yeniçağ güncelyeniçağ özelErtuğrul Kürkçü: Çatışmasızlık, haklar iade edilmeden demokratik barışa dönüşemez

Ertuğrul Kürkçü: Çatışmasızlık, haklar iade edilmeden demokratik barışa dönüşemez

1 Eylül Salı günü saat 10.30’da Yeniçağ Güncel’in konuğu olan HDP Onursal Başkanı ve eski milletvekili, yazar Ertuğrul Kürkçü, Murat Kanatlı ile dünya barış günü, Kürt meselesindeki yeni süreç, çaışmasızlık ve Türkiye’de demokratik çözüm olanaklarını konuştu. Kürkçü, Kürt meselesi ile Kıbrıs sorununun benzer bir yöntemle ele alındığını belirterek, Kıbrıs’ın kuzeyindeki işgal statükosunun uluslararası alanda kabul görmediğini söyledi. Kürkçü, Kıbrıs’ta iki toplumlu birleşik çözüm fikrinin iki devletli çözüm karşısında hâlâ geçerliliğini koruduğunu, ancak zamanın aleyhe işlediğini ve nüfus yapısındaki değişimin çözümü zorlaştırdığını ifade etti.

1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla Yeniçağ Güncel’de Murat Kanatlı’nın konuğu olan Ertuğrul Kürkçü, Türkiye’deki yeni çatışmasızlık sürecinden Kıbrıs sorununa, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarından muhalefetin tutumuna kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu.

Kürkçü, dünyada savaşların ve silahlanmanın yeniden hız kazandığı bir dönemde barış mücadelesinin önemini vurgularken, Türkiye’de Kürt meselesi açısından silahlı çatışmanın sona erdirilmesi yönünde atılan adımın önemli olduğunu söyledi.

“Çatışmasızlıktan çıkan çözüm, saldırmazlık anlaşmasına dönüşebilir”

Kürkçü, Kürt hareketinin silahlı çatışmadan çıkma kararını, çatışmanın sona erdirilmesi bakımından önemli bir adım olarak değerlendirdi. Ancak bunun tek başına demokratik bir barış anlamına gelmeyeceğini belirten Kürkçü, barışın kalıcı olabilmesi için Kürtlerin haklarının iade edilmesi gerektiğini savundu.

Kürkçü, mevcut sürecin demokratik bir çözüme ulaşmaması halinde yalnızca bir “saldırmazlık anlaşması” düzeyinde kalabileceğini söyledi. Ona göre demokratik bir anlaşmaya ulaşılması için Kürtlerin kendi kendilerini yönetme hakkı başta olmak üzere haklarının iade edilmesi gerekiyor.

Türkiye kamuoyunda çatışmasızlığa verilen desteğin yüksek olduğunu belirten Kürkçü, kamuoyu yoklamalarında Türkiye halklarının yüzde 70’inin çatışmasızlığı desteklediğini söyledi. Ancak Kürkçü, çatışmasızlığın barış için gerekli olmakla birlikte yeterli olmadığını, asıl meselenin demokratik haklar ve özgürlükler konusunda atılacak adımlar olduğunu ifade etti.

2013-2015 döneminden fark: “Barış ve haklar” birlikte konuşuluyordu

Kürkçü, mevcut süreci 2013-2015 dönemindeki çözüm süreciyle de karşılaştırdı.

O dönemde Meclis’te yürütülen tartışmalarda “barış ve özgürlükler”, “barış ve haklar” ifadelerinin birlikte kullanıldığını belirten Kürkçü, bugünkü sürecin ise esas olarak çatışmasızlık ekseninde ilerlediğini savundu.

Kürkçü’ye göre silahlı çatışmanın sona ermesiyle birlikte Türkiye’de demokratikleşme ve özgürlükler konusunda yeni bir mücadele zemini yaratılması gerekiyor.

Bu çerçevede Kürt hareketinin silahlı mücadeleden çıkma kararının, hak taleplerinden vazgeçmek anlamına gelmemesi gerektiğini belirten Kürkçü, “Kürtlerin varlığının tanınması” konusunda artık önemli bir mesafe alındığını, bundan sonraki sorunun bu tanımanın hangi demokratik ve siyasal mekanizmalarla hayata geçirileceği olduğunu söyledi.

Demirtaş ve AİHM kararları

Kürkçü, çatışmasızlık sürecinin demokratik bir zemine oturabilmesi için cezaevlerindeki siyasetçilerin durumunun da ele alınması gerektiğini söyledi.

Başta Selahattin Demirtaş olmak üzere siyasi tutukluların serbest bırakılması ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması gerektiğini belirten Kürkçü, AİHM kararlarının Türkiye açısından bağlayıcı olduğunu savundu.

Kürkçü, mevcut yasalar ve Anayasa çerçevesinde bu kişilerin serbest bırakılmasının önünde hukuki bir engel bulunmadığını ileri sürdü.

CHP’ye eleştiri

Kürkçü, Cumhuriyet Halk Partisi’nin sürece yönelik tutumunu da eleştirdi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve parti yönetiminin sürece başlangıçta olumlu politik destek verdiğini, ancak milletvekili grubunun bu yaklaşımı aynı ölçüde paylaşmadığını belirten Kürkçü, özellikle cezaevlerindeki PKK’li tutukluların serbest bırakılması yönündeki girişimlerde CHP grubunun tutumunu eleştirdi.

Kürkçü, Kürtler ile CHP çevresinde toplanan seküler ve kentsel muhalefetin iki ayrı kutup olarak Türkiye’deki muhalefetin temel unsurlarını oluşturduğunu, iktidarın bu iki kesim arasındaki mesafeden yararlanabileceğini söyledi.

Ona göre bu alanın kapatılması, Kürtlerin çatışmasızlık kararından geri dönmesiyle değil, muhalefetin çözümcü ve demokratik bir pozisyon geliştirmesiyle mümkün olabilir.

Kıbrıs: “Türkiye’nin kuzeydeki işgalinin meşru olduğunu kabul eden tek güç yok”

Röportajın Kıbrıs bölümünde Kürkçü, Ukrayna savaşı ve işgal tartışmaları üzerinden Kıbrıs’ın kuzeyindeki duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kürkçü, Türkiye’nin Kıbrıs’ın kuzeyini işgal etmesinin meşru olduğunu kabul eden uluslararası alanda tek bir güç bulunmadığını savundu. Türkiye’ye yakın Azerbaycan ve Orta Asya cumhuriyetlerinin dahi Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ve Güvenlik Konseyi kararları doğrultusunda hareket ettiğini belirten Kürkçü, bu nedenle Kıbrıs’ın kuzeyindeki durumun uluslararası açıdan oldukça açık olduğunu söyledi.

Kürkçü, Türkiye’de ise zaman içerisinde bu durumun “alışılmış” bir statüko haline geldiğini savundu. Türkiye’de yaşayan insanların önemli bir bölümünün Kıbrıs konusunu hâlâ 1974’te yaşanan olaylar ve “Türkler orada kıyılıyordu, devletimiz onları kurtarmaya gitti” anlatısı üzerinden değerlendirdiğini belirten Kürkçü, bu nedenle Kıbrıs sorununun Türkiye siyasetinin gündemine yeterince girmediğini ifade etti.

Kürkçü’ye göre Türkiye’de Kıbrıs konusundaki tutumun değişmesi için meselenin yeniden siyasi gündemin parçası haline gelmesi gerekiyor.

“Kıbrıs’ın kendi direnişi çok önemli rol oynadı”

Kürkçü, Kıbrıs sorununun yalnızca Türkiye’nin politikaları üzerinden okunmaması gerektiğini, Kıbrıs halklarının kendi mücadelelerinin de önemli bir rol oynadığını söyledi.

İki toplumlu birleşik Kıbrıs fikrinin iki devletli çözüm düşüncesi tarafından hâlâ yenilemediğini belirten Kürkçü, iki devletli çözüm fikrinin ne Kıbrıs’ın güneyinde ne de uluslararası alanda yeterli karşılık bulduğunu savundu.

Bu nedenle Türkiye’deki muhalefet güçlerinin Kıbrıs sorununu yeniden siyasal bir mesele haline getirmesi gerektiğini belirten Kürkçü, Türkiye’nin Kıbrıs konusunda uluslararası normlar temelinde yeni bir yaklaşım geliştirmesi gerektiğini söyledi.

Kürt meselesi ile Kıbrıs arasında “aynı metodoloji” vurgusu

Kürkçü, Kürt meselesi ile Kıbrıs sorununun Türkiye tarafından ele alınış biçimleri arasında önemli benzerlikler bulunduğunu savundu.

Her iki meselede de askeri müdahalenin ardından ortaya çıkan statükonun zaman içerisinde kalıcılaştırılmaya çalışıldığını belirten Kürkçü, bu nedenle Kürt meselesinin çözümünü savunan siyasal güçlerin aynı zamanda Kıbrıs konusunda da uluslararası normlara dayalı bir yaklaşım geliştirmesi gerektiğini söyledi.

Kürkçü, Kıbrıs konusunda özellikle nüfus yapısındaki değişime dikkat çekti. Sorunun yakın zamanda politik bir çözüme kavuşturulmaması halinde, Kıbrıs’ta doğmamış insanların nüfusun çoğunluğunu oluşturduğu bir toplum yapısının ortaya çıkabileceğini belirten Kürkçü, bunun Kıbrıs’taki bütün siyasi dengeleri değiştirebileceğini savundu.

Bu nedenle Kürkçü, “kolonizasyon siyaseti” olarak nitelendirdiği politikaya karşı siyasi güçlerin açık biçimde tutum alması gerektiğini söyledi.

“Zaman önemli bir unsur”

Kürkçü, Kıbrıs konusunda mevcut statükonun zaman içerisinde normalleştirilmesinin çözümü zorlaştırabileceği görüşünde.

Kıbrıs’ta iki toplumlu, birleşik bir çözüm fikrinin hâlâ gündemde tutulabileceğini belirten Kürkçü, bunun için Kıbrıs’taki toplumsal mücadelelerin yanı sıra Türkiye’deki muhalefetin de meseleyi siyasi gündemine taşıması gerektiğini söyledi.

Kürkçü, Kıbrıs sorununun Türkiye açısından yalnızca dış politika başlığı olmadığını, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve uluslararası hukukla ilişkisi bakımından da ele alınması gerektiğini ifade etti.

“Kaybedilmiş zaman var ama kaybedilmiş bir akıl yok”

Kürkçü, Türkiye’de yeni çatışmasızlık sürecinin demokratik bir çözüme ulaşmasının kolay olmadığını ancak bunun imkânsız da olmadığını söyledi.

Muhalefetin mücadeleyi sürdürmesi, Kürt halkının ise demokrasi ile özgürlükler arasındaki bağı kuran bir politika geliştirmesi gerektiğini belirten Kürkçü, geçmişte kaybedilen zamanın yeniden kazanılabileceğini savundu.

Kürkçü, Türkiye’de otoriter yönetim koşullarının kalıcı olmadığını belirterek, demokratik bir çıkış için mücadelenin sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

Programın sonunda Kürkçü, barış ve özgürlük dolu bir gelecek dileğinde bulunarak izleyicilere veda etti.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Ahmet Tuğcu: “Bu geminin batması, ülkenin batması açısından son noktadır”

EL-SEN Başkanı Ahmet Tuğcu, Girne’deki gemi faciasından Kıb-Tek’teki iş...

Cemil Aksu: Ekolojik kriz, yoksulluk ve kapitalist sömürünün aynı hikâyesinin parçası

Yeniçağ Güncel’de Murat Kanatlı’nın konuğu olan ekoloji aktivisti Cemil...

Ulus Göker: Girne faciası göz göre göre geldi, denetim mekanizması işletilmedi

3 Eylül Perşembe günü saat 08.30’da İsmet Özgören ve...

Ayer Yarkıner: Enerjide rant sistemi Kıb-Tek’in üretim gücünü yüzde 96’dan yüzde 18’e düşürdü

2 Eylül Çarşamba günü saat 10.00’da İsmet Özgören ve...

Barış Eğitiminden Neden Korkuyoruz? — Loizos Lukaidis ile Röportaj

"Barış eğitimi, kimsenin kimliğini ya da tarihini 'unutmasını' talep...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,897TakipçilerTakip Et
969AboneAbone Ol

Son eklenenler

Halil Karapaşaoğlu yazdı: “Rum Gibi Düşünenler”

“Rum gibi düşünenlerin Kıbrıs'ı yönetmesine asla izin vermemelisiniz”             AKP...

Şener Elcil yazdı: Bölgemizde Kısa Bir Gezinti

İçinde bulunduğumuz coğrafyada yaşananların temel çıkış noktası, İsrail Devleti’nin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Fransa’da isyan

Sık sık dış konularda uğradığım ülkelerden birisi de Fransa...

Çağla Elektrikçi yazdı: Kuzey Kıbrıs’ın gerçekten neye ihtiyacı var?

Kuzey Kıbrıs yeni bir seçim dönemine girerken, kamuoyundaki tartışmalar...

Fehim Taştekin yazdı: Yemen savaşının gizlenemeyen ortakları

Yemen’e karşı Suudi koalisyonunun utangaç bir tarafı var. Mekke...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Kaptan faciadan önce itiraf etmiş: “Bu gemi gemi değil!”

Girne açıklarında 30 Ağustos’ta batan Filo Jet yolcu gemisiyle...

Özkan Yıkıcı yazdı: Alpay’ın anısına

Geceleyin yatmak üzere idim. Hâlâ uykum tam gelmediği için...

Özkan Yıkıcı yazdı: Zeynep Gayrinova’yı dinlerken Azerbaycan gelişmelerinden bir kesit

Nereden buldum bilemem. Herhâlde yetmişler sonunda tanıdık bir İran...

Canlı yayın