Kıbrıs iktibasLevent AtikoğluTesadüfen kazanılmış sessizlik - Levent Atikoğlu

Tesadüfen kazanılmış sessizlik – Levent Atikoğlu

Orjinal yazının kaynağıAvrupa Gazetesi

Londra’da okurken, üniversite topluluklarında aktif olarak edebi ve görsel çalışmalar yapar, çok kültürlü etkinlikler düzenlerdik. Sinemaya, sanata, edebiyata ilgisi olan diğer fakültelerden öğrenciler, biriyle date’e çıkacaklarında bu etkinlikleri ilk sıraya koyardı.

Bir tür flört başlangıcı olarak görülmesi hoşuma gitmişti bunun. Her şeyi estetik bir jest olarak algılıyorduk belki de. Aradan yıllar geçti, şimdi tüm anlamlı heyecanları “ahlak”, “kural” ve “vicdan” kavramları ışığında inceliyoruz. Yalnızca teorik olarak değil, yaşanılan hatalar üzerinden de düşünürken, o zamanlarda yapılan yanlışlarla yüzleşmenin ne kadar önemli olduğunu da fark ediyoruz.

Her yaşananın bir şekilde geri döndüğünü fark edersek, bu farkındalık sorun ve çatışma çözümüne de olanak sağlar. Gerektiğinde çözüm bulmak, yeni alternatifler önermek, özür dileyebilmek ve hataları tespit etmek de birer erdemdir.

Evet, vicdan belki de tesadüfen elde edilen bir külfettir. En büyük hatalar, gelişmiş bir toplumun adaletine güvenmek kadar olağan olmasa da, kendi bireysel yanılsamalarını suistimal edenler bile bir uyanış yaşamalıdır.

Öyle ya da böyle, işin özünü, sınırların ne kadar geçirgen olduğunu, kararın eninde sonunda bireye kaldığını, ancak uzaklaşınca öğrenebiliriz. Bir vicdan işi ise bunun adı, Cocteau’nun da dediği gibi, “sanatın bizi gerçeğe inandırmak için yalan söylemesi gerektiğini” hatırlayabiliriz.

Hakikati taşımak, onu anlatmak değil; onun ağırlığı altında ezilmeden yaşayabilmektir belki de gerçek özgürlük.

Peki, kalmak bu kadar zorken, insanlıktan uzaklaşan bu dünyada neden dönüp dolaşıp doğduğumuz toprağa geri geliriz ve yüzleşmeden bir dış etkenin bizi kurtarmasını bekleriz?

Belki de kökler yeterince sağlam değildir. Belki de insan, çocukluğunun gölgesinden asla kurtulamaz. Üzeri yıllarca örtülmüş meseleleri açtıkça, herkesin içinde saklı bir travma olduğunu görürüz. Cocteau’nun aynalarında yansıyan her yüz, içimizdeki kırılmayı büyütendir. Hayat adil davranmaz; bu çoktan kanıtlanmıştır. Ama bazen bir pandemi, bir ölüm haberi, bizi birbirimize hatırlatır. O zaman sorular artar: Empati nedir, adalet nedir, kim daha “etik”tir? Kimdir suçlu ve kimin yeri neresidir? Aile ve devlet, bizi koruyan mıdır, yoksa yavaşça körelten mi? Bir yara varsa, onu kapatmakla iyileştirmek arasındaki farkı göremez hale geldiğimizde, sonunda insanın elinde tek bir şey kalır: vicdan.

Peki o, gerçekten vicdan mı, yoksa kazanılmış bir yükü taşıyabilme becerisi midir? Dürüst olmak, dışarıya nasıl görüneceği endişesiyle mi şekillenir, yoksa içte başlayıp içte tamamlanan bir süreç midir?

Belki de sürdürülebilir başarı, çabuk alevlenip çabuk sönenin içinde değil; bireyi işlevselleştiren bağlamlarda, kendini dünyadan bağımsız onarmaktan geçer. Çünkü kazanma ve kaybetme halleri feryadın en yüksek sessizliğiyle bağırarak getirir tüm yüzleşmeleri dize…

Diğer yazıları

“Uyuz Guduz Alameti Da Çok” – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ın işgal altındaki bölgesinde yıllardır kurulan siyasal düzeni anlatmak...

Denizaşırı Odalarda Aklanan Muhalefet: Bir Enkazın Anatomisi – Levent Atikoğlu

Türkiye’nin bütün dertlerinin, kirinin, pasının, her türlü rezilliğinin ve...

21 Aralık propaganda tarihi değildir – Levent Atikoğlu

21 Aralık 1963 ve bu hafta, milliyetçiliğin utanmaz diliyle...

3 Aralık Dünya Engelliler Günü: Hesaplaşma ve yüzleşme vakti – Levent Atikoğlu

Kıbrıs’ta, Türkiye’de, ihmal ve istismar üzerine kurulu işgüzar sistemlerde...

Derya’dan Erhürman’a kapsayıcı barış dili ayarı – Levent Atikoğlu

Canlı yayınların en çarpıcı yanı, samimiyete ve çoğu zaman...
4,446BeğenenlerBeğen
1,532TakipçilerTakip Et
3,956TakipçilerTakip Et
835AboneAbone Ol

Son eklenenler

Türkiye’ye gitmek ya da gidememek: 82 kodlu Kıbrıslı Türkler üzerine – Yonca Özdemir

Geçen haftanın gündemini meşgul eden konulardan biri Cumhurbaşkanı Erhürman’ın...

Seleflerinden Çok Farklı Bir Post-Faşizm – Enzo Traverso

2026 yılında artık hiç kimse faşizmi yalnızca tarihyazımına ait...

Trump Xi’nin Rahle-i Tedrisatından Geçiyor — Cevdet Kadri Kırımlı

Ne nadir toprak elementleri konusunda ne de Trump’ın damardan...

Borcu Borçla Kapatma Ekonomisi – Şener Elcil

İngiltere, Amerika ve Kore’de çalışmış dünyaca ünlü Kıbrıslı ekonomi profesörü arkadaşım George Theoharidis, Türkiye...

Kolombiya’da seçimler – Ertan Erol

Kolombiya 31 Mayıs’ta başkanlık seçimlerinin ilk turuna hazırlanırken adayların...

Mustafa Akıncı Gara Lisdadadır? – Halil Karapaşaoğlu

Gıprızlıların Türkiya’ya girişinin Türkiya tarafından yasaglanmasına, onnarın “terörisd” ilan...

1912 Mayısında Limasol’da Etnik Çatışma ve İlk Ölümler – Niyazi Kızılyürek

1912 yılının Mayıs ayında Limasol’da yaşanan olaylar Kıbrıs tarihinde...

İnsan Kalmakta Direnmek Şiarıyla, 22. Kıbrıs Tiyatro Festivali Başlıyor… – Yaşar Ersoy

En ışıksız, karanlık durumlarda, karamsarlığa düşmeden, “bu toplumdan bir...

Canlı yayın