yazılariktibasMurat Çakır yazdı: 'Burgfrieden' siyaseti ve Alman sendikaları

Murat Çakır yazdı: ‘Burgfrieden’ siyaseti ve Alman sendikaları

Orjinal yazının kaynağıyeniyasamgazetesi9.com
Kategori:

Orta Çağ’dan kalma “Burgfrieden” [Kale Barışı] teriminin Alman işçi sınıfının tarihinde uğursuz bir anlamı var. 1914’te, Birinci Emperyalist Dünya Paylaşım Savaşı başlamadan önce, Alman sosyal demokratları ve etkileri altındaki Alman sendikaları egemen sınıflarla iç politik çekişmeleri, grevleri ve sınıf mücadelesini “ertelemek” üzere uzlaşmışlardı. Bu uzlaşı sonucunda sosyal demokratlar sadece savaş kredilerine onay vermekle kalmamış, aynı zamanda da “ulusal çıkarlar” gerekçesiyle, başta basın ve düşünce özgürlüğü olmak üzere özgürlüklerin rafa kaldırılmasını kabul etmişlerdi. Sonrası biliniyor… Akıllarda kalan ve anılması gereken Karl Liebknecht’in tek başına bu politikalara karşı verdiği mücadeledir.

Sıralarında artık Karl Liebknecht’in “K’sının” dahi bulunmadığı Alman sosyal demokratları 112 yıl sonra, militarist dönüşümün ve savaş hazırlıklarının ivme kazandığı günümüzde, bu kez hükümet ortakları olarak yeniden “Burgfrieden” sağlamaya çalışmaktadırlar. Hükümet ortağı SPD militarizmin en hararetli savunucusu olurken, hâlâ kontrolü altında tuttuğu sendikal bürokrasiyi de savaş politikalarının en önemli hizmetlileri haline getirmiştir. Öylesine ki, otomotiv sektöründeki bazı işletmelerde işçilerin “askeri üretime hayır” başlığı altında sürdürdükleri imza kampanyalarını “sendikal birliği bölme” girişimi diye karalayan sendika yönetimleri, kendi çalışanlarının antimilitarist söylemde bulunmalarını dahi engellemeye çalışmaktadırlar.

11 Haziran 2026’da Berlin’de Şansölye makamında hükümet ve sermaye temsilcileri ile bir araya gelen Alman Sendikalar Birliği DGB ve IG Metall, verdi, IG BCE gibi büyük sendikaların yöneticileri üç saat boyunca “saygılı ve yapıcı” biçimde yeni bir “Burgfrieden” siyaseti üzerine uzlaştılar. 1945 sonrası Batı Almanya’daki egemen siyasete eklemlenen ve 1990 sonrası “sosyal partner” seviyesine indirgenen Alman sendika bürokrasisi, görüldüğü kadarıyla şimdi işçiler arasında militarist dönüşüme karşı gelişen en ufak itirazı henüz filizlenmeden ezmeye kararlı – elbette “ulusal çıkarları ve vatan cephesindeki toplumsal barışı koruma” amacıyla!

Ancak militarist dönüşümün ve savaş hazırlıklarının yarattığı ekonomik ve sosyal sorunlar huzursuzluğun artmasına yol açtığından, sendika bürokrasilerinin en azından sosyal kazanımları korumak için harekete geçtiği görüngüsünü vermeye çalışmalarına neden oluyor. Gerek DGB’nin bazı bölge yönetimleri gerekse de IG Metall sendikasının kimi yerel yöneticisi tam da bu nedenle “emeklilik haklarına, sağlık sigortası kazanımlarına ve sekiz saatlik iş günü uygulamasına yönelik saldırılara hayır” başlığı altında protesto eylemleri örgütlemeye başladılar. Örneğin DGB Berlin-Brandenburg örgütü yarın, yani 27 Haziran’da üyelerini “sosyal devletin geleceği için” Berlin’e çağırıyor. Ruhr Havzası IG Metall yönetimi de 3 – 11 Temmuz 2026 tarihleri arasında “Yeter! Sosyal devletten elinizi çekin!” başlığı altında bir dizi protesto eylemi düzenleyeceğini açıkladı.

Gerçi sendika yönetimi bu eylemlere “Ruhrpott İsyanı” adını takmış, ama eylemlerin bir “isyanın” kıyısından bile geçmeyeceği şimdiden belli. Dahası sendika yöneticileri düzenledikleri protesto eylemlerinin “sadece sosyal devlet kazanımlarını korumaya yönelik” olduklarını ilan ederek, protestolarının silahlanmaya karşı olmadığını vurgulamaktadırlar. Militarist dönüşümün ve savaş hazırlıklarının Almanya’nın içinde debelendiği ekonomik ve mali krizlerin, demokratik ve sosyal kazanımların törpülenmesinin, emeklilik haklarına ve sekiz saatlik iş günü uygulamasına yönelik saldırıların ana nedeni olmasına rağmen…

Federal hükümet silahlanma bütçelerini görülmemiş şekilde yükseltir, ücret ve çalıştırma koşullarının kötüleşmesini sağlayan yasalar çıkarır, yoksulluk ve yoksunluğun yayılmasına yol açan uygulamaları yürürlüğe sokar ve hukuk dışı bir ceza sistemiyle savaş karşıtı gazetecileri sindirir ve ifade özgürlüğünü fiilen ortadan kaldırırken, Alman sendika bürokrasisinin hâlâ “Burgfrieden” siyasetini izlemekte ısrar etmesi, reformizmin tarihsel ihanetinin yeni bir kanıtıdır. Ve aynı zamanda yukarıdan dayatılan sınıf savaşına aşağıdan başlatılması gereken sınıf mücadelesiyle yanıt verilmesinin zorunlu olduğunu kanıtlamaktadır. Diyeceksiniz ki, Alman sendikalarıyla mı? Haklısınız.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

Federico Pita yazdı: Latin Amerika tekno-faşizmin yeni laboratuvarı

Latin Amerika, teknoloji-üstüncülüğünün siyasi ve ideolojik laboratuvarına dönüşüyor. Silicon Valley milyarderi...

Ertan Erol yazdı: Trump’ın kayığında Kolombiya sağı

Kolombiya’da Seçilmiş Başkan Abelardo de la Espriella kuracağı hükümeti...

Shamim Chaudhry yazdı: Güney Asya’nın genç kuşağı yeni bir sosyal devrime doğru mu ilerliyor?

Güney Asya, şu anda dünyadaki genç nüfus oranının en...

Hazal Yalın yazdı: Nikaragua, 7 Ders

Ben Latin Amerika uzmanı değilim; kuşkusuz Nikaragua’yı benden çok daha...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,912TakipçilerTakip Et
917AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Hızla çerçeve yasası geçerken

İki yıldır konuşturuldu. Algılarla epey propaganda yaptırıldı. Algılar diyorum:...

Özkan Yıkıcı yazdı: Çerçeve yasası meclise gelirken

Sonuçta bilinmeyen ama üzerinden bol bol yorumlar yapılan yasa,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Canlı yayın