yaklaşımlarÖzkan YıkıcıYakın tarihten koparılan yaprak – Özkan Yıkıcı

Yakın tarihten koparılan yaprak – Özkan Yıkıcı

Ağustos gün sıcağında kavruldum. İkindin biraz esinti oluştu. Gecenin sesizliğinde ufak ufak rüzgar yeli geçiyordu. Hem hayal hem de gerçek arasında gelip gidiyordum. Yaşlı halimle geride braktığım gençlik dönemi arasında beynim gezinti yapıyordu. Anılardan gün ile yakaladıklarım da oluyor. Ağa düşüp de unutulan balık misali örnekler de adeta geçiş seromonisi yapıyor. Düşüncem, gün ile geçmiş arasında dolaşıyor. Güne uygun yaşananlarla yeniden sanki dünmüşçesine ordan oraya, parça parça gelip gidiyor. Karanlıktaki arada uzaktan rasgele gelen kuş sesi gibi oluyordu. Birden, yaşlı halimden tam 46 yıl öncesinde düşünsel olarak geriye zamanı sardığımı anlamaya başladım. Artık, kendim tam 46 yıl öncesinde yeniden yaşamaya başladım.

*****

Tam denilen zaman öncesinde buluştum. Yine ağustos ayı idi. 18 Ağustos sıcak günüydü. İkinci hareket sonlandı. Artık fiylen Türkiyenin askeri müdahalesiyle ada ikiye ayrıldı. Eski Erenköyde göçmen evinde bulunuyordum. Hem insanlara haber verme hem de kendim de öğrenme adına, elimde çok dalgalı ratyoyla da oturuyordum. Etrafımdakilerle de konuşuyorduk. Genelikle alınan topraklardaki yeni köy tahminleri uçuşuyordu. Oysa, Erenköy ne Türkiyenin aldığı yerdeydi, nede düşüp teslim olmuştu! Arada kalan yerleşimdi. Ama, herkes köyden gidip ganimet dolu evlerin hayaliyle konuşup moral buluyordu….

Rumlar arasında ise resmen feryatlarla, çığlıklar yükseliyordu. Resmen yaşanılan yıkım kadar, siyasal boşluk da vardı. Sonuçta, Kıbrısın en azından 3.1  bölümünü resmen kaybettiler. Bu arada, Türkçe yayınlar “zafer” sesleri yükseltirken, Rumca yayınlarda resmen felaket ağıtları ile sorgulama nedenleri yükseliyordu. Bu arada başta ABD kesimi, Türkiyeye ikinci hareket sonrası ele geçirilen toprakların fazla olduğunu da söylüyordu. Türkiye yetkilileri de “boşaltıldığı için durmadık. Fazla alınan toprakları taviz olarak geri vereceğiz” söylüyorlardı. Tabi, sözkonusu yerlerden birisi de Maraştı. Nitekim, ilgili yerleşimin özelliği sonucu, oraya ta baştan denetim direk TC askerine verilip, geri verilme adına da boş brakıldı. Tabi, uygulanmadı…..

Güneyde ise çığlıklar yükseliyordu. Önce darbeyle alınan büyük yara ve arıdından müdahale kaybedilen toprakların elbet kaybetmenin de sonucu, ortaya saçılan belgelerle de epey öfke belriliyordu. Yunan cuntası kadar, özellikle cunta yapılmasından ve Türkiyenin müdahale etmesine dek ABD direk katgıları nedeniyle, öfke Amerikaya doğru yöneldi. Özellikle verilen bilgilerde yanıltma ile darbe siyasal kararındaki tutum sonucu, kitleler Amerikan merkezlerine protesto öfkeli gösteriler yapıyorlardı. Hele de Türkiyenin askeri hareketliliğine “Nato tatbikatı” denilip yanıltma ve bazı benzer yanlış kararlar aktarılması sonucu da konu epey denetimsiz gelişiyordu….

İkinci hareket sonlandı. Belgelerin de kaybeden tarafta havada uçuşma zemini bulması, Kıbrısın son dönem gelişmelerindeki önemli bilgiler dolaşıyordu. Bu arada, karşıt blok Sovyetlerin olması, onların da direk Amerikan ve batı Emperyalist tutumları da aktarmasıyla, Rumlar arasında Anti Amerikancılık öfkesi büyüdü. Nitekim, ben Bizzim Ratyo gibi kaynakların aktardığı Kıbrıs bilgileriyle de direk söyletilmeyen Kisincır tavırlarını da birer birer duyuyordum.

Sonuçta, patlayan öfke Amerikan elçilik önünde tepkileri hemen hareket sonrası yoğunlaştırdı. Birkaç gün sonra, direk Amerikan elçisi vuruldu. Kliridis adeta şok geçirdi. Ayni anda BRT yayınında “tiyatrocu Üner Ulutuğ” kulandığı ses tonuyla da Kliridisle dalga geçiyor. Rumların elçiyi vurma durumuyla resmen dalga geçiyordu. Ayni şekilde Anamurdan sözde korsan yayın yapan Kıbrısın Sesinde de B.M. daha küfürlü yorumla elçilik ölüm ile “Rum barbarlık” küfürlü dil kulanıyordu. Oysa, etrafta dolaşan belgelerle, Kıbrıs 74 olaylarında Kisincır droktininin resmen uygulanmasının da belgeleri uçuşuyordu. Şunu hiç akıldan çıkarmayalım: Yunanistan cuntasının çöküşü, Kıbrısta Makiriyos devrilmesi ve öldürülmeden kaçışı kadar, Türkiyenin de müdahalesiyle ada bölündü. Kaybeden taraftaki siyasal söküş ile resmen ortaya gizli belgeler, telefon konuşmaları saçıldı. Bunlar ilk başta tartışılan gerek Lefkoşa gerek se Atinadaki meclislerde Kıbrıs dosyası bölümünde bolca sunulup tartışıldı. Zemin normalleştikçe ne yazık ki Amerikan ağırlıklı bölümler giderek tartışmanın dışına doğru çekildi.

Amerika, özellikle öldürülen elçisine rağmen, Kıbrıs rum kesimine fazla tepki koymadı. Buda ilginç! Zaman aktı. Giderek yeniden Kıbrıs lafla iki toplum eksenine sokuldu. Fakat, fiylen adanın ayrılma üzerinden de yeniden örgütlenme de oldu. Ne yazık ki son dönemde direk yaşanan ve belgelerle de bolca tekrarlanan gerçekler, son anlarda adeta Amerikan aklama dönemine de adına bilimci ve solcu koyan kimi kişilerle de yeniden yazılmaya koyulundu. Belek kaybı ile sosyalist yenilgi ikilemi Kıbrıs tarihindeki Amerikan gerçeklerinin ve hat ta Kliridis gibi figürlerin oyunları yok saydırtıp, yeniden yakın tarih yazma girişimleri artı. Nede olsa, unutulan ve Amerikanlaşan gerçeklik, adına sol olsa da Kıbrıstaki kaynakların da sildirtilmesiyle Amerikayı da aklama konumu yeşerdi. Amerikaya rağmen Türkiye müdahalesi saçmasını dinleyecek kesim bulunmaya başlandı. Fonlar ve teslimieytlerin yanına bir de kolayca belek kaybı eklenince, solun da fonla parasallaşmasıyla da koşullar artık hazırdı. Önce Kliridis ve Denktaş aklanırken, Türkiyedeki devletçi sol Kemalislerin de Ecevit kahramanlıkları da bu ortama uydu. Zaten kaybeden ve unuturma yönüne sokulan Güney ve Yunanistan da yeniden Emperyalist eksende yapılanması da Kıbrıs yakın tarihindeki Emperyalis özün silinmesini hızlandırdı. Halbuki, sadece neden Amerikan elçisi öldürüldü sorgusu dahi beraberinde birçok belgenin nedenini de bulmaya yarayacaktır. Onun için, elçinin öldürülmesi konusu tamamen belekten sildirtilip,olmamış gibi düşünce oluşturuldu.

Tabi, Kıbrıs konusunda İngiltere rolü veya yazılı belgeler pek de kaynak olarak sunulmaz. Hep resmi idolojinin kurumsallaşması adına görüşlerle, gerçekelrden kopartılıp başkatarih yazılmaktadır.

Diğer yazıları

Güneydeki Seçimlerden Sonrasına Geçerken — Özkan Yıkıcı

Kıbrıs Cumhuriyeti parlamento seçimleri yapıldı. Elbet seçimler Kıbrıs'ın güneyinde...

Pazar öğleni medyada oyalanırken – Özkan Yıkıcı

Pazar, tatil günü. Yerel medyaya bakarsanız zaten anlarsınız. Hele...

Gözden Kaçırılan Bazı Noktalar – Özkan Yıkıcı

Son günlerde adeta dünya kamuoyunda Türkiye’deki yargının CHP’ye karşı...

Hançer! – Özkan Yıkıcı

Kıbrıs’ta tuhaf ama net olan bir tutum geliştirildi. Devamında...

Direniş ve dersleri ile Bolivya kaynıyor – Özkan Yıkıcı

Son günlerde bizim genelde medya dokunmasa dahi Latin Amerika...
4,452BeğenenlerBeğen
1,541TakipçilerTakip Et
3,960TakipçilerTakip Et
847AboneAbone Ol

Son eklenenler

Batı’nın Mali yalanı — Pavan Kulkarni

Batı medyası, mevzilerini koruyamayan El-Kaide savaşçılarının sivil yakıt tankerlerine...

‘Terörist’ yaftası direnişi kıramadı — Gary Wilson

Bolivya hükümeti 19 Mayıs'ta ülkenin en büyük işçi konfederasyonunun...

İnsan olmak — Şener Elcil

Kıbrıs özelinde, hayatımızın birçok aşamasında siyasi görüşlerimize ve yaşama bakış...

Güneydeki Seçimlerden Sonrasına Geçerken — Özkan Yıkıcı

Kıbrıs Cumhuriyeti parlamento seçimleri yapıldı. Elbet seçimler Kıbrıs'ın güneyinde...

Özne, Demokrasi ve MENA Bölgesinde Tarihsel Mücadele – Çağla Elektrikçi

Baf’ta 105 yaşındaki bir kadının oy kullanması, yalnızca bir...

24 Aralığ 1963 Girne Asger Hasdanesi ve Türg Yerleşimci Kolonyalizmi – Halil Karapaşaoğlu

24 Aralıg 1963 Girne Asger HasdanesiGirne Asger Hasdanesi’nin temelleri...

İsyancıların yenilgiler tarihi – Neşe Yaşın

Bizim adımıza karar veren eril figürler; sert bakışlarla bizi...

Canlı yayın