iktibasHediye LeventIrak bir kez daha uçurumun kıyısında! - Hediye Levent

Irak bir kez daha uçurumun kıyısında! – Hediye Levent

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net
Kategori:

ABD-İran-İsrail gerilimi tırmanmaya başladığından beri bölgenin en huzursuz ülkelerinden biri de Irak. İran savaşı ile birlikte bu huzursuzluk Bağdat açısından kontrol edilmesi daha güç hale gelen bir krize dönüştü. Son olarak Irak Dışişleri Bakanlığı ABD’nin ve İran’ın Bağdat’taki büyükelçilerini bakanlığa çağırıp nota vereceğini duyurdu ancak bu kriz notayla ya da elçilikler üzerinden ülkeleri uyarmakla yatışacak gibi değil.

Bağdat, ABD-İsrail ve İran cepheleri arasındaki savaşın üslerin vurulduğu, suikastların yapıldığı, istihbaratçıların at koşturduğu bir kente dönüşmüş durumda. Bağdat açısından işi içinden çıkılmaz hale getiren temel faktör ise bu krizin merkezinde Haşd-i Şaabi’nin olması.

Haşd-i Şaabi çoğunluğu Iraklı Şii savaşçılardan oluşan bir silahlı yapı. Aslında bir şemsiye yapı demek daha doğru olur. Çünkü çatısı altında Türkmenlerden Sünnilere kadar birçok küçüklü büyüklü silahlı grup var ve bünyesindeki bütün silahlı yapılar, İran’ın ajandasını takip etmiyor. Her ne kadar İran desteği ile kurulmuş olsa da örgütün IŞİD ile mücadele döneminde gösterdiği başarı yadsınamaz.

Malum Amerikalılar Irak’ı işgal ettiğinde kurumsal yapıyı çökertmiş, buna da ordu ve güvenlik kurumları ile başlamıştı. İşgal sonrası yıllarda bir türlü güçlü ordu kurulamazken diğer taraftan radikal örgütlerin rahatlıkla hareket ettikleri bahçeye dönüşmüştü.

IŞİD ile mücadelenin ardından örgüt, Irak Parlamentosundaki oylama ile resmen güvenlik birimlerinin bünyesine dahil edildi.  

ABD-İsrail-İran gerilimi savaşa dönüşmeden önce Haşd-i Şaabi’nin durumuna dair tartışmalar hatta sahada hamleler başlamıştı.

Bağdat Haşd-i Şaabi’yi tamamen lağvedemiyor çünkü ülkede güçlü bir ordu hâlâ yok ve saha tecrübesi olan silahlı yapıları güvenlik bürokrasisine entegre ederek hem İran ekseninden hem de ABD-İsrail cephesinin hedef tahtasından çıkarmak istiyor.

İran Haşd-i Şaabi’yi silahlı-siyasi vekil gruplar üzerinden kendi sınırlarından uzakta yürüttüğü mücadelelerin parçası olarak görüyor. Örgütün bünyesindeni bütün silahlı gruplar İran çizgisinde olmasa da İran’ın ajandasını takip eden gruplarla geçtiğimiz yıllarda ilişkilerini daha da derinleştiren Tahran bu grupların siyasete ve seçimlere girmesini de destekledi.

ABD-İsrail cephesi ise İran’ı desteklesin desteklemesin bütün Haşd-i Şaabi’yi İran uzantısı olarak görüyor ve elimine edene kadar saldırmaya devam edeceklerini açıklıyor sık sık.

Bu durumda arada kalan Bağdat açısından Pandora’nın Kutusu’ndan dökülenler bu kadarla da sınırlı değil. Haşd-i Şaabi bünyesinde ortaya çıkıp siyasete giren grupların ve İran destekli Koordinasyon Çerçevesi adlı siyasi yapının Bağdat siyasetine etkisi yadsınamaz derecede büyük. Keza geçtiğimiz yıllarda ticari ağlar da kuran bu yapılar ülke ekonomisini de etkileyecek kadar güç kazandılar. Üstelik örgütün bünyesinde İran’ın politikalarına paralel hareket eden küçük gruplar, İran’daki Dini Lider Hamaney’in öldürülmesinin ardından Irak’taki ABD üslerini hedef almaya başladı. Buna ek olarak ABD ve Irak ordusu tarafından ortak kullanılan Camp Victory gibi üsleri de vurmaya başlayan grupların hedefi ne kadar genişletebileceği endişe kaynağı. ABD ile güvenlik konularında iş birliğinin sürdürülmesi gerektiğini savunan askeri ya da siyasi isimler de bu örgütlerin radarına her an girebilecek gibi görünüyor. Bu endişeyi besleyen gelişmelerden biri de Bağdat’ın güvenli bölgesinde bulunan Irak İstihbarat Merkezinin iletişim kulesine ve data merkezine yönelik saldırı oldu. Failler açıklanmadı ancak Irak Başbakanı Şia Sudani, İran destekli Koordinasyon Çerçevesi’ne imalı bir mesaj vererek failleri açıklayın çağrısı yaptı. Elbette bu çağrıya yanıt gelmedi.

Bu arada Suriye’den Irak’a götürülen binlerce IŞİD militanı da ABD üslerinin içindeki hapishanelerde tutuluyor. Mesela El Zeytun’daki saldırıda bu hapishanelerden sürekli sevinç tepkileri ve tekbirler yükseldiği, bu arada hapishanenin elektriğinin de kesildiği Irak basınında yer aldı.

Bağdat Haşd-i Şaabi’ye olası saldırılarda kendilerini koruma yetkisi vardı ancak bu yetkinin bir savaş ilanı olmadığının altını çizmek gerek. Zaten örgüt içinde İran’ın yayında durmalıyız diyenler ve İran için bir kez daha sürüklenemeyiz görüşünde olanlar arasında da bir süredir tartışma var. Muhtemelen örgüt içinde de bu tartışmalardan kaynaklı yeniden yapılanma olacak.

Diğer taraftan İran Devrim Muhafızlarına bağlı Kudüs Gücü subaylarının Irak’a geçmeye başladığı iddia ediliyor. Yine Irak basınında da yer alan iddialara göre İran, Tahran’da suikastların devam etmesi ihtimaline karşı elit askerlerin bir kısmını korumak üzere Irak’a göndermeye başladı. Yine bu iddialara göre İran, kendisine sadık Iraklı silahlı grupları yeniden organize ederek küçük, birbirinden bağımsız ve kendi kararlarını verebilen operasyonel hücreler oluşturmaya başladı. İz sürülmesinin zorlaşması için her türlü tedbirin de alındığı bu yeniden yapılanma, İran’ın Irak sahasını hâlâ vekalet savaşının ön cephesi olarak gördüğünü de gösteriyor.

Elbette buna karşılık ABD ve Israil cephesi de boş durmuyor ve karşılıklı takip-suikast-yıldırma-korkutma dahil her türlü yöntemin kullanıldığı bir istihbarat ve adam devşirme ya da ortadan kaldırma avı da yürüyor.

Bağdat’ta Irak’ın bir kez daha savaş sürüklenmemesi için çabalayan bir avuç bürokrat ve siyasetçi de kılıçlarını çekmiş olan tarafları sakinleştirmek için formüller bulmaya çalışıyor ancak bu bir avuç insan da bu kılıçların hedefi olabilecek kadar uçurumun kıyısında!


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Hediye Levent yazdı: Boğaz savaşları ve uçurumun eşiğinde bir kıta!

Hürmüz Boğazı’ndaki öngörülemez gidişata ek olarak yenilerde Bab El...

Hediye Levent yazdı: Lübnan’da iç savaş hayaleti bir kez daha uyandı!

İsrail işgalleri, iç gerilimler gibi büyük kırılmaları atlatan Lübnan,...

Hediye Levent yazdı: Irak ve Suriye’yi Türkiye ‘koruyacak’ ama nasıl?

Irak’ın çiçeği burnunda Başbakanı Ali Ez Zeydi kritik ve...

Hediye Levent yazdı: Avrupa’da Rus hayaleti ve yeniden yeni bir NATO!

Dünya yeni bir kırılmanın eşiğinde. Ankara’daki NATO zirvesini kritik...

Hediye Levent yazdı: Irak’ta yüzyılın operasyonları ve temkinliler!

Irak yolsuzluk operasyonu ile çalkalanıyor. Irak basınında yerin 4...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,916TakipçilerTakip Et
913AboneAbone Ol

Son eklenenler

Hazal Yalın yazdı: Nikaragua, 7 Ders

Ben Latin Amerika uzmanı değilim; kuşkusuz Nikaragua’yı benden çok daha...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bozulan iklim koşullarında siyaset de ısınırken

Temmuz ayına ve yaşadığımız haftaya artık elvedayı çekiyoruz. O...

Yücel Özdemir yazdı: Ukrayna ve İran’da son sözü kim söylüyor?

Ukrayna ve İran savaşlarının kısa sürede bitme olasılığı her...

Ecehan Balta yazdı: İklim finansmanı mı borçlandırma rejimi mi?

İklim krizi artık geleceğe ilişkin bir ihtimal değil. Kuraklık,...

Taner Akçam yazdı: İki büyük dalga depremleri ve yeni cumhuriyetin ayak sesleri

Cumhuriyet tarihi, Osmanlı’nın geç döneminde başlayan ve cumhuriyette de...

Özkan Yıkıcı yazdı: Tetiklenen savaş alanı ve Mısır oyuna doğru

Belli ki genel Amerikan Ortadoğu projesi sıkıştı. Üstelik Trump...

Mustafa Çıraklı yazdı: Guterres’in Ardından: Çözüm diplomasisi de değişmeli mi?

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs ziyareti, büyük ölçüde...

Hediye Levent yazdı: Boğaz savaşları ve uçurumun eşiğinde bir kıta!

Hürmüz Boğazı’ndaki öngörülemez gidişata ek olarak yenilerde Bab El...

Canlı yayın