yazılariktibas‘Çeşitli milliyetlerden Türkiye halkı’ - Şükrü Aslan

‘Çeşitli milliyetlerden Türkiye halkı’ – Şükrü Aslan

Orjinal yazının kaynağıbirgun.net
Kategori:

78 kuşağının herhalde en aşina olduğu söylemlerden biriydi ‘çeşitli milliyetlerden Türkiye halkı’. Kamuoyuna yönelik hazırlanan bildiriler genellikle bu ifadeyle başlardı. Mitinglerde ve yürüyüşlerde konuşma yapanların ilk cümlelerinden birisi buydu. Gazetelerde ve dergilerde sıklıkla bu ifadeyi görmek mümkündü. Özetle ve yine dönemin meşhur söylemiyle ‘propaganda ve ajitasyonun’ muhatabı daima ‘çeşitli milliyetlerden Türkiye halkı’ idi.

Türkiye’nin ‘çeşitli milliyetleri’ kimlerdi, sosyalistler bunların farkında mıydı, sanmıyorum. Bu ülkede nüfus sayım verilerinden hareketle ‘milliyetler’e dair bilgilerin herhangi bir politik tartışma veya ‘analiz’e konu olduğunu da sanmıyorum. Çünkü kimin hangi kökenden geldiği sosyalist geleneklerin gündemine hiç girmemişti. Hatta Avusturya işçi marşının sözlerinde olduğu gibi sosyalistler ‘dil farkı bilmezdi, din farkı bilmezdi, sanki bir anadan doğmuşlardı’. Böyle olunca Pomak, Rum, Ermeni, Abhaz ya da Kürt olmak o kadar da önemli değildi. Dolayısıyla çeşitli milliyetler gibi bir ifade, bu detayın sıradan olduğuna da yorumlanabilirdi.

‘Milliyet’ sözcüğü aynı zamanda ‘uluslar hiyerarşisi’yle de ilgiliydi. Sosyalist yayınların hemen tamamında ‘ulusal’ sözcüğüyle karşılaşmak mümkündü. Zaten toplumsal devrim de öncelikle ‘ulusal ölçekte’ yapılacaktı. Bu yayınların büyük bir kısmında ‘ulusal’ sözcüğü genelde ‘Türk ulusu’ olarak da geçiyordu. Farkında olarak ya da olmayarak bir ulusal hiyerarşi bu söylemin bir gereğiydi. En başta ‘ulus’ vardı, diğerlerine de olsa olsa ‘milliyet’ denebilirdi. Belki de bu yüzden, o kuşak ve gelenekten gelen bir milletvekili yıllar sonra bile ‘bana Türk ulusu ile Kürt milliyeti eşittirler dedirtemezsiniz’ demişti.

∗∗∗

Sosyalist geleneğin içinden gelen bireylerin kendi mensubiyetleri ne olursa olsun daima genelin sesi ile meşgullerdi. Yani adına ‘çeşitli’ ve ‘milliyet’ dediği bu kimliklere dünyanın temelde sınıfsal bölünüşünü anlatmak ve bunun gerektirdiği sınıfsal/toplumsal devrime onları da davet etmek için çağrı yapıyordu. Bu politik tutum esas olarak dünyayı bütün bu kimliklere yani ‘çeşitli milliyetlere’ anlatıyordu. Dolayısıyla kimliklerin öyküsünü dünyaya anlatmaya o iklim içinde herhalde sıra gelemezdi.

Bir Pomak sosyalist, dünyadaki devrimci hareketlerle ilgili geniş bilgiye sahip olabilirdi ama Pomakların iki devlet arasındaki muhacirlik serüvenini genellikle bilmezdi. Bir Kürt sosyalist Çin Kültür Devriminin bütün serüvenini bilebilirdi ama Zilan deresinde sadece bir haftada on beş bin kişinin öldürüldüğünden genellikle habersizdi. Bir Ermeni sosyalist, içinde yer aldığı örgütün yöneticisi olsa bile, 1915 kitlesel kırımını ve ailesinin darmadağın edilmiş öyküsünü gündeme getirmiş olamazdı. Bir Çerkez sosyalist Ekim Devrimi’ni detaylarıyla anlatabilirdi ama 1864’de başlayan ve yarım milyon insanın hayata veda etmesiyle biten büyük tehcirin öyküsünü pek düşünmezdi. Elbette bunun istisnaları vardı ama ‘çeşitli milliyetlerden Türkiye halkı’nın sosyalist üyeleri, genellikle dünyayı bilir ama kendilerini bilmezlerdi.

∗∗∗

Zamanla bu geleneğin mensupları arasında kendi öyküsünü de öğrenme, anlama ve dünyaya anlatma eğilimi gelişti. Dillerine, kültürlerine, geçmişlerine ilgi ve merak arttıkça belge arama, tanıkları dinleme, kuşaklararası aktarımları kayıt altına alma eğilimi gelişti. Sosyalist dergi ve gazetelerin hali ve dili de giderek değişmeye başladı. ‘Çeşitli milliyetler’ uyanmış ve dünyadaki toplumsal devrim ve sınıf mücadeleleri gibi, kendi öykülerini de konuşmaya değer olduğunu öğrenmişlerdi. Dünyayı kendine anlatmaktan, kendini dünyaya anlatmaya evrilen bu dönüşüm sanırım kendi başına bir büyük devrimdi.

Bugün artık ‘çeşitli milliyetlerden Türkiye halkı’ söylemi konuşulmuyor. Dahası adına milliyet denilen her bir kimliğin öyküsü yeniden yazılıyor, bu amaçla örgütleri kuruluyor, dilleri ve kültürleri yeni ortamlarda inşa ediliyor. Üstelik bu kimliklere karşı girişilen kitlesel imhalarla yüzleşme talepleri yüksek sesle dile getiriliyor. Her kimliğin kendisi olarak yaşayabileceği yeni bir dünya tahayyülüne vurgu yapılıyor. Bunu da ‘çeşitli milliyetlerden Türkiye halkı’nın bir tür devrimi olarak nitelemek mümkündür.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özge Güneş yazdı: Brezilya’da yeniden mücadele kazandı

Üç hafta önce bu sayfalarda “Brezilya’da oyun bitmedi” demiştik....

Enver Şat yazdı: COP31’de asıl soru: Dönüşümün bedelini kim ödeyecek?

Dünya fosil yakıtlardan uzaklaşmaya çalışıyor. “Yeşil enerjiye adil geçiş”...

Ertan Erol yazdı: İspanya seçimleri ve Milei’nin ziyareti

İspanya 29 Kasım’da erken genel seçimlere giderken ve ülkedeki...

Kansu Yıldırım yazdı: Küresel borç ve jeopolitik şoklar

Emperyalist devletler ile bölgesel güçler arasındaki jeopolitik gerilimler, jeoekonomik...

Özge Güneş yazdı: Kapıdaki tehlike El Niño

İstanbul’da geçen hafta evleri, işyerlerini ve yolları su altında...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
4,268TakipçilerTakip Et
1,160AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Sarsıntılarla K. Kıbrıs seçim süreci ilerlerken

Ufak ayrıntıyla başlayalım: K. Kıbrıs koşulları siyasal süreçte iki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Önemli kuramla İsrail tartışılmamalıdır

Bugün İsrail sandık başında. Ben yazıyı yazarken seçim hâlâ...

Özge Güneş yazdı: Brezilya’da yeniden mücadele kazandı

Üç hafta önce bu sayfalarda “Brezilya’da oyun bitmedi” demiştik....

Enver Şat yazdı: COP31’de asıl soru: Dönüşümün bedelini kim ödeyecek?

Dünya fosil yakıtlardan uzaklaşmaya çalışıyor. “Yeşil enerjiye adil geçiş”...

Volkan Yaraşır yazdı: Guy Debord: Yağma mı metanın değer yitimi mi?

2008 sonrası yeni bir isyan dalgasıyla karşı karşıyayız. Önce...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: Bir demokrasi şöleninde “gombina” olur mu, olmaz mı?

Ulusal Birlik Partisi, cumartesi günü “aday sıralama” kurultayı düzenledi. Dokuz...

Yonca Özdemir yazdı: Azerbaycan-Türkiye Gerginliği: Kardeşlik başka, vesayet başka?!

Türkiye ile Azerbaycan arasında son zamanlarda esen soğuk rüzgârlar,...

Şener Elcil yazdı: “Bu Beni Geçti Be!”

Geçtiğimiz yıl İngiliz Yüksek Komiserliği’nin her yıl düzenlediği geleneksel...

Canlı yayın