yazılarKıbrıs iktibasMinas Stilianu yazdı: Kıbrıslı Rum Reddiyeciliği: Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Kuruluşundan 1974'e Kadar

Minas Stilianu yazdı: Kıbrıslı Rum Reddiyeciliği: Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Kuruluşundan 1974’e Kadar

Orjinal yazının kaynağıpolitis.com.cy
alıntı yapılan kaynaktr.news.rik.cy

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 1960 yılında kurulması, Kıbrıs tarihinin en önemli olaylarından biri ve bugüne kadar adanın yaşadığı tek mutabakata dayalı çözüm oldu. Ama bu devlet, kuruluşundan itibaren sorunlarla karşı karşıya kaldı. Çünkü onu kuranlar, hiçbir zaman gerçekten ona inanmadı. Bu nedenle devletin işleyişi bozuldu; iki toplumlu yapı zamanla Kıbrıslı Rumların ağırlıkta olduğu bir yapıya dönüştü. Kıbrıslı Türk toplumunun büyük bölümü ise Kıbrıs Türk milliyetçiliğinin dayattığı koşullar sonucunda kapalı bölgelere ve gettolara çekildi veya çekilmek zorunda kaldı.

O dönemde Kıbrıslı Rum halkı, üzerinde mutabakata varılmış yükümlülüklerin yerine getirilmemesine karşı hiçbir zaman gösteri ya da protesto gerçekleştirmedi. Bu durum, ülkesinin aşınmasını pasif biçimde izleyen, sert Makariosçu liderliğin bir yurttaşı ve takipçisi haline gelen, ancak aktif bir vatandaş olmayan bir toplum ortaya çıkardı.

Kuruluş sürecindeki çelişkiler

1959 yılında Grivas’a gönderilen bir mektupta, EOKA’nın Lefkoşa bölge sorumlusu ve daha sonra Makarios’un ilk hükümetinde güçlü İçişleri Bakanı olan Polikarpos Yorgacis’in ifadeleri dikkat çekiciydi. Antlaşmalara karşı çıkan Grivas’ın yanında olduğunu belirten Yorgacis, “bir askeriniz olarak alacağınız her kararın yanında olacağım” diyerek bağlılığını ifade ediyordu. Yorgacis, kendini askeri bir çizgide gördüğünü, siyasi karmaşaya dahil olmak istemediğini ve siyasi liderliğin kaos yarattığını savunuyordu. Londra Antlaşması sırasında yaşananları ise “üzücü şeyler” olarak değerlendiriyordu.

Yorgacis, EOKA mücadelesinin devam etmesi gerektiğine inanıyordu. Ancak örgütün dağılmasından sonra Grivas’ın ayrışma kararına katılmadı ve yeni kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nde bakan oldu. Aynı zamanda Akritas adlı yarı askerî örgüt içinde de yer aldı. Böylece iki toplumlu bir devlette görev yaparken, aslında iki toplumlu işbirliğini reddeden bir siyasi çizgiyi sürdürdü.

Benzer bir durum Tassos Papadopulos için de geçerliydi. Birinci Makarios hükümetinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olan Papadopulos, Zürih Anlaşması’nı reddeden isimler arasındaydı. Buna rağmen bakanlık görevini kabul etti. Grivas’a yazdığı mektupta bazı delegeleri eleştiren Papadopulos, aynı zamanda anlaşmayı savunmuş ve halk iradesine vurgu yapmıştı. Daha sonra 2004 yılında Annan Planı’nı reddettiğinde de benzer bir siyasi çizgi izledi.

1961 yılındaki Parlamento oturumu. (Politis / M. Avdelopoulou Arşivi)

1960–1963: İki toplumlu yapının aşınması

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında Temsilciler Meclisinde Kıbrıs Türk toplumuna yönelik yaklaşım giderek sertleşti. 1961 yılında Lefkoşa milletvekili Vasos Lisaridis, Kıbrıslı Türkleri “aşırı derecede zayıf bir azınlık” olarak tanımladı ve Meclis üyelerini sert biçimde eleştirdi. Aynı dönemde Petros Stilianu da Kıbrıslı Türkleri “azınlık” olarak nitelendirerek anayasal statülerini görmezden geldi. Makarios da benzer bir söylem kullandı. 1962 yılında yaptığı açıklamada: “Kıbrıs yeni bir devlettir, yeni bir millet değildir. Kıbrıslı Rumlar Yunan, Kıbrıslı Türkler Türk gibi hisseder.” ifadelerini kullandı.

Bu anlayış, iki toplum arasında ortak bir siyasi kimlik ve güven oluşmasını zorlaştırdı.

Belediyeler sorunu ve 13 maddelik öneri

Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası, iki toplum için ayrı belediyeler kurulmasını öngörüyordu. Ancak bu konuda uzlaşma sağlanamadı. 1962 yılında ilgili yasanın reddedilmesi, anayasal düzenin önemli sorunlarından biri haline geldi. 1963 yılında Makarios’un sunduğu 13 maddelik anayasa değişikliği önerisi ise krizi daha da derinleştirdi. Kıbrıs Türk liderliğinin uyarılarına rağmen ortak bir uygulama sağlanamadı ve iki toplum arasındaki siyasi gerilim giderek arttı.

1963–1964 çatışmaları ve devlet kurumlarından çekilme

1963–1964 çatışmalarının ardından Kıbrıslı Türkler devlet kurumlarından çekildi ve kapalı bölgelere yöneldi. Böylece Kıbrıs Cumhuriyeti’nin başlangıçta öngörülen iki toplumlu yönetim yapısı fiilen değişmeye başladı.

1965 yılında Meclis Başkanı Glafkos Kleridis, Kıbrıslı Türk milletvekillerinin geri dönüş talebini kabul etmedi.

1968 görüşmeleri ve 1974’e giden yol

1968 yılında başlayan toplumlararası görüşmeler sırasında Kıbrıs Türk tarafı önemli tavizler verdi. Rauf Denktaş, Makarios’un 13 maddelik önerisinin büyük bölümünü kabul etmeye hazırdı. Ancak Makarios, yerel özerklik modelini reddetti.

1974 yılında Mağusa’da hazırlanan teknik anlaşma taslağı da uygulanamadı. 15 Temmuz darbesi ve ardından 20 Temmuz müdahalesi, bu sürecin sona ermesine neden oldu.

Ve günümüze kadar

Kıbrıslı Rum reddiyeci çizgi günümüze kadar etkisini sürdürdü. Kıbrıs siyasi hayatının büyük bölümü bu kültürü yeniden üretti ve toplumda yeniden birleşme konusunda güvensizlik yarattı.

1974 sonrasında sunulan çözüm planları reddedildi. Bu durum, Kıbrıs sorununun çözüm sürecindeki en önemli siyasi engellerden biri olarak varlığını sürdürüyor.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Antonis Polydorou yazdı: Ne Mağusa Bizi Bekliyor Ne de Tarih

Yine herkes Mağusa’yı hatırladı. İkinci harekâtın 52’nci yılı vesilesiyle...

Yaşar Ersoy yazdı: 30 Yıllık düşün kısa tarihi

Bir kentin çağdaş kimliğinin en önemli göstergelerinden biri, kültür...

Bulut Ünvan yazdı: Neşe Yaşın: Tarihin Çatlağındaki Üzgün Kız

"İnsan, sınırları aşarak konuşmak zorundadır, her kelimenin içinden sınırlar...

Türk işgalinin ardından yerinden edilme ve “iki bölgeliliği mühürleyen” Üçüncü Viyana Anlaşması – KYPE (Ralli Papayeorgiu) — Nikos Moudouros ve Aris Konstantinidis’in katkılarıyla

https://youtu.be/k7XJr8Tkp6g?si=moDVMQi4bj0-kIa5 Toplam nüfusa oranla kaydedilen en büyük insan hareketlerinden biri,...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,899TakipçilerTakip Et
965AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Aksa Tufanı’ndan Mekke ittifakına gelirken

Önemli siyasal tarihçi, Aksa Tufanı ile Ortadoğu'da yeni bir...

Metin Yeğin yazdı: Borçlular hâlâ birleşiyor

On yıl önce Barcelona’da birileri bana şöyle demişti: “Banka...

Hediye Levent yazdı: Mekke Antlaşması’nın zor imtihanı

Türkiye ve Pakistan Mekke Antlaşması gereği Suudi Arabistan’a askeri...

Özkan Yıkıcı yazdı: Teknoloji ağına takılan makalenin yeniden yazılma zorunluluğu

Brezilya ve İspanya'daki seçim rüzgârları üzerine Bu yıl önemli seçim...

Ecehan Balta yazdı: Adil dönüşüm neyi dönüştürecek?

Ekolojik kriz üzerine konuşmaya başladığımız anda tartışma çok hızlı...

Taner Akçam yazdı: “Sallandıracaksın birkaç tanesini, bak bakalım yolsuzluk oluyor mu?”

Bu sözü eskiden kahvehanelerde çok duyardım. Şimdi eskinin kahvehaneleri...

Özkan Yıkıcı yazdı: Güncemize düşen Mekke anlaşması

Kıbrıs'ta yaşamanın önemi ve dezavantajları mutlaka vardır. Bazı konularda...

Volkan Yaraşır yazdı: Adorno, Minima Moralia ve faşist salgın

Frankfurt Okulu’nun ya da Eleştirel Teori’nin kurucusu ve en...

Canlı yayın