iktibasÖzgür GürbüzHükümeti boykot korkusu sardı - Özgür Gürbüz

Hükümeti boykot korkusu sardı – Özgür Gürbüz

Orjinal yazının kaynağıbirgun.net

Türkiye’de demokrasiyi ve milletin iradesini hapse atmaya çalışan hükümetin bütün umudu tepkilerin kısa sürmesiydi. İktidarın hevesi daha ilk haftada kursağında kaldı. Türkiye tarihinde görülmemiş eylemlere tanıklık etti. Saraçhane’de yedi gün üst üste dev mitingler yapıldı. Öğrencilerin başını çektiği ve ülkenin hemen hemen her kentine yayılan sürekli gösteriler, okul boykotları ise o coşkulu mitingleri bile gölgede bırakacak bir etki yaratıyor. 29 Mart Maltepe mitingiyle de eylemlerin sonlanmayacağı anlaşıldı.

Tüm bunlar, halkın seçtiği belediye başkanlarının FETÖ dönemindeki gibi aslı astarı olmayan iftira ve yalancı tanık gibi yöntemlerle tutuklanması nedeniyle yaşanıyor. Ekrem İmamoğlu’nun, bağımsız olmadığı artık herkesçe dillendirilen yargı yoluyla tutuklatılması, diplomasının hukuksuzca iptal edilerek saha dışına atılmayı çalışılması, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Putinleştiğinin’ en net kanıtı olarak gösterilecek. Erdoğan’ın tekrar ve son kez yenileceğini anladığı İmamoğlu’nun karşısına çıkmak istemediği ortada. Aslında bu hamle, rakibini elemekten öte ona rakip olmak isteyen herkese de ‘hiç deneme’ mesajı veriyor. Tek adam imparatorluğunun ilanı. Halbuki Ekrem İmamoğlu’nun sadece bir isteği vardı, “koy sandığı halk seçsin”. Erdoğan bu demokratik talebe yanıt veremedi. Kaybettiğini kabul etti.

***

Merkez Bankası Başkanı Ekrem İmamoğlu ve diğer belediye başkanları ile bürokratların gözaltına alındığı 19 Mart 2025 sonrası sadece ilk üç günde 25 milyar doların satıldığını açıkladı. Bir yıl önceki verilere baktım. 22 Mart 2024’te 70 milyar dolar olan döviz rezervini 97 milyar dolara çıkarmak tam bir yıl sürmüş. Merkez Bankası bir yıl boyunca çalışanları, emeklileri adeta aç bırakarak topladığı bu parayı bir kişi iktidarda kalsın diye üç günde eritti. Aç karnına okula giden çocukların karnını doyurmaya, emeklilerin faturalarını ödemeye, çalışanların kredi borçlarını kapatmaya kullanılabilecek, halkın yoksul kalma pahasına biriktirdiği bu parayı üç günde buharlaştırdılar.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in tek umudu protesto ve ekonomik boykotların sonlanması, yaz aylarıyla turistlerin döviz getirmesi. Muhtemelen gerileyecek kredi notları, yerin dibinden yerin altına geçen itibar ile bırakın doğrudan yatırımı sıcak parasını bile Türkiye’ye getirmeyen yabancı yatırımcıdan medet ummak hayalcilik olur. Turizm sektörünün nasıl etkileneceğini de henüz bilmiyoruz. Turistler semazen gösterilerini izlemeyi sever ama Ümit Bektaş’ın fotoğrafladığı semazen gösterisinde biber gazından göz gözü görmüyordu. Mevlâna yaşasa, o bile “kim olursan ol gel de bu hükümet değişmeden gelme” derdi. Turizm boykotu çağrıları ya da demokratik ülkelerde oluşan tepkilerle iptaller başlarsa, Mehmet Şimşek ve halkı hiçe sayan sözde tedbirleri de yangını söndürmeye yetmeyebilir.

***

Boykot kavramı da yeniden hayatımıza girdi. Boykot geniş kitlelerce yapılır ve kararlı bir biçimde sürdürülürse en etkili mücadele araçlarından biri olmuştur. Çokça boykot çağrısı yapılır ancak azı başarıya ulaşır. Tüketicinin doğrudan satışlarını etkilediği şirketlerin hedef alınması, ısrarcı olunması, sokak protestolarıyla desteklenmesi ve etkili iletişim gerektirir. Tekel konumundaki şirketlerin boykottan etkilenmesi zordur. Ve elbette boykotun sonuçlarının ölçülebilir ya da gözle görülebilir olması önemlidir. Medya şirketleri için reytinglere, perakendeciler için satış rakamlarına veya alışveriş yapan tüketici sayısına bakılabilir. Türkiye’de Gerze’ye termik santral yapmak isteyen Anadolu Grubu’na Efes markası üzerinden yapılan boykotun satışları etkilediğini duymuştuk. Santral projesi de iptal edilmişti. Çevrenin korunması için gerçek ihtiyaç sınıfına girmeyen tüketimin azaltılmasının doğa korumanın birinci koşulu olduğunu yeri gelmişken hatırlatalım.

İktidarın boykot edilen firmaları savunmak üzere sahaya çıkmasından, firmaların yaptıkları açıklamalardan boykotun etkili olduğunu rahatlıkla görebiliyoruz. Hükümetin sansür taleplerini harfiyen yerine getiren bir medya kuruluşuna ait şirketleri boykot etmek ve iflasını istemekten daha demokratik bir talep olabilir mi? Otoriter bir rejime destek verdiğini bildiğiniz bir şirkete para kazandırmamak, bunu kitleselleştirebilmek şahane bir eylem. Boykot konusunda geç bile kalındığını düşünüyorum. Yaşasın termosta çay, yaşasın bağımsız medya.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye COP 31’e hazırlanıyor

Kömür, petrol ve gaz gibi fosil yakıtların kullanımı iklimi...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Özgür Gürbüz yazdı: Enerjide güneşin önemi

Türkiye’nin elektrik talebinin en yüksek olduğu an 28 Temmuz 2025, saat...

Özgür Gürbüz yazdı: Teşviklerle nükleere göz kırpıyorlar

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen kanun teklifi,...

Özgür Gürbüz yazdı: Az kalsın fidan dikeceklerdi

Ankara’daki NATO zirvesi öncesi onlarca kişi gözaltına alındı, 103...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,897TakipçilerTakip Et
969AboneAbone Ol

Son eklenenler

Ecehan Balta yazdı: Halkların İklim Zirvesi

COP31’e bir ay kaldı. Antalya, hükümetlerin, diplomatların, uluslararası kuruluşların...

Özkan Yıkıcı yazdı: Halk TV üzerindeki kayyım ataması

Her zamanki gibi Çarşamba sabahı da gözlerimi açtım. Klasik...

Ceren Ergenç yazdı: Çin ve AB barıştı mı?

Coen kardeşlerin Okuduktan Sonra Yak filminin ünlü kapanış repliği “Sorunu...

Fikret Başkaya yazdı: Teknik bilim kapitalizmi neden kurtaramaz?

Gezegenlerin birinden bir seyyahın yolu Dünya’ya çıksaydı, her halde...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamam Böcekleri sokaklarda dolaşıyor!

Dünya neoliberal krizle tükenmişliklerde debelenip duruyor. Yerine geçecek yapı...

Volkan Yaraşır yazdı: Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

Marx kapitalizmi “yaşayan metafizik” olarak tanımlar. Faşizm bu metafiziğin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gariplik vardır!

Son günlerde Suudi merkezli çelişkili algı yaratacak haberler dünyada...

Canlı yayın