yaklaşımlarÖzkan YıkıcıEkim devrimi üzerinden değerlendirme – Özkan Yıkıcı

Ekim devrimi üzerinden değerlendirme – Özkan Yıkıcı

Tam 103 yıl önce, dünya yeni bir sistemin siyasal sosyal devriminin başarısıyla karşılaşıyordu. Kapitalist sisteme seçenek olarak Sovyetlerde resmen sosyalist devrim  gerçekleşiyordu. Seçenek ve yeni hayat düşüncesiyle, iktidar ele geçiriliyordu. Savaşa ve derinleşen ekonomik kriz ile eşitsizliklere karşı, ezilenlerin ayaklanarak gerçekleştirdikleri yeni dünyanın ilk deneyimi oluyordu.n Nitekim, Sovyet devrimiyle birlikte genel Kapitalist dünyada daha ilk adımla önemli sarsıntılar yaşandı.n Birçok siyasal plan gömüldü. Kapitalist tek modelin yerine ezilenelrin eşitlikli bayrağı da karşı yelpazede yerini aldı. Tam 103 yıl önce tam da birinci paylaşım savaşında, Emperyalist sermaye pazarları paylaşmak için savaşırken, hem savaşa karşı hem de daha güzel dünya için, ayaklanan ezilenler kendi devrimlerini gerçekleştiriyordu. Yeni bir dünya deneyimi başlıyordu. Marks ile başlayan düşünce kurumsallaşma, Sovyet devrimiyle Leninin adıyla yeni sayfanın da yazılımı başlıyordu. Onca zaman deneyimi ise bu düşünceyi savunanlara, mutlaka değerlendirmek ve nerede eksik veya yetersiz kalındığının da sorgulanması gerekiyor. Kapitalizim zaten sermaye karı üzerine kurumsallaşıp, krizlerle de bedelini ezilenlere ödeten sistemin karşı seçeneği sosyalizim olduğuna göre, gereken dersler ile başarıların devamı için konuşulmalıdır. Bugün eğer ezilenlerin seçeneği olması gerektiği konuşuluyorsa, Sermaye karşın ezilenlerin sınıfsal iktidarı deniliyorsa, en önemlisi, sosyalistlik simgesi kulanılıyorsa, Sovyet deneyimi ile birlikte yarının kurulacak daha eşitlikli dünyayı, savaşa karşı barışın da seçeneğini doğru eksene oturtmak gerekir. Dünyada daha eşitlikli paylaşımdan, ezilen halkların iktidarından, işçi sınıfının kurtuluşundan söz eden düşünce ve siyasal olgu bundan 103 yıl önce Sovyetler iktidarıyla ilk önemli deneyinmini yaşadı. Başarısız veya siyasal yenilgiyle birçok eksikliği birlikte tartışılır halde hala günümüzde karşımızda duruyor.  Bugün eğer onca kapitalist krizlere ve hat ta Korona salgınındaki felaketlere karşı seçenek oluşamıyorsa, sosyalist örgütlenmenin ve iktidara yönelmemesinin sonucudur.

*****

Tıpkı dünyada olduğu gibi, ülkemizde de birçok kendine sosyalist diyen insan vardır. Örgütler de bulunmaktadır. Bunun ilk önemli nedeni Sovyet devriminin pratikteki ilk gerçekleşme koşulunun önemli katgısı vardır. Sosyalistleri muhaavazakar ve gericilerden ayıran en önemli düşünce şekli, Ortodoks, tarikat tipi ve faşist düşnceler gibi tabusal tekttipleşme dyeil, yaşananları sorgulayarak gerçeğe ulaşma uygulanmasıdır. Zaten, sosyalistlerin sorgulayarak bakışı olmasa, sistemi nasıl deyiştirecekleri ve deyişim yönü sorularıyla araştırma yapmaları da olmayacaktı. Özü, sorgulamak, deyiştirmek ve daha eşitlikli dünyaya ulaşma yöntemlerini bulmakdtır. Sistemi savunup en iyisi olma deyil, onun rekabetiyle kendini bir yere getirmek yerine, sistemi deyiştirip, yeni bir yapıyla daha eşitlikli kurumsallaşmayla yarını daha güzele taşımaktır.

Nitekim,Sovyet devrimi daha gerçekleşirken, dünya savaşının sonlanmasına tetikleme yaptı. Yeni sistem karşısında Emperyalizim hemen kendini toparlayıp sosyalizme karşı bayrak açtı. Sovyet devriminin önmemli bir probaganda esrumanı da savaşa karşı barışı savunmaktı. Bu ilke Sosyalistler ve Reforumcu Sosyaldemokrat ayrımını da gerçekleştiriyordu. Bunu Almanyada net şekilde yaşanıyordu. Ulusal çıkar adına Sosyaldemokratlar savaşı desteklerken, sosyalistler resmen savaşa karşı barışı savunuyorlardı. Geneleşen bu ayrım, sonuçta Rusyada çarlığa karşı savaşa direnrek devrimin de gerçekleşmesini yarattı. Devamında, kısa zaman içinde, savaşın da sonlanmasını tetikledi.

Sovyet devrimi direk bizi de ilgilendiren başka önemli gelişmeyi de sağladı: hazırlanan ve Ortadoğu paylaşımı, Türkiyenin bölünmesi gibi bölgesel projeleri, devrimin hemen ardından Sovyet yönetimi açığa serdi. Devamında da bu projeden çekildiğini açıkladı. Devamında da Anadoluda işkal yaptığı topraklardan çekildi. Yetmedi: Türkiyenin kurtuluş savaşını da destekledi. Öyle şu veya bu şekilde deyil: her türlü yardımı yaparak, bazı askeri kararlarda önemli katgılar yaparak günümüz Türkiyesinin kurulmasına ve Emperyalist işkaleri sonlandırmasına çok önemli yardımlar gerçekleşti. Yetmedi: Uluslararsı konferanslarda Türkiyenin taleplerini savunup, diplomatik başarılarda Sovyetlrin yeri tartışılmazdı. Neyazık ki başta Kemalist geçinen TC kesimleri nedense tüm dünyanın bildiği bu gerçeği, belli zaman tamamen yok saydı, sonra küçümsedi ve şimdi de şöylesine konuşmanın ötesine gitmedi.

Daha acısı: Sovyetler karşılıksız Kemalistleri desteklerken, örneğin Trapzon denizinde TKP liderleri denizde kesildi! Cumhurieyt sonrası birçok sosyalist tutuklandı. TKP sürekli yasaklanarak sola dyeil de giderek emperyalist kanpa yönelindi. Bu dönemin de tartışılması şart. Gerek Sovyet politikaları gerek se Türkiyenin Kurtuluş savaşı sonrası yeniden Emperyalist kanpa katılımı gerçeklerin acıtan yönleriyle de ele alınmalıdır. Aksi halde ne sol gereken dersleri alır, nede TC neden günümüze yaşananlara gelinmesinin özünü anlayabilir.

****

Sovyet devriminin iki önemli olgusunu karıştırmamak gerekir. Sovyetlerde devrim gerçekleşti. Devamında birçok ülkede de ayni dalga kendi koşullarının özüyle gerçekleşti. Seksenlerin başına dek dünyada birçok devrim yapıldı. Sorun devrim yapma yerine devrim sorasında düyümlendi. İktidar ele geçirildiğinde ne yapılacaktı? Bu konuda net deneyim yoktu. Üstelik, deneyimsizlik yanında devrimi yapan koşulların farklılığı da ayrımları derinleştirdi. Birçok sosyalist aydın ve devrimci yorumcu gelişmeleri görüyordu. Fakat, yanlışlar yakalansa da bunun doğrusu net deyildi. Bazı devrimci hareketlerin iktidar eşiğinde iken, bu gelecek tartışması nedeniyle tıkanıp yenilen örnekler de var.

Sovyet devrimi yapıldı. Doksan başında ise hiç direnmeden de yıkıldı. Oysa epey zaman geçip, yeni kuşaklar dahi yetişti. Yine de kurşun atmayarak yerlebir oldu. Direnç pek olmadı. Elbet, bunun ilk önemli sinyali de sürecin geriye dönüş döneminde tetbir alma veya doğruya yönelme yerine, ordan oraya savrulup adeta zemin hazırlama şeklinde gerçekleşti. Yine de Sovyet devrimiyle sadece Sovyet bölgesinde deyil, örneğin bu devrinmlerden korkan Batı Avrupa sosyal refah devleti uygulamasını getirdi. Sağlıktan eğitime kamusal ilk konuldu. Kamusal haklar çalışanlara verildi. Sosyal güvenlik, sigortalı, bedava sağlık ve eğitim, Sovyet devriminin rüzgarıyla batı kapitalislerce verildi.

Ulusal kurtuluş savaşlarının ivmesi artı. Klasik sömürgecilik tasviye edildi. Bağımsız ulusal devletler hızı oluştu. Sovyetlerin katgısı ve deneyimi oldukça rol oynadı. Taki, sol içi Sovyet Çin ayrımının derinleşmesi ve Sovyetlerde birokratik revizyonist devlet şeklinin etkin  olmasına dek.

Son bir nokta: Sovyetlerin dağılmasından sonra, Yeni sosyalizim adıyla hareketler oluştu. Uzlaşarak, kapitalizmin içinde reforumlarla sol simgesine sarıldılar. Bunun da deneyimi başarısız oldu.

Sonuç olarak: Sovyet devrimi tarihe yeni pencere açtı. Ancak, kurumsallaşmadaki yanlışlar. Sonuçta dağılmayı getirdi. Tartışılması gereken bu.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Hindistan, Suudi Arabistan ve Yemen gündeminden

Daha kısa zaman önce yazdım. Hindistan'da başlayan ve Hamam...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hindistan’da tipik bir hareketin, sokak karşılığı

Hindistan, son dönemlerde iyice gündeme çekildi. Yoğun nüfusuyla kendine...

Özkan Yıkıcı yazdı: Tarihsel gelişmelere tanıklık ederken

Sabahleyin uyanırken dahi artık biriken gerçeklerle, biraz düşünürsek, tarihsel...

Özkan Yıkıcı yazdı: 20 Temmuz benim için hatırlattıklarından seçkiler

Her 20 Temmuz sabahı uyandığımda, birçok günü bir anda...

Özkan Yıkıcı yazdı: Emperyalist gerçeklikte İran’a karşı olan saldırılar

Kapitalist sistem neoliberal sürece geçerken, kendi resmi ideolojik bakışını...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,920TakipçilerTakip Et
911AboneAbone Ol

Son eklenenler

Marios Epaminondas yazdı: Kıbrıs Sorununda Beklenmedik Bir Gelişme

Kıbrıs sorunuyla karşı karşıya gelen ilk Birleşmiş Milletler Genel...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hindistan, Suudi Arabistan ve Yemen gündeminden

Daha kısa zaman önce yazdım. Hindistan'da başlayan ve Hamam...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Kimse Guterres’ten Mucize Beklemesin!

Kıbrıs’ın hem uzun müzakere tarihinde hem de BM’den beklentiler...

Neşe Yaşın yazdı: Zaman sancısı

Byung-Chul Han’ın Zaman Kokusu kitabında kullandığı bir terim var:...

Ana Vračar yazdı: Britanya’nın yeni başbakanı Keir Starmer’ın siyasi mirasından kopabilir mi?

Keir Starmer, 20 Temmuz 2026’da Britanya Başbakanlığı görevinden istifa ederek yerini İşçi Partisi’nden...

İbrahim Sirkeci yazdı: Andy Burnham’ın “Yeni Yolu”: Thatcherizm sonrası bir siyaset mümkün mü?

İngiltere İşçi Partisi siyasetinde son dönemin en dikkat çekici çıkışı partinin...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Kim bu eşit egemen?

Hayal edin. Bir gün, Alman Federal Meclisi toplanıyor ve...

Canlı yayın