Kıbrıs iktibasNeşe YaşınTarihin doğru yerinde durmak - Neşe Yaşın

Tarihin doğru yerinde durmak – Neşe Yaşın

Orjinal yazının kaynağıyeniduzen.com
Kategori:

Buyurgan ve kutsal sembollerin savaşı günlerimizi dolduran. Bazen kendimizi bizi tamamıyla ifade etmeyen ortamların bir parçası haline gelmiş buluyoruz. Kıstırılıp kalıyoruz içimizde yükselen itirazı çeşitli nedenlerle ifade edemediğimiz için. Sessiz kalmak bazen bağırmaktan, karşı çıkıp ortalığı karıştırmaktan daha büyük bir erdemdir. Sessizlikteki vakarla ilerleyip zamanı geldiğinde etkili vuruşu yapabileceğizdir çünkü. O vuruşu şimdi yapsak hedefi daha da uzaklaştıracağımız için bekleriz yalnızca. İçimizi acıtır belki bu ama sonraki hamleler için güç topladığımızı düşünüp avutabiliriz kendimizi. Dünya yuvarlaktır, sürekli sola doğru ilerlersen birden sağda bulabilirsin kendini. Çok bağıranın daha güçlü biçimde var olduğu ortamlar içindeyiz ne yazık ki. Yüksek bir ses tonu ile başkalarının konuşmasını engelleriz çoğu zaman. Büyük bir haksızlıkla karşı karşıya bile olsak sükunetle taşı gediğine koyan, karşıdakinin dilini bağlayan cümleleri kurmamız mümkündür. Kalbimiz çok kırılmıştır, yapılan adaletsizliği havsalamız almamaktadır belki. Bu bizi küstürse de kelimelerimizi, meramımızı alıp gitmek daha çok acı çekmemize, bu acıyla yalnız kalmamız neden olacaktır yalnızca.

Her krizde masayı devirmeye, gemileri yakmaya hazır insanları gözlemliyorum. Masa devrilirken büyük bir alkış alacaklardır. Pek çok insanın kalbinden geçen de budur çünkü. Paylaşılmış bir öfke iç burkan bir haksızlıktır söz konusu olan. Masayı devirmek yerine sadece masadan kalkıp derin bir nefes almak ve etkileyici, ikna edici bir konuşmayla geri dönmek de mümkündür oysa. Kendinden, duruşundan emin olmak başlı başına bir güçtür. Tamamıyla haklı da değilizdir kimi zaman. Bize ait olan küçük bir hatayı kabul etmek bizi güçsüz kılmaz. O kadar büyük bir haksızlık karşısındayızdır ki bu küçük hatayı kabul edersek bize düşmanca davranan karşı tarafın eline koz vereceğimizi düşünürüz. Çoğu zaman da böyle olur. Yüzde doksan haklıyızdır ama karşı taraf o yüzde ona sarılıp  mat etmeye çalışır bizi.

İç acıtan haysiyet savaşları içindeyiz. Kırılan kalplerimiz, uğradığımız haksızlıklar gözümüzü karartıyor. Birileri acımasız bir şiddetle duruyor karşımızda. Bölüşemediğimiz bir dünyadayız. Zirveye kim tırmanacak, en büyük payı kim alacak meselesiyle iştigal edenler bir bilgisayar oyununun puan kazanma konsantrasyonu ile uyuşmuş durumda. Para, ün, mevki, güç başarıyla özdeşleşmiş. Bunlara ulaşmak için her yol mübah görülüyor. Kıran kırana savaşlarda şu veya bu biçimde taraf olmak zorunda bırakılıyoruz. Topluca geleceğimiz söz konusu çünkü. Bir distopyanın zavallı aktörleri haline getirilmişiz.

Kötülük öylesine egemen ki iyiliği yüz metre öteden tanımak mümkün. İyiler hedef tahtasında ve bu kabul edilemez. Kötülük rakibini en ahlaksız yöntemlerle mat etme peşinde. Bunları görüp taraf olmamak büyük vicdansızlık bu durumda. Bir karşı çıkış projesinin parçası halinde buluyoruz birden kendimizi. Dönüştürücü bir enerjinin küçük bir parçası. Onlara karşı bizden oluyoruz.

Onların sembolleri ile bizim sembollerimizin, onların sloganları ile bizim sloganlarımızın savaşı başlıyor birden. Bizden olanlarla tamamıyla anlaşmıyoruz belki ama onlarınkiler asla kabul edilemez ve korkutucu geliyor. Tarafımızı seçmişiz artık. Gri tonlar tehlikeli görünüyor kimi anlarda. Griye kaçsak o kitlesel öfke içinde hain ilan edilmemiz an meselesi. Üstelik hak da veriyoruz haksızlığa uğrayanların, geleceği karartılanların taşkın öfkesine. Parlak fikirlerimiz var kimi zaman ama tonuna uymayabilir şahlanışın. Belki de uyar ama ürküyoruz ifade etmekten. Öfke kıpkırmızı çünkü ve bundan alıyor gücünü.

Ne olursa olsun tarihin doğru yerinde durmak önemli. Kendimizi gözden geçirerek, hata yapma paniğinin bizi pasifleştirmesine de olanak vermeden ne hissedip ne düşündüğümüzü uygun bir dille ve içtenlikle söylemek. Birileri bize farklı bir ayna tutarsa ona dikkat kesilmek. Hayatı başkalarını mat etmeye çıktığımız bir boks ringi olarak değil de farklı gerçekliklerin spektrumu içinde algılamak. Yanılıyor olabileceğimizi de hesaba katarak kurmak cümlelerimizi. Bir kahraman yumruğunu sert vurur. Bize verilen ezber bu. Elbette öyledir ama dengeyi değiştirecek sert vuruş çok incelikli bir hesapla mümkündür yalnızca.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Neşe Yaşın yazdı: Yaslı Deniz Manzarası

1964-1967 yılları arasında Lefkoşa enklavında büyümekte olan bir çocukken...

Neşe Yaşın yazdı: Ver elini Eylül

Bazen insan öylesine yoğun bir iletişim ve duygu skalası...

Neşe Yaşın yazdı: Zaman sancısı

Byung-Chul Han’ın Zaman Kokusu kitabında kullandığı bir terim var:...

Neşe Yaşın yazdı: Barışın Vakanüvistine Veda

İstanbul’da acı içinde Sevgül’ün cenazesini izlerken bunu bir kez...

Neşe Yaşın yazdı: Bir gün iyilik kazanacak

Hayretler içinde kalıp müdahale edemediğimiz pek çok baskıcı durumla...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
4,269TakipçilerTakip Et
1,200AboneAbone Ol

Son eklenenler

Erkan Çavuş yazdı: Sonumuzun gelmesini mi bekleyeceğiz, ayağa kalkarak kendi kaderimizi ellerimize mi alacağız?

80’li yıllardan itibaren reel sosyalizmin yenilgisiyle birlikte dünyada sağ...

Özkan Yıkıcı yazdı: Cumhuriyet bayramlı bir gün yaşadım

Perşembe gününü resmî tatil olarak geçirdim. Doğrusu, havada yağmurun...

Özkan Yıkıcı yazdı: İsrail seçimlerinden Brezilya sonuçlarından bir demet

Hafta sonu Brezilya'da yapılan genel seçimler ve dün gerçekleşen...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sarsıntılarla K. Kıbrıs seçim süreci ilerlerken

Ufak ayrıntıyla başlayalım: K. Kıbrıs koşulları siyasal süreçte iki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Önemli kuramla İsrail tartışılmamalıdır

Bugün İsrail sandık başında. Ben yazıyı yazarken seçim hâlâ...

Özge Güneş yazdı: Brezilya’da yeniden mücadele kazandı

Üç hafta önce bu sayfalarda “Brezilya’da oyun bitmedi” demiştik....

Enver Şat yazdı: COP31’de asıl soru: Dönüşümün bedelini kim ödeyecek?

Dünya fosil yakıtlardan uzaklaşmaya çalışıyor. “Yeşil enerjiye adil geçiş”...

Volkan Yaraşır yazdı: Guy Debord: Yağma mı metanın değer yitimi mi?

2008 sonrası yeni bir isyan dalgasıyla karşı karşıyayız. Önce...

Canlı yayın