iktibasFehim TaştekinFehim Taştekin yazdı: Pim İsrail'in elindeyken…

Fehim Taştekin yazdı: Pim İsrail’in elindeyken…

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

İran asimetrik kaldıraçların gücüyle ABD ve İsrail’i stratejik hedeflerinden mahrum bırakan 14 maddelik mutabakatı şekillendirdi. ABD’nin denizden abluka ve yaptırımlarına karşın ‘füze diplomasisi’, İran’a sahada ve masada stratejik üstünlük kazandırdı. ABD Başkanı Donald Trump’ın 2020’de “İranlılar hiçbir savaşı kazanmadılar, ama hiçbir müzakereyi de kaybetmediler” sözündeki ilk yargı da ters döndü.

İhlal ve saldırılara karşı misilleme yapabilmek ve Hürmüz Boğazı’nı bilek büken bir kaldıraç olarak kontrol edebilmek, bu sürecin dur-kalklarına hükmetti.

Fakat mutabakatın bazı hükümlerine, özellikle de Lübnan dahil bütün cephelerde savaşın durdurulmasını şart koşan ilk maddeye asılmış el bombaları var. Bunun pimi de İsrail’in elinde. Askeri faaliyetlerin durdurulmasına ilaveten mutabakatta Lübnan’ın egemenliğine ve toprak bütünlüğünü teyit de var. İran ve Hizbullah bunu, “İsrail Lübnan’da işgal ettiği yerlerden çekilmelidir” diye okuyor. Ancak Amerikan yönetimi, işin sadece saldırıların karşılıklı olarak durdurulması kısmıyla ilgileniyor. İsrail’in nihai anlaşmaya giden süreci sabote edeceğine dair uyarılar Amerikan istihbarat topluluğunun raporlarına da yansımış durumda.

Mutabakatın Lübnan’la ilgili kısımlarının kendisini bağlamadığını Trump’a söyleyen İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Yahudi lobisi ve Siyonist Hıristiyan azmanları hem medyada hem Amerikan Kongresi’nde harekete geçiriyor. Daha imzaların mürekkebi kurumadan İsrail ordusu 150’nin üzerinde saldırıyla onlarca Lübnanlıyı katlederek ve işgali genişletme hamleleri geliştirerek ‘Ben bu anlaşmayı patlatacağım’ demiş oldu. İran da bu nedenle Bürgenstock’ta 60 günlük müzakere sürecinin ilk toplantısına gitmedi. ABD’ye ‘önce küçük ortağına tasmasını geçir’ dedi.

İran frene basarken mutabakatta tüm cephelerde ateşkes, ablukanın kaldırılması, Hürmüz’ün açılması, İran fonlarının bırakılması ve nihai anlaşmaya kadar petrol ürünlerinin ihracatına muafiyeti öngören beş madde yerine getirilmedikçe müzakerelere geçilmeyeceğini öngören 13’üncü maddeyi işletiyor.

İran bu kararlılığını sürdürürse Trump ya savaşa dönecek ya da İsrail’i yola getirecek. Biri askeri olarak başarı vaat etmiyor; diğeri Kongre’deki durum açısından siyaseten maliyetli. Fakat Trump ekibi içinde ‘Önce Amerikan çıkarları’ diyen kanat alışılmışın ötesinde İsrail’e had bildirmeye başladı ki bu, Netanyahu’nun onlarca kez ayakta alkışlandığı Kongre’den Beyaz Saray’a çelme takma seanslarının kolayca tekrarlanamayacağına işaret ediyor.

Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in “Trump, İsrail devletine sempati duyan tek devlet başkanıdır. Ben İsrail kabinesinde olsaydım, elimde kalmış tek güçlü müttefike saldırmazdım… Vatanınızı koruyan silahların üçte ikisi Amerikalıların eliyle üretildi ve Amerikan vergi mükelleflerinin parasıyla finanse edildi. Uyanıp gerçekliği fark etmenin zamanı geldi” diye çıkışması, kamuoyunda yükselen ‘İsrail’in doyumsuz, istismarcı ve nankör bir yük olduğu’ hissiyatına karşılık geliyor. Beyaz Saray’dan yükselen bu sesler “Önce İsrail” diyenlerin tutunduğu dalları budayabilir. İsrail eleştirisi tek seferlik bir çıkış da olmadı. Vance daha sonra “İsrail’in çıkarı, Amerika’nın çıkarıdır” diyenleri hedef aldı.

İsrail kolayca terbiye edilebilen bir varlık değil. Soykırım Bakanı Israel Katz, Gazze’den sonra kuzey sınırlarında da çözümü “Lübnanlıların topraklarını ele geçirmek ve evlerini yıkmak” olarak tanımlıyor. Hem Gazze hem de Lübnan’ın güneyinde yeniden inşayı engelleyerek bu toprakları yaşanılamaz hale getirmeyi ve direnişin toplumsal dayanaklarını yok etmeyi hedefliyorlar.

ABD, İsrail’i koruma taahhüdünü askıya almadan, silah akışını ve mali yardımları kesmeden kafayı öldürme dürtüsüyle kırmış olan bu varlığı sınırlayamayabilir. Ya da kendi çıkarları ile İsrail’in oyunu arasında gerilimler yaşayıp yıpranacak.

İran için de bu tekinsiz sürecin açmazları az değil. Asimetrik kaldıraçlara bağlı caydırıcılık kapasitesi düşmanın stratejik hesaplarını bozsa da yeni bir statükoyu inşa etmeye kafi gelmeyebilir. Sürdürülebilir güç denklemi bundan fazlasını gerektiriyor.

İran, maruz bırakıldığı enkazı kaldırmak ve savaş öncesi ikide bir toplumsal öfkeyi tetikleyen ekonomik sorunların üstesinden gelebilmek için mutabakatın teşvik maddelerine umut bağlıyor. Yaptırımların kaldırılması, ablukanın sona ermesi, yeniden inşa için 300 milyar dolarlık fonun teşekkülü ve dondurulmuş varlıkların bırakılması İran’ın müzakerelerden çekilme kartını son çare olarak düşünmesini ve yaratıcı esneklikler sergilemesini gerektiriyor.

Ayrıca savaş zamanında sağlanan ulusal birliğin muhafazası kritik bir mesele haline geliyor. Akıllıca politikalarla hibrid savaş seçenekleri bertaraf edilmezse olağanüstü koşulların getirdiği birliği kaybedebilir.

Üst düzey kadroların öldürülmesinden sonra yeni güç dengesinin nasıl kurulacağı önemli. Savaş koşullarında ağırlığı artan silahlı kuvvetler ile sivil kanatlar arasındaki denge faktörü olarak rehberlik makamının rolü öne çıkıyor. Kuvvetler arası dengenin sağlanmasına yönelik hassasiyeti, mutabakat zaptına yaklaşımda da seziyoruz. İran lideri Mücteba Hamaney, ABD ile müzakerelerin başarısına inanmadığı halde, babasının ayak izinden giderek, Devrim Muhafızları’nın ‘tavizsiz zafer’ hedefine bağlı kalırken ulusal çıkarların temini için de sivil kanadın müzakere yeteneklerine değer atfeden bir tutum sergiledi.

Kenara itildiği düşünülen Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın ‘tavizsiz müzakere’ yönündeki teminatlarına binaen müzakere ekibine büyük bir sorumluluk yükledi. Ülkenin içinde bulunduğu ciddi zorluklar ve Payidari cephesinin müzakerelere karşı yürüttüğü kampanya dikkate alındığında Hamaney kendini, gerilimleri karşılayan bir konumda buluyor. Kutuplar arası gerilimi soğurma kapasitesi, olağanüstü dönemin atlatılmasını kolaylaştırabilir. Aksi halde rekabetin yönetilmesindeki zaaflar, içerde karmaşanın önünü açabilir. Hürmüz’de egemenlik ve kontrolün tesisi başlat olmak üzere misillemelerle savaşın maliyetine ortak edilen komşularla ilişkilerin yönetilmesi de ABD’yi başarısızlığa uğratmanın en önemli sınav alanını oluşturuyor. Komşuların bozgun halini ne ölçüde yeni bölgesel düzene doğru yoğurabilecek? Zaman şahitleri olacak.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Fehim Taştekin yazdı: Lübnan’ın yeşil yolu: Düşmanın kollarında intihar

İran, ABD’yle olası anlaşmanın ilk maddesine “Lübnan dahil tüm...

Haydutluğun stratejik bağlamları — Fehim Taştekin

ABD Başkanı Donald Trump’ın muhataplarına “Hadi oradan, densiz” dedirten...

Lübnan’ın tepesindeki akbaba ve borazanlar — Fehim Taştekin

Nüfusu 6 milyonu bulmayan, ticaret hacmi 25 milyar doları...

Tukidides Tuzağı’ndan kaçarken İran ve Küba’ya çarpmak! – Fehim Taştekin

ABD Başkanı Donald Trump ticari ve diplomatik fetihler için...

Arap Yarımadası’ndaki Siyon düşü – Fehim Taştekin

Kökeni İngiliz himayesine dayanan bir emirlikler ittifakının (Emirât el-Muttahide...
4,589BeğenenlerBeğen
1,570TakipçilerTakip Et
3,940TakipçilerTakip Et
874AboneAbone Ol

Son eklenenler

Gözde Bedeloğlu yazdı: Tarikat Şeyhi evine, hasta tutsaklar hücreye!

Türkiye bu büyük skandalı, Timur Soykan’ın titiz gazeteciliği sayesinde...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kıbrıs müziğinden bir kesit

Kuzey Kıbrıs'ın sosyolojik yapısı darmadağın oldu. Karmakarışık bir hâle...

George Koumoullis yazdı: Aşırı sağ ve komite başkanlıklarının akıl dışı dağılımı

"İnsanlar, aptal birinin akıllı birine kıyasla daha dürüst olma...

Cihan Tuğal yazdı: Brezilya solu: Birkaç adım ileri, birkaç adım geri

Ekim ayında başa baş geçmesi beklenen başkanlık seçimi dolayısıyla...

Volkan Yaraşır yazdı: Metaların efendilerine karşı, sitüasyonistler

Kapitalizmin en yıkıcı, en asalak ve en çürümüş halini...

Fikret Başkaya: “Şeylerin gerçeğiyle yüzleşme zamanı…”

Söyleşi: Göksel Karadeniz Editörlüğünü yaptığınız kitap: “İnsanlığın vazgeçilmez ufku komünizm”...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gelişmelerde unutturulan sistemsel yapı: emperyalizm

İster İran ister Ukrayna savaşlarına bakarken, günlük propagandayla takılı...

Otoritenin Çöküşü Bir Tesadüf Değil, Bir Politik Projedir — Çağla Elektrikçi

Dijital çağın yarattığı otorite erozyonu, yalnızca teknolojik bir yan...

Canlı yayın