iktibasKavel AlpaslanVenezuela’da petrol için savaşın yolu nasıl döşendi? - Kavel Alpaslan

Venezuela’da petrol için savaşın yolu nasıl döşendi? – Kavel Alpaslan

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

Beklenilen oldu ve ABD, uzun süren tehditlerin ardından Venezuela’nın başkenti Caracas’ı havadan bombaladı. Petrol zengini Latin Amerika ülkesi Venezuela, Ağustos ayından bu yana ABD’nin kuşatması altındaydı. 3 Ocak sabahı bu kuşatma gerçek bir bombardımana dönüştü. Venezuela hükümetinden yapılan açıklamalara göre petrol tesisleri ve stratejik noktalar hedef alındı. Dahası ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun evinden alınarak ülke dışına çıkarıldığını açıkladı.

Peki ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin göz göre göre açtığı bu savaşın ardından gelecek süreç nasıl işleyecek? Bu soruyu düşünmeden önce 3 Ocak saldırılarına nasıl gelindiğini hatırlamak gerekiyor.

Uzun soluklu kuşatma

ABD, uzun yıllardır Venezuela’ya yönelik ağır ekonomik yaptırımlar uyguluyordu. Ağustos ayında Beyaz Saray, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu cılız gerekçelerle kurulmuş bir uyuşturucu karteli lideri olarak nitelendirdi. Bu kararın ardından destroyerler, nükleer denizaltılar ve uçak gemilerinden oluşan dev bir ABD filosu Venezuela karasularının hemen yanı başına demirledi. 

Altı ay içerisinde Bölgeye 15 bin ABD askeri sevkedildi, bombardıman uçakları Venezuela sınırında devriyeye başladı, Karayipler’deki ABD üsleri bakıma alındı, Venezuela’nın yanı başındaki Trinidad ve Tobago’ya radar üsleri inşa edilmeye başlandı. Trump ise Venezuela’ya yönelik saldırı tehditlerini geri adım atmadan sürdürdü. 

ABD yığınağı sadece bir gövde gösterisinden ibaret değildi. ABD ordusu, Pasifik ve Karayip Denizinde onlarca tekneye ‘uyuşturucu kaçakçısı’ olduğu iddiasıyla bombalı saldırı düzenledi. Venezuela’nın yanı sıra Meksika ve Kolombiya gibi bölge ülkeleri uluslararası sularda gerçekleşen ve ölümlerle sonuçlanan bu saldırıları ‘suçluluğu kesinleşmemiş kimselere yönelik yargısız infaz’ şeklinde tanımladı ve ‘hukuksuz’ olduğunu dile getirdi.

Venezuela petrolünde hak iddiası

Beyaz Saray bu süreçte casus belli olarak görünürde ‘uyuşturucu kaçakçılığını’ seçse de Venezuela Hükümeti, ülkenin petrol kaynaklarının hedeflendiğini savundu. Nitekim geçtiğimiz ay Trump da ağzındaki baklayı çıkartarak Venezuela petrolleri üzerinde açıkça hak iddia etti. Venezuela’nın petrol rezervlerinden bahsederken ‘kendilerine ait olanı geri istediklerini’ söyledi. 

Aralık ayında Karayip Denizinde Venezuela petrolü taşıyan iki gemiyi ABD’nin askeri bir operasyonla ele geçirmesi, ablukanın asıl nedenini net bir şekilde gösterdi. Üstelik Trump, el koydukları petrolü ‘belki satacaklarını, belki kendilerine saklayacaklarını, kısacası diledikleri gibi kullanacaklarını’ ifade etti. 

Kas gücünün dokunulmazlığı

Korsanlıktan uluslararası sularda yargısız infazlara, tehditten hava saldırılarına… ABD’nin uluslararası deniz hukukundan Birleşmiş Milletler (BM) Tüzüğüne pek çok açıdan hukuksuz sayılabilecek işlediği tüm suçlar büyük bir sessizlik içerisinde gerçekleşti. Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro BM kürsüsünden Trump’ın Latin Amerika işlediği suçlardan dolayı cezalandırılması gerektiğini söylemiş, ardından bir dizi tehditle de kendisi karşılaşmıştı.

Hatta adına ‘uluslararası kamuoyu’ denilen fakat fiilen ‘emperyalist uydular ekseni’ olarak görülebilecek alanda işgale alkış tutan çarpıcı gelişmeler yaşandı. Örneğin prestijini çoktan kaybetmiş Nobel Barış Ödülü bu sene Venezuela burjuvazisinin en vahşi figürlerinden birine, aşırı-sağcı Trump müttefiki Corina Machado’ya verildi. Kendi ülkesine yönelik ABD’nin askeri saldırılarını canı gönülden ve açıkça savunan Machado’nun işbirlikçiliği işgale yol yapmakla da sınırlı kalmadı; kendi iktidarlarında Venezuela petrollerini özelleştirerek başta ABD olmak üzere dünya pazarına açacaklarını ‘müjdeledi’. 

Hatta 3 Ocak saldırılarından sonra Gazze’deki soykırımı ele alış şeklini çok iyi bildiğimiz Batı merkezli burjuva medyanın haberlerinde özne silinerek “ABD hava saldırıları” yerine “Caracas’ta patlamalar” ifadeleri manşetlere çekildi. Sanki nedeni, faili bilinmeyen bir dizi olay yaşanmış gibi! 

ABD petrolü yok pahasına ele geçirmek istiyor

Evrensel Gazetesi’nde Cuma günü, yani saldırıların başlamasından hemen önce York Üniversitesinde uluslararası siyasi ekonomi alanında çalışan Guyanalı Öğretim Üyesi Dr. Tamanisha John ile yaptığımız bir söyleşi bize ABD’nin Venezuela’dan beklentisine “Rejim değişikliği baskılarının bir parçası da Venezuela’dan neredeyse bedavaya veya doğrudan bedavaya ağır ham petrol elde etmektir” sözleriyle dikkat çekiyordu. 

John, ABD’nin ürettiği petrolle Venezuela’nın petrolü arasında farka dikkat çekerek Washington’un ağzını sulandıranın ‘ağır ham petrol’ olduğunu dile getiriyor: “Kısa süre önce öğrendim ki ABD, her ne kadar petrole sahip olsa da’ aslında petrollü şeyl üretiyor. Bu da hem daha hafif hem de ABD’li tüketicilerin ödemek istediğinden daha maliyetli.  ABD’nin sahip olduğu işleme tesislerinin çoğu ise aslında Venezuela’nın ürettiği gibi ağır ham petrolü işliyor ve bu da tüketicilerin cüzdanına çok daha uygun.”

Şimdi ne olacak?

Saldırıların en sıcak anlarında geleceğe dair büyük ve iddialı öngörüler son derece tehlikelidir. Biz de bu hataya düşmemeye çalışarak yaşanan ABD bombardımanını ele almaya çalışalım.

Uzmanlar ABD’nin Venezuela topraklarında askeri bir saldırıya girişmesini Ağustos ayından bu yana tartışıyordu. Giderek daha ciddi bir ihtimale dönüşen savaş ihtimali konusunda herkes hem fikir olsa da bu savaşın nasıl bir savaş olacağı ya da emperyalist saldırganlık karşısında Maduro hükümetinin teslim olup olmayacağı tartışma konusuydu. 

En sık şekilde dile getirilen ihtimal, ABD’nin Haziran ayındaki İran-İsrail Savaşı’na bizzat dahil olup İran’da yaptığı saldırılara benzer şekilde uzaktan müdahalede bulunabileceğiydi. Zira bölgedeki 15 bin civarı ABD askeri personeli her ne kadar çok olsa da Venezuela gibi büyük bir ülkede düzenlenecek geniş çaplı bir kara harekatı için yüz binlerin gerektiği vurgulandı. 

ABD son bir yıl içerisinde Yemen, Nijerya, İran, Suriye gibi pek çok noktada saldırılar düzenledi. Bu yıl emperyalist savaş gündeminin tüm dünyada sıcaklığını arttıracağı da tahminler arasındaydı. Şimdilik Venezuela özelinde nereye varacağını kestirmek güç ancak uzun bir süre gözümüz kulağımız ABD’nin kendi ‘arka bahçesi’ olarak gördüğü Latin Amerika’da olacak.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Kavel Alpaslan yazdı: ABD’liler emekli olmak için Vietnam’a gidiyor: Gerekçe ucuz sağlık

Vietnam, ABD’liler için uzun yıllar ‘savaş hezimetiyle’ anıldı. Şimdiyse...

Kavel Alpaslan yazdı: Mostar’ın sınıfsal fay hatları

Bosna dendiğinde aklımıza başkent Saraybosna’dan önce Mostar’ın meşhur köprüsü...

Kavel Alpaslan yazdı: Komünizm bitti de antikomünizm bitmedi mi?

Geçtiğimiz hafta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ‘aşırı-solu’ güncel...

Kavel Alpaslan yazdı: ‘Aşçı, köfteleri tazele! Ülkemizi NATO’ya kötü göstereceksin!’

Normal şartlarda Ankara, bürokrasi trafiğine alışkın bir kent. Hatta...

Kavel Alpaslan yazdı: NATO neden bir mafya örgütüdür?

Mafya denince gözümüzde canlanan resim sadece ‘yeraltına’ aitmiş gibi...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
4,268TakipçilerTakip Et
1,220AboneAbone Ol

Son eklenenler

Erkan Çavuş yazdı: Sonumuzun gelmesini mi bekleyeceğiz, ayağa kalkarak kendi kaderimizi ellerimize mi alacağız?

80’li yıllardan itibaren reel sosyalizmin yenilgisiyle birlikte dünyada sağ...

Özkan Yıkıcı yazdı: Cumhuriyet bayramlı bir gün yaşadım

Perşembe gününü resmî tatil olarak geçirdim. Doğrusu, havada yağmurun...

Hediye Levent yazdı: İran, Mekke anlaşmasına neden katılmak istiyor?

Bu yazıyı yazdığım saatlerde Katar, ABD-İran savaşının durdurulması için...

Ceren Ergenç yazdı: ‘Avrupa malı’ duvarı ve Türkiye otomotiv sanayi

Fransa ve Almanya, geçen hafta AB otomotiv politikasındaki uzun...

Kansu Yıldırım yazdı: Brezilya’da sınıf ittifakları, devlet ve sol

Lula da Silva, 25 Ekim 2026'daki ikinci turda Flávio...

Özkan Yıkıcı yazdı: İsrail seçimlerinden Brezilya sonuçlarından bir demet

Hafta sonu Brezilya'da yapılan genel seçimler ve dün gerçekleşen...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sarsıntılarla K. Kıbrıs seçim süreci ilerlerken

Ufak ayrıntıyla başlayalım: K. Kıbrıs koşulları siyasal süreçte iki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Önemli kuramla İsrail tartışılmamalıdır

Bugün İsrail sandık başında. Ben yazıyı yazarken seçim hâlâ...

Canlı yayın