yaklaşımlarÖzkan YıkıcıAcayiplikler normalleşirse, bir tuhaflık yok mu? - Özkan Yıkıcı

Acayiplikler normalleşirse, bir tuhaflık yok mu? – Özkan Yıkıcı

İnsan yaşananları heran tekrarlarsa, birgün gelir anormal dediklerini bizat kendi normal diye kabullenip yaşamaya devam eder. Sorsan acayip gelse de yaşamda bunu tersinden normal hale sokar. Hele konu kurumsallaştıysa, siyasal tercih olup kültürleştiği durumda en olmaz denilen anormal olur

Görmezden gelme noktasına dek gelinir. Son yaşananlar bana bu kısa sonucu neyazık yeniden karşıma çıkardı. Ben de bunu makaleştirme kararına anında geldim.***

Haftanın yüküyle eylülün de gidişatını da tamamladık. Sonbahara karşın hala havalar sıcak. Ama olaylar öylesine üstüste geldi ki demeğin gitsin. Ama kültürleşip siyasalaşan gerçeğimizle adeta yok sayma, sanırımla gelecek tasarlamak artık kaçınılmaz birçok acayipliği de normalleştirdi.

k. Kıbrısta artık saray seçim havasına girildi. Bizi yöneten Türkiyede ise peşpeşe gelen tutumlar adeta yükselen dağın patlamasını beklemektedir. Bunlar öylesine yoğunlaştı ki tam aksi bizim günceliğmizde de var. örneğin onca Türkiyeleşmemize ve herkesin bildiği müdahalelere karşın, seçim havamız hala sankilerle donatılıp Türkiyedeki gelişmeleri olsun medyamız bile konu yapmama tutumunun tutsağı haline geldi.

Saray seçim havası müracat etmelerle artık iyice kıvamına sokuldu. Bol laf diyen, kortej yapan veya bireysel giden sekiz adayla baş vurular oldu. Ayni anda Türkiyede de durdurak bilmeyen şafak baskınlarıyla bu defa Bayrampaşa belediyesi baskını oldu. Ama en beklenen durum, hafta başı CHP davasındaki alınacak karar veya ertelemedir. Türkiyede rejim hamlelerini yapıyorken, muhalefet de sokakta. Ama şu hastalık da oldu. Tam da muhalefet sokağa çıkmışken, insanların da katılımı yoğunlaşmışken, bizat kendi içinde hizipsel hesaplı anlayış yeniden oluştu. Hele de kayumumu kabul eden partililerin olmsı, işleri iyice karıştırdı. Ama Kuzey Kıbrıs seçim havasında. Hiç Türkiyeleşme durumu nedense konuşturulmadan geçiştirmek isteyen kazanmaya yakın adaylarla durum gelişiyor. Arada birkaç kırık söz olsa da onlara da “zaten kazanmazlar” etiketiyle önemsetilmez.

Bunları izlerken aklım hep dürtülerle uğraşmaya başladı. Onca gerçeklere karşın özellikle kazanmaya hazır olanlar Türkiyedeki gelişmelere dayalı bazı görüşleri hiç olmadı. Hep yakın olduklarını söyleyerek sırada bekleme nöbetiyle propagandaya başlandı. Zaten sokak resmi dışı konuşmalar, resmi probaganda durumunu da adeta acayipliğini vurgulamaktadır.

İki eylim vardır: sbirileri “hepsi aynidir” laflarına sığınır.  Önemli kesim de “Türkiye kimi isterse” deyip bazıları da Tufanı acaba tercih edecekmi der. Tabi bunu resmi ağızla veya mikrofona yaklaşınca söylenmez. Hem de tüm seçimlerdeki gerçekler yaşanmasına rağmen. Çalınan seçimler veya baskıların enson seçimde dahi olmasına karşın, durum değişmiyor. Hele saraya yakın olduklarını söyleyenler, hep yakın olma, yandaş kriterine girmek için ne gerekiyorsa yapıyor.

Halbuki Türkiyedeki gelişmeler önemli. Buraya ansımayacağını kimse söylemez. Hat da politikacıların koltuk yakınları özellikle oradan gelecek yardımla kuluk dansını dahi yaparlar. Ama yine de bağımsız, demokratik seçim denilir. Hat da daha ilerisi, gerçekleri söylemenin tehlikeli olduğunu dahi sizi kısık sesle uyarırlar. Neolacak veya zamanı değildir resmi dışı akıl satanlar da bolca var. tabi ki resmi eksende, kendilerine yapılacak eleştiride hep “bunlar Türkiyeye karşıdır, hayindirler, rumalrdan para alırlar” tekerlemeleri, prim yaparak sürmektedir.

Tekrar edeyim. Bana göre bir acipliklerin normaleşen halindeyiz. Herkes Türkiye gerçeğini bilir. Ama resmi çıkara göre de kulanır. Halbuki son asılan listedeki seçmen sayısına bakın. Artışın pek de normal sayının üstünde olduğu biraz bilgisi olan da kabulenir. Zaten seçim yasakları öncesi biraz da olsa yapılan bolca yurttaşlıklar da konuşuldu. Demek ki burada önemli sayıda hem de yarının çok üstünde TC yurttaşı da var. bu yurttaşların da şu basit bilgiyle çözümlenir. Kıbrıs cumhuriyeti ile Türkiyede oy kulanan rakamları alırsak, farkı çok güzel anlamaya yeniden aklımıza sokarız.

Neden bunu tekrar yazdım: biliyorum ki bir anlamı yok. Zaten artık örneğin muhalefet dahi biliyor ki bunu söylese imkansız seçim alamaz. Koltuklara nasıl oturdukları zaten örneklerle doludur.

Onca sayısal gerçeğe bir ek daha yapalım. Nededik, Türkiyede oy kulanma hakı Kıbrıs cumhuriyetinden çok oy kulanana göre oldukça fazladır. Demek ki Türkiye gerçekleri önemlidir. Bazı durumlar da var: örneğin son dönemde Türkiyede yapılan refrekrandum veya seçimlerde dışardaki yurtaşlar da oy kulanınca konu düşünmeğe değer. Çünkü genelde Türkiyedeki oy kullanımlarda dış ülkelerden gelen oylar birkaç istisna dışında hep iktidara ek katgı yapılmaktadır. Ama K. Kıbrıs gibi nadir yerlerde iktidar değil de muhalefet eksenli oylar daha fazladır.

Şimdi gelelim konuya: acaba özellikle saraya yakın olup kazanmak isteyen kesimler bu durumu deyerlendiriyormu? Genelde iktidara yakın olmakla yetinilir. Oysa belirtiğim gibi, olmaz ama normal koşullarda seçim gelişmeleri olsaydı, yukardaki belrtiğim konuya dikat ederlerdi. Oysa tam aksi hep onaylı olduklarını söylemeye devam ediyor. Hat da saraya kyaklaşmak için işkal gibi kelimelere çok sert tavır koyarlar. Brüksele gidldikçe de resmi idoloji dışında konuşan yok. Yine de seçim havasına çoktan girdik. Kimisi daha sert müdahale ile lehine destek beklerken, kimisi de ben de varımla kendinin görülme durumunda. Ama en yakın olanlarım dahi yine de bu gerçeklerle değil, o kazanmasın da bu kazansız tercihle olayı sıkıştırıyor.

Belirtiğim basit gerçekle yazımı şimdilik tamamlayacam. Ama unutmayın, Türkiyede gerçekten çok tehlikeli gelişmeler var. hafta başı da şimdiki duruma göre birinci partiye kayim dahi normal halde beklenen gelişmelerden biridir. Yargı sopasının epey yayılma dönemi yaşanmaktadır. Ama kuzey de seçim havasında. Olan gerçeklerle destek köstek beklenirken, daraltılan probagandada laf canbazlığı dahi yapılamaması sonuçlarına ulaşıldığı görülüyor. Ama hep ayni dönemin gerçeğine dokunacam: seçim dönemi ile sonrası hep çelişkilidir. Seçim dönemine girince havalar başkadır. Hele de son dönemin müsaade istenen bakışlarıyla.

Şimdi olacak olan olacak. Seçim bitince de geneldeki hafıza kaybı da gerçekleşecek. Taki başka seçim oluncaya dek. Sömürgesel siyasal kurallarla oynamanın aynadaki parlayışıdır. Kültürleştikçe de gayet normal hale gelir. Kıvama sokulur. Normal hale sokulur. Ozaman da cayiplikler normaleşir gözüne dek sokulanlar görmezden gelinir. Ahali de o rüzgarla kimi faydalanır kimisi de ilgisizlikle marazi okuyup “herkes aynidir” havasını  çalar. Bakalım bu devran nereye dek gidecek.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Hey gidi Almanya hey!

Bana birisi, onca gündemi varken, dünyada konuşulur, bizde algılarla...

Özkan Yıkıcı yazdı: Nem kapmadan dokunmak

Kıbrıs penceresinden, gün gecikmeye kavuşurken, şöylesine bir Kıbrıs-Türkiye gelişmelerine...

Özkan Yıkıcı yazdı: İngiliz’de oyun bitmez!

Kıbrıs deneyimlerimiz bize öğretti ki gerçekten İngiltere'nin siyasi oyunları...

Özkan Yıkıcı yazdı: Doğu komşuların kuzeye doğru gelişen denklemi

Belli ki daha Suriye'deki gelişmeleri, bölgesel ve giderek sistemsel...

Özkan Yıkıcı yazdı: Girilen seçim havasından, normal şartların lakırtılarından

Adamız yeniden seçim havasında. Bazı yazarların belirttiği gibi, konuyu...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
930AboneAbone Ol

Son eklenenler

Murat Çakır yazdı: Söylenebilirliğin ve yapılabilirliğin sınırları

Eylül ayında yapılacak üç eyalet parlamentosu seçimleriyle Almanya’nın “süper...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hey gidi Almanya hey!

Bana birisi, onca gündemi varken, dünyada konuşulur, bizde algılarla...

Hediye Levent yazdı: Şam ile Kürtler anlaştı, bölgeyi ne bekliyor?

Suriye Demokratik Güçlerinin (SDG) Komutanı Mazlum Abdi, SDG’nin, kuzey...

Metin Yeğin yazdı: Sosyal ekonomi

Kapitalizm bize ekonominin yalnızca kâr etmek için var olduğunu...

Özkan Yıkıcı yazdı: SDG kendini feshederken

Belli ki daha Suriye’yi çok ele almaya devam edeceğiz....

Ela Ava yazdı: ABD ‘ekonomik savaş’ı başlattı: İran’a karşı benzersiz baskı operasyonu

İran’a karşı başlattığı savaşta Hürmüz Boğazı’na sıkışan Donald Trump...

Şener Elcil yazdı: Değişim Zamanı

Küresel güçlerin, dünyadaki paylaşım kavgalarının en yoğun yaşandığı, medeniyetlerin...

Erkan Çavuş yazdı: Yurtsever kime denir?

Yurdunu sevmek, onu savunmak demektir. Yurt savunması, gerek ona yönelen...

Canlı yayın