YKP Sekreteryası, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Raffaele Fitto’yu AB Kıbrıs Özel Temsilcisi olarak atadığını açıklamasını değerlendirdi. Açıklamanın tamamı şöyle:
AB’nin Raffaele Fitto’yu Kıbrıs Özel Temsilcisi olarak ataması, uzun süredir askıda tutulan bir kurumsal boşluğun kapatılması anlamında olumlu bir adımdır. Ancak YKP olarak açıkça vurgularız ki bu atama, kendi başına bir çözüm değildir; asıl kritik olan, bu atamanın nasıl bir siyasi iradeyle desteklendiği ve Kıbrıs sorununda müzakerelerin ne zaman ve hangi zeminde başlayacağıdır. Fitto’nun katkısı, 2017 Crans-Montana’da müzakerelerin kaldığı yerden (iki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı, tek egemenliği ve tek vatandaşlığı olan federal çözüm zemininde) hemen başlamasına elle tutulur biçimde hizmet ediyorsa anlamlıdır.
YKP’nin yıllardır ısrarla altını çizdiği bir gerçek burada yeniden hatırlatılmalıdır: Kıbrıs sorununda çözümün önündeki en büyük engel, tarafların yıllardır sırtladığı “herşeyi konuşalım ve herşey üzerinde uzlaşmadan hiçbir adım atmayalım” takıntısıdır. Bu “kapsamlı çözüm” söyleminin sihirine kapılmak; statükoyu yeniden üretmiş, çözüm yönünde ivme yakalandığı izlenimi olduğu liderlik dönemlerini (Hristofyas-Talat ve, Akıncı-Anastasiadis) bir anda statükonun oyuncağı haline getirmiş, Annan Planı gibi eksikliklerine rağmen mülkiyette ve iki toplumlu yapılanmada gerçek olanaklar sunan bir belgenin heba edilmesine yol açmıştır. Fitto atamasıyla açılan yeni dönemde bu yanlış yaklaşımın tekrarlanmaması, herkesin ortak sorumluluğudur.
YKP olarak bütünlüklü çözümü hedef olarak korurken, uzlaşılan konuların hemen uygulanmaya başlamasına olanak tanıyan bir çerçeve antlaşması yaklaşımını benimsiyoruz. Yargı üzerinde uzlaşma zaten mevcuttur; iki toplumdan kişilerin karıştığı davalara bakacak iki toplumlu mahkemenin devreye alınması yarın değil, bugün yapılabilir. Geçici kurumların yetki dağılımı konusunda Annan Planı’ndan miras alınan uzlaşı zaten masadadır. Mülkiyette adım adım uygulanabilecek bir model yıllar önce ortaya konmuştur. Rum tarafından gündeme getirilen 5+1 formatında gayrı resmi toplantı önerisi de bu perspektifle değerlendirilmelidir: Sürecin bir kez daha “herşey konuşulsun ama hiçbir şey uzlaşılmasın” masasına döndürülmesi hiç kimseye (ne Kıbrıslı Türklere, ne de Kıbrıslı Rumlara) bir kazanç getirmeyecektir.
2017 Crans-Montana’da müzakereleri çökerten irade neyse, bugün müzakerelerin yeniden başlamasını erteleyen irade de aynıdır: Türkiye’nin adada askeri varlığını sürdürmek, garantörlük statüsünü koruyarak Kıbrıs’ın kuzeyinde vesayet mekanizmasını kalıcılaştırmak isteyen bir siyasettir. Bu irade son günlerde Kıbrıs’ın kuzeyinde “milli irade” ve “derdimizi Türkiye ile anlatabiliriz” söylemlerinin ardına saklanarak, Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitlik ve ortak vatandaşlık iradesini görmezden gelmektedir. Oysa Ghali ve De Cuellar dönemlerinden bu yana BM parametrelerinde tanımlanan siyasi eşitlik (aritmetik eşitlik değil) sağlanmadıkça, hiçbir “milli irade” söylemi bu adadaki bölünmüşlüğü meşrulaştıramaz. YKP olarak garantörlük sisteminin sona ermesi, adanın koşulsuz askersizleştirilmesi ve Kıbrıs’ın kuzeyinde alt yönetim üzerinden yürüyen vesayet düzeninin tasfiyesi taleplerimizi bir kez daha yineliyoruz.
Fitto’nun atanmasının anlamlı olması için sürecin; sadece diplomatik masaya sıkıştırılmadan iki toplumlu güven artırıcı önlemlerle desteklenmesi gerekmektedir. Yeni geçiş noktalarının açılması ve mevcutlardaki bürokratik prosedürlerin (zorunlu sigortadan uzayan kayıt işlemlerine kadar) kaldırılması, iletişim altyapısında iki toplumlu alternatiflerin gündeme alınması, elektrikte iki tarafın enterkonnekte olması, doğrudan ticaret tüzüğünün uygulamaya konması, trafik ve yol tabelalarının çok dilli yazılmasının fiilen hayata geçirilmesi; müzakere masasının bir gün önceden değil, bugünden hazırlanması demektir. Bu adımlar birer taviz değil, kullanılamayan hakların iki taraf için de yeniden kullanıma açılmasıdır (kazan-kazan çerçevesinde atılması gereken adımlardır).
Yeni Kıbrıs Partisi bir kez daha altını çizer: Bu adada barış, Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların (iki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı, tek egemenliği ve tek vatandaşlığı olan federal bir çerçevede) birlikte kuracakları ortak bir gelecekle mümkündür. Fitto’nun görevi bu geleceği inşa etmeyi kolaylaştırmak; taraflara düşen ise “herşey üzerinde uzlaşmadan hiçbir adım atmayalım” oyununu terk edip, uzlaşılan konularda bugünden çerçeve antlaşmasıyla adım adım ilerlemektir.
Uzlaşılanlar bugün, geriye kalanlar birlikte — hemen şimdi!
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



