"Barış eğitimi, kimsenin kimliğini ya da tarihini 'unutmasını' talep etmiyor. Ancak demokratik ve çok kültürlü bir toplumda, farklı deneyimlere, anlatılara ya da kimliklere sahip insanlarla bir arada yaşayabilmemiz gerektiğini kabul etmeye davet ediyor."
Üç BM özel raportörü, Kıbrıs’ta ‘Imagine’ programının engellenmesine ilişkin ciddi endişelerini dile getiren mektuplar göndererek her iki toplumun liderlerine başvurdu. Politis’e konuşan Tarihsel Diyalog ve Araştırma Derneği (AHDR) direktörü ve Imagine programı koordinatörü Loizos Lukaidis, BM’nin neden harekete geçtiğini açıkladı; barış eğitiminin “farklılıkları çözmek için şiddeti reddeden toplumlar inşa etme ve sürdürülebilir kalkınma için koşullar yaratma meselesi” olduğunun altını çizdi. Imagine programının ne olduğunu ve Kıbrıs’ta nasıl hayata geçirildiğini de anlatan Lukaidis, “Imagine çerçevesinde geliştirilen materyal” dedi, “şu an Almanya, Filistin, İsrail, Litvanya, İspanya, Gürcistan, Norveç, Nepal, Yunanistan, Türkiye ve daha birçok ülkede kullanılıyor.”
BM’nin iki toplumdaki liderlere mektup gönderdiği haberini duyduk. Imagine programında ne yaşanıyor?
Mektuplar, Imagine programının uygulanmasını etkileyen engeller ve siyasi müdahalelerle ilgili. Eğitime erişim hakkı, kültürel haklar ve gerçek, adalet ile yeniden yaşanmama güvencesinin geliştirilmesi konularındaki özel raportörler tarafından kaleme alındı. Mektuplar iki ciddi konuya dikkat çekiyor: Birincisi, Kıbrıslı Türk yetkililerinin 2022’den bu yana katılımını askıya alması. İkincisi, özellikle iki toplumlu öğrenci ziyaretleri konusunda Rum Kıbrıslı toplumda programın etrafında gelişen gecikmeler, dezenformasyon ve düşmanca söylem.
Bu program BM’de neden bu denli endişe yarattı? Önemi ne?
Tam da bu yüzden: Imagine sıradan bir eğitim programı değil. Belki de Kıbrıs’ta iki toplumdaki öğrenci ve eğitimcileri diyalog, işbirliği ve barış eğitimi üzerine yapılandırılmış etkinliklerle bir araya getiren tek sistematik süreç. Raportörler mektuplarında şunu vurguluyor: Program güven tesis ediyor, kültürlerarası diyalogu teşvik ediyor, eleştirel düşünceyi güçlendiriyor, öğrencilerin kalıp yargıları ve önyargıları tanımasına yardımcı oluyor, “öteki”ye ilişkin kavrayışı derinleştiriyor ve barış ile dayanışma kültürünün gelişmesine katkıda bulunuyor.
Raportörler Imagine’i, “Kıbrıslı Rumlar ile Kıbrıslı Türkler arasında sistematik biçimde güven tesis eden Kıbrıs’taki tek işlevsel mekanizma” olarak nitelendiriyor ve programın önceki çerçevesine kavuşturulması çağrısında bulunuyor. Önemli olan şu: BM bu meseleyi basit bir eğitim programı anlaşmazlığı olarak görmüyor; doğrudan şiddet önleme, uzlaşma, ırkçılıkla mücadele ve gelecekte çatışma ile insan hakları ihlallerinin yeniden yaşanmaması için koşullar oluşturmayla ilişkilendiriyor.

Barış eğitimi nedir?
Barış eğitimi, yalnızca Kıbrıs sorunuyla ya da adanın iki büyük topluluğu arasındaki ilişkilerin iyileştirilmesiyle sınırlı değil. Farklılıkları çözmek için şiddeti reddeden toplumları nasıl inşa edeceğimizle ve sürdürülebilir kalkınma için nasıl koşullar yaratacağımızla ilgilenen kapsamlı bir eğitim yaklaşımı.
Barış yalnızca savaşın yokluğu değil; diyaloğun teşvik edildiği, anlaşmazlıkların karşılıklı anlayış ve işbirliğiyle çözüldüğü, olumlu, dinamik ve katılımcı bir süreç. Barış eğitimi aynı zamanda, insanların çeşitliliği ilerlemenin kaynağı olarak görmesini, ırkçılığı ve hoşgörüsüzlüğü reddetmesini, empati ve eleştirel düşünce geliştirmesini, toplumsal ve kamusal yaşama demokratik biçimde katılmasını sağlayan bilgi, beceri, değer ve tutumların kazandırılmasını içeriyor.
Kıbrıs için bu özellikle önemli: Topluluklar arasındaki temasın sınırlı kaldığı — yalnızca Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türkler arasında değil, diğer dini topluluklar ve yeni gelme nüfusla da — ve tarih ile kimliğe ilişkin tek boyutlu anlatıların anlamlı bir diyalog olmaksızın sıkça yeniden üretildiği bölünmüş bir toplumda büyüyoruz.
Öğrenciler ve Eğitimciler
Imagine tam olarak nedir ve ne zaman başladı?
Tarihsel Diyalog ve Araştırma Derneği (AHDR) ile İşbirliği Evi tarafından 2015’te başlatılan, ırkçılığa karşı ve barış kültürü için iki toplumlu bir program. 2017’de program, dönemin iki toplumdaki liderliğinin desteğiyle resmi olarak İki Toplumlu Teknik Eğitim Komitesi çatısındaki güven artırıcı önlemler arasına alındı. O tarihten bu yana Alman Dışişleri Bakanlığı tarafından finanse ediliyor.
Program, her iki toplumdan öğrenci ve eğitimcileri tek toplumlu ve iki toplumlu atölyeler, öğretmen eğitimleri ve konferanslar, eğitim ziyaretleri ve işbirliği, eleştirel düşünce ile kültürlerarası diyalogu teşvik eden diğer etkinlikler aracılığıyla bir araya getiriyor. Tüm etkinlikler gönüllülük esasına dayanıyor ve küçükler söz konusu olduğunda her zaman yazılı veli veya vasi onayı isteniyor.
Temel amacı, genç insanların ve eğitimcilerin birbirini tanıyabilecekleri güvenli alanlar yaratmak — çoğunlukla onları birbirinden uzak tutan korku, önyargı ve kalıp yargıların ötesinde. Kıbrıslı Türk tarafının katılımını askıya almasından bu yana AHDR, Imagine’i yeniden yapılandırılmış bir biçimde uygulamayı sürdürüyor; aynı zamanda programın güven artırıcı önlem olarak özgün çerçevesine kavuşturulması için savunuculuk çalışmalarını da devam ettiriyor.
Bugüne kadar 8.800’den fazla öğrenci iki toplumlu etkinliklere katıldı; 3.800’den fazla eğitimci barış eğitimi üzerine atölye, eğitim ve konferanslara iştirak etti. Çok sayıda eğitimcinin programa geri döndüğü ve okul topluluklarında çarpan etkisi yarattığı istikrarlı bir eğitimci ağı da oluştu.
Bir Arada Yaşam
Peki bu program neden bazı kesimlerde korku yaratıyor? Kıbrıs sorununun hassas boyutlarına mı dokunuyor?
Kıbrıs sorununun hassas boyutlarına dokunmuyor, siyasi müzakerelerle de ilgilenmiyor. Bununla birlikte barış eğitimi, toplumsal değişimi teşvik ettiği için özünde siyasi bir süreç — ve bu durum anlaşılır biçimde kaş çattırıyor.
Kalıp yargıları, önyargıları ve kimliğe ilişkin tek boyutlu algıları ve ötekiyle ilişkilerimizi eleştirel biçimde sorgulamaya davet eden her süreç, çoğunlukla rahatsızlık ya da korku yaratır.
Barış eğitimi kimsenin kimliğini ya da tarihini “unutmasını” talep etmiyor. Ancak demokratik ve çok kültürlü bir toplumda, farklı deneyimlere, anlatılara ya da kimliklere sahip insanlarla bir arada yaşayabilmemiz gerektiğini kabul etmeye davet ediyor.
Son yıllarda her iki toplumdaki eğitim sistemlerinde ilerleme kaydedildi. Barış, ırkçılık karşıtlığı, toplumsal cinsiyet eşitliği, demokrasi ve aktif vatandaşlık konularını ele alan materyaller var. Ne var ki her iki tarafta da eğitim sistemleri, çatışma yönetimi, empati ve bir arada yaşama gibi becerileri geliştirmeye kıyasla bilgi aktarımını ön plana çıkarmayı sürdürüyor.
Öte yandan, toplumsal güvensizliğin arttığı, milliyetçiliğin yükseldiği ve siyasi kutuplaşmanın derinleştiği dönemlerde pek çok insan, kimliğe ilişkin daha kaygılı ve tek boyutlu algılara sığınma eğilimi gösteriyor. Bu Kıbrıs’a özgü değil. Barış eğitimi, dezenformasyon ve nefret yüklü söylemlerle hedef alındığında sessiz kalmak tarafsızlık değildir — bölünmüşlüğün, radikalleşmenin ve şiddetin normalleşmesine göz yummaktır.
Bununla birlikte deneyimimiz şunu gösteriyor: Velilerin ve eğitimcilerin büyük çoğunluğu, çocuklara öteki toplulukla temas ve tanışma fırsatları tanımak istiyor. Program her iki tarafın katılımıyla işlerken, ankete katılan velilerin yaklaşık yüzde 94’ü katılım için olumlu onay verdi. Bu merak, ihtiyaç ve iletişim isteğinin göstergesi.
Bölgesel Merkez
Programın yurt dışından da kişilerce kullanıldığını biliyoruz. Bu nasıl gelişti?
Son yıllarda çalışma kapsamımızı Kıbrıs’ın ötesine taşıdık. AHDR ve İşbirliği Evi, çatışma, bölünmüşlük ya da yoğun toplumsal gerilimler yaşayan ülkelerden eğitimcilerin, akademisyenlerin, uzmanların ve sivil toplum üyelerinin bilgi ve pratik deneyimlerini paylaştığı bölgesel bir merkeze dönüştü.
Imagine’in — salgın, müzakerelerin askıya alınması, saldırılar gibi — zorlu koşullara rağmen sürdürülmesi örneği; barış eğitiminin bir sihirli değnek olmasa da gerekli ve yararlı olmayı sürdürdüğünü kanıtlıyor. Imagine çerçevesinde geliştirilen materyal şu an Almanya, Filistin, İsrail, Litvanya, İspanya, Gürcistan, Norveç, Nepal, Yunanistan, Türkiye ve daha birçok ülkede kullanılıyor. Program aynı zamanda Güney Kore, Japonya, Fransa, İrlanda, Belçika ve Sırbistan gibi ülkelerde de iyi uygulama örneği olarak sunuluyor.
Bu, Imagine’in yalnızca bir Kıbrıs programı olmadığını, eğitim, uzlaşma ve şiddet önleme üzerine uluslararası diyaloga daha geniş bir katkı sunabilecek bir deneyim olduğunu gösteriyor.
Liderler güven artırıcı önlemler almaya davet ediliyor. Imagine bu süreçte güçlendirilebilir mi?
Imagine zaten bir güven artırıcı önlem. Bu, hem BM tarafından hem de 2017’den bu yana İki Toplumlu Teknik Eğitim Komitesi tarafından tanındı. Sorun, programın sürekliliğini sağlayacak istikrarlı siyasi ve kurumsal desteğin yokluğunda yatıyor; milliyetçi tepkilerden ve siyasi istismardan koruyacak mekanizmalar da eksik.
Kıbrıs’taki güven artırıcı önlemlerin gerçek bir anlam taşıyabilmesi için bu tür programların savunuculuk araçlarına değil, eğitim altyapısının ayrılmaz bir parçasına dönüşmesi gerekiyor. Gelecek hükümetlerin ve yetkililerin bu doğrultuda irade ortaya koyacağını umuyorum.



