yazılarKıbrıs iktibasYaşananlar Sizin Eseriniz! - Fırat Borak

Yaşananlar Sizin Eseriniz! – Fırat Borak

Orjinal yazının kaynağıozgurgazetekibris.com

Bir toplumun geleceği, çocuklarına nasıl davrandığıyla ölçülür. Ancak biz, bu ölçünün çok uzağında bir yerdeyiz.

Çünkü her sabah, çocuklarımızı okula göndermek için otobüs duraklarında beklerken, içimizi kemiren tek bir soru var: Bu otobüsler gerçekten güvenli mi?

Geçtiğimiz gün yaşanan kaza, bu sorunun cevabını bir kez daha verdi aslında; hayır, değil. Okul yolunda yaşanan trafik kazasında çok şükür ki can kaybı olmadı. Ama çocuklarımız yaralandı.

Velilerin, öğretmenlerin yüreği ağzına geldi. Öğrenciler kanlar içinde hastaneye taşındı. Büyük bir faciadan şans eseri dönüldü. Peki ya şansımız bir gün tükenirse?

Şansa yaşadığımıza mı yanalım, evlatlarımızın düştüğü duruma mı?

Bu sadece bir “kaza” değil; bu, yıllardır görmezden gelinen ihmalin sonucu. Çünkü onlar için mesele çocuklar değil.

Mesele her zamanki gibi “kim, kime neyi çıkar olarak sağladı” meselesi. Kim hangi otobüs ihalesini aldı, kim hangi yandaş şirketin-şahsın aracına izin verdi, kim hangi ihmalkarlığın kusurlarını örttü?

Yıllardır süregelen bir sorundan bahsediyoruz. Okullara öğrenci taşıyan servis araçları çağ dışı bir halde. Kötü, bakımsız, havasız, koltukları ve camları kırık, otobüslerle taşınıyor çocuklarımız.

Veliler şikâyet ediyor, öğretmenler uyarıyor, gazeteler yazıyor, ama sonuç yok. Çünkü bu düzende haklar değil, çıkarlar dağıtılıyor.

Geçtiğimiz gün yaşananlardan sonra, 9 yaşında çocuğum gece uykusundan uyanıp, “Baba, okula otobüsle gitmek istemiyorum” diyor.

Çünkü evin önünde, saatlerce otobüsten şans eseri yaralı çıkan ablasını bekledi, yaşadığı korkuyu gözlerinde gördü. Çocuklarımızda bıraktığınız travma bu.

Güvenli, düzenli ve sağlıklı okul servisi ulaşımı bizim hakkımız. Bu çocukların hakkı. Ama bu hak bize hiç verilmedi.

Onun yerine yıllardır başka şeyler dağıtıldı: Mevkiler, ihaleler, bireysel işler, yandaşlara koltuklar… Kamusal olan her şey, belli başlı isimlere “çıkar” olarak paylaştırıldı.

Ve şimdi bu düzenden doğan ihmallerin bedelini çocuklarımız ödüyor. Bugünkü kazada yaralılar var. Ama bu sadece bir uyarı niteliğinde.

Bir dahakinde daha ağır bir tabloyla karşılaşırsak, bunun sorumlusu kim olacak?

Peki biz ne yapıyoruz?

Kendi çocuklarımız her sabah o otobüslerin içine girerken, onların gözlerine bakıp içimizden dua ediyoruz. “Allah kaza bela vermesin” diyoruz. Çünkü başka çaremiz kalmamış gibi davranıyoruz. Ama artık yeter.

Bu halk çaresiz değil. Bu toplum unutkan değil. Bu çocuklar sahipsiz değil.

Soruyorum: Bir çocuğun, bir şoförün sağlığı mı daha önemli, yoksa bir veya birkaç kişinin memnuniyeti mi? Bir öğrencinin güvenliği mi öncelikli, yoksa bir siyasetçinin yakınını sevindirmek mi?

Cevabını herkes vicdanında versin. Ama bilin ki, biz bu soruları kamuoyunun önünde, yüksek sesle sormaya devam edeceğiz.

Ülkenin kaderi bu olmamalı. Bunu bize hak görenlere, sessiz kalamayız.

Başta aileler olmak üzere, sendikalar, yerel yönetimler, okul öğretmenleri, okul aile birlikleri, muhtarlar, hepimiz bu duruma tepki koymalıyız.

Bu yazı bir öfkenin ürünü değil yalnızca. Bu yazı bir uyarıdır, bir çağrıdır. Bugünkü kazanın ardından hâlâ susan, hâlâ kılını kıpırdatmayan herkes, bu ihmaller zincirinin parçasıdır. Ve biz bu zinciri kırmadan durmayacağız.

Gelin, geç olmadan sesimizi yükseltelim. Veliler, öğretmenler, gazeteciler, yerel yöneticiler, kamu emekçileri…

Herkes bu sorunun takipçisi olmalı. Çünkü bu sadece ulaşım meselesi değil; bu çocuklarımızın yaşam hakkı meselesidir.

Ve ülkenin, en büyük kanayan yarasıdır. Bu bir servis aracı değil, bir vicdan sınavıdır. Ve bu sınavda artık sınıfta kalmaya tahammülümüz yok.

İlkokul, ortaokul ve liseye kadar durum aynı. Her yerde çürümüş bir yapı var. Tüm köylerde durum aynı.

Allah aşkına şansa yaşama mı olur? Resmen şansa yaşıyoruz. Nerden tutsak elimizde kalacak.

Bölge halkı, büyük bir kaostan çok şükür can kaybı olmadan kurtuldu. Umarım bir uyanış olur. Hem bölge halkı hem sorumlular için bu bir şans. Herkes üzerine düşeni yapsın. Bu konuda başka söylenecek hiçbir şey yok.

Çocuklarımız kader değil, güvenlik istiyor. Onlar siyaset değil, sorumluluk bekliyor. Biz de bu sorumluluğun peşini bırakmayacağız.

Güneşin Doğduğu Yerden, Herkese Selam Olsun.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Dionysis Dionysiou yazdı: Sıfıra Dönüş Olmadan, Aşamalarla Çözüm – Kıbrıslılar Hangi Çözümü Kabul Edebilir

Eğer Kıbrıslı Rumlar, çözümün uygulandığını, toprakların geri verildiğini, garantilerin...

Dionysis Dionysiou yazdı: Anısına — Tüm Kıbrıslıların Sevgül’ü

Birkaç yıl önce "Politis"teki büromda telefon çaldı. Hattın öbür...

Andreas Parashos: Sevgül Uludağ Kıbrıs’taki tüm kayıpların annesiydi

29 Haziran 2026 tarihinde saat 09.19’da Politis Radyosu’nda yayında...

Mihalis Stavru yazdı: Bu adada sadece biz yaşamıyoruz

“Politis” gazetesinin birkaç gün önceki manşeti, bazılarının yaşadığı yanılsamayı...

Ioannis Tirkides yazdı: Kıbrıs’ın savunma yönelimi: Stratejik bir yanılsama

Haziran 2026'da Kıbrıs ile Fransa arasında imzalanan Asker Statüsü...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,930TakipçilerTakip Et
886AboneAbone Ol

Son eklenenler

George Koumoullis yazdı: AKEL’in sosyal demokrat bir partiye dönüşme vakti geldi

Sol partiler, sağlıklı bir demokrasinin işleyişi için vazgeçilmezdir; çünkü...

Selim Kuneralp yazdı: Kıbrıs: En iyi iyinin düşmanıdır

En iyi iyinin düşmanıdır tabiri hem İngilizce hem de...

L. Doğan Tılıç yazdı: Deniz’ler… Burada ve diri!

Deniz Göktaş, başına ne geleceği çoktan belli olmuşken, memlekete...

Mustafa Kara yazdı: Ölü Deniz’de gölgeyi yargılamak: Şaka bitti mi?

2 Temmuz 2026, İstanbul Havalimanı. Pasaport kuyruğunda, kendi deyişiyle...

Özkan Yıkıcı yazdı: NATO ve Kıbrıs

Garip gelecek, ama gerçek. Hesapta NATO'ya karşıymış gibi konuşanlar,...

‘Erkek aklın nükleer programlarına karşı küresel direniş örülmeli’

Nükleer silahlanmanın iktidar anlayışının en görünür araçlarından biri olduğunu...

Bayazıt İlhan yazdı: Atom bombalarında ölümcül yarış

İki yıl önce OECD’nin 2017 yılından beri üzerinde çalıştığı özgün...

Canlı yayın