yaklaşımlarÖzkan YıkıcıParadoksal doğaçlama – Özkan Yıkıcı

Paradoksal doğaçlama – Özkan Yıkıcı

Çoğu makale girişine, ezberlenen klasik bir cümle kolayca kondurtulur: “Çok önemli günlerden geçmekteğiz”! Bu gerçekten klasikleşip normaleşti. Ezber de olunca, önemli olsun olmasın, çoğu defa kulanıma düşünülmeden yazılmaktadır. Bazen de “önemli” denilip de aslında hiç önemli imge konulmadan da kulanılan cümle haline de geldi. Fakat, dikat ederseniz, benim gibi,kavramları yerinde kulanmaya dikat edenler, eğer, önemli gelişmelerden geçmekteğiz diye yazılıyorsa, ardından bu tamamlayıcı bilgiler de gelmektedir. Tabi ki kamuoyunun bunu kabulenme şekli de önemlidir. Önemli gelişmelerin olması kadar, bunarlın gündem olması, kamuoyunun konuşması ve toplumsal karşılığı da gerçekleşmesiyle başta konulan “önemli” kelimesinin de yerine oturması sağlanmaktadır… Neyse; gerçekten sadece K. Kıbrıs veya Türkiye değil; dünya önemli gelişmelerle çalkalanmaktadır. Dahası, çalkalanma ve önem kadar, çelişkili yaklaşımlar ve krizlerle örülü bir bilinmezlik deryasında yol bulmaya da çalışıyoruz. Kavramsal Paradoksun normeleşip gelişmelerle çelişkili bakıştan tutuma varan yaşantı ile b unu sanatsal doğaşlama olaylarında dolaşarak anlatmadan da Paradoksal Doğalaşma” isminde bir makale ile okuyucumun karşısına gelme sonucu üretildi…..

Gerçekten son yıllarda Dünya önemli gelişmelerle yaşamakla kalmıyor, derinleşen çalkantılar ve oluşan bilinmezlik girdabında adeta konular yumak olup çözülmez düyum haline geldi. Genel kapitalist ekonomik krizden tutun, yükselen faşizim dalgası, yoğunlaşan bölgesel savaşlar, siyasal kağosta aşmazlarla kendi konulan kuralların dahi çiğnendiği bir dönemden geçiyoruz. Olmazların olduğu, çelişkelerle dolu gelişmeler ve kavrayışlarla seçeneklerin bağdaşmadığı süreçle yaşıyoruz. Olayın önemi ile nedeninin net gerçekliği yanında, gelecek bilinmezlik noktasındaki muhalif seçeneğin de aşmazıyla sıkışıp kaldık. Artık, sistemin dahi koyduğu kurallara uymadığı, yeni hegemonya savaşlarının yoğunlaştığı, yerelden genele her konuda çelişkili bakışların sert ayrımlaşmaya yöneldiği karmakarışık paradokslarla dolu yaşamın içinde bulunmaktayız. Artık, önümüzdeki yazılı kurala veya takınılan bir tavrın anlatım tutarsızlıkalrı doğal hale sokuldu. Yapılan anlaşmalar veya çıkarılan yasaların dahi geçersizlik normaleşmesi dönük gidişat vardır. Bu sadece K. Kıbrıs veya Türkiyede değil, dünyada da aynen aynada yansımaktadır.

Sistemin süper gücü ABD artık sistemi inşa edecek politikaları dahi uyguylayamaz, krizleri yönetemiyecek boyuta dek geriledi. Ancak, gerileme ve gericilik otiriterleşme Trumplaşma ile artık kendinin geçmişten gelen tüm kararları nerede ise yok sayması, müdahalesel hamleler yapmasıyla da çoğu bilinçli kesime “Hangi uluslararsı hukuk” sorusunu dahi sordurtuyor. Yeri geldikçe bu imkar veya ret tutumları yazdık. Bunnalr durmuyor: Son ABD hamleleri ile hem yeni siyasal doğalaşma hamlelerine Venezuelayı da eklerken, eskiden imzalanıp uygulanır halde olan Sovyet dönemli nükler silahlardan öteki uluslararsı anlaşmaları da kabul etmeyeceğini açıkladı.

Bir Düşünün; bir lider kalkıyor ve seçimini yapan bir ülkeyi diktatörlükle suçlayıp, kendine yakın birini başkan ilan ediyor, yetmezmiş gibi ülke zenginliklerini de ilan etiği başkanın olanağına sunmnaya çalışıyor: Öyle bir ülke ki en diktatör ve anti demokratik “Sudlerden Somaliye” varan otoriter yapıları mütefik yaparken, sırf petrol zengilik kaynaklarının bir kısmını yoksul halka sağlık ve eğitim diye ayıran Venezuela liderini devirmek için yetmeyen suikas darbe hamlelerinden sonra, şimdi de seçimsiz bir kendi kukla başkanını ilan ediyor, ardından kendine demokrasinin beşiği diyen AB ülkeleri de hemen sıraya girip atanmış ABD başkanını tanıyor….

Bunun yanına da şu ekleniyor: Sovyetlerle yapılan ve adına “Yumuşama” denilip övülen silah anlaşmalarını da Trump fes yaptı. Bu bize önemli geli gelişmelern işaretidir. Bunları artırmak mümkün: özgürlük diye işaret etirilip savundurulan IŞİD gerçeği her şeyi anlatmaya yetiyor… Bunlar dünyanın genel akışının meyveleridir….

Konuyu uzatmadan Paradoksal Doğaşlamayı Kıbrısa indirgeyelim: Çok uzun teori de kesmeyelim! Cuma gününe yani 1 Şubata, yılın ikinci ayının başlangıcına uzanalım… Yine fazla dalanmadan, TC Elçilik sokağında duralım. İki farklı göstergeyle karşılaşıyoruz. Birincisini Polis engelle durdurup izin vermezken, ötekisine de katgıyla eylem yapmasına ses çıkarmıyor. Ayni sokakta iki etkinliye polisin paradoksal tutumu yaşandı. Dahası mı: buranın Başbakan makamcısı “Polis Başbakanlığa bağlıdır” derken, eylem yernde ona soru soran katılımcıya “haberim yok” yanıtını verdi! Bunun anlamı basit: yeter ki anlamak isteyin! Demek oluyor ki Polis Makamcıya bağlı değilmiş. Peki elçilik önündeki olanların net anlamı ne: üstelik de mahkeme kararına rağmen… Demek ki burada Polis Başbakan Tufana bağlı değil. Aslında. Bu yaşananları tekrar tekrar belirtmek de sıkıcı oldu! Fakat, sık sık tekrarlanması İle böyle bir şey yok çelişkisi, yanlışın lehine sürdükçe tekrardan yaşanıp yazılmak zorunda kalınacaktır…

K. Kıbrıs böylesi basit gerçekle dahi sıkışıp sömürge kültürünün yerleşip ilhaklaşmasına devam edilmektedir. Cuma günkü sendikalara takınılan tavır la yandaşmlama örgütlere sağlanan basit olanak, buranın nereye gelindiğinin tekrar tekrar kanıtlarından başka bir sonuca varılamıyor. Ancak, tam aksi, kamuoyu ve yerleşik tüm kuruluşlar ayni yanlışın yerleşip sstemleşmesine de katgılara devam etmektedir.

Konunun acıtacak yönü: resmen aşağlanan koltukcularımızı protesto edip Çavuşoğluna mektup gönderme olayından dolayı bu engel konuldu. Onları hizaya çeken Çavuşoğluna mektup yazıp onları savunan kesime engel konuldu! Buda öteki paradoks. Ama. Yergi yiyerek hizaya sokulanlar. Memnun olacak ki, kendi aşağlanmalarına başkaları eleştiri yapmalarına dahi yardımcı olmadılar. Böyle K. Kıbrıs gerçeği kanıtlandı… Tabi mektubun da oldukça yumuşak ve “kurtarma” içerikli olduğunu da belirtmeden edemiyecem….

Kısaca: önemli gelişmeler ve farkında olmamalarla savrulan günlerden geçiyoruz. Bunlar. Yarınlara çok acıtacak sonuçlarla yaşamı devam yaptıracaktır.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Hey gidi Almanya hey!

Bana birisi, onca gündemi varken, dünyada konuşulur, bizde algılarla...

Özkan Yıkıcı yazdı: Nem kapmadan dokunmak

Kıbrıs penceresinden, gün gecikmeye kavuşurken, şöylesine bir Kıbrıs-Türkiye gelişmelerine...

Özkan Yıkıcı yazdı: İngiliz’de oyun bitmez!

Kıbrıs deneyimlerimiz bize öğretti ki gerçekten İngiltere'nin siyasi oyunları...

Özkan Yıkıcı yazdı: Doğu komşuların kuzeye doğru gelişen denklemi

Belli ki daha Suriye'deki gelişmeleri, bölgesel ve giderek sistemsel...

Özkan Yıkıcı yazdı: Girilen seçim havasından, normal şartların lakırtılarından

Adamız yeniden seçim havasında. Bazı yazarların belirttiği gibi, konuyu...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
930AboneAbone Ol

Son eklenenler

Murat Çakır yazdı: Söylenebilirliğin ve yapılabilirliğin sınırları

Eylül ayında yapılacak üç eyalet parlamentosu seçimleriyle Almanya’nın “süper...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hey gidi Almanya hey!

Bana birisi, onca gündemi varken, dünyada konuşulur, bizde algılarla...

Hediye Levent yazdı: Şam ile Kürtler anlaştı, bölgeyi ne bekliyor?

Suriye Demokratik Güçlerinin (SDG) Komutanı Mazlum Abdi, SDG’nin, kuzey...

Metin Yeğin yazdı: Sosyal ekonomi

Kapitalizm bize ekonominin yalnızca kâr etmek için var olduğunu...

Özkan Yıkıcı yazdı: SDG kendini feshederken

Belli ki daha Suriye’yi çok ele almaya devam edeceğiz....

Ela Ava yazdı: ABD ‘ekonomik savaş’ı başlattı: İran’a karşı benzersiz baskı operasyonu

İran’a karşı başlattığı savaşta Hürmüz Boğazı’na sıkışan Donald Trump...

Şener Elcil yazdı: Değişim Zamanı

Küresel güçlerin, dünyadaki paylaşım kavgalarının en yoğun yaşandığı, medeniyetlerin...

Erkan Çavuş yazdı: Yurtsever kime denir?

Yurdunu sevmek, onu savunmak demektir. Yurt savunması, gerek ona yönelen...

Canlı yayın