iktibasGözde BedeloğluYürüyüş yasak, ölüm serbest - Gözde Bedeloğlu

Yürüyüş yasak, ölüm serbest – Gözde Bedeloğlu

Orjinal yazının kaynağıbirgun.net

Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Gezi’nin korkusuyla, Taksim Meydanı ve İstiklal Caddesi yürüyüş ve miting yapılabilecek yerler listesinden çıkarıldı. Yıllardır kadınlara yasak! Valilik kararıyla bir gün önceden meydan ve caddeye çıkan bütün yollar bariyerlerle kapatılmaya başlanıyor. Şehrin en turistik bölgesi abluka altına alındığından, insanlar otellerine gidebilmek için polise rezervasyonlarını göstermek zorunda. Eğer basın mensubuysanız, bariyerleri aşmak için basın kartınızı göstermek zorundasınız. Ama illa ki Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından verilen turkuaz renkli olacak. Diğerlerine izin yok. Anlat derdini Marko Paşa’ya… “Yasak kardeşim!” Bariyerin ardına dizilen çokça polis, bolca TOMA eşliğinde, sokakları kadınlardan koruyor! Yine de her yıl binlercesi Feminist Gece Yürüyüşü’nde bir araya gelmek konusunda oldukça inatçı. Nasıl olmasınlar? Memlekette erkekler, neredeyse her gün hobi niyetine kadın öldürüyor!

***

Yılda bir iki gün yaşam hakkı için yürümek isteyen kadınların önü, “kamu düzenini bozacakları” iddiasıyla kesiliyor. Oysa bu ülkenin sokaklarında biz her gün güvercin tedirginliğindeyiz. Şiddetten ölen kadınlar için hazırlanan dijital anıtta, sene başından bugüne öldürülen 70 kadının ismi yazılı. Aralarında 8 yaşındaki taciz mağduru Hifa İkra Şengüler de var, annesi 30 yaşındaki Fatma Nur Çelik de… Düşünün, o kadar çok öldürülüyoruz ki, aynı ada sahip iki kadının cenazesini aynı gün sırtlanmak zorunda kalıyoruz. Okullardaki şiddete dikkat çeken, bir sonraki hedefin belki de kendisi olacağını söyleyen öğretmen Fatma Nur Çelik öğrencisi tarafından katledildi.

***

Kadın katliamlarının kaynağının, devletin erkek egemen politikaları olduğuna şüphe yok. Her ne kadar gizlenmeye, suçu mağdura yükleyen çeşit çeşit sebepler uydurulmaya çalışılsa da durum bu. Kadınlar saçından tırnağına, lafından gülüşüne, eğitiminden iş hayatına, evde sokakta… akla gelebilecek her an ve yerde baskı görüyor. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması, koruyucu önlemlerin yeterli olmayışı, kadınlara şiddet uygulayan erkeklere karşı verilen indirimli, affeder gibi cezalar ve toplumsal cinsiyet eşitliğindeki hızlı geri gidişin AKP iktidarında devasa hıza ulaştığı doğru ama ne kadınların mücadelesi dün başladı ne de bu zihniyet dün yeşerdi.

***

Kadın hareketi için önemli dönüm noktalarından biri, 1985 yılında Çankırı’da verilen bir mahkeme kararıydı. Hakim Mustafa Durmuş, kendisine şiddet uygulayan eşine boşanma davası açan bir kadının talebini, “kadının hamile olduğu ve bölgenin örf ve adetlerinde ‘Karının sırtını sopasız, karnını sıpasız bırakmamak gerekir’ anlayışı bulunduğu gerekçesiyle reddetti. Çatlak Zemin’den Cemre Baytok’un yazısında yer verdiği gibi; “Yargının erkek egemenliğini açığa çıkaran bu mahkeme kararını protesto etmek için kadınlar mahkemeye telgraflar çektiler, adliyelere gidip itiraz dilekçeleri verdiler ve davanın tarafı olduklarını söylediler. Bu eylemler, hukuka feminist müdahale anlamında dönemin ilk eylemleriydi. 1980’lerin sonu, Dayağa Karşı Kadın Kampanyası, Yoğurtçu Parkı’nda düzenlenen Dayağa Karşı Yürüyüş ve Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın kuruluşuna kadar giden kadınların erkek şiddetine karşı örgütlenmelerinde, önemli bir dönemdir.”

***

Kadınlar can güvenliklerini korumaya çalışmanın yanında ekonomik, psikolojik, sosyolojik daha pek çok sorunla bir arada mücadele ediyor. Tam da bu yüzden yan yana ve örgütlü bir şekilde hareket etmek hayati öneme sahip. Kadın yürüyüşlerinin sistematik olarak engellenmeye çalışılması bu önemin iktidar tarafından da çok iyi bilinmesinden ileri geliyor. Son olarak Fatma Nur Çelik’in adalet peşinde koşarken başına gelenleri gördük. Bir tarikat yapılanması içinde, çocuğu ve kendisine cinsel taciz ve şiddet uygulayan kocasından boşanabilmek için devletin her kurumunun kapısına gitti. Polisse polis, savcıysa savcı… Adalet Bakanlığı, Aile Bakanlığı, siyasiler… Çocuğuyla beraber yaşadığı eziyeti, aldığı tehditleri her şeyi anlattı, belgeledi, devletten hakkı olan korumayı ve adaleti talep etti. Sonunda Zeytinburnu sahilinde ölü bedenleri bulundu. Bu susup görünmez olmamız için iktidardan açık bir mesaj. Bizim için ise omuz omuza vites yükseltmekten başka yol olmadığının yeni bir ispatı daha.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Gözde Bedeloğlu yazdı: Filo Jet Faciası: Kara kutu iki gün önce kapatılmış

Kuzey Kıbrıs’ta 27 kişinin hayatını kaybettiği Filo Jet faciasında,...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Sansürün kamusal bedeli

Türkiye’de hak ve özgürlüklerin alanı daraltılırken uygulanan yöntem hiç...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Sağlıkta bütçenin %15,2’si sevklere gidiyor

Kuzey Kıbrıs’ta kamu sağlığına ilişkin yapılan iddialı açıklamalarla sahadaki...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Guterres görüşmesi gerekçe gösterildi: Sendikacı Selma Eylem’e siyasi gözdağı!

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in adayı ziyareti sırasında sivil...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Atı Üsküdar’dan geçirmeyen kadın

31 Mart 2024 yerel seçimlerinde yaklaşık her iki Üsküdarlı’dan...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,897TakipçilerTakip Et
969AboneAbone Ol

Son eklenenler

Ecehan Balta yazdı: Halkların İklim Zirvesi

COP31’e bir ay kaldı. Antalya, hükümetlerin, diplomatların, uluslararası kuruluşların...

Özkan Yıkıcı yazdı: Halk TV üzerindeki kayyım ataması

Her zamanki gibi Çarşamba sabahı da gözlerimi açtım. Klasik...

Ceren Ergenç yazdı: Çin ve AB barıştı mı?

Coen kardeşlerin Okuduktan Sonra Yak filminin ünlü kapanış repliği “Sorunu...

Fikret Başkaya yazdı: Teknik bilim kapitalizmi neden kurtaramaz?

Gezegenlerin birinden bir seyyahın yolu Dünya’ya çıksaydı, her halde...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamam Böcekleri sokaklarda dolaşıyor!

Dünya neoliberal krizle tükenmişliklerde debelenip duruyor. Yerine geçecek yapı...

Volkan Yaraşır yazdı: Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

Marx kapitalizmi “yaşayan metafizik” olarak tanımlar. Faşizm bu metafiziğin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gariplik vardır!

Son günlerde Suudi merkezli çelişkili algı yaratacak haberler dünyada...

Canlı yayın