iktibasGözde BedeloğluGazeteciye engel yasası (1) - Gözde Bedeloğlu

Gazeteciye engel yasası (1) – Gözde Bedeloğlu

Dezenformasyon yasası olarak bilinen düzenleme kamuoyunun gündemine 2021 yılının yaz aylarında girdi. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, o dönemde yaptığı açıklamalarda sosyal medyadaki “yalan haber” ve “dezenformasyon” sorununa dikkat çekerek, bu mecraların bir “terör ve güvenlik meselesi” haline geldiğini vurguladı. Bu, yeni bir yasal düzenlemenin yolda olduğuna dair söylentilere neden oldu. Nitekim, sonbahar aylarında AKP içinde kurulan çalışma grupları, Avrupa’daki benzer düzenlemeleri incelemeye alarak yola koyuldu.

“ALMANYA MODELİ” – “TÜRKİYE MODELİ”

“Almanya Modeli” olarak anılan Sosyal Ağlarda Hukuk Uygulamasının İyileştirilmesi Yasası (NetzDG) sıkça referans gösterildi. Dendi ki, dezenformasyon yasanının temel amacı, tıpkı Almanya’daki gibi, sosyal medya platformlarını, kendi mecralarında paylaşılan yasa dışı içeriklerden -nefret söylemi, hakaret, suça teşvik vb- sorumlu tutmak. Ancak Almanya ve Türkiye’deki düzenlemeler arasında, gazeteciliği doğrudan etkileyecek çok ciddi farklar vardı. NetzDG sadece sosyal ağ sağlayıcılarını hedeflerken, Türkiye’deki düzenleme ile internet haber sitelerini de kapsayan bir medya denetimi getirildi. Almanya’daki yasa Alman Ceza Kanunu’nda tanımlı olan suçlara odaklanırken Türkiye’deki yasa daha geniş ve muğlak bir “dezenformasyon” tanımını merkeze aldı. NetzDG, sosyal medya platformlarına yönelik idari ve mali yaptırımlar üzerine kuruluyken, Türkiye’deki gibi bireylere “yalan haber yaydığı” gerekçesiyle hapis cezası öngören bir maddesi de yoktu.

CİHANER’DEN YILDIZ’A: BU SİZİN ESERİNİZ

Dezenformasyon yasasının en tartışmalı yanı, “halka yanıltıcıyı bilgiyi alenen yayma” suçuydu. İktidar, internet üzerinden yayılan asılsız bilgilerin toplumsal barışı ve kamu düzenini tehdit ettiğini savunarak dezenformasyonun Türk Ceza Kanunu’nda ayrı bir suç olarak tanımlanması gerektiğinde ısrarcıydı. AKP ve MHP’li hukukçular yasa teklifinin çerçevesini beraberce çizdiler. Bu isimlerden biri de MHP’nin önemli hukukçu vekillerinden Feti Yıldız’dı. CHP Parti Meclisi üyesi/avukat İlhan Cihaner, Birgün muhabiri İsmail Arı’nın tutuklanmasının ardından, bu yasanın ilk imzacısı hatta hukuki ve siyasi olarak savunusunu adeta tek başına sırtlandığını söylediği Feti Yıldız’a açık bir çağrıda bulundu: “Siz (ve yasa koyucu!?) ‘Gazeteciler Yargılanmayacak’ demişsiniz, nerede ise şahsi kefalet koymuşsunuz ama maddenin asıl hedefi gazeteciler olmuş! İlk imzacılarından olduğunuz, bu maddenin kaldırılması ya da sorunları giderecek bir değişikliğe ilişkin yasa değişikliğinin ilk adımının da sizden gelmesi gerektiği kanaatindeyim.”

TEORİDEKİ ZIRH, PRATİKTEKİ KISKAÇ

MHP İstanbul Milletvekili ve Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, İlhan Cihaner’e verdiği cevapta, yasanın bir sansür kanunu olmadığını, suçun oluşması için beş şartın aynı anda gerçekleşmesi gerektiğini, aksi halde ceza verilemeyeceğini savundu. TCK 218. maddeye atıfta bulunarak, haber verme sınırını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan açıklamaların anayasal bir güvence altında olduğunu ve suç teşkil etmeyeceğini iddia etti. Düzenlemenin Batı ülkelerindeki örneklerle uyumlu olduğunu; asıl hedefin gazeteciler değil, kimliğini gizleyerek dezenformasyon yapan, toplumsal huzuru bozan ve dijital mecraları kötüye kullanan yapılar olduğunu belirtti.

NİYET OKUMA YARGISI

İlhan Cihaner eleştirisinde, 2022 yılından itibaren yürürlükte olan dezenformasyon yasasını sonuçları üzerinden değerlendiriyor ve somut veriler sunuyor. Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) verilerine göre bu maddeden açılan davalarda “sanıkların büyük çoğunluğunu gazeteciler ve medya çalışanları oluşturdu; davaların %72’sinden fazlasında gazeteciler, muhabirler veya medya çalışanları sanık olarak yer aldı.” Feti Yıldız ise, yasanın sansür kanunu olmadığını iddia etse de, savcı ve hakimlerin beş şartı (özel kast, gerçeğe aykırılık, kamu barışını bozma elverişliliği vb.) niyet okuma yöntemiyle nasıl genişlettiğine dair bir özeleştiri sunmadı.

GAZETECİ SANIKLAR

Yıldız, TCK 218. maddeye atıfta bulunarak, haber verme sınırını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan açıklamaların anayasal bir güvence altında olduğunu ve suç teşkil etmeyeceğini iddia ediyor. Oysa Cihaner’in eleştirisi tam da bu noktada ağırlık kazanıyor, yargının bu güvenlik subabını çalıştırmadığını söylüyor. Yıldız, yasanın teorik olarak mükemmel olduğunu savunurken, bu teorinin pratikte nasıl bir “cezalandırma aracına” dönüştüğünden ise hiç bahsetmiyor. Feti Yıldız ayrıca, düzenlemenin Batı ülkelerindeki örneklerle uyumlu olduğunu; asıl hedefin gazeteciler değil, kimliğini gizleyerek dezenformasyon yapan, toplumsal huzuru bozan ve dijital mecraları kötüye kullanan yapılar olduğunu belirtiyor. Oysa referans gösterilen “Almanya Modeli”nde olduğu gibi yasa sosyal medya platformlarına mali yaptırım getirirken Türkiye’deki uygulanış biçimiyle gazeteciler doğrudan tutuklanıp hapse atılıyor. Son olarak, Feti Yıldız yasanın odak noktasının her ne kadar sahte ve trol hesaplar, hakaret eden anonim kullanıcılar olduğunu söylese de İlhan Cihaner, isim isim bu yasa ile suçlanan gazetecilerin adlarını sıralıyor: Alican Uludağ, Furkan Karabay ve son olarak İsmail Arı!

“KİMSE  MESLEĞİ NEDENİYLE TUTUKLU DEĞİL” Mİ?

Günün sonunda meseleyi, doğru yazıldığı iddia edilen bir yasa metninin yargı tarafında doğru yorumlanmaması şeklinde geçiştirmek mümkün değil. Sınır Tanımayan Gazetecilerin 2025 yılı Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye basın özgürlüğü açısından gazetecilik yapmanın tehlikeli kabul edildiği çok vahim ülkeler kategorisinde. İktidar, Türkiye’de hiç kimsenin mesleği nedeniyle tutuklu olmadığı ve işlediği fiiller nedeniyle yargılandığı konusunda ısrarcı. Basın özgürlüğünün terör propagandası, nefret söylemi ve toplumu ayrıştıran faaliyetler için bir kalkan olarak kullanılamayacağı devamlı tekrarlanıyor.

GERÇEĞİN “SUÇ” SAYILDIĞI DÜZEN

Türkiye, Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nin diplerinde kendine yer ararken, dezenformasyon yasası bu düşüşün en işlevsel motoru haline geldi. “Yargı yanlış yorumluyor” savunması, ilk imzacının omuzlarındaki siyasi sorumluluğu hafifletmeye yetmiyor. Çünkü bir yasa, amacından sapıp sadece belli bir meslek grubunu hedef alıyorsa; o artık bir güvenlik önlemi değil, bir ‘eleme’ aracıdır. Bugün Türkiye’de basın özgürlüğü, terörün değil, bizzat ‘kamu barışı’ adına yürürlüğe konulan bu muğlak yasaların kıskacında can çekişiyor.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Gözde Bedeloğlu yazdı: Kim bu eşit egemen?

Hayal edin. Bir gün, Alman Federal Meclisi toplanıyor ve...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Kuzey Kıbrıs’ta Turanlı’ya aktarılacak 19 milyon euroyu Türkiye halkı ödeyecek!

Kuzey Kıbrıs’ta Ercan Havalimanı’nın işletmesini elinde bulunduran T&T şirketinin...

Gözde Bedeloğlu yazdı: “Bu bir çocuk koruma yasası değil, vazgeçme yasası”

Hukukun en yaralı kavramlarından biridir "suça sürüklenen çocuk". Bu...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Peki ya görüntü olmasaydı?

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezuniyet töreninde, bir gencin elinde...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Kıbrıs’taki Mülkiyet Sorunuyla İlgili Fransa’dan Kritik Karar

Kuzey Kıbrıs’taki taşınmaz mülklerin satışı ve gayrimenkul faaliyetleri gerekçesiyle...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,916TakipçilerTakip Et
913AboneAbone Ol

Son eklenenler

Hazal Yalın yazdı: Nikaragua, 7 Ders

Ben Latin Amerika uzmanı değilim; kuşkusuz Nikaragua’yı benden çok daha...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bozulan iklim koşullarında siyaset de ısınırken

Temmuz ayına ve yaşadığımız haftaya artık elvedayı çekiyoruz. O...

Yücel Özdemir yazdı: Ukrayna ve İran’da son sözü kim söylüyor?

Ukrayna ve İran savaşlarının kısa sürede bitme olasılığı her...

Ecehan Balta yazdı: İklim finansmanı mı borçlandırma rejimi mi?

İklim krizi artık geleceğe ilişkin bir ihtimal değil. Kuraklık,...

Taner Akçam yazdı: İki büyük dalga depremleri ve yeni cumhuriyetin ayak sesleri

Cumhuriyet tarihi, Osmanlı’nın geç döneminde başlayan ve cumhuriyette de...

Özkan Yıkıcı yazdı: Tetiklenen savaş alanı ve Mısır oyuna doğru

Belli ki genel Amerikan Ortadoğu projesi sıkıştı. Üstelik Trump...

Mustafa Çıraklı yazdı: Guterres’in Ardından: Çözüm diplomasisi de değişmeli mi?

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs ziyareti, büyük ölçüde...

Hediye Levent yazdı: Boğaz savaşları ve uçurumun eşiğinde bir kıta!

Hürmüz Boğazı’ndaki öngörülemez gidişata ek olarak yenilerde Bab El...

Canlı yayın