yazılarKıbrıs iktibasMahkemenin gerçeği ve hayatın gerçeği - Andreas Paraschos

Mahkemenin gerçeği ve hayatın gerçeği – Andreas Paraschos

Orjinal yazının kaynağıphilenews.com
alıntı yapılan kaynakpenna.cydialogue.org

1974’ün kayıplarında birinin hikayesini 4.03.2012 tarihinde kaleme almıştım. Bu, Agios Pavloslu dostum Michalis Yiangou’nun kardeşi Kostas Yiangou’nun hikayesiydi. O zamandan bu yana, ne zaman eski Savunma Bakanı merhum Kostas Papakostas hakkında bir şeyle [karşılaşsam] bunu hatırlıyorum. Şimdi Lefkoşa Kaza Mahkemesi tarafından ölümünden sonra aklanmasıyla birlikte, onu Beşparmak [dağları] üzerinde, sakalı bitmemiş çocuklardan oluşan bir taburun başında hayal ediyorum, gece gündüz hafif tüfeklerle savaşıyor ve onları St. Hilarion’dan Lefkoşa’ya indirerek, ölümün pençesinden kurtarıyor.

301. Piyade Taburu, Kontemenos’a varışında tutulan tabur raporuna göre sadece altı kayıp vermişti: Kostas Savva Yiangou – Agios Pavlos, Kostas Petrou Konstantinou – Evrychou, Charalambos Potamitis – Omorfo, Dimitris Theocharides – Lefkoşa, Christos Chrysostomou – Pallouriotissa, Dimitris Neophytou Panayi – Salamiou.

1974 yılında 23 yaşında olan Kostas Yiangou tesisatçıydı, 19 yaşındaki eşi Nitsa ve üç aylık kızı Maria’yı geride bırakarak 20 Temmuz’da, yüzbaşı Kostas Papakostas yönetimindeki 301. Piyade Taburu ile cepheye doğru hareket etti. 22 Temmuz’da Agios Ermolaos’dan yapılan bir saldırıyla Pileri adlı K/T köyünün üzerinde  Beşparmaklar’da kayalık bir tepeyi ele geçirdiler. 26 Temmuz’da St. Hilarion yönünden gelen paraşütçü birlikler ve zırhlı araçlar tarafından saldırıya uğradılar. Tabur geri çekildi, tepedeki doğal bir sığınağa gizlenen altı asker ateş desteğiyle, bir bren, bir sten ve dört tüfekle, silah arkadaşlarına geri çekilme ve kurtulma fırsatı verdiler.

Kayıp şahıslar konusunu araştırdığımı bildiği için Papakostas’ın kendisi bana, Mari trajedisinden birkaç gün önce, Eski Eylence’de bir avluda ’74 ihanetinin macerasını anlattı. O altı kişiye ne oldu? 2008’de Kostas Yiangou’nun kardeşi Mihalis, kayıp şahısları bulmak için yapılan kazıların yavaş ilerlediğini görerek konuyu kendi ellerine almaya karar verdi. Kendisine Pileri’deki tepenin kabaca bir haritasını çizen Papakostas’a gitti ve Ağustos ayında o kayalık bölgelerde bir yıl sürecek bir arama başlattı. Ağustos 2009’da, arama çalışmalarını sürdürdüğü sırada, 80 yaşında K/T bir çoban kendisine yaklaşarak şöyle dedi: “Hakkında sorular sormaya başladılar bile, başın belaya girecek. Bu kadar uzun süredir ne aradığını bana anlat, belki sana yardımcı olabilirim.” Mihalis ona durumu anlattı ve çoban ona altı kişinin nerede olduğunu bildiğini söyledi. Aslında, tepedeki çatışmalardan günler sonra, sürüsüyle o bölgeden geçerken, yabani köpeklerin orada toplandığını görmüş ve onları kovmuş, zemin kayalık olduğu için bölgeyi taşlarla örtmüş. Ertesi gün, çoban Mihalis’i traktörüyle dağın bir noktasına kadar götürdü ve Mihalis  oradan yürüyerek tepeye çıktı. Yeri buldu, bazı taşları kaldırdı ve insan kemikleriyle karşılaştı. Hepsini buldu. Üç yıl sonra, bu kemiklerin kimlik tespiti yapıldı, ancak ebeveynleri o zaman kadar vefat etmişti. Onların fedakarlığı Beşparmaklar’ı özgür kalması için yeterli olmamıştı…

Muhtemelen bu nedenle – bence – Papakosta ailesinin avukatlarından biri Twitter’de (31.05.2023) şunu yazdı: “Papakostas’ı 657 gün boyunca bir odada hapsettiler. Hastane odasını terk etmesine, gün ışığını görmesine ve temiz hava solumasına izin verilmedi.”

Kim? Biyografisine göre, 12.11.1939 tarihinde Mağusa’da Agia Triada köyünde doğan Kostas Papakosta. Yunanistan Yüksek Savaş Okulu’nda ve Helen Askeri Akademisi’nde okudu ve ABD ve Almanya’daki özel polis okullarında da eğitim aldı. 1955-1959 EOKA mücadelesinde, 1963-64 operasyonlarında ve 1974 Türk işgalinde görev aldı. 18 yıl boyunca Kıbrıs Ordusu ve Milli Muhafız Ordusu’nda hizmet verdi ve Albay seviyesine yükseldi. 1973’te, EOKA B’nin yasa dışı faaliyetleriyle mücadele etmek üzere Yedek Birliğe transfer edildi. Darbe sırasında direniş faaliyetleri geliştirdi ve bunun sonucunda tutuklandı, kötü muamele gördü ve hapsedildi. 1978’de yeniden Polis Teşkilatı’na görevlendirildi ve terör veya organize suçlarla mücadele etmeyi amaçlayan Acil Mücadele Birimi’ni (MMAD) kurdu. Bunun ardından 1984’te polise, Kıdemli Polis Memuru rütbesiyle atanması geldi. Polis Teşkilatı’nda Emniyet Müdür Yardımcılığı rütbesine kadar yükseldi. Ocak 1996’da, polis teşkilatındaki kötü uygulamaları protesto ederek istifa etti. Hemen ardından üç dönem boyunca AKEL’den Mağusa milletvekili seçildi. 1 Mart 2008’de, Dimitris Hristofias hükümetinde Savunma Bakanı olarak atandı. 11 Temmuz 2011’de ‘Evangelos Florakis’ deniz üssündeki patlamanın olduğu gün istifasını sundu. Temmuz 2013’te, Lefkoşa Ceza Mahkemesi tarafından Mari patlamasıyla ilgili olarak adam öldürme ve sorumsuz, dikkatsiz veya tehlikeli davranış ve eylemlerle ölüme sebebiyet verme suçlarından suçlu bulundu. Cumhurbaşkanlığına defalarca yaptığı cumhurbaşkanlığı özel affı taleplerinin görmezden gelinmesiyle, Eylül 2015’te ağır hasta bir şekilde cezaevinde öldü.

O dönemin Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis ve Adalet Bakanı Ionas Nicolaou onu neden hiçe saydılar ve 657 gün boyunca gün ışığını görmesine engel oldular? Gerçek açıkça ortadadır, ancak bunu bir mahkeme kararında yazıya dökmek zordur. Neden mi? Çünkü o elbette darbe girişiminin bir katılımcısı değildi! 62 kişi [katılımcı] tazmin edildi ve geri kalanlar [bir hükümet görevine] atandı. Dedem eskiden şöyle derdi, “burada her şeyin bedeli ödenir” [Çevirmenin notu: “Ne ekersen onu biçersin” anlamına gelen bir Yunanca deyim]. Siz de öyle mi düşünüyorsunuz?


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Antonis Polydorou yazdı: Ne Mağusa Bizi Bekliyor Ne de Tarih

Yine herkes Mağusa’yı hatırladı. İkinci harekâtın 52’nci yılı vesilesiyle...

Yaşar Ersoy yazdı: 30 Yıllık düşün kısa tarihi

Bir kentin çağdaş kimliğinin en önemli göstergelerinden biri, kültür...

Bulut Ünvan yazdı: Neşe Yaşın: Tarihin Çatlağındaki Üzgün Kız

"İnsan, sınırları aşarak konuşmak zorundadır, her kelimenin içinden sınırlar...

Türk işgalinin ardından yerinden edilme ve “iki bölgeliliği mühürleyen” Üçüncü Viyana Anlaşması – KYPE (Ralli Papayeorgiu) — Nikos Moudouros ve Aris Konstantinidis’in katkılarıyla

https://youtu.be/k7XJr8Tkp6g?si=moDVMQi4bj0-kIa5 Toplam nüfusa oranla kaydedilen en büyük insan hareketlerinden biri,...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
4,267TakipçilerTakip Et
1,140AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özge Güneş yazdı: Brezilya’da yeniden mücadele kazandı

Üç hafta önce bu sayfalarda “Brezilya’da oyun bitmedi” demiştik....

Enver Şat yazdı: COP31’de asıl soru: Dönüşümün bedelini kim ödeyecek?

Dünya fosil yakıtlardan uzaklaşmaya çalışıyor. “Yeşil enerjiye adil geçiş”...

Volkan Yaraşır yazdı: Guy Debord: Yağma mı metanın değer yitimi mi?

2008 sonrası yeni bir isyan dalgasıyla karşı karşıyayız. Önce...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: Bir demokrasi şöleninde “gombina” olur mu, olmaz mı?

Ulusal Birlik Partisi, cumartesi günü “aday sıralama” kurultayı düzenledi. Dokuz...

Yonca Özdemir yazdı: Azerbaycan-Türkiye Gerginliği: Kardeşlik başka, vesayet başka?!

Türkiye ile Azerbaycan arasında son zamanlarda esen soğuk rüzgârlar,...

Şener Elcil yazdı: “Bu Beni Geçti Be!”

Geçtiğimiz yıl İngiliz Yüksek Komiserliği’nin her yıl düzenlediği geleneksel...

Ertan Erol yazdı: İspanya seçimleri ve Milei’nin ziyareti

İspanya 29 Kasım’da erken genel seçimlere giderken ve ülkedeki...

Kansu Yıldırım yazdı: Küresel borç ve jeopolitik şoklar

Emperyalist devletler ile bölgesel güçler arasındaki jeopolitik gerilimler, jeoekonomik...

Canlı yayın