iktibasMetin YeğinMetin Yeğin yazdı: Komün ve onur

Metin Yeğin yazdı: Komün ve onur

Orjinal yazının kaynağıyeniyasamgazetesi9.com
Kategori:

Zapatista komününde oturuyorduk. Önümüzde cetvelle çizdiğimiz sayfalar vardı. Cetvel dediğim bir tarafı düz, oldukça düz bir ağaç dalıydı. Sağdan sola tank, asker, tüfek, otomatik tüfek, tabanca gibi kutucuklar yapmıştık. Bunların içine her gün komünün önünden geçen, geri dönen ve bazen geri dönmeyenleri yazıyorduk. İşimiz buydu. Uluslararası insan hakları gözlemcisiydik. Ateşkes anlaşmasına göre Meksika hükümeti geceleri Zapatista bölgesinde asker bırakmamayı kabul etmişti. Bunu denetliyorduk. Her gün geçen askeri birlikleri sayıyorduk. Yüzümüze nefretle bakıyorlardı. Bizi dış mihrak olarak görüyorlardı. Bizi de Avrupalı zannedip öldürmüyorlardı. Küfür ediyorlardı. Umursamıyorduk. Ben cezaevinde bizi saymalarının intikamını alıyordum. Bütün rütbelerini iki cetvel, daha doğrusu bir tarafı düz, oldukça düz bir ağaçla çizdiğimiz çizelgeye yerleştiriyordum. Geri dönmeyip Lacandon ormanlarında kalırlarsa, uluslararası kamuoyuna bildiriyorduk. ‘Dün iki tank, 11 asker, 11 tüfek ve bir otomatik tüfek geri dönmedi’ yazıyorduk. Onlar küfür ediyorlardı, tehdit ediyorlardı ve bölgeden çıkarken fırsat bulurlarsa bazen öldürüyorlardı.

Bazen Sub Kumandan Marcos geliyordu. Sıkça gelmeye başlayınca Borges’in sokağa inmiş tanrıları gibi muamele görüyordu. ‘Ah yine mi onlar’ deniyordu. İtalyan arkadaşlara, ‘Makarna yapmazsanız yemeğe gelirim’ diyordu. İtalyanlar makarnadan vazgeçmiyorlardı ama çok kısa süre sonra makarna bitiyordu. Her şey bitiyordu. Meksika askeri içeri hiç yiyecek sokmuyordu. Her gün kara fasulye, tortilla yiyorduk. Koyu ve oldukça sert Zapatista kahvesi içiyorduk.

Ne zaman birisi dışarıdan gelse yanında biraz bir şeyler getirebiliyordu. İki portakal, bir kilo pirinç, üç paket çikolata, on beş-yirmi şeker filan. Paylaşıp yiyorduk. Özenle yemeklere bölüyorduk. Her yemek ziyafete dönüyordu. Mesela kara fasulye, tortilla, kahve ve iki dilim portakal oluyordu ya da kara fasulye, tortilla, kahve ve bir havuç, yahut kara fasulye, tortilla, kahve ve bir elma…

Bir gün her şey bitmişti. Sadece bir şeker kalmıştı. Parlak kâğıda sarılı bir bonbon şekeri. Basklı kadın arkadaş, ‘Kime vereyim?’ dedi. Sözde herkes istiyordu. Gerçekte herkes gülüyordu komünde. O sırada oradan geçen bir Maya çocuğuna verdi. Şekeri aldı çocuk, koşarak gitti.

Biraz sonra komün sorumlusu geldi. Yanında çocuğun annesi babası vardı. ‘Toplantı yapalım’ dediler. Toplandık. Oturduğumuz masada kahve fincanlarını kenara çektik yani. ‘Neden çocuğa şeker verdiniz?’ dediler. Anlattı Basklı arkadaş. ‘Sakın bir daha çocuklarımıza şeker vermeyin’ dediler. ‘Biz çocuklarımızın dilenci olmasını istemiyoruz. Biz Zapatistayız, çocuklarımıza verecek şekerimiz yok ama onurumuz var’ dediler…

Parlak bir kâğıda sarılı olmayan bir Zapatista onuru…


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Metin Yeğin yazdı: Bir komün belediye

İspanya’nın komün belediyesi Marinaleda’daydım. Zeytin ağaçlarının arasından zeytinyağı fabrikasına...

Metin Yeğin yazdı: Kolektif halk ekonomisi

‘Komünlerde, kooperatiflerde, kolektif halk ekonomisi inşa etmek’ dediğimizde, herkes,...

Metin Yeğin yazdı: Direniş ekonomisi

Filistin’deki soykırım sadece kurşunlar, bombalar ve dronlar gibi postmodern...

Metin Yeğin yazdı: Futbola göre aşk ve aşksızlık…

Dünya Kupası’nın kaçınılmaz “büyük coşkusunu” yaşadığımız bu günlerde; gördüğünüz...

Metin Yeğin yazdı: ‘Terra Viva’ kooperatifi

Bayağı fabrikaydı işte. Kocaman binası, sütlerin, peynirlerin, peş peşe...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,913TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Canlı yayın