Kıbrıs iktibasŞener ElcilKıbrıs Cumhuriyeti’ne Dönüş Mümkün Mü? - Şener Elcil

Kıbrıs Cumhuriyeti’ne Dönüş Mümkün Mü? – Şener Elcil

Orjinal yazının kaynağıozgurgazetekibris.com
Kategori:

Londra Konferansı’na isteksizce giden Makarios, orada Kıbrıslı Türklere devlet görevlerinde verilen yüzde 30 oranına ve vergi toplanması ile ilgili ayrı oy hakkına karşı çıkarak, antlaşmayı son ana kadar pazarlık konusu yapıp, imzalamamak için çok uğraşmasına rağmen özellikle Yunanistan’dan destek bulmadığı için son anda imzalayarak, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı olarak, bir kahraman gibi adaya döndü.

Makarios Enosis yeminine bağlı kalmadığı için EOKA örgütünün lideri Yorgos Grivas ve ona bağlı çevreler tarafından suçlanmış ve bu ayrılık, 1974’teki darbe sürecine giden yolu açmıştır.

Makarios’un gerçek bir devlet adamı gibi davranarak, tüm Kıbrıslıları kucaklayan bir cumhurbaşkanı olamaması, din adamı oluşu dolayısı ile Kıbrıslı Türkler tarafından sevilememesi, çelişkili siyasi açıklamaları nedeni ile Kıbrıslı Türkler arasında yarattığı güvensizlik, Doktor Fazıl Küçük ile sağlıklı bir işbirliği ilişkisi oluşturamaması, iki toplum arasında geçmişten gelen ayrılıkları gidermeye yönelik isteksiz davranışları, EOKA üyelerini hükümette önemli yerlere getirmesi, ortak cumhuriyette ortak kararlar alma yerine, Rum hükümet üyeleri ile ayrı toplantılarda önceden alınan kararları gündeme alması ve eski EOKA üyelerinin işlediği suçlara göz yumması gibi birçok neden ortak cumhuriyetin bozulmasına giden çatışmaların kaynağı olmuştur.

Tüm bunların yanında Kıbrıslı Rum elitlerinin Kıbrıslı Türklerin ortak olduğu bir cumhuriyeti hazmedememesi, iki toplum arasındaki güvensizlik nedeni ile yeraltı örgütlenmelerinin faaliyetlerinin sürmesi, Türkiye’nin “İstirdat Planı“ndan vazgeçmeyerek adaya silah ve mühimmat sevkiyatının sürmesi ve bunun da sevkiyat yapan geminin yakalanması nedeni ile açığa çıkmasının yarattığı güven bunalımı önemli saptamalardır.

Bununla birlikte, Kıbrıs Rum toplumu içindeki demokrasi ve cumhuriyetten yana olan entelektüel kişilerin uğradığı saldırılar nedeni ile seslerinin kısılması ve muhalif AKEL’in olaylara yeterince tepki ortaya koymayarak, Makarios ile antlaşmayı tercih ederek, halk arasında güçlü olmasına rağmen kendine verilen beş milletvekili ile yetinmesi, cumhuriyetten yana olan Kıbrıslı Türklerin ise TMT tarafından öldürülmesi ve onlara destek veren büyükelçi Emin Dirvana’nın adadan kaçırılması önemli gelişmelerdir.

EOKA üyelerinin cumhuriyetin polis gücü içinde yasaların onlara verdiği yetkilerin dışında yeraltı suç örgütleri ile maddi çıkarlar temelinde işbirliği yapması, İçişleri Bakanı Eoka’cı Polikarpos Yorgacis’in ABD ve İngilizlerden aldığı paralarla kendine bağlı gizli haber alma teşkilatı oluşturarak, devlet içinde devlet oluşturması ve TMT’nin camilere bomba koyarak veya Kıbrıslı Rumlar arasındaki çatışmaları kışkırtıcı provokasyon eylemleri ortak cumhuriyetin yıkılmasının sebepleridir.

Burada milliyetçi, şoven, ırkçı eğitim sistemlerinin varlığının rolünü de unutmamak gerekir.

Cumhuriyete inanmayan, onun yıkılması için elinden gelen her türlü davranışı sergileyen Kıbrıslılarla ortaklığın sürdürülmesi mümkün olmadığı gibi bu ortaklığı istemeyen Türkiye, Yunanistan ve İngiltere derin devlet güçlerinin devreye girmesi toplumlararası çatışmayı ve ayrışmayı getirmiştir.

Bu ayrışma, 4 Mart 1964 tarihinde Birleşmiş Milletler’de alınan 186 sayılı karar ile tescillenmiştir.

Ne yazıktır ki, ortaklığın bozulmasından, Kıbrıslı Rumların tek başlarına cumhuriyetin sahibi yapılmasından şikâyet eden Türkiye yetkilileri, bu karara onay vermişlerdir.

Bu gerçekliği gizleyerek bugün siyaset yapılmakta ve Kıbrıs Türk toplumunun uğradığı mağduriyet sadece Kıbrıslı Rumlara mal edilerek düşmanlık körüklenmektedir.

İki toplumundan suçsuz insanların 1963–67 döneminde katledilmelerini, kayıp edilmelerini, yaşanan göçleri, yıkımı durdurulabilecek güce sahip olmalarına rağmen cumhuriyetin garantörleri birbirleri ile anlaşarak, olaya seyirci kalmayı tercih etmişlerdir.

Yapılan müdahaleler hep sınırlı kalmış ve 1974’teki trajedinin zemini yaratılmıştır.

Makarios’un Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası için 1963 öncesi talep ettiği 13 değişikliğin ele alınması konusunda görüşmeler başlatılmış olsa idi, belki de toplumlararası çatışmalar olmayacaktı.

1968’de Beyrut’ta başlayan görüşme sürecinde ele alınan temel konu “güç paylaşımı” olmasına rağmen, geçen süreçte güç paylaşımının yanında mülkiyet, toprak, Türkiye’den adamıza uluslararası hukuka aykırı taşınan nüfus konuları da bunlara ilave olmuştur.

Geçen süre Kıbrıs sorununu daha da karmaşık hale getirirken, günümüze kadar devam eden ve iki toplumun karşılıklı olarak kabul ettikleri ve Birleşmiş Milletler’de karar altına alınan iki toplumlu, iki kesimli, tek egemenliği, tek vatandaşlığı ve tek uluslararası temsiliyeti olan federal bir devlet modeli önerilmektedir.

Kıbrıs Cumhuriyeti üniter bir federasyondu. Şu anda ise 1974 yılı sonrası oluşan etnik ve coğrafi bölünmeye dayalı iki bölgeli bir federasyonu, taraflar kabul ettiklerini ortaya koymuşlardır.

Bu gerçekler ortada durmakla birlikte, Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dönüş bir alternatif çözüm yolu olabilir.

Bunun için tüm yerinden edilen Kıbrıslıların evlerine dönüşlerini kabul etmek, “zorunluluk doktrini” çerçevesinde askıya alınan 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti anayasasını tekrardan yürürlüğe koymak, işlenen suçları sorgulayıp sorumluları yargı önüne çıkarmak, zarar görenlerin tazmin edilmesi gerekecektir.

Ben, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni de kuran, 1963’teki toplumlararası çatışmaları başlatıp ortaklığı yıkan, 1974’teki trajediyi de yapan NATO üyesi garantör devletler ve ABD’ye rağmen bunu ele alıp ileri taşıyacak Kıbrıslıları göremiyorum.

Bölünmüş adamızın statükosundan beslenen, yağcılığı ve yalakalığı meslek edinmiş, ırkçılık ve milliyetçiliği siyaset olarak gören adamızın her iki yanındaki siyasetçilerle bu işin olmayacağı açıktır.

Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dönüşü dillendiren Kıbrıslı Rum partiler, ortaklık cumhuriyetinde “herkes için oy bir oy hakkı” gibi herhangi bir Kıbrıslı Türk’ün seçilmesinin mümkün olmadığı bir öneri yapmaktadırlar.

Bununla birlikte Kıbrıslı Türklere yönelik samimiyetle herhangi bir açılım yapmadan, yalnızca devam eden çözüm görüşmelerine karşı çıkmak için 1964 sonrası oluşan Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dönüşü dillendirmektedirler.

Öte yandan Kıbrıs Türk toplumunu, Kıbrıs Cumhuriyeti çatısı altına çekecek tüm önerilere de karşı çıkmakta, yapmak isteyenlere de kuzeydeki benzerleri gibi hamasetle saldırmaktadırlar.

Bu konuda, kuzey İrlanda barış modelinde olduğu gibi, taraflar Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası temelinde bir araya gelerek ve oradaki hakları esas alarak, Kıbrıslı Rum ve Türklerin serbest iradesi ile seçilmiş temsiliyeti olan parlamentoları arasında başlatılacak takvimlenmiş yeni bir iş birliği süreci ile Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dönüşü alternatif çözüm yapabilirler.

Bunun için de cesaretli, samimi ve Kıbrıslılık temelinde hareket etmekten başka çıkış yolu yoktur.

Aksi halde yabancıların bize dayatma çözüm yaptırmasını beklemeye ve “umudumuz Trump” demeye devam edeceğiz.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Şener Elcil yazdı: Enerji ve Siyasi İstikrar

Birleşmiş Milletler’den yapılan bir açıklamaya göre, savaşlar, etnik ve...

Şener Elcil yazdı: Büyüklere Ninniler

Yüzyıllar boyu devam eden emek-sermaye çelişkisine dayalı iktidar kavgası,...

Şener Elcil yazdı: Benden Sonrası Tufan!

Dünyayı yöneten küresel sermaye grupları arasındaki rekabetin yarattığı yeni...

Şener Elcil yazdı: Filler ve Çimenler

“Filler tepişir, çimenler ezilir” sözü dünya siyasetinde yaşananları özetler...

Şener Elcil yazdı: Şu ELAM Da Olmasa!

Dünyayı yöneten küresel sermaye güçlerinin toplumsal olayları bir satranç tahtasında oynanan oyun gibi,...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,898TakipçilerTakip Et
964AboneAbone Ol

Son eklenenler

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Gıbrız Cumhuriyeti Bayra’ı Asmag Yasagdır?

Koray Başdoğrultmacı ve Çinem Sonel’e… 2011 yılında Koray Başdoğrultmacı Birleşik...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Siyasi Eşitlik Nemize Yetmez? Unutmamalıdır ki İfrat İfret Doğurur!

Kıbrıslı Türkler 1882 yılından, Kıbrıs Cumhuriyeti kurulana kadar (1960)...

Fehim Taştekin yazdı: Amerikan çekilmesi ve ulusal egemenlik: Hoş ama içi boş bir seda!

Irak 2003’teki işgalle birlikte kaybettiği egemenliğini, Amerikan güçlerinin çekilmesine...

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Minab’da kıyamet yaşandı

Geçtiğimiz hafta, ABD’de bağımsız gazetecilik adına ciddi işler yapan...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Sansürün kamusal bedeli

Türkiye’de hak ve özgürlüklerin alanı daraltılırken uygulanan yöntem hiç...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bosna Hersek makalesi kararına gelirken

Cumartesi yine Lefkoşa'dan uzaklara doğru yolculuk yaptım. Bu defa...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sonbaharda ısınan Fransız sokakları

Şöylesine bir haber düşünün: “K. Kıbrıs'ta bazı talepler sonucu...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeni döneme açılan yelkenleri ile Irak

Ortadoğu'nun siyasal tarihinde Irak, kavşak dönemlerde dahi önemli sıçramalar...

Canlı yayın