkça ikili oynuyor.

Katar’ın egemenlik haklarının hiçe sayılması, İsrail’in ‘İstediğim yeri vururum, kimse de önümde duramaz’ şeklindeki mesajını Katar üzerinden daha güçlü şekilde vermesi de bölge açısından elbette tedirgin edici.

Katar’ı ‘NATO üyesi olmayan müttefikimiz’ şeklinde tanımlayan Amerika ile Katar ilişkisinin nasıl seyredeceğini bekleyip göreceğiz, ancak Katar’ın caydırıcı tepki göstermesi pek olası değil. Katar’ın, HAMAS’a ev sahipliğinden dolayı rahatsız olduğuna, örgütün başka yere taşınmasını istediğine dair haberler de bir süredir Arapça basına düşüyordu zaten. Örgütün artık Katar’da kalamayacağı açık.

Peki sıradaki ülke hangisi olacak? Muhtemelen Türkiye.

İsrail HAMAS’a ev sahipliği nedeniyle Türkiye’yi vurur mu? Hayır vurmaz, en azından mevcut şartlar devam ettikçe bu imkansız. Çünkü Türkiye bir NATO üyesi ve Katar’a göre askeri gücü, uluslararası platformdaki yeri oldukça farklı. Ayrıca İsrail’in örgüte yönelik Katar’da yaptığı saldırı Türkiye’yi rahatlattı şeklinde yorum yapmak da çok yanlış olmaz. Çünkü örgüt, son saldırı ile birlikte Gazze’de ateşkes ya da Filistin meselesinin tarafı olmaktan çıkmış oldu. İsrail’in hedefe koyduğu isimler olarak gittikleri her yerde takip edilecekler. Bu durumda Filistin meselesine dair yeni süreçler başlasa bile herhangi bir ülkenin Katar’ın yaptığı gibi örgütü sürece dahil etme çabasını rahatça yapabilmesi zorlaştı. Bu durumda HAMAS Türkiye’ye taşınsa bile, Katar’daki HAMAS olmayacak muhtemelen. Örgüt zaten İran’dan Lübnan’a ve Hizbullah üzerinden Gazze’ye uzanan destek hattı kesileli beri caydırıcılık gücünü önemli ölçüde kaybetmişti. Keza Gazze’deki önemli komutanlarını da kaybeden örgütün Gazze’ye ve Filistin’e dair diplomatik süreçlere dolaylı bile olsa dahil olamaması örgütü çok daha zayıf düşürecek.

Müslüman Kardeşler bağı nedeniyle Mısır ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin zoraki ilişki kurduğu örgütün Ankara’ya taşınması halinde sembolik bir oluşuma dönüşmesi oldukça muhtemel.

Bu noktada Türkiye’nin de elini bağlayan faktörler var. Elbette Ankara, HAMAS’a ev sahipliği yaparsa bunu İsrail ile bölgede yaşadığı gerilimlerde bir kart olarak kullanmaktan, Filistin meselesine dahil olmak için araç olarak görmekten vazgeçmeyecektir. Ancak Türkiye-İsrail geriliminin kontrol edilebilir sınırlardan çıkması, iki tarafın da istediği bir şey değil.

Yine HAMAS’ın Türkiye topraklarında İsrail karşıtı saldırılar planlaması, Ankara’nın izin vereceği bir serbestlik olmayacak gibi görünüyor. Çünkü Türkiye açısından İsrail kolay kolay bütün köprülerin atılacağı bir ülke olmadığı gibi, böylesi bir kararın HAMAS sebebiyle alınması da mümkün değil.

Peki HAMAS Ankara’ya taşınırsa ne olur?

Örgütün aslında Ankara tarafından kontrol altında tutulacağını, Türkiye-İsrail gerilimlerinde Türkiye’nin nüfuz mücadelesinin unsurlarından biri haline geleceğini söylemek mümkün. Yani HAMAS artık Gazze, Filistin davası gibi meselelerin değil Türkiye’nin bölgesel mücadelesi için bu meselelere taraf olma, ana aktörlerden biri haline gelme araçlarından biri olabilir. İsrail de muhtemelen örgütü izlemekten vazgeçmeyecektir ancak örgüte yönelik saldırılarının en fazla bireysel suikastlarla sınırlı kalması muhtemel.

Aslında burada tartışılması gereken asıl mesele şu: Filistin direnişi darmadağınık! İsrail’in Gazze’yi işgal niyeti aşikar, sırada Batı Şeria ve Doğu Kudüs var. İsrail, milyonlarca Filistinliyi sürecek ülke bulmaya çalışırken yeni bir Filistin direnişi doğabilecek mi?

İki devletli çözümün çoktan öldüğü, bütün şartların İsrail lehine olduğu, İsrail’in Filistin meselesini topyekün ortadan kaldırmaya giriştiği açık. Bu durumda İsrail, Filistin meselesine taraf olmak ya da HAMAS’a ev sahipliği yapmak gibi gerekçeler üzerinden bölgesel süreçlere taraf olmak isteyen ülkelere alan bırakmak istemiyor.

Nüfuz savaşları yürüten ülkeler elbette yeni gerekçeler bulurlar ancak Filistin de, Filistinliler de tarihe gömülüyor! Bu gidişatı tersine çevirebilecek caydırıcı adımlar atabilecek İsrail karşıtı bir çıkış hâlâ yok, olacak gibi de görünmüyor!


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Hediye Levent yazdı: Boğaz savaşları ve uçurumun eşiğinde bir kıta!

Hürmüz Boğazı’ndaki öngörülemez gidişata ek olarak yenilerde Bab El...

Hediye Levent yazdı: Lübnan’da iç savaş hayaleti bir kez daha uyandı!

İsrail işgalleri, iç gerilimler gibi büyük kırılmaları atlatan Lübnan,...

Hediye Levent yazdı: Irak ve Suriye’yi Türkiye ‘koruyacak’ ama nasıl?

Irak’ın çiçeği burnunda Başbakanı Ali Ez Zeydi kritik ve...

Hediye Levent yazdı: Avrupa’da Rus hayaleti ve yeniden yeni bir NATO!

Dünya yeni bir kırılmanın eşiğinde. Ankara’daki NATO zirvesini kritik...

Hediye Levent yazdı: Irak’ta yüzyılın operasyonları ve temkinliler!

Irak yolsuzluk operasyonu ile çalkalanıyor. Irak basınında yerin 4...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,913TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Canlı yayın