Epey zamandır, dünya Yemen diye bir ülkeyi konuşuyor. Daha doğrusu konuşmak zorunda kalıyor. Öyle bir konuşmak zorunda kalıyor ki Gazze soykırımında sessiz değil, laf söyleyip de İsrail’i desteklemeyen bir Yemen pratiği ile karşılaştıkları içindi. Kimse İsrail’e tavır almazken, daha utanmazlığı soykırımı desteklerken, Yemen karşı çıkmakla kalamadı, olanakları çerçevesinde de savaşa katıldı. Pek vurulmayan İsrail’i resmen vurdu.
Bir Yemen vardır: komşusu dünya petrol zengini Suudi Arabistan’dır. Trilyonlarca dolarla en modern silahları alıyor. Birçok ülkede gericiliği finanse ediyor. Türkiye’ye verilmeyen silahları Suudiler dolarlarla alıyor. Etrafa cihatçı finansman eden ülke imgesini alıyor. İsrail ise çizgisi utangaç uzlaşma… Ama bu Suudiler son dönemde epey artan saldırılarla Yemen’e müdahale ediyor. Müttefikleri kaybettikçe de direkt kendileri en modern silahlarla Yemen’e füze yağdırıp havadan bombalıyorlar. Yeri geldikçe taş üstüne taş bırakmama bombardımanlar da gerçekleşiyor.
En normal siyasal koşul olanı dolar gücüyle engelliyor. Yemen’de başkenti ele geçiren Ensarullah örgütünün yine tanınmasını engelliyor. Yenilen işbirlikçilerini dünyaya “resmi hükümet” olarak devam ettiriyor. Yine de Yemen ayakta.
Yemen üzerinde son dönemde iki önemli ateşkes ve gelecek anlaşmaları yapıldı. Ensarullah örgütü buna uydu. Üstelik başkent dahi elindeyken, ama şımarık ve dolarlarıyla zengin ama emperyalizme teslim olan rolüne devam diyordu. Her iki anlaşmayı da Suudi eksenliler bozdu. Örneğin geçici yönetim sonrası seçimler olacak denirken, başta Suudiler, Amerika ve İngiltere Yemen’i füzelerle çirkef bahçesine çevirdi. İkincisinde ise İran’dan Humeyni cenazesinden dönen Yemen kafilesini hava alanında vurdular. Böylelikle uluslararası denilen anlaşmayı bizzat bozarak savaşa devam dediler.
Şimdilik, Bender elbap anlaşması nedeniyle Amerika hâlâ ateşkese uyuyor. Kendi gemilerini vurmama karşılığında Yemen’e havadan saldırmıyor. Yine de Yemen yerinde. Hamleler yapıyor. Ama dünya Yemen değil de Husiler diyor. Oysa başkenti elinde tutan, genelde dünyada o ülkenin hâkimi ve resmi siyasal kesimi olarak kabulleniyor. Ama Yemen’i öyle kabullenmiyorlar. Kukla Suudi işbirlikçilerini resmi yönetim olarak ısrarda devam deniliyor.
Tekrardan bir ufak Yemen özeti yaptık. Ensarullah örgütü başkenti ele çoktan geçirdi. Bölgedeki bazı stratejik adaları da kendine kattı. Bir anlamda Kızıl Deniz yol hat onların menzilinde. Dilediğine kolayca kapatma şansı doğdu. Şimdilik özellikle savaş halindeki Suudi çıkışları engelliyorlar. Yetmiyor: Suudilerin petrol tesislerini de vuruyorlar. Boru hatları da devre dışı bırakıldı. Bir anda dünyanın önemli petrol ihracatçısı Suudi Arabistan devre dışı bırakıldı. En modern Amerikan, İngiliz, Fransız silahları, savunma sistemleri kendilerini korumaktan aciz hâle geldi. Çaresizce imzalanan, daha Türkiye Meclisi’nden geçmeyen Mekke anlaşmasına sarıldılar. Yardım istediler. Tabii BAE hikâyesi de başka bir konu.
Amerika birçok alanda yardımcı olsa da elinden dolarları kapsa da şimdilik havadan füze yağdırmaya niyetli değilmiş gibi duruyor. Halbuki son yıllarda Amerika Yemen’e epey füze yağdırdı. Bazı yerlerde taş üstüne taş bırakmayacak derecede bombardımanlar yaptı. İsrail önemli limanları yıktı. Fakat bir türlü şu örgütü yenip işbirlikçi kuklalarını Sana’a sokup koltuğa oturtamadılar.
Yemen bir asırdır hep savaşlarla yaşadı. Giden gelmeyen Anadolu ağıtlarından tutun, ülkeyi parçalayıp hegemonya kurmaya dek hep bedel ödedi. İngiliz emperyalizmi Osmanlı İmparatorluğu Yemen’de tutunamadı. Amerikan oyunları tutmadı. Yemen bölgesel hegemonya nedeniyle sosyalist, milliyetçi ve aşiretçi gerici üç çizgili siyasal çalkalanmalar yaşadı. Ama Aden direnişi gibi önemli direnişlerle İngiliz emperyalizmi de yendi. Yine de rahat durulmadı. Şunu arayan, bunu iktidar etme, ülkeyi zaptetmek hedefleri hep Yemen’in topraklarını kanla suladı. Hâlâ da suluyor. Ensarullah örgütü yeni direniş hattı olarak yeşerip güçlendi. Dünya bunu dahi sunarken ısrarla işbirlikçi, İrancı veya Husiler diye sunarken, gerçekten Suudiler olmadan tutunamayacak kesime de işbirlikçi değil de hükümet adıyla hitap ettirmeyi başarıyorlar. Bu da propagandanın algı operasyonlarından biri hâlindedir.
Son günlerde Yemen Orta Doğu’da ısınan önemli hat. Şimdiden kuzeydoğu Afrika’yı da içine alacak genişliğe çıktı. Yemen savaşları Somali’deki parçalanma şekline de vurdu. İsrail şimdiye dek Somali’den ayrılıp tanınmayan Somaliland’ı tanıdı. Orada üs kurma peşinde. Ama esas tehlike yine Orta Doğu’da. Aciz kalan ve en modern silahlarına rağmen istedikleri olmayan Suudiler, direkt öteki ülkeleri de Yemen’e karşı savaşta çekmeye çalışıyor. Kurdurtulan Mekke anlaşmasının temel ilkesiyle de Türkiye ile Pakistan’ı bu yeni çizilen hatta yer almalarına uğraşılıyor. Sessizlik, sonra tarafsızmış gibi duruştan desteğe kayıldı. Son olarak Fidan da destekleyeceklerini açıkladı. Ama devamı olan “nasıl” sorusu hâlâ net yanıtlanmadı.
Taş üstüne taş bırakılmayan, çölleri dağları kanla sulanan Yemen şimdi gündeme getirilmek zorunda kalındı. Suudi hesapları, Amerikan planları hâlâ tutmuyor. İsrail için önemli karşıt hâlinde. Ama Yemen yoksul. Senelerdir savaşlar ile açlıklarla boğuşuyor. En acısı dünya Amerika ve Suudilerin teşvikiyle ambargolarla da başka bir kıyıma mahkûm edildi. Yine de Yemen hâlâ ayakta. Hiçbir işgalci tutunamadı. Ağıtlar yazdırttı, cesetler göndertti. Denize inip hatları kesip dünya enerji krizi ile mesaj verdi. Hâlâ savaş da sürüyor.
“Yemen Yemen Şanlı Yemen…
Toprakları Kanlı Yemen…
Ben Yemen’e gidemiyorum,
Yemen uzaktır dayanamıyorum”…
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.




