yaklaşımlarÖzkan YıkıcıGenel bir çıkarsama yapma zorunluluğu - Özkan Yıkıcı

Genel bir çıkarsama yapma zorunluluğu – Özkan Yıkıcı

Coğrafyamız iyice ısındı. Kullanılan en modern teknolojili silahlar artık bölgeyi iyice darmadağın etmeye yeterli hâlin de ötesine geçti. Çok boyutlu bir savaş sürüyor. Katılımcılar duruma göre artıp azalıyor. Lübnan yeniden işgal altına alınma denemesinde. İsrail, Amerikan, İran saldırıları bölgeyi çoktan kaynatıyor. Enerji kaynaklarının da hedef olmasıyla resmen coğrafya, yıllardır gideremeyeceği bir harbin kıskacına girdi.

Birçok algı yerle bir oldu. Kim kazanırsa kazansın değerlendirmeleri başladı. Belki de olayda en temel sorumlu Amerika’nın, yaratılan yıkımdaki önemli katkısına karşın kendi topraklarının savaşla pek fazla karşılaşmama avantajını kullanıyor olmasıdır. İnanın, Amerika’nın önemli bir kısmında, hatta karar alan merkezin içinde dahi İran’ın yerini bilmeyenlerin olması gayet normal hâlidir. Ama bu ülke, Orta Doğu’yu senelerdir yakıp yıkıyor.

Tekrar edelim: Kim kazanırsa kazansın değişmeyecek bazı gerçekler artık su yüzüne çıktı. Ancak şu ana kadar yapılan haber ve yorumlarda önemli genel bir gerçek şimdilik fazla yer bulmuyor. Oysa biraz aklınızı zorlayınca, olanların nedenleri yelpazesini genişlettikçe karşımıza, şimdi değil, seneler öncesi planlamanın gelinen son halkasında kendimizi buluruz.

Olaylar elbet önemli. Ama önemli dezavantajları da aşmamız şart. O zaman da nedenin geneline indikçe sorgulama yorumları bir başka öneme doğru aralanır.

Son değerlendirmelerimde hep yeri geldikçe yazdım. İran salt bugün sorunlaşıp hedef olmadı. Yine İran, dinî rejim olduğu için devrilmek istendi. Huntington’un önce ortaya atıp tartıştığı doksan başı stratejik politikanın kendisinde olayı yakalarız. Doksanlarda yeni hamle ile başlatılan Kültürler Çatışması sıçrayışı, sınıfsal mücadelenin de önüne konuldu. Coğrafi merkez de Orta Doğu oldu. Doksan başında önce gündemleştirilen ve doksan beş yılında ağır ağır şekillenen stratejinin ilk ayağı da Yakın Doğu oldu. Bu, uzun uzun hedeflenip tamamlanma sonrasında da devamının takiben Çin kuşatılmasına dek genişletildi.

Orta Doğu stratejisi şekillenirken son halkaların en önemlilerinden biri de İran’dı. Bu plana göre şer eksenler oluşturuldu. Ağırlık yine Orta Doğu’daydı. Irak, Suriye, Libya ve İran bu ülkelerin önemlileriydi.

Bu plan önce “olur mu, olmaz mı” tartışmasıyla gelişti. Ancak doksan yedide Clinton bunun hayal olduğunu söyleyip elinin tersiyle itiverdi. Ama plan, hayata geçme dönemine çoktan girdi. İlgili ülkeler şer eksenli oldular. Yetmedi, onlara karşı ambargolar var olanın yoğunlaştırılmasıyla, olmayana da baskılar başlatıldı. Fakat zorluk vardı. Yine de özellikle Irak girişimiyle koşullar ısınıyordu.

Bu stratejileri tetikleyen olay 11 Eylül olayı oldu. Yapılan saldırının dehşeti peşinden Orta Doğu projesini de harekete geçirdi. Afganistan ve peşinden Irak, hem de B.M. desteği ile uyduruk nedenlerle işgale geçildi. Ta o zamandan beridir Orta Doğu Projesi seslendirildi. Yeniden şekillenme, demokrasi ve özgürlük fantezisi soslanıp propaganda algı kurallarıyla yapıldı. Yeni savaş modeliyle de özellikle Irak yıkımı, reklamlarla görsel olarak da sunuldu.

Bu plan uygulanırken sonuçta İran’a ulaşacağı hep belirtildi. Ancak artık başlangıçta değiliz. Planın son halkalarından birindeyiz. Nasıl ki Suriye savaşında ben daha ilk makalelerimde devamının İran olacağını belirttiğim gibi, şimdi de İran’ın projenin planlanan ama biraz Suriye nedeniyle geciken eksenlerinden biri olduğu görülüyor.

Bunu böyle yakalarsak oldukça genel dersler de alırız. Çünkü salt sonuç ne olursa olsun mesele yalnız İran değildi. Daha önce de gerçekleşen birçok ülke deneyimimiz önümüzde. Ne Irak’ta, ne Suriye’de ne de Libya’da demokrasi falan yok. Hatta Libya ve Suriye’de daha gerici cihatçı yapıların oluştuğunu, kültürel dönüşümlere doğru gidildiğini görüyoruz.

Yine proje süreciyle İsrail’e karşı olan tüm ülkeler nasibini aldı. Ne Irak, ne Suriye ne de Libya kaldı. Lübnan Hizbullah’ının başına gelmeyen de kalmadı. Acı olan, emperyalist sistemin bu ülkeleri ve örgütleri hep dünyanın en tehlikeli yapıları olarak algılatmasıdır. Hatta onlardan çok daha gerici ve otoriter yapıları, kendi müttefikleri olduğu için eleştirmek yerine hep destekledi. Körfez ülkeleri bunun örneğidir. Hatta Bahreyn’deki ayaklanmayı bizzat Amerikan-İngiliz teşvikli Suudiler bastırdı.

Yine aynı süreçte Orta Doğu’nun kangreni Filistin, İsrail tarafından darmadağın edildi. Öyle ki son Gazze soykırımında dahi emperyalist devletler açık destekle yerlerini aldılar. Bölge daha karanlık bir gericileşmeye geçti. En son Suriye’de olanlar malum. El Kaide, IŞİD hareketleri Orta Doğu’da bazen aparat bazen de seçenek olarak kullanıma sokuldu.

Tüm bu yaklaşık yarım asırlık deneyimler bize kolay bir çıkarsama yapma imkânı verdi. Orta Doğu resmen kaostan kaosa koştu. İran savaşında kim kazanırsa kazansın lafının bir ayrıntısı var: Eğer Amerika yenilirse, gelecek için başka seçeneklerin de filizlenmesine neden olur. En azından Orta Doğu hegemonyasında taşlar oynar.

Belki de öteki olaylardan tek bilinmeyen olgu budur. Daha öncelerinde Amerikan emperyalist merkezli, İsrail odaklı hareketlerde karşıtlar yenildi. Ama gelen daha karanlık ve karışık bir koşuldu. Oysa şimdi başarısızlık olasılığı da var. Askerî yönden yıkım yaratılsa da bu olasıdır. Orta Doğu bu örneklerle doludur.

Proje başlangıcında sistemsel destek vardı. Oysa şimdi Amerika ve İsrail en yakınları tarafından dahi sorgulanıyor. Yenilgi hâlinde emperyalist içi hegemonya dahi sarsılabilir.

Kısaca söyleyeceğim: İran, günümüz sözleriyle açıklanamaz. Hele de gösterilen güncel, ikide bir değişen nedenlerle saldırı anlatılamaz. Aynı şekilde sonuçlarının da bölgesel etki yapacağı kesindir. Hele de Amerika bu defa istediği sonucu elde edemezse emperyalist hegemonyada sarsıntılar yaşanabilir.

Doksanlar ortasından beri hedeflenen Orta Doğu stratejisinin son halkalarından biri olan İran sonucuna gelmiş bulunuyoruz. Okurken, öngörü yaparken bu genel gerçekten kopmamak önemlidir. Dikkat çeken, proje başlarken ikinci Bush’un, şimdi de Trump’ın olmasıdır. Bu liderlerin özellikleri de sermayenin nasıl liderlerle savaşları tırmandırdığının ibretlik örnekleridir.

Elbet Orta Doğu ve Kıbrıs gerçeği de var. Bu konuyu da yeri geldiğinde yeniden yazmak umuduyla.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Kalınan yerden Azerbaycan konusuna aralanırken

Dünkü yazımda Azerbaycan-Türkiye sorunu üzerine birkaç söz yazdım. Sabahleyin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamasi sarhoşluktan Azerbaycan gerçeğine aralanırken

Ankara'da Türk devletleri zirvesi toplandı. Tabii kimisi de Türk...

Özkan Yıkıcı yazdı: Cumhuriyet bayramlı bir gün yaşadım

Perşembe gününü resmî tatil olarak geçirdim. Doğrusu, havada yağmurun...

Özkan Yıkıcı yazdı: İsrail seçimlerinden Brezilya sonuçlarından bir demet

Hafta sonu Brezilya'da yapılan genel seçimler ve dün gerçekleşen...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sarsıntılarla K. Kıbrıs seçim süreci ilerlerken

Ufak ayrıntıyla başlayalım: K. Kıbrıs koşulları siyasal süreçte iki...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
4,268TakipçilerTakip Et
1,270AboneAbone Ol

Son eklenenler

Nevzat Hami yazdı: İki Nene, İki Kitap, Bir Sofra

Bir sofranın etrafında toplanan insanlar yalnızca yemek mi yer?...

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Savaş düzenine hayır

Cuma günü başta Roma, Milano, Torino, Bologna, Napoli ve...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Redif Nurel ve “Dreams come true in Northern Cyprus!”

Rumun bayra'ını sallayacaglarsa Rum tarafı o tarafdadır. Ezan sesine...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kalınan yerden Azerbaycan konusuna aralanırken

Dünkü yazımda Azerbaycan-Türkiye sorunu üzerine birkaç söz yazdım. Sabahleyin...

Miquel Pellicer yazdı: Lula’nın dijital zaferinin anatomisi

Brezilya’da Luiz Inácio Lula da Silva’nın 25 Ekim 2026’da...

Fikret Başkaya yazdı: Araba çılgınlığına dair…

‘Eğer hem insanlarla ve hem de doğayla kaybettiğimiz ilişkiyi...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamasi sarhoşluktan Azerbaycan gerçeğine aralanırken

Ankara'da Türk devletleri zirvesi toplandı. Tabii kimisi de Türk...

Erkan Çavuş yazdı: Sonumuzun gelmesini mi bekleyeceğiz, ayağa kalkarak kendi kaderimizi ellerimize mi alacağız?

80’li yıllardan itibaren reel sosyalizmin yenilgisiyle birlikte dünyada sağ...

Canlı yayın