iktibasÖzgür GürbüzPetrol ve gazdan yeni bir gelecek kurulmaz - Özgür Gürbüz

Petrol ve gazdan yeni bir gelecek kurulmaz – Özgür Gürbüz

Orjinal yazının kaynağıbirgun.net

Türkiye’nin petrol ve gaz üretimi yeni sahalarla beraber artıyor. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün rakamları, özellikle 2024 yılında gaz üretiminin bir yıl öncesine göre üç kat arttığını ve 2,3 milyar metreküpe ulaştığını gösteriyor. Petrolde artış ise daha sınırlı, 2024’te 5,3 milyon ton petrol üretilmiş. Türkiye’nin her iki kaynakta da dışa bağımlı olduğu düşünülürse üretim artışlarının ithalatı az da olsa azaltacağı ve ekonomiye katkı sağlayacağı söylenebilir. Katkının boyutu haberlere yansıyan kadar olmasa da…

Petrol, Türkiye’nin en çok tükettiği enerji kaynağı, birincil enerji arzındaki payı yüzde 30. Petrol ürünleri ithalatımız 50 milyon ton civarında. Kabaca bir hesapla petrolde dışa bağımlılığımız yüzde 90 civarında. EPDK, Türkiye’nin 2025 yılında bir önceki yıla göre daha az, 53,2 milyar metreküp gaz tüketeceğini tahmin ediyor. Azalan talep, artan üretime rağmen dışa bağımlılık oranının yüzde 96’ının üstünde olacağını görüyoruz. Enerji Bakanlığı’nın rezerv tahminleri de ortada. Gazda tüm rezervimizi çıkarmayı başarıp kullansak belki 10 yıl yetecek. Sonra yola gazda yüzde 100 dış bağımlı bir ülke olarak devam ederiz. Hayaller güzel ama gaza bağlı ekonomi kurarsanız bizi bekleyen gerçek bu.

Özetle söylersek, Türkiye hiçbir zaman petrol ve gazda dışa bağımlılığını azaltamayacak hatta kayda değer seviyelere bile çekemeyecek. Potansiyel belli. Bulunan rezerv de kullanınca bitecek. Gaz, kömür ve petrol rezervlerimiz sınırlı. O yüzden bulduğumuz petrolle ellerimizi yıkayıp ziyan edecek durumda değiliz. Halkı yanıltan bu propagandadan kaçınmalı, tam tersine herkesi tasarrufa, enerjiyi verimli kullanmaya özendirmeliyiz.

Bir de işin çevre ve ekonomi boyutu var. Fosil yakıt dediğimiz petrol, kömür ve gazın hava kirliliğinden iklim değişikliğine kadar onlarca etkisi var. Bu yüzden de bizim en kısa zamanda enerji üretiminde bu kaynaklarla vedalaşmamız, kullanımını en aza indirmemiz gerekiyor. Türkiye’de iktidar kendi koyduğu 2053 net sıfır hedefini de unutmuşa benziyor. Net sıfır demek, ürettiğimiz seragazı emisyon miktarı kadarını doğal yollarla tutmak demek. Termik santraldan çıkan karbon kadar, onu tutan ormanımınız olmalı ki atmosfere net sıfır emisyon bırakalım. Türkiye’nin net sıfır karnesinde ise hal ve gidişat zayıf. 2023 yılında 600 milyon tona yakın emisyon ürettik, orman ve diğer yutak alanların tutabildiği miktar 50 milyon tonlara düştü. 550 milyon ton açık var. Önümüzdeki 30 yılda daha çok petrol, kömür ve gaz yakarak bu açığı kapatamayız, tam tersini yapmalıyız. Bunun için de emisyonların yüzde 70’ten fazlasını üreten enerji sektöründe petrolden, kömürden ve gazdan vazgeçmeliyiz. Yoksa 2053 hedefi daha fazla kredi almak, çevreciymiş gibi yapmak için konulmuş bir hedef miydi?

Elbette bu vedalaşma bir günde olmayacak. Kömürle ve gazla çalışan termik santralları kapatmak, ulaşımda toplu taşıma ve elektrikli tren gibi çözüme geçmek için kademeli bir plana ve ölçülebilir hedeflere ihtiyacımız var. Örneğin 2035’e kadar kömür santrallarını kapatma kararı alınmalı, her yıl hangi santralın devreden çıkarılacağı belirlenmeli. 2030’a kadar Türkiye’nin üç büyük kenti hızlı trenlerle birbirine bağlanmalı. 2035’ten sonra dizel araçların üretimi ve satışı yasaklanmalı. 2026’tan itibaren yeni binalarda enerji tüketimini yüzde 30 azalacak tedbirler alınmalı. Haliyle bu hedefler benim yazdığım gibi değil, ölçerek biçerek belirlenmeli, adil geçiş prensiplerine selam gönderip, çalışanları mağdur etmemeli.

Geçiş süreçlerinde de yerli petrol, gaza öncelik verilip onların kullanılmasında bir sorun yok ama gidilecek yol belli. Hayal satarak oy toplamaktan artık vazgeçmeliyiz. Bugün kömür santralı kurmak isteseniz uygun kredi bulamıyorsunuz, Çin bile başka ülkelere termik santral kurmama kararı aldı. Yakında dizel araç üretimi bitecek, onu benzinli araçlar izleyecek. İklimi değiştirerek ürün üretirseniz, AB’den başlayarak sınırda vergi ödemek zorunda kalacaksınız.

Türkiye’yi geçmişte bırakmak istiyorsanız ellerinizi petrolle yıkayıp, ciğerlerinizi gazla doldurabilirsiniz. Ya da yüzümüzü güneşe döner bu ülkeyi geleceğe hazırlarız.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Özgür Gürbüz yazdı: Enerjide güneşin önemi

Türkiye’nin elektrik talebinin en yüksek olduğu an 28 Temmuz 2025, saat...

Özgür Gürbüz yazdı: Teşviklerle nükleere göz kırpıyorlar

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen kanun teklifi,...

Özgür Gürbüz yazdı: Az kalsın fidan dikeceklerdi

Ankara’daki NATO zirvesi öncesi onlarca kişi gözaltına alındı, 103...

Özgür Gürbüz yazdı: Rüzgâr, güneş artıyor ama emisyonlar düşmüyor

Enerji Bakanlığı bir süredir Türkiye’nin yenilenebilir enerji santrallarının kurulu gücünün...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,907TakipçilerTakip Et
929AboneAbone Ol

Son eklenenler

Ela Ava yazdı: ABD ‘ekonomik savaş’ı başlattı: İran’a karşı benzersiz baskı operasyonu

İran’a karşı başlattığı savaşta Hürmüz Boğazı’na sıkışan Donald Trump...

Şener Elcil yazdı: Değişim Zamanı

Küresel güçlerin, dünyadaki paylaşım kavgalarının en yoğun yaşandığı, medeniyetlerin...

Erkan Çavuş yazdı: Yurtsever kime denir?

Yurdunu sevmek, onu savunmak demektir. Yurt savunması, gerek ona yönelen...

Çağla Elektrikçi yazdı: İlhan Erbil’in vefatı, Kıbrıs’ın sessizliğinde yankılanan bir boşluk gibi

İlhan Erbil'in vefatı, Kıbrıs'ın sessizliğinde yankılanan bir boşluk gibi....

Özkan Yıkıcı yazdı: Nem kapmadan dokunmak

Kıbrıs penceresinden, gün gecikmeye kavuşurken, şöylesine bir Kıbrıs-Türkiye gelişmelerine...

L. Doğan Tılıç yazdı: Biri bana “Lan! Terbiyesiz!” dedi

Gündemde bir davanın karar duruşması ve ilk kez toplanacak...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Daron Acemoğlu ile The Economist polemiği

Türkiye kökenli Nobel ekonomi ödülü sahibi Daron Acemoğlu bilindiği...

Canlı yayın