
Cenevre’de, Milletler Sarayı’nın Konsey Salonu girişinin üzerinde Britanyalı Lord Robert Cecil’in şu sözleri kazılıdır: “Uluslar ya silahsızlanmalı ya da yok olmalıdır.” Nobel Barış Ödülü sahibi olan Cecil böyle diyordu. 1923-1945 yılları arasında başkanlığını yaptığı Milletler Cemiyetinin mimarlarından biri olan Cecil, 1936 yılında inşa edilen bu salonda barış ve silahlanma yarışının sona ermesi için mücadele etti.
Bugün ise aynı salonda, Birleşmiş Milletler konferansları, bunlar arasında da silahsızlanma konferansı da düzenleniyor. Konferansa katılan üyeler, küresel askeri harcamaların üst üste on birinci yılda da yeni bir rekor kırmış olmasından büyük endişe duyuyor. Zira 2025 yılında dünya askeri harcamaları 2 trilyon 887 milyar dolara ulaştı. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsünün (SIPRI) kısa süre önce yayımladığı rapora göre bu tutar, 2024’e kıyasla yüzde 2.9 artış anlamına geliyor.
NATO: ABD baskısı silahlanma yarışını hızlandırıyor
İki dünya savaşına ve Soğuk Savaş dönemindeki tehlikeli silahlanma yarışına sahne olan Avrupa, son on yıllarda silahsızlanma ve barış yanlısı arayışların başlıca itici güçlerinden biri olmuştu. Ancak 2022’de Ukrayna’daki savaşla birlikte gerçek bir dönüm noktası yaşandı. Kiev’e verilen desteğin ve Avrupa Birliği’ne yönelik sözde “Rus tehdidi”nin gerekçe gösterilmesiyle Avrupa hükümetleri, kıtayı küresel askeri harcamalardaki artışın başlıca kaynağı haline getirdi. Avrupa’nın askeri harcamaları 2025 yılında yüzde 14 artarak 864 milyar dolara ulaştı.
“1953’ten bu yana hiçbir dönemde olmadığı kadar hızlı arttılar” diye açıklıyor SIPRI Araştırmacısı Jade Guiberteau Ricard: “Bu durum, Avrupa’nın kendi stratejik özerkliğini ortaya koyma yönündeki iradesini ve buna eşlik eden, ABD’nin İttifak içinde yük paylaşımının güçlendirilmesi yönündeki giderek artan baskısını gösteriyor.”
NATO üyesi 29 Avrupa devleti, 2025 yılında toplam 559 milyar dolar askeri harcama yaptı ve bunların 22’si askeri harcamalara gayrisafi yurt içi hasılalarının (GSYH) en az yüzde 2’sini ayırdı.
Yıllık bazda en büyük harcama artışını Almanya gerçekleştirdi. Askeri harcamalarını yüzde 24 artırarak 114 milyar dolara çıkardı ve bu rakama 1990’dan bu yana ilk kez ulaştı. İspanya bile, 1994’ten bu yana ilk kez GSYH’sinin yüzde 2’sinden fazlasını savunmaya ayırdı; bu da 40.2 milyar dolara karşılık geliyor. Bununla birlikte İspanya başbakanı, 2025’te düzenlenen son NATO zirvesinde ülkesinin, Atlantik İttifakı’nın 2035 yılı için talep ettiği yüzde 5’lik hedefi benimsemeyeceğini açıkladı.
Airbus, Thales, Dassault… En büyük kazananlar
Bu bütçeler, askeri-sanayi kompleksine ve onun başlıca şirketleri olan Airbus, Thales, Dassault, Leonardo, Rheinmetall ve BAE Systems’e daha önce benzeri görülmemiş ölçüde kârlılık getiriyor. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen tarafından mart 2025’te başlatılan ReArm Europe planının amacı son derece açık.
Daha sonra Readiness 2030 adı verilen bu program kapsamında Avrupa liderleri, savunma yatırımlarını teşvik etmek amacıyla, gerekirse bütçe kurallarını gevşetme pahasına, 800 milyar avroluk bir kaynak ayırmayı öngörüyor. Silahlanma Gözlemevi ise şu değerlendirmeyi yapıyor: “Devlet, ordu ve savunma sanayisi arasındaki bu ‘demir üçgen’, Avrupa’da Birinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesindeki 1910’lu yıllardan bu yana görülmemiş bir zirveye ulaştı.” (…)
Fransa Dışişleri Bakanı Sébastien Lecornu “Ulusumuz artık tarihi bir yeniden silahlanma çabasına girmiş bulunuyor” diyerek Fransa’nın askeri bütçesindeki sürekli artışlardan memnuniyet duyduğunu ifade ediyor. Askeri Programlama Yasası (LPM) kapsamında hükümet, daha önce kabul edilen yasaya 2026-2030 dönemi için ilave 36 milyar avro ekleyerek, 2024’ten itibaren toplam askeri bütçeyi 413 milyar avroya çıkardı. Savunma Bakanı Catherine Vautrin ise “On yıl içinde ordunun bütçesini iki katına çıkarmış olacağız” sözleriyle bundan övgüyle bahsediyor.
CGT sendikası ise, Fransız ve yabancı kamu siparişlerinin savunma sanayisinin cirosunun yüzde 90’ını oluşturduğunu hatırlatıyor. Harcanan milyarlarca avronun yüzde 70’i beş büyük grupta toplanıyor: Dassault Aviation, Thales, Safran, Naval Group ve Airbus Defence & Space. (…)
Avrupa Sol Partisi (PGE) Başkan Yardımcısı Hélène Bidard (Fransız Komünist Partisi) şu uyarıda bulunuyor: “Avrupa Birliği, çalışan sınıfın vergileriyle oluşan kamu bütçelerinin büyük bölümünü yeniden silahlanma politikalarına yönlendiriyor ve askeri sanayiye devasa meblağlar vadediyor. Gerçek bir siyasal yön değişikliğine tanık oluyoruz. Silah satın almak için yüz milyarlarca avro birkaç hafta içinde serbest bırakılabiliyor; ama hastaneleri, okulları, emeklilik sistemini, eşitliği, konut politikalarını ya da ekolojik dönüşümü finanse etmek söz konusu olduğunda bize sürekli para olmadığı söyleniyor.” (…)
Ne yazık ki bugün silah şirketlerine aktarılan bu finansman destekleri Avrupa Birliği’nden, devletlerden, bölge ve hatta büyükşehir yönetimlerinden savunma sanayisine akıyor. Bir kez daha bu harcamalar ne sosyal politikalara ne sağlığa ne kültüre ne de iklim değişikliğiyle mücadeleye ayrılıyor; kaynaklar yeniden silahlanmaya yönlendiriliyor.
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.


