.YeniçağyazılarL. Doğan Tılıç yazdı: Deniz'ler… Burada ve diri!

L. Doğan Tılıç yazdı: Deniz’ler… Burada ve diri!

Orjinal yazının kaynağıbirgun.net
Kategori:

Deniz Göktaş, başına ne geleceği çoktan belli olmuşken, memlekete kendi döndüğü halde “yakalandı” ve elleri arkadan kelepçelendi ya… Ne oldu?

Çıkarıldığı mahkemenin önüne yığıldı insanlar. Yalnız olmadığını haykırdılar. Belki aralarında ondan aldıkları cesaretle gelenler de vardı.

İnsanlar Deniz Göktaş’a destek için mahkeme önüne gelirken, onun kellesini bir koltukta sahneye çıkardığı “Ölü Deniz” gösterisini izleyenlerin sayısı da 10 milyonu bulmuştu.

Dünkü BirGün’ün manşetinin çok beğenildiğini söyleyen mesajlar aldım. Hani şu; “Mizahtan, neşeden, eleştiriden korkan iktidar, yargı eliyle tüm ülkeyi susturmaya çalışıyor. Yükselen her cesur ses sadece bir itiraz değil aynı zamanda özgür bir geleceğin teminatı” diyen manşet.

Komedyen Deniz’in adını aldığı Deniz ondan 7 yaş gençken asıldı. Ardında parkalı bir cesaret, duvarlara asılan posterler, haykırılan sloganlar, çocuklara verilen bir isim bırakarak gitti.

Deniz’lerin yok edilemediğinin, edilemeyeceğinin hâlâ anlaşılamamış olması insanlığın derin bir yarasıdır. İşte, idam sehpasına çıkarıyorsunuz, kendi tekmeleyip iniyor oradan, dünyanın dört bir yanında boy gösteriyor yine… Bazen bir miting meydanında militan olarak, bazen bir sahnede komedyen!

Ben Deniz Göktaş’la geç tanıştım, 1 hafta kadar önce, Ölü Deniz gösterisini YouTube’dan izleyerek. Ardı ardına onunla ilgili başka şeyler de izledim. Galiba Fatih Altaylı, röportajında Deniz’i Trevor Noah’a benzetmişti.

Çocukluğunu Apartheid döneminde Güney Afrika’da yaşayan, ABD’ye geldikten sonra uluslararası üne kavuşan, gösterilerinde ırkçılığı, eşitsizliği ve otoriter eğilimleri mizahla ele alan Trevor’a benzetilmeyi de kendisine dönük her övgü gibi mahcubiyetle karşılamıştı Deniz.

Trevor gibi çağdaşı değil ama Deniz’i görür görmez Charlie Chaplin’e benzettim ben. Bıyıklarını gözümde Chaplin’inki gibi “diş fırçası” halinde canlandırınca, Deniz de o narin, kırılgan ve mahcup haliyle tam bir Chaplin oluverdi.

Deniz’in bugün yaşadıklarını Chaplin de 40’larda yaşadı. Komünist sempatizanlığıyla suçlandı. 1940 yapımı The Great Dictator ile Adolf Hitler ve faşizmi birçok ülke bunu açıkça yapmaya cesaret edemezken alaya aldı. McCarthyciliğin hışmına uğradı ve 1952’de ABD’yi terk edip İsviçre’ye yerleşmek zorunda kaldı.

Mizaha karşı aşırı hassasiyet baskıcı rejimlerin ortak özelliğidir. Karikatüristler, tiyatrocular, komedyenler, stand-up sanatçıları ve hiciv yazarları tarih boyunca birçok ülkede sansüre uğradı, yargılandı, hapse atıldı, yakıldı, sürgün hayatı yaşamak zorunda kaldı. Ellerinde silah yoktu, şiddetin uzağından bile geçmiyorlardı, mizahın tek başına bir rejimi yıkabilmesi de mümkün değildi.

Yine de çok büyük bir suçları vardı: İnsanların korku duvarını aşmasına yardımcı oluyorlardı!

Mizahın iktidarların gazabına uğramasının nedeni kahkahanın korkuyu azaltıp otoritenin kurduğu “yenilmezlik” imajını sarsması. Bu yüzden eleştiriden daha tehlikeli. Otoriteyi sıradanlaştırıyor, eleştiriyi muhalefet öznelerinin ulaştıramadığı kitlelere ulaştırıp çok geniş bir kitle için anlaşılır kılıyor, sansürü aşıyor, korkuyu azaltıyor ve toplumsal bir dayanışma yaratıyor.

Dün Çağlaya’daki İstanbul Adliyesi’nden yansıyan manzara da tam buydu!

Milyonlar Deniz Göktaş’ı Ölü Deniz’le tanıdı. Kellesini koltuğa koyup yaptığı gösteriyle.

Deniz’ler bize burada ve diri lazım, sürgünde veya ölü değil!

Deniz’lerimiz burada ve capcanlıysa şakaları kelepçelenmiyorsa iktidar gülenlere öfkelenmiyorsa işte o zaman hep birlikte keyifli kahkahalar atılan bir ülke olmuşuzdur!    


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

İbrahim Sirkeci yazdı: İki partili düzenin temsil krizi

Keir Starmer’ın istifası, Britanya siyasetinde artık kimseyi şaşırtmayan olaylar zincirinin son...

Özge Güneş yazdı: Kolombiya’dan kıtaya neofaşist kuşatma

Kolombiya tarihinin en kritik siyasi süreçlerinden birini geride bıraktı. Ülkenin...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Gıprız Cumhuriyeti Yurddaşlı’ından Goparılmag; Hayaled Casper Isdatüsü

Eylül 1979’da Cumhuriyetci Türg Partisi Genel Başganı Özker Özgür,...

Hediye Levent yazdı: Trump’a onurlu çıkış mı, savaşa mola mı?

Amerika ve İran arasında sağlandığı söylenen bir uzlaşma gündemde....

Niyazi Kızılyürek yazdı: 1958’in Kara Haziran’ı (II) Fail Kim?

Kıbrıs Türk tarafı yaşanan şiddet eylemlerinin Türk Haberler Bürosu’na...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,931TakipçilerTakip Et
886AboneAbone Ol

Son eklenenler

Mustafa Kara yazdı: Ölü Deniz’de gölgeyi yargılamak: Şaka bitti mi?

2 Temmuz 2026, İstanbul Havalimanı. Pasaport kuyruğunda, kendi deyişiyle...

Özkan Yıkıcı yazdı: NATO ve Kıbrıs

Garip gelecek, ama gerçek. Hesapta NATO'ya karşıymış gibi konuşanlar,...

‘Erkek aklın nükleer programlarına karşı küresel direniş örülmeli’

Nükleer silahlanmanın iktidar anlayışının en görünür araçlarından biri olduğunu...

Bayazıt İlhan yazdı: Atom bombalarında ölümcül yarış

İki yıl önce OECD’nin 2017 yılından beri üzerinde çalıştığı özgün...

Yücel Özdemir yazdı: Almanya, NATO’da liderliğe mi hazırlanıyor?

NATO zirvesi öncesinde, Avrupa ülkelerinin birlikte hareket etmesi adına...

Murat Çakır yazdı: Kazanamayacağın savaşa kalkışırsan…

Liseye gitmek için 1975’te Almanya’dan Türkiye’ye geldiğimde, hemen Akaretler’deki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Dünya yanıyor

Günlerdir değişik şekilde haberleri izlemek de güç. Gerçekten, dünya...

Canlı yayın