Kıbrıs iktibasNiyazi KızılyürekNiyazi Kızılyürek yazdı: Kayıplar Koruyucu Meleğini, Kıbrıs da Bir Hafıza İşçisini Kaybetti

Niyazi Kızılyürek yazdı: Kayıplar Koruyucu Meleğini, Kıbrıs da Bir Hafıza İşçisini Kaybetti

Orjinal yazının kaynağıyeniduzen.com

Sevgül Uludağ’ı kaybettik!

Ölüm haberi benim için sürpriz olmadı. Cenk’in haber vermesi üzerine, kısa bir süre önce kendisini hastanede ziyaret ettim.

Panikos Hrisantu’ya da haber verdim ve birlikte gittik.

Panikos ile hazırladığımız “Duvarımız” belgeselinin Sevgül’ün yaşamında önemli bir yer tuttuğunu biliyorduk, bu yüzden, yanına birlikte gitmek istedik. 

Maalesef, konuşamadık. Sevgül’ü gördük ama görüşemedik!

Sevgili eşi Zeki, son günlerini yaşayan Sevgül’ün başında duruyor, ihtimamla etrafında fırıldak gibi dönüyordu.

Fakat, Sevgül bu dünyadan ayrılmak için yola çıkmıştı bile…

Uzun yıllar feminist bir barış aktivisti olarak mücadele eden ve üretken bir gazeteci olarak yaşamını sürdüren Sevgül, hayatının bir döneminde kendine yeni bir çalışma alanı seçmeye karar verdi ve geri kalan ömrünü buna adadı: “Kayıp Şahıslar!”

“Kayıp Şahıslar” Kıbrıs’ın utancıdır!

Sevgül Uludağ, bu utancı biraz da olsun üzerimizden atmamız için olağanüstü bir çaba sarf etti ve büyük riskler göze aldı.

“Kayıp Şahıslar” ortak utancımızdır, çünkü, bu son derce trajik konu etrafında siyasi oyunlar oynandı.

Kıbrıs Türk tarafı uzun yıllar Kıbrıslı Rum kayıpların olmadığını, akıbeti belli olmayan Kıbrıslı Rumlar varsa da, bunların 15 Temmuz Darbesinde kendi soydaşları tarafından öldürüldüğünü ileri sürüyordu.

Daha sonra, bu söylemde bir değişikli yapıldı ve cesetleri bulunamayan Kıbrıslı Rumları, “intikam almak için” Kıbrıslı Türklerin öldürdüğü söylenmeye başladı.

Aslında, Türk tarafı Kıbrıslı Türk kayıpların akıbetini pek merak etmiyordu. Hiçbir araştırma yapılmadan herkesin öldüğü söyleniyordu. Sevgül Uludağ’ın 17 Ekim 2012 tarihli Yenidüzen gazetesinde yazdığı gibi, Kıbrıslı Türk kayıplar, “şehitler” ve “hadise kurbanları” olmak üzere iki kategoriye ayrılmıştı. Şehit yakınları maaş alırken, “hadise kurbanlarının” yakınları alamıyordu. 1989 yılında geçirilen bir yasayla “düşman tarafından katledilen tüm insanlar şehit” kabul edildi ama ailelerinin üç ay içinde başvuru yapması koşulu getirildi ve bu süre içinde başvurmayanların kayıpları “şehit” sayılmıyordu. Savcılık yasanın değiştirilmesini önerdiğinde, devlete ekonomik külfet olacağı gerekçesiyle pek çok kişi buna karşı çıktı. (Sevgül Uludağ, Yenidüzen, 17 Ekim 2012)

Türk tarafının bu tavrı, 1974’te oluşan statükodan memnun olmasından kaynaklanıyordu. Genel olarak geçmişe dönük sorgulamaların, Kıbrıslı Rumları kınama dışında, bir anlamı olduğunu düşünmüyordu. Kıbrıslı Rum’suz yeni bir gelecek kuruluyordu ve Kıbrıslı Türkler buna yoğunlaşmalıydı.

Öte yandan, Kıbrıs Rum tarafı konuyu insancıl boyutuyla değil, siyasi açıdan ele alıyordu. Öreğin, Kıbrıslı Türk kayıpların da olduğu söylenmiyordu. Ayrıca, kayıplar (missing persons) için “Αγνοούμενοι” (Ağnoumeni okunur) sözcüğü kullanılıyordu, ki bu sözcük kazalarda, depremlerde kaybolan, izine rastlanmayan kişiler için kullanılıyor ve bu kişilerin yaşama ihtimali olduğunu ima ediyor. Kısacası, Kıbrıs Türk tarafı bütün kayıplar ölüdür derken, Kıbrıs Rum tarafı kayıplar konusunu Türk işgaline karşı bir koz olarak kullanıyordu.

Sevgül Uludağ kayıplarla ilgilenmeye başladığında ortam böyle idi. Bu insancıl ve trajik konu ya inkar ediliyor ya da siyasetçiler tarafından suiistimal ediliyordu. Kıbrıs Rum toplumunda başta Andreas Paraskos olmak üzere, bazı gazeteciler yeni yeni konuya tarafsız bir açıdan bakmaya başlamışlardı. Panikos Hrisantu da filmleriyle önemli katkılarda bulunuyordu. Sevgül, bu isimlerle işbirliği yapacaktı.

Sevgül Uludağ, Kayıplar konusuna temiz bir vicdanın ve eleştirel bir aklın gerektirdiği gibi el attı. Rum Türk ayırımı yapmadan bütün Kayıpların akıbetini su yüzüne çıkarmak için gece gündüz çalıştı. Adeta Hafıza-Kazısı yaptı ve kanıtlarla tanıklara ulaştı.

Onun en mutlu anları, kayıp kişilerin cesetlerine ulaştığı anlardı. En öfkeli, en isyankar anları da faillere götüren ipuçlarına ulaştığı anlardı.

O bütün kayıpların annesi, kardeşi ve çocuğuydu. Kayıp yakınlarının en büyük umuduydu.

Onu gerçekten anmak, anısını ebedi kılmak ancak yaptığı çalışmaları ileriye götürmekle mümkündür.

Güle güle sevgili Sevgül, ışıklar içinde uyu. Bizi bu utançtan bir nebze kurtardığın için sana büyük bir teşekkür borçluyuz.

Gözün arkada kalmasın! Bıraktığın miras hepimize ışık tutmaya devam edecek.  


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Niyazi Kızılyürek yazdı: Guterres Ziyaretinin Düşündürdükleri

Geçen Pazar Yenidüzen’de kimsenin Guterres’ten mucize beklememesini yazmıştım. Guterres...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Kimse Guterres’ten Mucize Beklemesin!

Kıbrıs’ın hem uzun müzakere tarihinde hem de BM’den beklentiler...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Aşırı Milliyetçi ve Anti-Komünist Yunan Ordusu ve 15 Temmuz 1974 Darbesi

Yunan Cuntasının yakın Kıbrıs tarihinin seyrini değiştiren 15 Temmuz...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Savaş ve Kadın

Geçtiğimiz günlerde Avrupa Parlamentosu’nda Kıbrıslı Rum ve Yunanlı milletvekillerinin...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Çizenel “Tartışması”, “Zor Geçmiş” ve “Yarının Tarihi” Üstüne

Son günlerde Kıbrıs Rum basınında güney Lefkoşa’da düzenlen bir...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,908TakipçilerTakip Et
920AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Kıyas yapma örneği: Kolombiya

Kolombiya, son yıllarda değişik yönleriyle gündemde oluyordu. Özellikle solcu...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gelişmelerde gündem oluşturma sırrı

Bir ufak soru sorsam: Türkiye'deki gelişmeleri buradaki medya kaçı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hızla çerçeve yasası geçerken

İki yıldır konuşturuldu. Algılarla epey propaganda yaptırıldı. Algılar diyorum:...

Özkan Yıkıcı yazdı: Çerçeve yasası meclise gelirken

Sonuçta bilinmeyen ama üzerinden bol bol yorumlar yapılan yasa,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Canlı yayın