yazılariktibasMurat Çakır yazdı: Topyekûn sınıf savaşı

Murat Çakır yazdı: Topyekûn sınıf savaşı

Orjinal yazının kaynağıyeniyasamgazetesi9.com
Kategori:

Almanya’daki toplumsal ve siyasi sol, yani farklı hareketler, sendikalar ve parlamentoda temsil edilen Sol Parti son zamanlarda peş peşe toplantılar düzenleyip, sosyal bütçelerde yapılan ve yapılması planlanan kısıtlamalara karşı protestoları nasıl örgütleyeceklerini tartışıyorlar. Protestoların örgütlenmesi için yeterince neden var, ama sadece kırıntıları kalmış demokratik ve sosyal hakları korumaya çalışmak, bu görevin üstesinden gelmek için pek yeterli olmayacak. Yakın tarihte bunun birçok örneğine tanık olduk.

Toplumsal ve siyasi Alman solu tarafından düzenlenen toplantıların ortak özelliklerinden birisi, radikal solun, yani Alman komünistleri ve devrimcilerinin uyarılarına kulak asmamak, onların toplantılara dahi katılımlarını engellemektir. Bu tavrın gerekçesi ise çok basit: “Yirminci yüzyılın sınıf savaşı söylemleri bugünün sorunlarına yanıt vermez!” Halbuki sosyal devlet anlayışına, sendikal haklara ve diğer tüm sosyal kazanımlara yönelik saldırılar yeni bir fenomen değil. Bugünün saldırılarının belki de tek yeni yanı, benzeri görülmemiş bir militarist dönüşümün ve savaş hazırlıklarının arka planında gerçekleşiyor olmalarıdır, ki aslında bu da yeni değildir.

Aslına bakılırsa Alman reformizminin görmek istemediği, çoktan yukarıdan başlatılmış olan topyekûn sınıf savaşıdır. Alman tekelci burjuvazisi sermaye çıkarlarını dayatarak yürüttüğü sınıf savaşını, artık öyle eskisi gibi sessizce, teknokratik bir şekilde ve gizli kapaklı gerçekleştirmiyor. Aksine açık bir şekilde yasaları ve servet dağılımını kendi lehlerine sistematik biçimde değiştirerek, kamu varlıklarını özel sermaye birikimine peşkeş çekerek, sosyal bütçeleri kısıtlayıp sermaye vergilerini azaltarak; sendikaları zayıflatarak ve düşük ücret sektörünü genişleterek ve tüm bunları “ekonomik açıdan zorunlu ve alternatifi olmayan tedbirler” demagojisiyle çoğunluk toplumunu bu yalana ikna ederek yapıyor. Ve en önemlisi de olası karşı çıkışları ve toplumsal direniş potansiyelini göçmen ve mültecileri günah keçisi olarak lanse edip, sisteme zarar vermeyecek ırkçı-faşist harekete kanalize ederek…

Dünya çapında karşı karşıya olduğumuz topyekûn savaş sarmalı koşulları altında yaşamın her alanını militarist dönüşümün ve savaş hazırlığının boyunduruğu altına sokan “topyekûn vatan savunması” politikası ile demokratik ve sosyal kazanımlara yönelik masif saldırılar aynı anda ve birbirine paralel yürütülmektedir. Yukarıdan dayatılan bu topyekûn sınıf savaşına sadece “eldekini korumaya” yarayan taleplerle yanıt vermek, herhangi bir kitlesel protestoyu örgütlemeye yeterli olmayacaktır. Aksine bu, açıkça teslimiyet bayrağını sallamakla eş anlamlıdır.

Almanya’da 13,3 milyon insan mutlak yoksulluk sınırı altında yaşar, her beş emekliden birisi emekli aylığı yetmediği için sosyal yardım alır ve bir milyondan fazla işçi – özellikle kadın işçiler – tam gün çalışmalarına rağmen, düşük ücret nedeniyle devletten yardım almak zorunda kalırken, sendikalar grev örgütlemekten aciz durumda “devlet aklının” peşinde koşmakta, Sol Parti ise sadece yüksek kiralara karşı kampanyalar düzenlemekle yetinmektedir. Dahası, Almanya toplumsal ve siyasi solu Ukrayna savaşı ve İsrail’in işlediği savaş suçları hakkında doğruları söyleyenleri aforoz etmekte, Berlin’de olduğu gibi, Alman halkını Hitler faşizminden kurtaran Sovyetler Birliği’nin bayraklarının gösterilmesini yasaklama girişimlerini onaylamaktadırlar.

Antikomünizmin anavatanında küçük bir grup, Alman komünistleri, hâlâ Marx’ın kategorik emir olarak ifade ettiği, “… insanın aşağılanmış, köleleştirilmiş, terk edilmiş, hor görülen bir varlık olduğu tüm koşulları alt üst etme” şiarına uygun olarak, çalışan sınıfların burjuvaziye karşı sınıf mücadelesini örgütlemeye çalışıyor. Alman tekelci burjuvazisinin yukarıdan dayattığı topyekûn sınıf savaşının şiddetli koşulları ağır ve belki onlar şimdi çok zayıflar. Ancak önünde sonunda herkesin, süren ve sürecek olan sınıf ihtilaflarında kendi çıkarları temelinde ve kolektif haklar için safını almaktan başka çaresi kalmadığını göreceklerine inanıyor, barışı sağlamanın ve hak elde etmenin tek yolunun aşağıdan yukarıya yöneltilmesi gereken sınıf mücadelesi olduğunu söylemekten yorulmuyorlar. Bu ise, umudumuzu tazeliyor.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Ceyda Beysel yazdı: Mücadele umut versin

Arnavutluk’ta Zvernec bölgesinde koruma altındaki Sazan Adası’nı da kapsayan Trump ailesi...

Michael K. Smith yazdı: İsrail’in Pasifik’teki İnsanlığa Karşı Suçları

“Bize demokrasinin, uluslararası hukukun, insan haklarının ve insan onurunun...

Prabhat Patnaik yazdı: Neoliberalizm ve Aydınlar

Hindistan gibi üçüncü dünya ülkelerinde neoliberal kapitalizmin önemli bir...

Ertan Erol yazdı: Küba’da nasıl bir dönüşüm?

Geçtiğimiz ay ‘plan 176 önlem’ olarak adlandırılarak kabul edilen...

Ela Ava yazdı: “Rota yeniden oluşturuluyor”

ABD’nin 7-8 Temmuz’da NATO zirvesi sürerken İran’a yeniden başlattığı...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,919TakipçilerTakip Et
911AboneAbone Ol

Son eklenenler

George Koumoullis yazdı: Kıbrıslı Türklerin Yok Oluşu: Çözümü Zorlaştıran Görünmez Etken

Hemen açıklığa kavuşturmak isterim: Kıbrıs Türk toplumu herhangi bir...

Ceyda Beysel yazdı: Mücadele umut versin

Arnavutluk’ta Zvernec bölgesinde koruma altındaki Sazan Adası’nı da kapsayan Trump ailesi...

Yücel Özdemir yazdı: Avrupa’nın ‘şans kıtası’ Afrika mı?

Bir yıldan fazla bir süredir Almanya Dışişleri Bakanlığı koltuğunda...

Fikret Başkaya yazdı: Akademide kırım

15 Temmuz 2016 darbe girişiminin hemen sonrasında ve takip...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hindistan’da tipik bir hareketin, sokak karşılığı

Hindistan, son dönemlerde iyice gündeme çekildi. Yoğun nüfusuyla kendine...

Maria Yeorgiu yazdı: Amiyandos: Monte Karlo’dan Sessizliğe

Kıbrıs'ın dağlık bir köyü bir maden sayesinde nasıl refahın...

Canlı yayın