iktibasCeren ErgençYılbaşı ağacı ve ulusal kimlik - Ceren Ergenç

Yılbaşı ağacı ve ulusal kimlik – Ceren Ergenç

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net
Kategori:

Türkiye bir yeni yıla daha yılbaşı kutlamalarına savaş açmış olarak girdi. Yerli turizmi canlandırma ihtimali bile yılbaşı haftasının en azından bir kısmını çocuklara tatil etmeye yetmedi, hatta önüne ve arkasına merkezi sınavlar konuldu. Yılbaşı akşamı alkol satış yasağı daha sıkı uygulandı. Ve tabii ki, yılbaşı nefretinin olmazsa olmazı, yılbaşı ağacına saldırı…

Türkiye, Batı’da Noel ile özdeşleşmiş ama Hristiyan olmayanlar tarafından yılbaşı zamanını ifade eden süslenmiş çam ağacı, Noel Baba ve geyikleri gibi kültürel motiflere saldırı ve yasaklamalar konusunda elbette yalnız değil. Çin, Hindistan, Vietnam gibi Asya ülkelerinde de benzer durumlar yaşanıyor.

Bu ülkelerin ortak noktası, ya Hristiyan nüfusları olması ya da Hristiyanlığa geçişin çeşitli nedenlerle toplumda popülerlik kazanmış olması. Hindistan’ın tarihsel olarak parçası olan Hristiyan topluluklar Modi’nin seçim kazanmak için körüklediği Hindu milliyetçiliğinin etkisiyle Noel zamanı saldırıya uğruyor. Vietnam ve Çin’de de tarihin çeşitli dönemlerinde Hristiyanlaşmış gruplar, özellikle kırsal kesimlerde varlar ve hâlâ zaman zaman yerel yöneticilerin hışmına uğruyorlar. Ama Noel ile özdeşleşmiş kültürel ögelerin devlet tarafından hedef alınmasının asıl nedeni küresel ekonomiye entegrasyon sonrası gelişen kentli orta sınıfların Hristiyanlığa geçmesi ya da Hristiyan Batı’nın yaşam tarzını edinmeleri.

Köylülerin Hristiyanlığa geçiş yapmasının nedeni, aslında Batı’da da olduğu gibi kilisenin iktisadi kalkınmanın ve sosyal güvencenin merkezi haline gelmesi. Örneğin, Çin’in Mao sonrası döneminde ekonomik büyümenin motoru olan düşük sermayeli ve düşük teknolojili üretimin sembolü haline gelen Wenzhou’da, örneğin dünyadaki bütün ayakkabı bağcıklarını ya da düğmelerini üretmeye odaklanmış atölyeler aynı kilisenin mensuplarını istihdam ediyordu. Böylece kiliseler egemen ideolojiyle çelişmediği gibi devlet politikalarını destekler hale geliyordu. Böylece bu kırsal kiliseler devletin hedefi haline gelmedi.

Ancak, 1990’lardan sonra kentlerde güçlenen orta sınıf, ekonomik kaygılarla değil, kapitalist dönüşümün getirdiği yalnızlaşmaya çare olarak gizli kiliselere yöneldi. Ayrıca, küresel ekonomiye entegrasyon iş ve aile yaşamında Batılı tüketim alışkanlıklarını getirdi. Batının bayramları kökeninden bağımsız olarak kentli orta sınıf kimliğini vurgulamanın aracı haline geldi. Örneğin ben Çin’de ders verirken, Çinli öğrencilerimiz tüm Asyalı olmayan hocalarına Şükran Günü’nde kutlama mesajı gönderirdi. Bir süre sonra bu bayramın ABD’ye özgü olduğunu anlatmaya çalışmaktan vazgeçip teşekkür edip geçmeye başlamıştık. Ancak, Cadılar Bayramı kostümleri ve Şükran Günü’nün hindi gibi kültürel sembolleri Çin orta sınıfları tarafından tüketilmeye devam ediyor. Benzer şekilde, Noel ve yılbaşı kutlamak da dinsel bir hareketten çok Batılı bir kimliğe sahip olmanın, dolayısıyla yüksek toplumsal statünün sembolü haline geldi. 2010’ların ortasına geldiğimizde her büyük ve orta ölçekli şehirde AVM’ler, okullar, sokaklar Noel süslemeleriyle dolar hale gelmişti ve yılbaşı kutlamaları bugün bile gökyüzüne salınan balonlar ve havai fişekler sayesinde neredeyse Çin Yeni Yılı kutlamaları kadar pahalıya geliyor.

2010’ların ortasına geldiğimizde, Çin’i küresel bir güç yapma vizyonunu hayata geçirmeye kararlı Xi hükümeti, “ruhani kirlilik” dediği yılbaşı kutlamalarını yasakladı. Yerel yönetimler, Türkiye’nin bugünkü durumuna benzer önlemlerle cam ağacı süslemeleri, ışıklar, zencefilli kurabiyelere yasak getirdi. Bunu yaparken de Xi’nin cumhurbaşkanlığı görev süresindeki zaman sınırlamasını kaldırıp yaşam boyu liderlik yolunu açtığı ünlü 19. Parti Kongresinde kullandığı “kültürel öz güven” terimine sığındılar.

Elbette, Modi, Xi, Erdoğan gibi liderlerin tek kaygısı kültürel Batılılaşma değil. Her ne kadar günümüzde Batı’nın demokratik değerleri de aşınmaktaysa da yılbaşı ağaçları ve Şükran Günü hindileriyle beraber ifade ve örgütlenme özgürlüğü gibi haklar da kentli orta sınıfların, öğrencilerin ve işçilerin kulaklarına doluyor. ‘Kültürel öz güven’, sadece yılbaşı yerine Çin Yeni Yılı’nı kutlamayı değil, Tiananmen’de temel hak ve özgürlükler için miting yapmak yerine Konfuçyenizmin muhafazakar yorumuna sığınıp demokrasinin Batı’nın sömürgeci ihracı olduğunu iddia etmeyi de içeriyor.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Ceren Ergenç yazdı: ABD-Çin zirvesinden çıkan geçici barış kime yarayacak?

Xi Jinping geçen hafta üç günlük bir devlet ziyareti...

Ceren Ergenç yazdı: Yapay zekâda bağımlılığın iki yüzü: Çin ve ABD

18. BRICS Zirvesi 12-13 Eylül’de Yeni Delhi’de toplandı. Zirve...

Ceren Ergenç yazdı: Çin kültürel hegemonyayı öğrenirken

Türkiye’nin bu yılki Oscar adayı açıklandığında tartışma filmin niteliğinden...

Ceren Ergenç yazdı: Çin’in üniversite reformu bize ne anlatıyor?

Bugün üniversite tercih dönemi başlarken Çin’de yükseköğretime dair bir...

Ceren Ergenç yazdı: NATO 3.0’a Çin neden sesini çıkarmıyor?

Ankara’daki NATO zirvesi, Soğuk Savaş için kurulmuş bu örgütün...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,898TakipçilerTakip Et
966AboneAbone Ol

Son eklenenler

Hediye Levent yazdı: Irak’ta işgal bitti! Peki şimdi ne olacak?

30 Eylül 2026 Irak için tarihi bir gün. Yaklaşık...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sabahın seherinde ekim ayına başlarken ki Türkiye

Sabahleyin klasik altı buçuk yataktan kalkma dönemim başladı. Önce...

Ceren Ergenç yazdı: ABD-Çin zirvesinden çıkan geçici barış kime yarayacak?

Xi Jinping geçen hafta üç günlük bir devlet ziyareti...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sıra geldi Brezilya seçimlerine

Bu yıl özellikle Latin Amerika seçimleri önemliydi. Öyle önemli...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden tekrarlama ihtiyacı

Sonunda New York şovları sonlandı. Tabii ki oraya gidip...

Volkan Yaraşır yazdı: 14 maddede faşizm: Umberto Eco

Yıl 1933, Mayıs ayının 10’u, Berlin opera alanına kamyonlarla...

Özkan Yıkıcı yazdı: Seçim süreçlerindeki ekonomik kullanım

Gerek K. Kıbrıs gerek ise Türkiye seçim süreçlerine şöyle...

Canlı yayın