iktibasÖzgür GürbüzTürkiye net sıfır hedefine ulaşmak üzere! - Özgür Gürbüz

Türkiye net sıfır hedefine ulaşmak üzere! – Özgür Gürbüz

Orjinal yazının kaynağıbirgun.net

Türkiye Paris Anlaşması’nı imzalarken, 2053 yılında net sıfır emisyon hedefine ulaşma hedefini de açıklamıştı. Belki inanmayacaksınız ama Türkiye bu hedefe, ‘biraz farklı bir yorumla’ 30 yıl önce ulaşmak üzere. AKP-MHP koalisyon hükümetini ve elbette bitmek tükenmez bilmeyen kararnameleriyle bu başarıya destek veren Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da kutlamak gerek.

Net sıfır emisyon, atmosfere bıraktığınız sera gazı kadarını tutmak demek. Termik santraldan, araçlardan çıkan karbondioksiti tutmanın en kolay yolu da fidan dikmek. Ağaçlar fotosentez yoluyla karbondioksiti içlerine hapsedebiliyor, böylece gezegenin daha çok ısınmasına yol açacak seragazları atmosferde birikmiyor. Ülkeler net sıfır hesabı yaparken ellerindeki ormanları karbon tutan yutak alanlar olarak gösterip (aslında hepsinin yeni ağaçlandırılmış orman alanı olması isteniyor) hesaplamada eksi değer olarak kaydediyor. Basitçe söylersek, termik santraldan çıkan karbondioksiti tutacak kadar ormanınız varsa “net sıfır” oluyorsunuz.

Bizim net sıfır öykümüz ise biraz farklı. Güncel bir örnekle anlatalım. Çanakkale’nin Bayramiç ilçesine bağlı Hacıbekirler köyünde Cengiz Holding bir bakır madeni açmak istiyor. Cengiz Holding Kazdağları’nın bu önemli doğal alanında maden açması için alanın üzerindeki ağaçları kesmesi gerek. Madenin yakınında CVK Madencilik’e, Terziler köyünde Koza Altın’a ve Yukarışapçı köyünde Ciner Holding’e ait altın madeni projeleri de var. Bu şirketler hep birlikte Kazdağları’nı maden sahasına çevirip, Türkiye’nin temiz hava deposunu sıfırlamak istiyorlar.

∗∗

Çevreciler, Cengiz Holding’in madeni için bir milyon ağacın kesileceğini belirtiyor. Halbuki Türkiye’nin iddialı net sıfır emisyon hedefine ulaşması için bu ağaçların her birini koruması lazım. Cengiz Holding ise net sıfır hedefini, sıfır ağaç diye anlamış olacak ki itirazlara aldırmadan ağaç kesimine başladı.

Sadece ağaçlar sıfırlanmıyor, net olmak gerek. Cengiz’in maden işletme izin alanı ile Çevre Bakanlığı’nın onayladığı son ÇED (Çevre Etki Değerlendirme) raporundaki alan birbirini tutmuyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile ÇED süreci de bu maden projesiyle sıfırlanıyor.

ÇED raporuna uygun olmayan işletme izni var ama maden ağaçları keserek çalıştırma yolunda ilerliyor. Cengiz Holding, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na da sıfırlıyor.

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, 94 davacı ile madene karşı dava açmış. Dava Danıştay’da ama kepçeler, testereler sahada. Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararı geciktikçe geride kurtarılacak bir şey kalmayacak ancak Danıştay’dan da ses yok. Belli ki o da sıfırlanmış.

∗∗

Cengiz ve diğer şirketlere ait maden sahalarının etrafında insanlar yaşıyor, köyler var, tarım yapılıyor. Dinamitler patlayacak, toz toprak bölgeyi saracak, ormanda yaşayan binlerce canlı ölecek. Amaç insan hayatını, tarımı, yaban hayatı net bir şekilde sıfırlamak olmalı. Türkiye’nin Birleşmiş Milletler’e verdiği son sera gazı envanter raporundaki veriler de bunu gösteriyor.

2017 yılında Türkiye’deki ormanlar ve diğer yutak alanlar toplam 75 milyon ton seragazını tutma potansiyeline sahipti. Elimizdeki son veri olan 2021 yılına baktığımızda bu rakamın 41 milyon tona gerilediğini görüyoruz. Raporda da açıkça belirtildiği gibi, son üç yıldaki yoğun ağaç kesimi Türkiye’nin yutak alanlarının neredeyse yarısını götürmüş. Gizlenemeyecek korkunç bir kayıptan bahsediyoruz. Önümüzde Bakü’de yapılacak iklim konferansı (COP29) var. Umarım toplantıya Türkiye’den katılacak çevre örgütleri, konferansta tüm dünyaya Türkiye’nin bu başarısını Çanakkale örneği üzerinden anlatır.

Net sıfır emisyon hedefi hayal oldu ama net sıfır ağaç politikası neredeyse tutturulmak üzere. Bu gidişe bir dur demek için 9 Kasım Cumartesi günü Çanakkale Bayramiç’te olmak çok önemli. Sıfırı tüketmeden…


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özgür Gürbüz yazdı: Rüzgâr, güneş artıyor ama emisyonlar düşmüyor

Enerji Bakanlığı bir süredir Türkiye’nin yenilenebilir enerji santrallarının kurulu gücünün...

Suudilere, Ruslara var: Halka yok – Özgür Gürbüz

Rusya ile Akkuyu Nükleer Santralı için yapılan anlaşmanın bir benzeri Suudi...

40. yılında Çernobil bize ne anlatıyor? – Özgür Gürbüz

Çernobil nükleer santral kazasının üzerinden 40 yıl geçti. Radyoaktif...

Sürüden ayrılmayı bilmek lazım – Özgür Gürbüz

Dünya tarihinin gördüğü iki büyük petrol krizi de Orta...

Nükleer bahane – Özgür Gürbüz

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı dünyayı üçüncü dünya savaşına...
4,653BeğenenlerBeğen
1,584TakipçilerTakip Et
3,940TakipçilerTakip Et
880AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Kaygan Zeminde Kayganlaşırken, Yaprak Misali Savrulmalar

Senelerdir Ortadoğu başlığında durmadan yazıp çizdik. Bazen ülkeler düzeyinde,...

Mihalis Stavru yazdı: Bu adada sadece biz yaşamıyoruz

“Politis” gazetesinin birkaç gün önceki manşeti, bazılarının yaşadığı yanılsamayı...

Özge Güneş yazdı: Kolombiya’dan kıtaya neofaşist kuşatma

Kolombiya tarihinin en kritik siyasi süreçlerinden birini geride bıraktı. Ülkenin...

Şener Elcil yazdı: Muhalif Olmak

Bir ülkede hükümetlerin görev yapma süresi, muhalefet edenlerin başarısı ile ters...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sızdırtmalardan Öngörülere Kıbrıs

Adamızda yine diplomatlar gezileri başladı. Amaç malum: Kıbrıs sorunu....

Hayri Kozanoğlu yazdı: Trump devrinde merkez bankacılığı

Küreselleşmiş kapitalizm kurgusu içerisinde, özellikle de sermaye akışlarının serbestliği...

Zafer Taşkın yazdı: Alman jeopolitiğinden NATO’ya: Türkeş, Türk Sağı ve antikomünizm

19.yüzyılın sonlarında Almanya, İngiltere ve Fransa gibi geniş sömürge imparatorluklarına...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: “Online” doktor randevusu için bu rezil “site”yi, devlete kim kakaladı?

Dünya; 1980’lerden beridir, “çevrimiçi devlet hizmeti”nin keyfini sürmektedir. Neredeyse yarım...

Canlı yayın