2 Eylül Çarşamba günü saat 10.00’da İsmet Özgören ve Murat Kanatlı’nın sunduğu Gündem+ programının konuğu Makine Mühendisleri Odası Başkanı Ayer Yarkıner oldu. Yarkıner, Girne’de yaşanan deniz faciasından kamu yönetimindeki liyakat ve denetim sorunlarına, enerji politikalarından Kıb-Tek’in üretim kapasitesindeki gerilemeye kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Enerji alanında özellikle Aksa ile yapılan anlaşmalar ve yeni YEK tüzüğü taslağına dikkat çeken Yarkıner, enerji arz güvenliğinin sermaye çevrelerinin rant alanına dönüştürüldüğünü savundu.
Girne’deki deniz faciasına değinen Yarkıner, yaşananların yalnızca “kaza” olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Geminin uygunluğu ve kaptanın lisansının geçerliliği gibi temel konuların dahi sorgulanması gerektiğini belirten Yarkıner, gerekli önlemlerin alınması halinde bu tür olayların önlenebileceğini savundu.
Ülkede mühendis ve uzman eksikliği bulunmadığını, asıl sorunun mevcut yönetim anlayışının uzmanlık bilgisini ve kamu yararını yeterince dikkate almaması olduğunu ifade eden Yarkıner, hukuki süreçlerin işletilmesi gerektiğini söyledi.
“Artık geçmiş hatalarıyla birlikte açıklayacağız”
Makine Mühendisleri Odası’nın bundan sonraki dönemde daha aktif bir tutum izleyeceğini belirten Yarkıner, kamusal yararı savunurken karşılarına çıkan kişilerin geçmişte yaptıkları hatalar, suiistimaller, yetersizlikler ve Aksa’ya sağladıklarını düşündükleri menfaatlerle birlikte açıklanacağını söyledi.
Yarkıner, Oda olarak hazırladıkları 90 günlük eylem planını bütün siyasi partilere sunacaklarını belirtti. Odanın kamu yararına aykırı olduğunu düşündüğü uygulamalara karşı yargı yolunu kullanmaya devam edeceğini de ifade etti.
“Kıb-Tek’in üretim kabiliyeti yüzde 96’dan yüzde 18’lere düşürüldü”
Yarkıner’in enerji politikalarına ilişkin değerlendirmelerinin merkezinde Kıb-Tek’in üretim kapasitesindeki gerileme ve Aksa ile yapılan sözleşmeler yer aldı.
Kıb-Tek’in üretim kabiliyetinin geçmişte yüzde 96 seviyesinde olduğunu belirten Yarkıner, bu oranın yüzde 18’lere kadar düşürüldüğünü söyledi. Yarkıner, bu gerilemede sorumluluğu bulunanların hesap vermesi gerektiğini savundu.
Yarkıner, enerji alanındaki gelişmelerin yalnızca teknik veya ekonomik tercihler olarak değerlendirilemeyeceğini, yıllar içinde Kıb-Tek’in üretim gücünü zayıflatan bir sistem oluşturulduğunu ileri sürdü.
“2022 ve 2023’te ihtiyaç duyulmayan enerji anlaşmaları yapıldı”
Yarkıner, 2022 ve 2023 yıllarında Aksa ile yapılan enerji anlaşmalarının “pik değerler” gerekçesiyle savunulduğunu, ancak kiralanan kapasiteden pik saatlerde dahi yeterince yararlanılmadığını ileri sürdü.
Yarkıner, bu anlaşmalarla ihtiyaç duyulmayan enerji için de kamu kaynaklarının kullanılmasının önünün açıldığını savundu.
Kalecik 2 ve Kalecik 3 sözleşmelerine de değinen Yarkıner, Sayıştay raporlarında yer alan bulgular ile Oda’nın kendi incelemelerine dayanarak kamuya yaptırılan ödemelerin sorgulanması gerektiğini belirtti.
Yarkıner, Kalecik 2 sözleşmesi kapsamında yüksek miktarda alım garantisi verilmesini de eleştirdi. Programda Sayıştay bulgularından söz eden Yarkıner, sözleşme ve ödeme mekanizmalarının kamu açısından yarattığı maliyetin incelenmesi gerektiğini söyledi.
“Yeni YEK tüzüğü alım garantili ticari sözleşmelere kapı açıyor”
Yarkıner’in eleştirilerinin bir diğer başlığını yeni YEK tüzüğü taslağı oluşturdu.
Taslağın “alım garantili ticari sözleşmelere” kapı açtığını savunan Yarkıner, kamu teşvikiyle kurulacak ticari güneş enerji santrallerinin önünün açılmasının enerji arz güvenliğini sermayedarların rant alanına dönüştürebileceğini söyledi.
Yarkıner, YEK izinleri olmadan gerçekleştirilen ve yasaya aykırı olduğunu savunduğu bazı kurulumların sonradan yasal hale getirilmesi yönünde bir çaba bulunduğunu da ileri sürdü. Bu yaklaşımın Kıb-Tek’in üretimden daha fazla koparılması anlamına geleceğini savundu.
Yarkıner, “Kıb-Tek’in üretimdeki payı yüzde 18’lere düşebilecektir ve bilahare de yok olacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
“Bir milyon metrekarelik araziye Kıb-Tek malı olarak 50 MW GES kuralım”
Yarkıner, hangi hükümet görevde olursa olsun enerji alanında kamu yararı açısından atılması gereken en acil adımın, Kıb-Tek’in mülkiyetinde olacak büyük ölçekli depolamalı bir güneş enerjisi tesisi kurulması olduğunu söyledi.
Kendisinin yaklaşık bir milyon metrekarelik bir araziden söz ettiğini belirten Yarkıner, bu alana 50 MW’lık güneş enerjisi kurulabileceğini ve 25-30 MW’lık depolama sistemi kurulması gerektiğini ifade etti. Yarkıner, böyle bir projenin ekonomik gücü olmayan yurttaşların elektrik maliyetlerinin düşürülmesine katkı sağlayacağını savundu.
Yarkıner, kamu arazilerinin büyük ticari GES yatırımlarına tahsis edilmesi yerine bu tür yatırımların doğrudan Kıb-Tek bünyesinde gerçekleştirilmesi gerektiğini söyledi.
Ticari GES’lere eleştiri
Yarkıner, konutların kendi tüketimini karşılamak amacıyla kurduğu güneş enerjisi sistemlerine karşı olmadıklarını özellikle vurguladı.
İtirazlarının, kamu arazilerinin ve kamu teşviklerinin kullanıldığı, alım garantileriyle desteklenen büyük ticari GES projelerine yönelik olduğunu belirten Yarkıner, bu modelin Kıb-Tek’in üretimdeki payını daha da azaltacağını savundu.
Güneş enerjisinin şebekeye entegrasyonunun da sistem dengesi gözetilerek yapılması gerektiğini belirten Yarkıner, depolama yatırımlarının enerji planlamasının parçası olması gerektiğini ifade etti.
“Kıb-Tek enerji arz güvenliğinin ana üreticisi olmalı”
Yarkıner, enerji arz güvenliğinin özel şirketlere bırakılmaması gerektiğini belirterek Kıb-Tek’in yeniden sistemin ana üreticisi haline getirilmesini savundu.
Elektriğin ihtiyaç duyulan yerde, ihtiyaç duyulan miktarda ve mümkün olduğunca temiz biçimde üretilmesi gerektiğini söyleyen Yarkıner, Kıb-Tek’in kamu adına üretim yapabilecek temel kurum olduğunu ifade etti.
Yarkıner, enerji arz güvenliğine ilişkin hazırladıkları 90 günlük eylem planını siyasi partilere sunacaklarını belirterek, hangi hükümetin görevde olduğundan bağımsız olarak kamu yararını esas alan bir enerji politikası uygulanması gerektiğini söyledi.
Makine Mühendisleri Odası Başkanı ayrıca, yaklaşık 30-37 mühendisin katılımıyla kamusal enerji politikalarını savunacak yeni bir yapılanma oluşturma çalışması yürüttüklerini açıkladı.
Yarkıner, Oda’nın bundan sonraki dönemde enerji alanındaki uygulamalara ilişkin teknik ve hukuki çalışmalarını sürdüreceğini belirterek, temel hedeflerinin Kıb-Tek’in yeniden kamu enerji arz güvenliğinin ana üreticisi haline getirilmesi olduğunu vurguladı.
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.




