yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Kazakistan üzerine tartışmalar

Özkan Yıkıcı yazdı: Kazakistan üzerine tartışmalar

Bizim memleketin kendine has kuralları vardır. Olanı değil işine geleni her zaman tercih eder. Kendi var olan koşullarıyla değil, egemen bloğun duruşuna dayanan kendince alınıp uygulanan refleksleri vardır. En başta yazılı olmasına, alınan kararlar bolca oluşmasına rağmen tamamen tersinden yalanlarla kendi doğrusunu da yaratmaktadır. En bağımlı ağıyla bağımsız hava atmayı becerir. Konuştuğu hangi ülke olursa olsun, onun olduğu biçiminden çok kendi algı çıkarına göre yerine koyup yorumlamaktadır. Hele de işin içine yalan ve hamasi söylem de bolca karışırsa…

Öyle tuhaf olup normalleştik ki nüfusu dahi bilinmeden resmî rakamlarla sürekli bilgiler verilmesi de gayet doğal karşılanmaktadır. O zaman konumuz olan Kazakistan’ın da bu çemberden çıkması mümkün değildir. Mümkün olamaz. Adını ta baştan “Türki cumhuriyetler” denilen yapıyla zenginleştirince işler tamamdır. Oysa hiç uzağa gitmeye gerek yok. Hele Kazakistan’a ulaşıp inceleme yapmadan da bazı veriler mevcuttur. Ülkemiz zengin bir mozaik gibidir; birçok ülkeden insan, öğrenciden çalışana varan bir gerçekliğiyle burada yaşamaktadır. Elbette akademisyenler de buna dahildir. O zaman Kazakistan hakkında bilgi edinmek kolaylaşabilir. Ama dedik ya, bizim kendimize has gerçeklerimiz vardır. Önce kendini reddetmekle başlar. O zaman Kazakistan’ın da belirlenmiş bir yörüngesi vardır. İster beğenin ister beğenmeyin. Hamasi katılımlı, propaganda yelpazeleriyle donatılır. Üstelik Türki zirvesine de gidilip orada fotoğraf dahi verildi. Öyle bir fotoğraf ki verenden çok hamasi masadan karnını doyuran havasını attı. Ama tuhaftır: Bolca övülen Kazakistan, sıradan bir ziyaretçiyle elçilik açılmasını ve uçak seferi başlatılmasını pek de hoş karşılamadı. Hoş karşılanmayınca da kimisi sustu, kimisi de “hamasi yemekleri artık nasıl yerim” endişesiyle tavır takındı.

Anlayacağınız, Kazakistan da bizim siyasal kültürümüzdeki pratik yerini aldı. Ancak bol hamasi garnitürlü olması nedeniyle işine gelmenin en kolay paradoksunu da verdi. Yaşanan ve siyasallaştırılan ikili algı yeniden üretildi.

Daha fazlasına değinmek gerekirse, bolca Kazakistan hamaseti yapanlar ülkeyle ilgili önemli bazı uluslararasılaşmış konumları da bilmez. Hatta Kazakistan’da kendilerince “Türk” dediklerinin yanında önemli sayıda Rus ve başka halkların bulunduğuna, bunun tek tip bir devlet olmadığına dikkat edilmez. Hele dünya politikasındaki ip üstünde cambazlık yapmasındaki önemi akla bile konulmaz. Örnek mi: Kazakistan, İbrahim Anlaşması’nı imzalayan şimdilik nadir ülkelerden biridir. Hani Ortadoğu projesinin İsrail’i normalleştirip Amerikan planını işlettiği diplomatik ağ var ya; Kazakistan buna girdi. İsrail ile normal ilişkinin ötesinde siyasi bir kayganlık bandına girdi.

Bunu Kazakistan’a övgü yağdıran kaç yönetici siyasetçi bilir? Hani canım: Herkes İsrail’in Gazze soykırımını kınarken, Tel Aviv’e demediğini bırakmazken, aslında İsrail uçaklarının Azerbaycan petrolüyla işletildiğini aklına getiriyor mu? Üstelik bazı ülkeler İsrail ile ilişkilerini sürdürürken Azerbaycan’ın petrol satması, Müslüman ülkelerin ses çıkarmaması kınamalarda eleştirilen tutum olmuyordu. Neden Türki devletler zirvelerinde açıkça İsrail’e dokunulmadığı da sorgulanmıyor. Hatta daha bilgisizce hamasetiyle oynayan yöneticilerimiz ileri gidip Türki cumhuriyetlerinin de İsrail’i kınayacaklarını belirtiyor. Güneye demediğini bırakmazken, Azerbaycan petrolünün Bakü’den çıkıp Ceyhan’a ulaştığı, yani Türkiye’den geçip yine Türkiye gemileriyle Hayfa’ya ulaştırıldığı söylenmez. Engel olunup kınama bile yapılamadığı belirtilir. Ama zirvede bazı liderler İsrail’e atıp tutup dünyaya göndermeler yapar; aynada eleştirdikleriyle yan yana ya da kendisinin de aynı konumda olduğuna bakmaz.

Aynı şekilde İbrahim Anlaşmaları’yla Filistin geleceğinin sıfırlanmasının hedeflendiği de belirtilir. Fakat nedense Kazakistan’ın da bu anlaşmayı imzaladığı akla gelmez. Bizdeki siyasal kurallar böyle işler. Kendi kendini bile reddederek ama başkasına hamasi silahla saldıran bu siyasal kültürümüz, sömürgeciliğin ilhaklaşma sürecinin yeniden üretilmesine oldukça katkıda bulunmaktadır.

Önce bizim Saraylılar zirveye gider. Kazakistan cumhurbaşkanıyla fotoğraf verilir. Hoş sohbet, resmî bir tablo oluşur. Sonra Kıbrıs Cumhuriyeti yetkilileri Kazakistan’a gider. Uçak seferlerinden tutun altı önemli anlaşma imzalanır. Artık Kazakistan’a Güney’den de daha kolay uçmak mümkün olacak. Tabii şu acayiplik de bizde üretildi: Kıbrıs Cumhuriyeti’ni Sovyetler dağıldıktan sonra oluşan cumhuriyetler çoktan tanıdı. İki binli yıllara girmeden siyasi zemin oluşturuldu. Fakat çoğu devlet, doğrudan elçilik açmak yerine başka ülkelerle birlikte ortak bir diplomatik dış temsilcilik oluşturdu; Kazakistan dahil. Bu bile bilinmeden sanki bugün bu cumhuriyetler temas kuruyormuş havasıyla hamasi işlem yapılması da tesadüften çok, bizim siyasal gerçeğimizin aynada bir kez daha görülmesidir. Haydi, başka bir örnek sunma umuduyla makale burada sonlanıyor.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Takıntı haline getirirken

Acayip olup da normal halime gelen bir durumdayım. Yine...

Özkan Yıkıcı yazdı: Emperyalizmin pençesindeki Lübnan

Herhalde size en azından Ortadoğu için sorulsa "BM kararları...

Bay Kemal’den Kemal Bey’e Gelirken — Özkan Yıkıcı

Karpaz gezintim sona erdi. Yazacak bazı olgular mutlaka vardır....

Pedro Sanchez Soruşturmaları Üzerine — Özkan Yıkıcı

Son dönemlerde dünya genel siyaset değişiminde hukuk, yeni bir...

Bu Bayram, Epey Isınarak Geçiyor — Özkan Yıkıcı

Önceki Kurban Bayramlarını da şöylesine aklımdan geçirdim. Elbet onlarda...
4,492BeğenenlerBeğen
1,567TakipçilerTakip Et
3,957TakipçilerTakip Et
854AboneAbone Ol

Son eklenenler

Ecehan Balta yazdı: Devlet aklı, rejim mühendisliği ve görünmeyen özne arayışı

Türkiye’de son günlerde yeniden dolaşıma giren “devlet aklı” tartışması,...

Mustafa Çıraklı yazdı: NATO Ankara Zirvesine Doğru

7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleşecek NATO Zirvesi yaklaşırken gözler...

Hediye Levent yazdı: Orta Doğu’ya İsrail dizaynı

Çok karmaşık ve iç içe geçmiş birçok sürecin birlikte...

Zafer Yörük yazdı: Küba’yı hırpalamak: Trump’ın rüyası ve kâbusu

Raul Castro, sosyalist Küba’nın ikinci devlet başkanıdır. Ağabeyi Fidel’in...

Metin Yeğin yazdı: Bolivya: Şenlikli Demokrasi

Dünyanın Sokakları’nı yeniden, bu köşede yazmaya başladım. Bolivya halkı yeniden...

Yonca Özdemir yazdı: Yükselişten düşüşe AKP hikâyesi-I: AKP rejiminin kuruluş aşamaları

AKP iktidarının Türkiye’de CHP’ye yönelik başlattığı operasyonların bayram öncesinde...

Kıvanç Eliaçık yazdı: Küresel Haklar Endeksi 2026: Türkiye işçiler için en kötü 10 ülke arasında

Her yıl Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) tarafından hazırlanan ve...

Özge Güneş yazdı: Emperyalizme kafa tutmanın bedeli

Trumpizmin küresel ölçekte yükselişi ve küresel militarist dalganın İsrail-İran gerilimi üzerinden...

Canlı yayın