yazılarKıbrıs iktibasDionysis Dionysiou yazdı: Sıfıra Dönüş Olmadan, Aşamalarla Çözüm – Kıbrıslılar Hangi Çözümü...

Dionysis Dionysiou yazdı: Sıfıra Dönüş Olmadan, Aşamalarla Çözüm – Kıbrıslılar Hangi Çözümü Kabul Edebilir

Orjinal yazının kaynağıpolitis.com.cy
alıntı yapılan kaynaktr.news.rik.cy

Eğer Kıbrıslı Rumlar, çözümün uygulandığını, toprakların geri verildiğini, garantilerin değiştiğini, ordunun çekildiğini ve federal yapının işlediğini gördükten sonra yine de bu çözümü reddederlerse, Kıbrıslı Türkleri kendi reddedişlerinin içinde sonsuza kadar tutmalarını talep edilemezler.

Eğer Nikos Hristodulidis ve Tufan Erhürman gerçekten Kıbrıs sorununa ilişkin görüşmelerin Crans Montana’da kaldığı yerden yeniden başlaması gerektiğini söylüyorsa, tartışma genel, belirsiz ve zamana yayılan bir çerçevede yürüyemez. Crans Montana’ya yapılan atıf belirli bir siyasi içeriğe sahiptir. Bu, Guterres Çerçevesi’ni koruyor; siyasi eşitliğe dayalı iki bölgeli iki toplumlu federasyonu ifade ediyor ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin hâlâ temel aldığı çerçeveyi oluşturuyor.

Bu noktadan hareketle üç sonuç çıkıyor. Birincisi, aranan çözüm federaldir; Tufan Erhürman bunu iç siyasi nedenlerle farklı ifade etse bile bu değişmiyor. İkincisi, eğer Crans Montana’dan başlanıyorsa sıfırdan başlanmıyor; birikmiş yakınlaşmalar, açık kalan konular ve bilinen anlaşmazlıklar üzerinden ilerleniyor. Üçüncüsü, sürecin tamamlanması belirsiz bir geleceğe bırakılmıyor; bu nedenle zaman çerçeveleri gerekiyor.

Siyasi sorun

Gerçek sorun müzakereye dair bir sorun değil. Esas olarak siyasidir ve psikolojiktir. İki toplumun çözümün ertesi gününe ilişkin korkularıyla ilgili.

Kıbrıslı Rumlar hâlâ 2004 referandumunun travmasını ve “önceden verilmesi gereken” (upfront) kavramını hatırlıyor. Bir anlaşmayla ilk günden siyasi eşitlik, ortak yönetim ve Kıbrıslı Türklerin kurumlara katılımı sağlanırken, toprak, mülkiyet ve güvenlik gibi karşılıkların daha sonra gelip gelmeyeceği endişesini taşıyorlar. Bu kaygı, 2004’e kıyasla çok farklı bir Türkiye liderliği ve kuzey Kıbrıs’taki ekonomik ve demografik değişim nedeniyle daha da artıyor.

Kıbrıslı Türkler ise ters yönde bir korku taşıyor. Bir federasyon anlaşmasıyla Avrupa Birliği içinde yeni bir yapıya geçtikten sonra, Kıbrıs Rum çoğunluğunun Avrupa Birliği’nin desteğiyle kendilerini fiilen sınırlayacağını ve 1960’taki kurucu ortaklık statüsünü zayıflatacağını düşünüyorlar. Bu durum 1963–64 sonrası kırılmanın da etkisi altında şekilleniyor. Ancak AB üyeliği hedefi ile bu güvensizlik arasında da bir çelişki var.

Aşamalı çözüm

Bu korkular gerçek ya da algısal olabilir; ama ele alınmaları gerekiyor. Bu bağlamda aşamalı çözüm fikri, sıfıra dönüş olmadan ilerleme sağlayan teknik bir ayrıntı değil, çözümün uygulanabilirliğini mümkün kılabilecek bir yöntem oluyor.

Mantık basit: Vatandaşlardan 2004’te olduğu gibi bir metni korku ve güvensizlik içinde oylamaları beklenmiyor. Bunun yerine, çözümün uygulanmaya başladığı bir süreçten sonra karar vermeleri sağlanıyor. İki toplum, kapsamlı bir metni görmeden oylamak yerine iki ya da üç yıllık bir geçiş sürecinden sonra referanduma gidiyor. Bu süreçte çözümün önemli bölümleri zaten uygulanıyor.

Bu yaklaşım, Güven Artırıcı Önlemlerden farklı. Burada bağımsız küçük adımlar değil, üzerinde anlaşılmış federal çözümün aşamalı uygulanması var.

Önce çözümün tüm çerçevesi kabul ediliyor: yönetim, güvenlik, garantiler, toprak, mülkiyet, Avrupa Birliği, ekonomi ve hidrokarbonlar. Ardından bu çerçeve bağlayıcı ve geri döndürülemez adımlarla uygulanıyor.

“Geri dönüş olmaması” burada kritik bir ilke oluyor. Bir taraf kazanım elde edip süreci durduramıyor ve eski düzene geri dönemiyor. Her adım karşılıklı oluyor ve Birleşmiş Milletler ile Avrupa Birliği’nin gözetiminde ilerliyor.

Bu mantık içinde örnek adımlar şöyle:

  1. Kapalı Maraş’ın Kıbrıslı Rum yönetimine verilmesi karşılığında Timbu havaalanının Kıbrıs Türk toplumu yönetimi altında işletilmesi.
  2. Omorfo ve diğer bölgelerin iadesi karşılığında Kıbrıs Türk ticaretine açılacak limanların Avrupa Birliği kurallarıyla işletilmesi.
  3. Tampon bölgenin bazı kesimlerinin yasal sahiplerine açılması karşılığında hidrokarbon gelirlerinin ortak bir mekanizma üzerinden paylaşılması.
  4. Federal kurumların aşamalı kurulmasıyla birlikte toprak ve mülkiyet düzenlemelerinin uygulanması.
  5. Askerlerin kademeli çekilmesiyle birlikte siyasi eşitliğin hayata geçirilmesi.
  6. Tazminat fonu kurulması ve mülkiyetin iadesi, takası ve tazmini için net bir sistem oluşturulması.
  7. Avrupa Birliği müktesebatının kuzeyde aşamalı uygulanması ve Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğinin korunması.
  8. 1960 garanti sisteminin kaldırılması ve yerine yeni bir uluslararası güvenlik düzeninin oluşturulması.

Kontrollü geçiş

Bu model çözümü bir bilinmeze atlamaktan çıkarıyor ve kontrollü bir geçiş sürecine dönüştürüyor. Kıbrıslı Rumlar toprak ve güvenlik başlıklarının gerçekten uygulandığını görüyor. Kıbrıslı Türkler ise siyasi eşitliğin ve ekonomik entegrasyonun sadece vaat olmadığını deneyimliyor.

Bu durumda referandumun niteliği değişiyor. Bu, korkuya dayalı bir oylama değil. Soru şuna dönüşüyor: Uygulanmış bir federal çözüm mü, yoksa bu çözümün reddi mi?

Eğer Kıbrıslı Rumlar tüm uygulamalara rağmen çözümü reddederse, Kıbrıslı Türkleri sonsuza kadar statükoya mahkûm etmeleri talep edilemez. Bu durumda Kıbrıslı Türkler kendi siyasi geleceklerini ayrı bir çerçevede arama hakkına sahip oluyor.

Eğer Kıbrıslı Türkler uygulanmış bir çözümü reddederse, hiçbir uluslararası aktör bunu ayrı bir devletin tanınması için gerekçe olarak kullanamıyor.

Riskler

Bu yaklaşımın riskleri var. Yanlış tasarlanırsa bölünmeyi kalıcı hale getirebilir. Türkiye’nin iki devletli yaklaşımını güçlendirmek için kullanılabilir.

Bu nedenle süreç yalnızca şu koşullarla ilerliyor: önce tam federal anlaşma, sonra aşamalı uygulama. Önce bağlayıcı yol haritası, sonra karşılıklı adımlar. Önce Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği güvencesi, sonra geçiş süreci.

Sonuç

Hiçbir şey yapılmazsa statüko devam eder. Asıl soruysa şu: Statüko kimin işine yarıyor?

Crans Montana gerçekten bir dönüm noktasıysa, bugün ihtiyaç duyulan şey yeni ve ucu açık müzakereler değil, uygulanabilir bir mekanizma oluyor. Aşamalı uygulama ve karşılıklı adımlar Kıbrıs sorununda temel soruya cevap veriyor: Taraflar bu kez bir çözümün gerçekten uygulanacağına güvenebiliyor mu?


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Dionysis Dionysiou yazdı: Anısına — Tüm Kıbrıslıların Sevgül’ü

Birkaç yıl önce "Politis"teki büromda telefon çaldı. Hattın öbür...

Andreas Parashos: Sevgül Uludağ Kıbrıs’taki tüm kayıpların annesiydi

29 Haziran 2026 tarihinde saat 09.19’da Politis Radyosu’nda yayında...

Mihalis Stavru yazdı: Bu adada sadece biz yaşamıyoruz

“Politis” gazetesinin birkaç gün önceki manşeti, bazılarının yaşadığı yanılsamayı...

Ioannis Tirkides yazdı: Kıbrıs’ın savunma yönelimi: Stratejik bir yanılsama

Haziran 2026'da Kıbrıs ile Fransa arasında imzalanan Asker Statüsü...

Mustafa Çıraklı yazdı: Güney Kıbrıs-Fransa Askeri Anlaşması ve Hristodulidis’in Lilliput Kumarı

Güney Kıbrıs ile Fransa arasında geçtiğimiz günlerde imzalanan askeri...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,930TakipçilerTakip Et
886AboneAbone Ol

Son eklenenler

‘Erkek aklın nükleer programlarına karşı küresel direniş örülmeli’

Nükleer silahlanmanın iktidar anlayışının en görünür araçlarından biri olduğunu...

Bayazıt İlhan yazdı: Atom bombalarında ölümcül yarış

İki yıl önce OECD’nin 2017 yılından beri üzerinde çalıştığı özgün...

Yücel Özdemir yazdı: Almanya, NATO’da liderliğe mi hazırlanıyor?

NATO zirvesi öncesinde, Avrupa ülkelerinin birlikte hareket etmesi adına...

Murat Çakır yazdı: Kazanamayacağın savaşa kalkışırsan…

Liseye gitmek için 1975’te Almanya’dan Türkiye’ye geldiğimde, hemen Akaretler’deki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Dünya yanıyor

Günlerdir değişik şekilde haberleri izlemek de güç. Gerçekten, dünya...

Ecehan Balta yazdı: 35×35: Fosile Elektrikli Makyaj

COP31’e giderken Türkiye’nin iklim diplomasisinde öne çıkardığı yeni hedefin...

Serdar Paulo Erdost yazdı: Komünistler Graz’da güven tazeledi: Fırtına ortasında kızıl bir vaha

Avusturya’nın güney eyaleti Steiermark’ın başkenti Graz’da belediye başkanlığı seçimini...

Hediye Levent yazdı: Irak’ta yüzyılın operasyonları ve temkinliler!

Irak yolsuzluk operasyonu ile çalkalanıyor. Irak basınında yerin 4...

Canlı yayın