yazılarKıbrıs iktibasMermer Meselesi… - Lefteris Adilinis

Mermer Meselesi… – Lefteris Adilinis

Orjinal yazının kaynağıphilenews.com
alıntı yapılan kaynakpenna.cydialogue.org

Ailemle birlikte Kıbrısa dönüş yaptığımız Eylül 2001de, çalıştığım kurum Sigma da dahil olmak üzere, medyanın işgal altındaki bölgelerden söz etme şekli çok spesifikti. İşgal altında bulunan kuzeydeki yapı ya sahte devlet, ya sözde devlet, ya da kendini ilan eden devletti. Ünvanlarıönüne eklenen sahte nitelemesi orada da bitmiyordu. Haberlerde veya gazetelerde, sahte meclis, sahte komite, sahte polis gibi ifadeleri de duyuyor ve okuyorduk. Geçiş noktaları açıldıktan sonra, espri anlayışı yüksek bir milletvekili bana: Sahte devlete gidip sahte bir yemek yiyip, sahte bir şeyler içtik… demişti.

Annan Planı’nın reddedilmesinden sonraki o ilk yıllarda, Türkiyeden veya bizim ifade ettiğimiz şekliyle işgal altındaki bölgelerden ithal edilen ürünlerin özgür topraklarda satılmasıyla ilgili ne zaman bir bilgi ortaya çıksa ortalık ayağa kalkıyordu. Bazıları bu ifadeyi kullanmaya devam etse de son zamanlarda bu iyice azaldıİnsanların konuşmalarısırasında ve medyada kullanılan sahte ifadesi, iç siyasette, Kıbrısta tek bir devletin, Kıbrıs Cumhuriyetinin, olduğunu teyit etme ihtiyacımızı karışlamak için kullanılıyordu. Tabii bir de, yabancı bir devlet yetkilisinin Kıbrıs’ın kuzeyiifadesini kullanma gafletinde bulunması halinde, o kişi anında tahrikçi olmakla itham edilip kınanırdı.

Kendimi kaptırdım ve esas değinmek istediğim, Avrupa Yeşil Hat Tüzüğü listesinde olmayan ürünlerin geçişnoktalarından kaçak olarak geçirilmesi konusundan uzaklaştım. Türkiyeden gelen kıyafetler, ayakkabılar, deri ürünleri, yiyecekler ve kuruyemişler bizim tarafta kırmızı çizgiydi. Zaman içerisinde [bunları satın alan] bu ahlaksız KıbrıslıRum ithalatçılara ve esnafa karşı yürütülen protestolar da ortadan kayboldu. Artık işgal altındaki bölgelerden getirilmesi yasak olan ürünler kimsenin umurunda değil. Tahminimce, Türkiyeden veya Girne dağlarından [Beşparmaklardan] gelen mermerlerin artık evlerimizde veya devletin ta kendisi tarafından okullarımızda, hatta askeri birliklerimizde kullanılmasıyla ilgili Filelefteros gazetesinde çıkan haber de çok fazla insanın ilgisini çekmedi.

Her geçen gün ucuz benzin, ucuz ilaç, ucuz yemek ve ucuz market alışverişi için daha fazla insanımız işgal altındaki bölgelere giderken bu konu neden umurumuzda olsun ki. Devam eden kriz nedeniyle piyasa güçleri ve gitgide daralan bütçelerimiz insanları topluca o tarafa gitmeye zorluyor.  Polis tarafından yayımlanan rakamlara göre, işgal bölgelerine giden Rumların sayısı 2022nin ilk yarsında dört kat artmış. Yeniden birleşmeyi hiçbir zaman desteklemeyen insanlar bile euro tasarrufu yapabilmek için kuzeye geçiyor.

Gerçekler apaçık ortada. Kıbrıslılar, hem Kıbrıslı Rumlar hem de Kıbrıslı Türkler, Kıbrıs sorununun bu çözümsüz halini büyüölçüde benimsemiş durumda. 2017 yılına kadar adanın yeniden birleşmesi çağrısında bulunanlar bile artık böyle bir olasılığın gerçekleşebileceğine inanmıyor. Henüz adada tanınmış iki ayrı devlet bulunmuyor. Ancak, insanların kafasında, durum artık bu. Bölünme geniş ölçüde kabullenilmiş bir olgu. Bu nedenle birçok kişi, CumhurbaşkanıAnastasiadisin, Crans Montanada görüşmelerin çökmesinin ardından, kapalı kapılar arkasında iki devletli bir çözümügörüşmesini umursamadı. Hükümette olan kimse kabul etmek istemiyor ancak, uzun bir süreden beridir, sadece Sayın Anastasiadis değil, Cumhurbaşkanlığındaki ve Dışişleri Bakanlığı’ndaki çalışma arkadaşları da iki devletli bir yolda ilerliyordu.

Bugünlerde ise Cumhurbaşkanı ve destekçileri bu mevzuyu kıvırıp duruyor. Belki de artık bu konuları kendilerinin konuşmasına gerek kalmadığı içindir. Artık Kıbrısta iki ayrı yapı, Türkiyenin ve Ersin Tatar’ın resmi politikası haline gelmiş durumda. Artık iki devletli modelin kabulü, Türkiyenin ve Kıbrıs Türk tarafının Kıbrıs sorununun çözümü için müzakere masasına oturmalarında ön koşul haline geldi. Dahası, ne yazık ki, hala daha uluslararası toplumun böyle ayrılıkçı bir olasılığa karşı çıktığını düşünenler üzücü bir yanılgı içerisinde. Uluslararası toplumun tek beklediği, Kıbrıslıların yeniden birleşmeyi resmi olarak reddetmeleri. Çünkü bilgenin de dediği gibi: “İrade yoksa…


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Antonis Polydorou yazdı: Ne Mağusa Bizi Bekliyor Ne de Tarih

Yine herkes Mağusa’yı hatırladı. İkinci harekâtın 52’nci yılı vesilesiyle...

Yaşar Ersoy yazdı: 30 Yıllık düşün kısa tarihi

Bir kentin çağdaş kimliğinin en önemli göstergelerinden biri, kültür...

Bulut Ünvan yazdı: Neşe Yaşın: Tarihin Çatlağındaki Üzgün Kız

"İnsan, sınırları aşarak konuşmak zorundadır, her kelimenin içinden sınırlar...

Türk işgalinin ardından yerinden edilme ve “iki bölgeliliği mühürleyen” Üçüncü Viyana Anlaşması – KYPE (Ralli Papayeorgiu) — Nikos Moudouros ve Aris Konstantinidis’in katkılarıyla

https://youtu.be/k7XJr8Tkp6g?si=moDVMQi4bj0-kIa5 Toplam nüfusa oranla kaydedilen en büyük insan hareketlerinden biri,...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
930AboneAbone Ol

Son eklenenler

Murat Çakır yazdı: Söylenebilirliğin ve yapılabilirliğin sınırları

Eylül ayında yapılacak üç eyalet parlamentosu seçimleriyle Almanya’nın “süper...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hey gidi Almanya hey!

Bana birisi, onca gündemi varken, dünyada konuşulur, bizde algılarla...

Hediye Levent yazdı: Şam ile Kürtler anlaştı, bölgeyi ne bekliyor?

Suriye Demokratik Güçlerinin (SDG) Komutanı Mazlum Abdi, SDG’nin, kuzey...

Metin Yeğin yazdı: Sosyal ekonomi

Kapitalizm bize ekonominin yalnızca kâr etmek için var olduğunu...

Özkan Yıkıcı yazdı: SDG kendini feshederken

Belli ki daha Suriye’yi çok ele almaya devam edeceğiz....

Ela Ava yazdı: ABD ‘ekonomik savaş’ı başlattı: İran’a karşı benzersiz baskı operasyonu

İran’a karşı başlattığı savaşta Hürmüz Boğazı’na sıkışan Donald Trump...

Şener Elcil yazdı: Değişim Zamanı

Küresel güçlerin, dünyadaki paylaşım kavgalarının en yoğun yaşandığı, medeniyetlerin...

Erkan Çavuş yazdı: Yurtsever kime denir?

Yurdunu sevmek, onu savunmak demektir. Yurt savunması, gerek ona yönelen...

Canlı yayın