yaklaşımlarÖzkan YıkıcıYalanların yanlışların yaktığı ama doğruları örtüğü gerçeklikte yaşarken - Özkan Yıkıcı

Yalanların yanlışların yaktığı ama doğruları örtüğü gerçeklikte yaşarken – Özkan Yıkıcı

Yalan söylemenin prim yaptığı, yanlışlarla kazanılan yaşamda gerçekler fışkırmadıkça ve artık tıkanış da dayatmadıkça ileri adım atmak zordur. Öğrenme yerine ezberletilerek söyletme veya ilgisizlikle uzak tutma sorası artık bizde neyin ne zaman gelişeceği belli olmayan bir dönemden geçiyoruz. Artık her şey göz göre göre oluyor. Üstelik bile bile yalan söylenmesine karşın inanmak isteyene yeten bir duruş dönemi de vardır. Hiç uzağa gitmeyin: Ne kadar saçma olsa da, birkaç haftamızın resmi gündemini alan koltuk kavgasına rağmen sanki bunlar olmamış gibi de “hizmet aşkına” olduğunu söyleyen resmi açıklamalar çıktı. Zaten her çirkinlik örtüsü, “ulusal kardeşlik, birlik içinde olma, marjinaller yapıyor ve Rumlara küfrederek” konular geçiştiriliyor. Her doğru sanki “Rumcu”, “hayin” “marjinalist” olmakla açıklanıp çirkinlik örtülüyor. Kral çıplak sanki giyinmiş gibi gösterilen geçiş oluyor. Ama şu da başarıldı; insanlar ilgisiz kalıyor veya yalanlarla yanlışlardan prim alma adına savunarak kökleşen resmi ideoloji oluşmaktadır. O zaman da size şu basit çıkışla da eleştiri yapılır; “Dünyadan bize ne” denirken, iş projeden para kapma veya karşıta küfür etme de olunca da tersiyle dünyanın yanlış algılatılmasıyla d,üşünce oluşur. Bunlar hep bizim tablomuz oluyor.

Son günlerde içsel gerçeğimiz olan Türkiye’de seçim sürecinde YSK vetoları sonucu oldukça yeni krizle karşılaştık. Yazma ve okumanın handikapı sonucu da belki yazı okunurken de konu başka noktaya gelmiş olacaktır. YGS skandalı ve şifre gerçekleri de Türkiye’de oldukça gündem oluyor. Ama Anavatancı edebiyatçı siyasilerimiz dilerinde bu krizin adı yoktur. Şanlı medyalarımız ise konuyu yazmadılar. Üstelik YGS sınavında olan bizden de öğrenciler vardır. Çocuklarımız diye koşuşan ve paralar dökerek dershane kulu haline gelen aileler her nedense YGS skandalına yabancı gibi duruyorlar. Bunlar bir anda bizdeki algılatmaların nereye dek gidildiğinin resmi olmaktadır. Oysa dünya dönüyor ve Kuzey Kıbrıs buradan kopuk değildir.

Ama algılarla, ezberlerle ve pay dağıtarak en ufak doğruyu “Hainler, Rumcular ve marjinaller” diye ötekileştirme kolaylıkları çoktan yerleşti. Onun için şimdi olduğu gibi koltuk kavgasını  “hizmet yarışı” yalanıyla kabullenme noktasına getiriyorlar. Bir de olayların arka yüzüne eğilmeme adına da “büyük medya seminer” reklamlarla dersler de duyarız. Ama içselleştirilen Türkiye’deki YSK vetoları veya YGS skandallarını dahi haber dahi yapmayarak geçiştir gitsin. Burada olan yolsuzlukları önleme bir yana “becer de sende yalpa” süslemek gerekiyor. Sonra dünyaya ulaşınca da sadece gezme ve projeden para kapma dışında arada bir de küfür ederek tatmin olma dışında da kavramadan yaşama devam edelim: Bir de şu miting vardır: On binlerin sokak eğlenceli gösterisi sorası görüldü ki hala resmi tutsaklık siyasetçi eliti hala sarmalıyor. Durmadan dışlatma ve “ben” merkezli duruşlara yeniden gelindi. “Şu katılmasın, çünkü marjinaldir” sözleri yeniden yayılma aşamasındadır. Hatta bırakın UBP eksenini CTP dahi alışılan ve Brejnev doktrinden yeni Amerikancı kulluk koltuk sevdalı türküsü ile kendilerinden olmayanlara korku süsüyle marjinallik basarak hayata mesaj veriyorlar.

Bizde bunlar olup biterken, Türkiye İslamcı piyasa modeli Orta doğuya model diye sistemce önerilip tartışılırken, dünya bize önemli resim gösteriyor. Unutturulan kültürler çatışmasının ve serbest piyasanın adeta resmini değişik yerlerde görüyoruz. Tabi eklemeden olmaz. DAÜ gibi üniversitede eyer öğretim görevlilerinin elektronik postaları dahi keyfi şekilde kesiliyor ve dinlenme oluyorsa, o zaman bilgi ulaşmada bazen nereye dek gelindiği gerçekleri de karşımızda duruyor.

Başladık ve yarım kalmasın: Dünya Orta doğuda yeni siyasal ayarda geleneksel İslam siyasal açılıma daha önem veren ve otoriterlik geriletip serbest piyasa açılımlı sürece girdi. Mısır dahi bunu ispatlamaya yetiyor. Dinin daha siyasalaşarak emperyalist uyumlu eksene konulması ve çıkarla bütünleşmesi hamleleri yayılırken, Avrupada çıkmazda olan sistemde aşırı sağ oldukça güçleniyor. Son Finlandiya seçimlerinde umulmadık oy alımı, Macaristan anayasa içeriği ile Katoliklik, ulusalcılık ve otoriter egemen parti olgularla örülmesi bunun son örnekleri olmaktadır. En ilginç gelişme ise Fransa Libya’yı bombalar konumdayken, ayni şekilde savaştan kaçan mültecileri de sınırda tutarak başka iki yüzlülük ortaya koyuyor. Burada önemli bir uyarı:

Gerek geleneksel İslam ve ırkçı eğilimler bildik Soğuk savaş veya klasik noktada kalmadı. Piyasa modeli yeniden egemenlik ve çözümsüz ekonomik krizle artan yoksullukların şekillendirdiği içerikler değerler de aldı. Onun için klasik Faşizm veya Otoriterlikle ele almamak gerekir. Kültürler çatışması ile yabancı düşmanlıktan din eksenlerinin ve ekonomik yıkımla dar ulusçu dikta birliktelikte düşünelim. O zaman konu daha iyi kavranır. Hatta bu siyasetler yeri geldiğinde tercih, yeri geldiğinde düşman yapılacak örgütler de olduğunu unutmayalım.

Belli olan şudur: Avrupada ırkçı partiler parlamentoda artık önemli güç haline geldi. Orta doğuda ise geleneksel islamın bir kesimi yeni dönemin ideolojik siyaseti olup piyasa modeliyle birlikte yürürken, bir kesimi de askeri makineyi işletme adına düşman ve korku ideolojisi haline getiriliyor. Türkiye modeli bu nedenle çok konuşuluyor. Unutmayın hem İslamcı, hem en iyi İMF müşterisi ve piyasa modelini birlikte yürüten ve dil kullanımla kitlesel etkisi olan bir konumda oturmaktadır.

Bakın yine nerden başladım nereye geldim: Ama farkındayım yine olduğundan fazla yazdım ama gerekenden de az deyindim. Benim de konuya başlarken en önemli eksiklik ve ayarsızlığımda budur. Ama en azından yalan ve yalakayla koltuk alma uğraşında deyilim: Hele bana ters geleni dışlatma adına da “marjinal” demiyorum. Sonlandırmadan şu marjinale bir ufak örnek: Çokça Marjinali kullanan ve saray hayaliyle yapmadığı gaf kalmayan efendi neden binlerin olduğu mitinge katılmadı? Galiba Herkesi resmi ekrandan ve TRT kameralarında Marjinallikle suçlarken kendi yüzünü ve saray sevdasını da çiziyordu. Hayırlısı olsun.

 


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Cumartesi sendromlarından toplananlar

Yine bazen kullandığım klasik başlangıçla başlayacağım. Gün cumartesi, 11...

Özkan Yıkıcı yazdı: Neden Sánchez?

NATO zirvesi sonlandı. Bol şov, abartıdan abartıya imajlar ve...

Özkan Yıkıcı yazdı: Arada kaçırılmış gibi olanlardan, demeç ve Suriye gerçeği

NATO toplantısı başlarken bugüne durmadan bir şeyler yazdım. Demeçler...

Özkan Yıkıcı yazdı: NATO liderler zirvesi sonlanırken

Aylardır gündemde dolaşan, iki günlük toplantı yapılan otuz altıncı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Son gündemleşmelerle birlikte Kıbrıs ve NATO güncelliği

Sabahleyin yerel gazetelere bakınca iki konu ağırlıktaydı. NATO zirvesi...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,928TakipçilerTakip Et
893AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özgür Orhangazi yazdı: NATO zirvesi ve ‘savunma’ sanayisinin yükselişi

İkinci Dünya Savaşı sonrası kapitalist dünyada ortaya çıkan ekonomik...

Fehim Taştekin yazdı: Olay mahallinin silahları!

Savaş şebekesi NATO’nun yeni merkez ülkesi olma gururuyla, zirveye...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Peki ya görüntü olmasaydı?

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezuniyet töreninde, bir gencin elinde...

Özkan Yıkıcı yazdı: Cumartesi sendromlarından toplananlar

Yine bazen kullandığım klasik başlangıçla başlayacağım. Gün cumartesi, 11...

Sevgül Uludağ yazdı: Muratağa’dan Palekitre’ye “savaş silahı” olarak tecavüzler…

Sevgül Uludağ'ın 12 Haziran 2014 tarihinde Yenidüzen Gazetesinde yayınlanan...

Mahir Ulutaş yazdı: NATO’nun yeni enerji mimarisinde Türkiye’nin zorlu rolü

7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da düzenlenen 36. NATO Liderler Zirvesi, ittifakın...

Canlı yayın