iktibasFehim TaştekinFehim Taştekin yazdı: En zayıf olanın kudreti!

Fehim Taştekin yazdı: En zayıf olanın kudreti!

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

Konvansiyonel kalıplar parçalanıyor. İran savaşı süper güç yanılsamasını açığa çıkardı. Yemen, bombalanmış, kuşatılmış ve mahrum bırakılmış bir halkın onuruyla nasıl müstekbirin hesaplarını altüst edebileceğini gösterdi. Beyaz Saray’da, Pentagon’da, CENTCOM’da, Tel Aviv’de ya da Suudi saraylarında tasarlanmış saldırganlık türleri, yalınayak Yemenlilerin direncini kıramadı, onurunu ezemedi.

Hikaye önceki gün Suudi Arabistan’da Aramco tesislerinden yükselen alevlerle başlamadı. 2012’de Ali Abdullah Salih’i kızağa çekip Riyad güdümlü bir hükümetle Yemen’e vaziyet eden siyasal kurgu çöktüğünde Suudi Arabistan, Amerikan desteğiyle 10 ülkeyle bir koalisyon kurup güneydeki komşusunun tepesine bindi. Suudiler büyük bir dokunulmazlıkla Yemen’i kavuran bu savaşa, Amerikanvari bir afra tafrayla ‘kararlılık fırtınası’ adını vermişlerdi. Kendilerine ‘meşruiyet güçleri’ diyorlardı. Bit pazarında sattıkları hikayeye göre, “İran’ın vekil gücü Husilerin başkent Sana’ya girip BM tarafından tanınmış hükümeti kovarak iktidarı gasbetmişti. Meşruiyetin yeniden tesisi için güç kullanmak kaçınılmaz hale gelmişti.”

Yemen’i taş devrine göndermeyi kendilerinde bir hak olarak görüyorlardı. Koalisyon özünde iki vurucu güçten ibaretti: Suudi Arabistan ve BAE. Suudilerin Yemen’le hesabı İbn Suud’dan beri kapanmadı. Emirlikler ise daha çok Amerikalıların kirli işlerini gören siyah meşin bir eldivendi. Bu eldiven birkaç yıl sonra Yemen’i yeniden bölme hedefiyle İsrail’in hizmetine girecekti.

2022’deki ateşkese kadar Yemenliler vadilerin derinliklerinden, kayaların yarıklarından, Kızıldeniz ve Bab’ul Mendeb’e nazır tepelerden yanıt verdi. Sonunda İran’ın desteğiyle geliştirdikleri füzelerle savaşı Suudi havaalanlarına ve petrol tesislerine taşımayı başardılar. Sonuç sadece Suudi-Emirlik ikilisinin hezimeti değildi; bu aynı zamanda kibirli (ABD) ve şımarık (İsrail) bir kudretin yenilgisiydi.

İbn Suud’un 25’inci oğlu Kral Selman babasının vasiyetini unutmuştu. Bunun oğlu Muhammed bin Selman’ın kendini ispatlayacağı kolay bir savaş olacağını ummuştu.

İbn Suud 1934’te Yemen’i işgal edip Asir, Cizan ve Necran’ı ele geçirmişti. Fırsat varken neden coğrafyanın geri kalanını İmam Yahya’ya bıraktığı sorulduğunda şu yanıtı vermişti:

“Yemen’i bilmiyorsunuz; dağlıktır ve kabilelerden oluşur. Kimse kontrol edemez. Tarih boyunca fethetmeye kalkışanların hepsi başarısız olmuştur. Son başarısız işgalci Osmanlı devletidir. Kendimi ve halkımı Yemen’de heba etmek istemem.”

1953’te İbn Suud ölüm döşeğindeyken oğullarına “Yemen’e dikkat edin, orası sizin Aşil topuğunuzdur” demişti.

Mirasçıları para keseleriyle ve aşiret bağlarıyla Yemen’i itaatkar kılmak için çabaladı. Siyasi dayatmalar reddedilince mali olarak cezalandırma yollarına gitti. Fakat Husiler işi bozdu. Hüseyin Bedreddin el Husi’nin adına atfen Husiler diye anılan Ensarullah hareketi, 1962’ye kadar Yemen’e 1000 yıl hükmetmiş Zeydi İmamet geleneğini diriltmeye çalışıyordu. Yukarıda Vehhabilik, aşağıda Zeydilik. Yarımadanın iki yakasında uyuşmaz iki akım.

Zeydiler Sünnilere en yakın Şii grup olarak biliniyor. Fakat Zeydiye Şiiliğin klasik 12 imam inancının dışında kalıyor. 12 imam geleneği içinde Zeydileri Şii saymayanlar da var. Husiler İran’ın ‘Direniş Ekseni’ ile paydaş olabileceğini gösterdiği an karşılarında Suudilerin düşmanlığını buldular. Amerikan-İsrail ekseni tarafından arkalanmış bir düşmanlık!

Kral Selman’ın selefi Kral Abdullah 2009-2010’da Husilerle savaşmış ve utanç içerisinde çekilmişti. O da babasının sözlerini kulak ardı etmişti. Yemen hezimeti bölgesel güç olma iddiasına gölge ediyor. Babası Selman, ağır çekimde Azrail ile hasbihal ederken kral yetkisi kullanan Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Yemen’i ezerek Suudi kudretinin kamburunu düzeltmek istiyor. 2022’de savaş bitti ama Riyad’da otel odalarında vakit öldüren sözde meşru hükümet Sana’ya dönemedi. Sana ve Hudeyde Havaalanlarına yönelik abluka da kafi gelmedi. Sana’daki Yemen güçleri, İran’a karşı savaş sırasında Suudilerin Soykırımcı-Epstein Koalisyonu’a açıktan katılmasının önünde caydırıcı bir faktöre dönüştü. Suudiler İran’a karşı savaşa girseydi Husiler de Bab’ul Mendeb’i kapatıp Kızıldeniz’deki limanları ateş çemberine alacaktı. Fakat İran, Ali Hamaney’in cenazesine katılan Yemenliler için uçak kaldırınca Suudiler ellerindeki abluka kozunu kaybedeceği endişesine kapıldı. İran uçağının inişini önlemek için Sana ve Hüdeyde Havaalanlarını bombalamaları, altı yıldır zar zor korunan ateşkesi yaktı.

Vekil güç tanımlamalarına rağmen Yemen kendi savaşını veriyor. Kuşatmanın kaldırılması için ‘ablukaya karşı abluka’ diyerek Suudi havaalanlarını hedefe koydu. İlk olarak Ebya Havaalanını da vurdu. Ardından iki tankeri hedef alarak Bab’ul Mendeb’i Suudiler için geçilmez hale getirdi. Suudiler de 24 Temmuz’da Hüdeyde’de telekomünikasyon binasını bombaladı. Aslında kendi eteğine iliştirilmiş bombanın pimini çekti.

Yemen, İran gibi hesap kitapla uğraşmıyor; tırmandırma merdivenlerinde basamak saymıyor. Zaten vurulacağı kadar vurulmuş, yıkılacağı kadar yıkılmış. Ölçülü misillemeyle vakit kaybetmeye mecali kalmamış; doğrudan Cizan’daki petrol tesislerini ve Kızıldeniz’de Yanbu Limanını cehenneme çevirdi. Suudiler Marib ve Cevf’e hava saldırıları düzenleyerek yanıt verdi. Bu sarmal Aramco tesisleri ve Kızıldeniz limanları için cehennem vadediyor. Yani Suudilerin kaybedeceği çok fazla şey var. 2015’de başaramadıklarını şimdi hiç başaramazlar. Elbette Yemen’i tekrar tekrar vurabilirler. İsrail Gazze’deki soykırıma karşı kendisine yönelmiş Yemen füzelerinin intikamını almak için sabırsızlanıyor. Somaliland’i yeni bir sıçrama tahtasına dönüştürüyor. Yemen’e saldırmak için İran savaşının gidişatını bekliyor. Ancak artık Yemen izole bir mesele değil. İran ve müttefikleri artık ‘cephelerin birliği’ ilkesine göre hareket ediyor.

ABD Başkanı Donald Trump, yarımadadaki son tırmanıştan hemen önce Yemen güçlerinin gemilere yönelik saldırılarından İran’ı da sorumlu tutacağını duyurdu. Fakat Bab’ül Mendeb, Hürmüz kadar bilek büken bir koz.

Husilerin sadece Suudi gemileriyle sınırlı boğaz yasağı, ister İran’a isterse Yemen’e karşı kapsamlı bir savaşın dayatılması halinde Hürmüz Boğazı gibi Bab’ul Mendeb’in nasıl kaldıraç olacağına dair ön gösteri sayılır. Bu kısmi abluka, Trump’ın 40 günlük savaşı geride bırakacak şiddet ve kapsamda bir saldırı dalgası için karar aşamasında olduğu sırada başlaması karşı ağırlık olarak devreye giriyor. ABD bölgeye büyük bir hava yığınağı yapıyor.

New York Times’a konuşan İranlı yetkililere bakılırsa Irak Başbakanı Ali el Zeydi’nin Washington’dan Tahran’a taşıdığı ateşkes teklifini reddeden İran, köprüler ve stratejik tesislerin vurulması halinde olacakları şöyle sıraladı:

– İran çatışmayı bölgesel ölçekte genişletecek.

– Tel Aviv’i hedef alacak.

– Yemen’deki müttefiklerinden Bab’ül Mendep Boğazı’nı kapatmasını isteyecek.

Her üçü de Trump üzerinde baskı oluşturacak adımlar.

Evet, Yemen’in uğradığı 8 yıllık haksız savaş ve 11 yıllık ablukadan dolayı bu tırmanışta kendi nedenleri var ama bölgedeki dehşet dengesinin de en önemli parçası. Cephelerin birliği coğrafyayla da iç içe geçen asimetrik yanıt kapasitelerinden güç alıyor. Suudilerin milyarlarca dolar boca ederek donandıkları Amerikan savunma sistemleri ve silahları bu kapasite karşısında yamuluyor. Yemen’in bedel ödeme eşiği ile onlarınki aynı değil. Kırılganlık oranları çatışmanın seyrini de tayin ediyor.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Fehim Taştekin yazdı: Terminatör Trump, kurtarıcı Pakistan ve sonsuz savaş…

ABD ve İran arasında 17 Haziran’da imzalanan mutabakat zaptının...

Fehim Taştekin yazdı: Olay mahallinin silahları!

Savaş şebekesi NATO’nun yeni merkez ülkesi olma gururuyla, zirveye...

Fehim Taştekin yazdı: Jeopolitik veda!

Ayetullah Ali Hamaney’in dün başlayan cenaze töreni bir veda...

Fehim Taştekin yazdı: NATO, ve dönüştürücü yakıt olarak Ukrayna

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’un vıcık vıcık fetih coşkusu...

Fehim Taştekin yazdı: Pim İsrail’in elindeyken…

İran asimetrik kaldıraçların gücüyle ABD ve İsrail’i stratejik hedeflerinden...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,920TakipçilerTakip Et
911AboneAbone Ol

Son eklenenler

Gözde Bedeloğlu yazdı: Kim bu eşit egemen?

Hayal edin. Bir gün, Alman Federal Meclisi toplanıyor ve...

Kansu Yıldırım yazdı: Marx haklı çıktı: Dünyada kâr oranları 50 yılda yarıya geriledi

Kapitalizmin tarihsel aşamalarında gerçekleşen krizler her zaman sistemin mutlak...

Katerina Yennari yazdı: Berlin’de Bir Kadın

"A Woman in Berlin" (Berlin'de Bir Kadın), bir kadının...

Hünkar Özlütaş yazdı: Arabistan’ın dar boğazı Babülmendep

Temmuz başlarında yapılan ABD-İran ateşkes mutabakatı, ABD’nin İran’a geniş...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gelişmeler ve kaosta dans etme günleri

Hızla oluşan gelişmeler, adeta yarını teslim alma gücüne dönüşme...

George Koumoullis yazdı: Kıbrıslı Türklerin Yok Oluşu: Çözümü Zorlaştıran Görünmez Etken

Hemen açıklığa kavuşturmak isterim: Kıbrıs Türk toplumu herhangi bir...

Ceyda Beysel yazdı: Mücadele umut versin

Arnavutluk’ta Zvernec bölgesinde koruma altındaki Sazan Adası’nı da kapsayan Trump ailesi...

Canlı yayın